KURDÎ
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Anasayfa
  • Haberler
  • Polİtİk Analİz
  • Araştırmalar
  • Makaleler
  • Tüm Bölümler
    • Dizi Yazı
    • Kadın
    • Özgürlük Perspektifleri
    • Editörden
    • MİT Gerçekleri
    • Röportajlar
    • Dış Basından
    • Serbest Yazılar
KURDÎ
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster

1993’ten Bu Yana Ateşkesler ve Kürt Sorununa Çözüm Arayışları- 4

1999, Önder Apo’nun uluslararası bir komplo ile Türkiye’ye teslim edilmesiyle Kürt Özgürlük Hareketi için bir dönüm noktasıydı.

27 July 2025
Kategori: Araştırmalar, Dizi Yazı
256 16
1.5k
GÖRÜNTÜLEME
Facebook İle PaylaşınTwitter İle Paylaşın

1999: ULUSLARARASI KOMPLO VE DÖRDÜNCÜ ATEŞKES

1999, Önder Apo’nun uluslararası bir komplo ile Türkiye’ye teslim edilmesiyle Kürt Özgürlük Hareketi için bir dönüm noktasıydı. İmralı Zindanı’nda tecrit altında olmasına rağmen Önder Apo, 1993’te başlattığı barış çizgisini derinleştirerek PKK’ye stratejik bir yön verdi. Silahlı mücadele geçici olarak durduruldu, gerilla güçleri sınır dışına çekildi ve demokrasi, diyalog ve barış zeminine odaklanıldı.

1 Ağustos 1999’da PKK, bu doğrultuda tek taraflı bir ateşkes ilan etti. 2 Ağustos’ta silahlı güçlerini Türkiye sınırları dışına çekme kararı aldı ve 1 Eylül’de dördüncü ateşkes resmen başladı. Önder Apo’nun çağrısı üzerine, barış iradesini göstermek için biri dağdan, biri Avrupa’dan olmak üzere 20 kişilik iki barış grubu Türkiye’ye gönderildi. Bu dönemde hareket, neredeyse tamamen savunmacı bir pozisyona geçti ve şiddetten uzak durdu. Beş yıl boyunca Türkiye içinde askeri eylem gerçekleşmedi.

Önder Apo, İmralı’dan sunduğu teorik ve siyasal çerçevede devlete kapsamlı bir çözüm önerisi getirdi. Savunmalarında şu tarihi çağrıyı yaptı: “Çözüm ne silahlı mücadelede ne de teslimiyettedir. Demokratik anayasa temelinde çoğulculuk ve yerinden yönetim ilkeleriyle yeni bir cumhuriyet mümkündür.”

Bu vizyon, Kürt hareketinde köklü bir paradigma değişikliğini temsil ediyordu. Önder Apo, bağımsız ulus-devlet hedefinden vazgeçerek “Demokratik Konfederalizm” modelini önerdi; halkların kendi kendini yönettiği, çok katmanlı, demokratik bir sistemi hedefliyordu. Ancak bu barışçıl çağrılar, MHP, DSP ve ANAP koalisyon hükümeti tarafından “taktiksel oyalama” olarak nitelendirilip reddedildi. 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından dünyada yükselen “teröre karşı” söylemi, hükümet tarafından PKK’ye karşı uluslararası bir hareket geliştirme fırsatı olarak görüldü. Türk ordusunun operasyonları azalsa da, devlet norm dışı güçlerin etkisiyle çözümsüzlük politikalarını sürdürdü, barış fırsatını heba etti.

Devlet, Kürt halkına ve gerilla güçlerine yönelik imha politikalarını devam ettirdi. Aynı zamanda, PKK’yi içten bölme ve tasfiye etme çabalarını yoğunlaştırdı. Önder Apo’nun barış girişimleri, uluslararası güçlerin de desteğiyle tasfiyeci bir yaklaşımla karşılaştı. Ancak Önder Apo’nun İmralı’dan yaptığı etkili müdahaleler, bu tasfiyeci dalgayı kırmayı başardı.

2000: DEMOKRATİK BARIŞ PROJESİ VE ÇÖZÜM ÇABALARI

PKK, 7. Olağanüstü Kongresi’nde Demokratik Barış Projesi’ni karar altına aldı ve barış çağrılarını sürdürdü. Çeşitli tarihlerde somut adımlar atıldı:20 Ocak 2000: Barış Projesi açıklandı.

-4 Kasım 2000: Demokrasi ve Barış için Acil Eylem Planı sunuldu.

-19 Haziran 2001: Yeni bir savaşın önlenmesi ve çözüm sürecinin gelişmesi için acil talepler bildirisi yayımlandı.

-22 Kasım 2002: Acil Çözüm Bildirgesi açıklandı.

-2000 ve 2002: Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı ve tüm siyasal partilere, Kürt sorununun çözümü için mektuplar gönderildi.

Bu adımlara rağmen, Türk devleti imha politikalarını sürdürdü. PKK’nin barış ve diyalog çağrılarını “zafiyet” olarak gören devlet, dışarıda Kürt halkına ve gerillalara yönelik şiddet politikalarını dayatırken, içeride PKK’yi bölme ve tasfiye etme çabalarını yoğunlaştırdı. Önder Apo üzerindeki tecrit de adım adım ağırlaştırıldı. Haftada iki kez yapılan avukat ve aile görüşmeleri önce haftada bire, sonra iki saatten bir saate indirildi. Koster arızası veya hava muhalefeti gibi gerekçelerle görüşmeler haftalarca engellendi; iki-üç ayda bir görüşmeye kadar düştü.

2004: 1 HAZİRAN ATILIMI VE AKTİF SAVUNMA

Temmuz 2003’te KADEK Meclisi, ateşkes koşullarının sağlanması ve silahların bırakılması için üç aşamalı bir yol haritası belirledi. Ancak Türk devletinin artan askeri operasyonları ve Önder Apo üzerindeki baskılar, bu zemini ortadan kaldırdı. PKK, 1 Haziran 2004’te tek taraflı ateşkesi sona erdirdiğini ve misilleme hakkını kullanacağını ilan etti. Bu karar, savaş ilanı değil, 1998’den beri sürdürülen ve anlamsızlaşan ateşkese son verilmesiydi. Gerilla, meşru savunma temelinde aktif mücadele pozisyonuna geçti.

Kongra-Gel Yürütme Konseyi, Eylül 2004’te üç aşamalı Demokratik ve Kalıcı Barış Yol Haritası’nı sundu. Çeşitli çevrelere çözüm çağrıları yapıldı, ancak Türkiye bu önerilere yanıt vermedi; aksine, İran ve Suriye’yi de dahil ederek Kürtler üzerindeki imha politikalarını yoğunlaştırdı. Türkiye, iç kamuoyunda savaşın haksız tarafı olarak tepki çekerken, uluslararası baskılarla da karşılaştı.

2006: BEŞİNCİ ATEŞKES VE BARIŞA YENİ BİR FIRSAT

1 Haziran Atılımı ile PKK’nin etkili eylemleri, Türk devletini zorladı. Dolaylı kanallar üzerinden ateşkes talepleri geldi. Önder Apo, bu talepleri barış için bir fırsat olarak gördü ve PKK’nin en güçlü olduğu dönemde bile barış yolunu tercih etti. 1 Ekim 2006’da PKK, tek taraflı eylemsizlik kararı aldı. Önder Apo’nun önerdiği 10 maddelik barış projesi, çatışmasızlık ortamı yaratmayı ve kalıcı bir çözüm için diyalog zeminini güçlendirmeyi amaçlıyordu. Bu proje, demokratik reformlar, anayasal güvenceler ve karşılıklı güven inşasını içeriyordu. Gerilla güçleri, kendilerine saldırılmadıkça eylem yapmayacak, sadece lojistik faaliyetlerle sınırlı kalacaktı.

Ateşkes koşulları şöyleydi:

-1 Ekim 2006’dan itibaren ateşkes ilan edildi.

-Güçler, imha amaçlı saldırılar dışında silah kullanmayacaktı.

-HPG, lojistik ihtiyaçlar dışında askeri hareketlilikten kaçınacaktı.

-Tüm kadro ve kurumlar, ateşkesin başarısı için çalışacaktı.

Ancak AKP hükümeti, norm dışı devlet aklının kontrolü altında, ateşkese rağmen askeri operasyonları durdurmadı. Yasal düzenlemelerle operasyonlara zemin hazırlandı ve Kürt gerillalarına yönelik imha girişimleri sürdürüldü. 5 Kasım 2007 Washington anlaşmasıyla savaş teskeresi çıkarıldı. Türk ordusu, Medya Savunma Alanları’nı bombaladı ve 21 Şubat 2008’de Güney Kürdistan’a işgal harekâtı düzenledi. Zap’taki gerilla direnişi, ordunun dokuz gün sonra bozguna uğrayarak çekilmesine yol açtı. Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın “Tereyağından kıl çeker gibi çekildik” sözü, bu hezimeti itiraf etti. Devlet, gerillayla sınırlı kalmayıp sivil halkı, sivil toplum örgütlerini ve DTP’yi hedef aldı.

2009: DEMOKRATİK AÇILIM VE ALTINCI ATEŞKES

2009, Kürt sorununun barış perspektifiyle yeniden gündeme geldiği bir yıldı. Önder Apo’nun çabaları, AKP hükümetini diyaloga zorladı. 29 Mart 2009 yerel seçimlerinin ardından KCK, 13 Nisan’dan itibaren çatışmasızlık kararı aldı ve pasif savunmaya geçti. Bu fiili ateşkes, 15 Temmuz ve 1 Eylül’e, ardından Ramazan Bayramı sonrasına kadar uzatıldı. Önder Apo, “Demokratik Çözüm Taslağı” hazırladı; kültürel hakların anayasal güvenceye alınması, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, siyasi temsilde eşitlik ve anadil eğitimi gibi talepler yer aldı.

19 Ekim 2009’da Habur Sınır Kapısı’ndan gelen “Barış Grubu”, çözüm iradesini sembolize etti. Ancak devlet, bu adımı yönetemedi. Medya üzerinden linç kampanyaları başlatıldı, barış grubu üyelerine davalar açıldı, bazıları tutuklandı. KCK operasyonlarıyla 1.740 siyasetçi, yönetici ve sivil toplum temsilcisi tutuklandı; DTP kapatıldı, milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırıldı. “Demokratik Açılım”, “Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi” gibi üstenci bir söyleme dönüştü. Önder Apo’nun, “Güvensizlik duvarı aşılmazsa, tarihsel bir fırsat heba olacak” uyarısı gerçekleşti; diyalog müzakereye dönüşemedi.

2010: ÖNDER APO’NUN ÇEKİLMESİ VE ÇATIŞMALARIN YENİDEN ALEVLENMESİ

31 Mayıs 2010’da Önder Apo, AKP’nin oyalama politikalarına karşı devreden çıktığını ilan etti. KCK, 1 Haziran 2010’da, barış çabalarının AKP tarafından boşa çıkarıldığını ve 13 Nisan 2009’daki eylemsizlik kararını sona erdirdiğini açıkladı. Güçler, aktif savunma pozisyonuna geçti. 70 gün boyunca yoğun çatışmalar yaşandı; Türkiye kamuoyu, savaşın ağır bilançosuyla sarsıldı. Sivil toplum örgütleri, DTK ve BDP, çift taraflı ateşkes çağrıları yaptı. Önder Apo, bu çağrıları dikkate alarak KCK’ye eylemsizlik önerdi.

KCK, 13 Ağustos’tan 20 Eylül’e kadar 40 günlük eylemsizlik kararı aldı.

Koşullar şunlardı:

-Türk devleti operasyonları durdurmalı ve çift taraflı ateşkes sağlanmalı.

-Tutuklanan 1.700 Kürt siyasetçi ve barış grubu üyeleri serbest bırakılmalı.

-Önder Apo’nun üç maddelik çözüm çerçevesinde müzakere başlatılmalı.

-%10 seçim barajı düşürülmeli.

2013: NEWROZ MANİFESTOSU VE YEDİNCİ ATEŞKES

12 Eylül 2012’de cezaevlerinde başlayan açlık grevi, Önder Apo ile görüşme talebini içeriyordu. 68’inci günde Mehmet Öcalan’ın İmralı ziyareti sonrası Önder Apo, “yeni bir dönem” mesajıyla grevlerin bitirilmesini istedi. 21 Mart 2013’te Amed Newroz’unda okunan mektubu, barış umutlarını zirveye taşıdı: “Artık silahlar sussun, fikirler konuşsun. Kürtler ve Türkler, bin yıllık kardeşliğin gereğini yerine getirmelidir.”

KCK, 23 Mart’ta ateşkes ilan etti ve 8 Mayıs’ta geri çekilme sürecini başlattı. 11 Temmuz’da TBMM’den geçen “Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun”, 15 Temmuz’da yasalaştı. İmralı Heyeti genişletildi, çalışmalar yasal güvence altına alındı.28 Şubat 2015’te Dolmabahçe Mutabakatı açıklandı. Önder Apo’nun 10 maddelik barış çerçevesi, kadın özgürlüğünden yerel demokrasiye uzanan bir manifestoydu. Önder Apo, PKK’yi silah bırakma kongresine davet etti. KCK, bu çağrıyı “tarihi” olarak niteledi. Ancak Erdoğan’ın, “Dolmabahçe doğru değildi” açıklaması ve Suruç Katliamı (20 Temmuz 2015) gibi olaylar, süreci çökertti. Önder Apo’nun, “Masa dağılırsa çatışmaların önüne geçmek zor olur” uyarısı gerçekleşti.

2015 SONRASI: ÇATIŞMALAR VE AĞIR TECRİT

2015 yazı, kent savaşları, sokağa çıkma yasakları ve yerinden edilmelerle yeni bir karanlık dönemin başlangıcı oldu. Önder Apo üzerindeki tecrit, 2011’den beri engellenen avukat görüşmelerinin ötesine geçti; 2015’ten sonra iletişim tamamen kesildi. İmralı’daki mutlak tecrit, barış mesajlarının kamuoyuna ulaşmasını engelledi. 2016 darbe girişimi sonrası OHAL, tecridi sertleştirdi; HDP eş başkanları tutuklandı, belediyelere kayyum atandı.2019’da sınırlı avukat görüşmeleri (2 ve 22 Mayıs) umut yaktı. Önder Apo’nun, “Barış bir haftada sağlanabilir” mesajı yankı buldu, ancak devlet kalıcı adım atmadı. 2015-2020, Önder Apo’nun susturulmaya çalışıldığı, savaş siyasetinin hâkim kılındığı bir dönem oldu.

2021-2025: KÜRESEL DİRENİŞ VE TECRİDE KARŞI MÜCADELE

2021’de Önder Apo üzerindeki tecrit, Türkiye’deki demokrasi krizinin sembolü haline geldi. 2023’te “Abdullah Öcalan’a Özgürlük, Kürt Sorununa Siyasi Çözüm” kampanyası, 74 merkezde küresel bir hareket oldu. Önder Apo’nun Demokratik Konfederalizm modeli, küresel krizlere alternatif sundu. CPT raporlarına rağmen tecrit sürdü; “Öcalan yaşıyor mu?” sorusu tartışıldı. Rojava’daki Demokratik Özerklik, Önder Apo’nun paradigmasını yaşattı. 2024-2025’te Amed, Van ve Batman’da kitlesel yürüyüşler, “Tecride Son, Barışa Yol” şiarıyla gerçekleşti. Devletin sessizliği, Önder Apo’nun çözümdeki merkezi rolünü pekiştirdi.

BÖLÜM 1 İÇİN TIKLAYINIZ

BÖLÜM 2 İÇİN TIKLAYINIZ

BÖLÜM 3 İÇİN TIKLAYINIZ

BÖLÜM 5 SON: Kürdistan Ve Ortadoğu’daki Savaşın Gölgesinde Yeni Bir Diyalog Süreci

Özgür AVZEM

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

Paylaş212Paylaş132
Önceki yazı

Kaçırılan Alevilerin Götürüldüğü Yerleri Deşifre Ediyoruz- ÖZEL HABER

Sonraki Haber

Demokratik Toplum Manifestosu Ve Yeni Dönem Perspektifi-1

Son HABERLER

Araştırmalar

BAE’nin Suriye Hamlesi Ve Türkiye’nin Rahatsızlığı- ÖZEL DOSYA

Yayınlayan Ari Tufan
31 May 2026
0
1.5k

Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) ekonomik...

Daha fazla okuDetails

Rusya-Türkiye-Çin İş birliği: İran’a Drone ve Hizbullah’a Silah Desteği- HABER ANALİZ

29 May 2026
1.6k

HTŞ MİT’ten Aldığı IMSI Yakalayıcıları Rojava’ya Yerleştiriyor- ÖZEL HABER

14 May 2026
1.9k

Güç Dengelerinin Dönüşümünde Türkiye’nin Konumu ve Kürt Sorunu- 2

13 May 2026
1.6k

Öne Çıkan Yazılar

  • ShamCash Uygulaması — Telefonunuzda Gerçekte Ne Yapıyor?- ÖZEL HABER

    553 Paylaşım
    Paylaş 221 Paylaş 138
  • Devşirme Kişiliği ve Kimlik Yabancılaşması

    539 Paylaşım
    Paylaş 216 Paylaş 135
  • Sanatçı Mem Ararat Ne Yapmak İstiyor?

    729 Paylaşım
    Paylaş 292 Paylaş 182
  • BAE’nin Suriye Hamlesi Ve Türkiye’nin Rahatsızlığı- ÖZEL DOSYA

    540 Paylaşım
    Paylaş 216 Paylaş 135
  • MİT ve Parastin’ın Kirli Planını Deşifre Ediyoruz!- ÖZEL HABER

    919 Paylaşım
    Paylaş 368 Paylaş 230

ShamCash Uygulaması — Telefonunuzda Gerçekte Ne Yapıyor?- ÖZEL HABER

Rojhilat İttifakı: Uluslararası Toplum, İran’ın İdam Suçlarına Karşı Tutum Almalıdır

HPG: Önderliğimizin Özgürlüğünü Sağlama Hedefinden Sapmayacağız

Devşirme Kişiliği ve Kimlik Yabancılaşması

BAE’nin Suriye Hamlesi Ve Türkiye’nin Rahatsızlığı- ÖZEL DOSYA

Rusya-Türkiye-Çin İş birliği: İran’a Drone ve Hizbullah’a Silah Desteği- HABER ANALİZ

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi | Lekolin

© 2025 Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

KÜRDİSTAN ARAŞTIRMALAR MERKEZİ

  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Yorum İlkesi

Takip Et

Tekrar hoşgeldiniz!

Hesaba giriş

Şifrenizimi unuttunuz?

Tüm alanlar zorunludur

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Oturum aç