KÜRDİSTAN VE ORTADOĞU’DAKİ SAVAŞIN GÖLGESİNDE YENİ BİR DİYALOG SÜRECİ
2025 yılı, Ortadoğu’da savaşın ve kaosun derinleştiği, kapitalist hegemonik güçlerin krizlerinin bölgesel haritaları yeniden şekillendirdiği bir dönem olarak tarihe geçti. Kürdistan özelinde yoğunlaşan çatışmalar, Türk devletinin kendi iç dinamikleri ve bölgesel tehdit algılarıyla birleştiğinde, Kürt sorununa yönelik yeni bir diyalog sürecinin fitilini ateşledi. Türk devlet aklının, tehlike çanlarının çaldığını hissettiği bu dönemde, PKK lideri Önder Apo’ya yönelik diyalog girişimleri, beklenmedik bir şekilde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sembolik adımlarıyla başladı. Önder Apo’nun çağrıları ve PKK’nin iyi niyet adımlarıyla şekillenen bu süreç, hem umut hem de çelişkilerle dolu bir seyir izledi.
1 Ekim 2024’ten 3 Temmuz 2025’e kadar yaşanan gelişmelerin ayrıntılı kronolojisini son bölümümüzde sizler için derledik.
1.Bahçeli’nin Sembolik Adımı ve İlk Diyalog Sinyalleri
1 Ekim 2024: MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’nin 28. Dönem 3. Yasama Yılı açılışında, DEM Parti milletvekilleriyle tokalaşarak sembolik bir jest yaptı. Bu hareket, kamuoyunda yeni bir diyalog sürecinin başlangıcı olarak yorumlandı ve tartışmaları alevlendirdi. Bahçeli’nin bu adımı, geleneksel milliyetçi çizgisinden sapma olarak değerlendirildi.
12 Ekim 2024: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bahçeli’nin adımını destekleyen açıklamalarda bulundu. “İç cephe” vurgusu yaparak “Türkiye’nin birlik ve beraberlik hedeflerini güçlendirme” çağrısı yaptı. Erdoğan’ın bu açıklaması, devletin üst kademelerinde bir uzlaşı arayışının sinyali olarak görüldü.
15 Ekim 2024: Bahçeli, MHP’nin TBMM grup toplantısında, Önder Apo’ya tarihi bir çağrı yaptı. Önder Apo’dan PKK’yi feshetmesini isteyen Bahçeli, “Umut Hakkı”nın gündeme getirilmesi gerektiğini belirtti ve “Uzattığım el hesapsız, samimi ve iyi niyetlidir” diyerek niyetini vurguladı.
22 Ekim 2024: Bahçeli, bir sonraki grup toplantısında çağrısını yineledi: “Örgütün lağvedildiğini haykırsın, Umut Hakkı’yla ilgili yasal düzenleme yapılsın ve bundan yararlanmasının önü açılsın.” Bu, sürecin hukuki bir zemine taşınması önerisi olarak dikkat çekti.
2.Çelişkiler ve Gerilimler
23 Ekim 2024: Bahçeli’nin çağrılarına rağmen Türk ordusu, Kürdistan’da gerillaya karşı yasaklı silahlar kullanarak operasyonlarını yoğunlaştırdı. Aynı gün, PKK tarafından üstlenilen bir fedai eylem, Ankara’daki Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TUSAŞ) tesislerine düzenlendi. Bu olay, sürecin kırılganlığını gözler önüne serdi. Aynı gün, 43 ay sonra bir ilk gerçekleşti: Önder Apo, yeğeni Ömer Öcalan ile İmralı’da görüştü. Önder Apo, Bahçeli’nin çağrısını olumlu bulduğunu belirterek, “Koşullar oluşursa bu süreci hukuki ve siyasi zemine çekmeye hazırım” dedi.
30 Ekim 2024: Devletin üst kademelerinden çözüm sinyalleri gelirken, kayyum atamaları devam etti. Bu çelişkili tutum, kamuoyunda devletin samimiyetine dair soru işaretleri yarattı.
31 Ekim 2024: 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde CHP ve DEM Parti’nin “kent uzlaşısı” ile seçilen Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, “terör örgütüne üyelik” suçlamasıyla gözaltına alındı ve belediyeye kayyum atandı.
4 Kasım 2024: İçişleri Bakanlığı, DEM Parti yönetimindeki Mardin, Batman ve Riha’nın Halfeti belediyelerine kayyum atadı. Bu adımlar, diyalog sürecine gölge düşürdü.
3.Diyalogun Yoğunlaşması ve İmralı Görüşmeleri
28 Aralık 2024: DEM Parti milletvekilleri Sırrı Süreyya Önder ve Pervin Buldan, İmralı Heyeti olarak Öcalan’la görüştü. Görüşme, sürecin ilerleyişinde önemli bir adım olarak değerlendirildi.
2 Ocak 2025: İmralı Heyeti, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve MHP lideri Bahçeli ile görüştü. Sırrı Süreyya Önder, “Umutluyuz” açıklaması yaptı. Bahçeli, ziyareti “hayırlı” bulsa da, sürecin “terörsüz Türkiye” hedefiyle sınırlı olduğunu vurguladı.
11 Ocak 2025: Erdoğan, Amed ziyaretinde, PKK’nin “kayıtsız, şartsız silahları bırakarak kendini feshetmesi” gerektiğini söyledi. Aynı gün, İmralı Heyeti, Edirne Cezaevi’nde Selahattin Demirtaş’ı ziyaret etti. Demirtaş, süreci desteklediğini açıkladı.
22 Ocak 2025: DEM Parti İmralı Heyeti, ikinci kez Önder Apo ile görüştü. Önderlik, “Kişisel olarak nerede olduğumun önemi yok, ama süreç için tecrit kalkmalı” dedi. DEM Parti, “Bu süreç herkesi, hepimizi birlikte ve özgürce yaşatacak” değerlendirmesinde bulundu.
4.Bölgesel ve Sivil Toplum Desteği
26 Ocak 2025: Demokratik Bölgeler Partisi öncülüğünde, Amed’de 419 sivil toplum kuruluşu, dernek ve sendika bir deklarasyon yayımladı. Deklarasyonda, “Bölgede yaşayan halkların statüsüz yaşamaya tahammülü kalmamıştır” denilerek, Suriye’deki Kürt yönetiminin tanınması talep edildi.
15-18 Şubat 2025: DEM Parti İmralı Heyeti, Güney Kürdistan’da Mesut ve Neçirvan Barzani ile, ardından Süleymaniye’de Bafil ve Kubat Talabani ile görüşmeler yaptı. Görüşmelerden sürece destek açıklamaları alındı.
5.Önder Apo’nun Tarihi Çağrısı ve PKK’nin Adımları
4 Şubat 2025: DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Önderliğin “tarihi bir çağrı” yapacağını duyurdu ve “Top artık Erdoğan’da” dedi.
6 Şubat 2025: PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, Önderliğin silah bırakma çağrısının içeriğine ve devletin atacağı adımlara bağlı olarak tutum belirleyeceklerini belirtti.
27 Şubat 2025: Önder Apo, İmralı’dan Kürt Özgürlük Hareketi’ne “silahlı mücadeleyi sonlandırma ve örgütsel varlığını feshetme” çağrısı yaptı. DEM Parti heyeti, İstanbul’da bu mesajı kamuoyuyla paylaştı. Önderlik, “Sayın Bahçeli’nin çağrısı ve Sayın Cumhurbaşkanı’nın iradesiyle oluşan bu iklimde, silah bırakma çağrısının tarihi sorumluluğunu üstleniyorum” dedi.
28 Şubat 2025: Bahçeli, Önderliğin çağrısını “baştan sona değerli ve önemli” olarak nitelendirerek, sürecin TBMM zemininde ilerlemesi gerektiğini ifade etti.
1 Mart 2025: PKK, tek taraflı ateşkes ilan etti ve Önder Apo’nun çağrısına uyacağını duyurdu. CHP lideri Özgür Özel, Yeniden Refah Partisi lideri Fatih Erbakan ile görüşerek, Kürt sorununun çözümü için TBMM’de kapsayıcı bir çalışma önerdi.
3 Mart 2025: KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Cemil Bayık, Öcalan’ın iradesini desteklediklerini, ancak devletin somut adımlar atması, yasal güvenceler sağlanması ve Önderliğin fiziki özgürlüğünün şart olduğunu belirtti.
25 Mart 2025: KCK Yürütme Konseyi Eş Genel Başkanı Besê Hozat, “Hukuki zemin olmadan PKK silah bırakmaz” dedi, sürecin kırılganlığına dikkat çekti.
6.Sürecin Zorlukları ve Kayıplar
31 Mart 2025: Önder Apo ve İmralı’daki tutsaklar, Ramazan Bayramı dolayısıyla aileleriyle görüştü.
10 Nisan 2025: DEM Parti İmralı Heyeti, Erdoğan ile görüştü. Görüşme, sürecin devlet nezdinde ciddiyetle ele alındığını gösterdi.
15 Nisan 2025: İmralı Heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder, aort damarının genişlemesi sonucu kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Önder’in vefatı, süreci duygusal ve politik açıdan derinden etkiledi.
21 Nisan 2025: Pervin Buldan ve Faik Özgür Erol, Öcalan ile yeni bir görüşme yaptı. Öcalan, “Süreçle ilgili umutluyum” mesajı verdi ve Sırrı Süreyya Önder için “Türkiye için bilge bir kişiydi” dedi.
3 Mayıs 2025: Sırrı Süreyya Önder’in vefatından sonra, on binlerin katılımıyla cenaze töreni düzenlendi.
7 Mayıs 2025: Bahçeli, DEM Parti’ye taziye ziyareti yaptı. Ziyaret, “birlik ve kardeşlik” mesajı olarak yorumlandı.
7.PKK’nin Fesih Kararı ve Yeni Aşama
9 Mayıs 2025: PKK, 12. Kongresi’nde “tarihi kararlar” alındığını duyurdu. DEM Parti, “Barış ufkuna bir adım daha yaklaşıldı” açıklaması yaptı.
12 Mayıs 2025: PKK, Önderliğin çağrısına uyarak örgütün feshedildiğini ve silah bıraktığını resmen açıkladı. Ancak, sürecin Önder Apo tarafından yönetilmesi gerektiğini vurguladı. DEM Parti, bu adımı “tarihi” olarak nitelendirdi. İçişleri Bakanlığı, açıklamayı “terörle mücadelede dönüm noktası” olarak değerlendirdi, ancak operasyonların süreceğini belirtti.
15 Mayıs 2025: Tuncer Bakırhan, “Kürt meselesinin demokratik çözümü için diyalog kanallarının açık tutulması gerektiğini” söyledi.
18 Mayıs 2025: Öcalan, İmralı’da Buldan ve Erol ile görüşerek, “Kardeşlik hukuku üzerinden yeni bir sözleşmeye ihtiyaç var” dedi.
20 Mayıs 2025: Erdoğan, PKK’nin feshiyle “yeni bir sayfa açıldığını” ifade etti ve toplumsal barış için adımların devam edeceğini belirtti.
25 Mayıs 2025: Özgür Özel, sürecin “şeffaf ve demokratik” yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
7 Haziran 2025: Kurban Bayramı dolayısıyla Öcalan, İmralı’da çocuklarla bir araya geldi ve “Halkımızın kurbansız Kurban Bayramı’nı kutluyorum” mesajını iletti.
25 Haziran – 2 Temmuz 2025: DEM Parti, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’u ziyaret ederek “barış süreci komisyonu” önerdi. Kurtulmuş, öneriyi değerlendireceğini belirtti.
3 Temmuz 2025: DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, sürece dair somut adımların yakında atılacağını ve Güney Kürdistan’da kongre kararlarının uygulanacağını duyurdu. “Daha fazla sorumluluk yükleyen bir aşamaya ilerliyoruz” dedi.
24 Haziran 2025: DEM Parti, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’u ziyaret ederek “barış süreci komisyonu” önerisini sundu. Kurtulmuş, öneriyi değerlendireceğini belirtti.
8.Zirve
11 Temmuz 2025: Süleymaniye yakınlarında tarihi Cesene şikeftinde PKK’nin sembolik silah yakma töreni düzenlendi ve bu, süreçte önemli bir dönüm noktası olarak kaydedildi. Bu tören, “barışın ikinci aşaması” olarak nitelendirildi ve Erdoğan’ın ertesi gün Türkiye’nin tutumunu netleştireceğine dair beklentiler dile getirildi.
18 Temmuz 2025: DEM Parti Milletvekili Çandar, “Kürt varlığı artık inkar edilemez” diyerek, PKK’nin silahsızlanmasının barış sürecinde yeni bir aşamayı temsil ettiğini ve bunun Kürt özgürlüğünün bir ifadesi olarak görüldüğünü belirtti.
1 Ekim 2024’ten 24 Temmuz 2025’e kadar uzanan diyalog süreci, çalkantılı Ortadoğu manzarasında Kürt meselesini çözmek için tarihi ancak kırılgan bir girişim olarak öne çıkmıştır. Bahçeli’nin beklenmedik jestleriyle başlayan ve Önder Apo’nun tarihi çağrısıyla ivme kazanan süreç, PKK’nin feshi ve sembolik silah imha töreniyle zirveye ulaştı. Ancak devam eden askeri operasyonlar, kayyum atamaları ve hukuki güvencelerin eksikliği, devletin çelişkili tutumunu ortaya koyarak sürecin samimiyetine dair şüpheleri artırmıştır.
Sırrı Süreyya Önder’in kaybı önemli bir darbe olsa da, DEM Parti’nin kararlılığı ve Önderliğin liderliği diyalog kanallarını açık tutmuştur. Güney Kürdistan’dan gelen bölgesel destek ve Suriye’deki Kürt statüsünün tanınması için sivil toplumun baskısı, sürecin daha geniş etkilerini vurgulamaktadır.
Kalıcı bir barış için Türk devleti, sembolik açıklamaların ötesine geçerek Önder Apo’nun tecrit koşullarını sonlandırma, kayyum politikalarını durdurma ve Kürt hakları için hukuki bir çerçeve oluşturma gibi somut adımlar atmalıdır. TBMM’de önerilen “barış süreci komisyonu”, parlamenter bir yol sunmakta, ancak başarısı kapsayıcı ve şeffaf bir diyaloğa bağlıdır. Ortadoğu’daki kargaşa ortamında, bu süreç, Önderliğin öngördüğü gibi “kardeşlik hukuku” temelinde yeni bir sözleşme ile Türkiye’nin iç ve bölgesel rolünü yeniden tanımlayabilir; ancak bu, tüm tarafların karşılıklı güven ve sorumluluğa bağlı kalmasıyla mümkün olacaktır.
SON
Özgür AVZEM





