KURDÎ
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Anasayfa
  • Haberler
  • Polİtİk Analİz
  • Araştırmalar
  • Makaleler
  • Tüm Bölümler
    • Dizi Yazı
    • Kadın
    • Özgürlük Perspektifleri
    • Editörden
    • MİT Gerçekleri
    • Röportajlar
    • Dış Basından
    • Serbest Yazılar
KURDÎ
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster

Hasta Adam: Türkiye

Bugün itibariyle Osmanlı Devleti’nin yüz yıl önce yaşadığı sürecinin bir benzerini şimdi Türkiye Cumhuriyeti Devleti yaşıyor. Osmanlı Devleti’nin yüz yıl önce yaşadığı sorunların belki de daha ağırını şu anda Türkiye Cumhuriyeti yaşıyor.

4 January 2026
Kategori: Politik Analiz
276 12
1.6k
GÖRÜNTÜLEME
Facebook İle PaylaşınTwitter İle Paylaşın

Son yüz yılı boyunca Osmanlı Devleti hegemonik devletlerce hep ‘Hasta Adam’ olarak nitelendirildi. Neye dayanarak bu niteleme yapıldı peki? İç sorunlarından, ekonomiye, ekonomiden toplumsal sorunlara, toplumsal sorunlardan teknik ve sanayi de geri kalmaya, eğitim düzeninin bozukluğundan kamusal alanda yaşanan yozlaşma ve çürümeye, yine toplumda yaşanan ahlaki çöküntü ve siyasi kaosun sürekli sorun üretmesi ve iktidar ve yönetim sorunlarının çözülememesi bütün bunlara bağlı Devletin işlevsiz hale gelmesinden ötürü Osmanlı Devleti artık hasta adam sıfatı ile tanımlanıyordu. Bu hasta adam nitelemesine bağlı olarak hegemonya savaşı yürüten devletlerin bir numaralı hedefi haline gelmişti. Bütün devletlerin toplanma sebebi, konferansların ana konusu Osmanlı Devleti’nin paylaşım meselesi olmuştu. Ve sonuç olarak Osmanlı Devleti İttihat ve Terakki Hükümeti tarafından büyük bir hayalcilikle Birinci Paylaşım Savaşına büyük komplo ile sokuldu.  Osmanlı Devleti iki cephe dışında bütün cephelerde yenilerek fiili olarak tarih sahnesinden ortadan kalktı. Hasta Adam; Osmanlı Devleti Mondros Mütarekesi ve Sevr Antlaşması ile hukuki olarak da Ceset hükmünde bir devlet konumuna düşürüldü. Osmanlı bakiyesinden Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Kürt ve Türklerin Ortak mücadelesi ile kuruldu. Fakat uluslararası ve ulusal komplolarla Kürtler Devletten dışlanıp yok sayıldı ve yüz yıl boyunca bir soykırım sürecine tabi tutuldu.

Bugün itibariyle Osmanlı Devleti’nin yüz yıl önce yaşadığı sürecinin bir benzerini şimdi Türkiye Cumhuriyeti Devleti yaşıyor. Osmanlı Devleti’nin yüz yıl önce yaşadığı sorunların belki de daha ağırını şu anda Türkiye Cumhuriyeti yaşıyor.

Kısaca değinirsek;

Yoğun bir siyasi ve yönetim krizi yaşanıyor. Bütün mekanizmaların bir adama bağlandığı sistem ciddi bir kaos yaşıyor. Buna bağlı olarak derin bir ekonomik kriz yaşayan Devlet toplumsal krizini de her geçen gün derinleştiriyor. Bu ekonomik ve toplumsal krizlere bağlı olarak toplumda muazzam bir çürüme yaşanıyor. Akşam bültenlerinde yayınlanan haberlerin bize gösterdiği tablo tam anlamıyla kontrolünü kaybetmiş, çetelere teslim edilmiş bir devlet görünümü veriyor. Her gün cinnet halinde yaşayan toplum sürekli suça sürükleniyor. Teknik ve sanayi alanında gelişme var gibi gösterilse de tamamen dışa bağımlı olan Türkiye kısa süreli bir ambargo yaşaması halinde bu alanda tam anlamıyla bir felç geçireceği ortadadır. Bu alanda da ciddi bir kriz hali olmasına karşın bu saklanıyor. Her ne kadar saklanmak istense de ABD ziyaretinde Hakan Fidan’ın “Kaan Uçağı” hakkında yaptığı açıklama yaşanan kriz halini ortaya koymaya yetti. Çelişkiler, çatışmalar ve krizler derinleştikçe bu alanda yaşanan kriz, bunalım ve yolsuzluklar çok daha fazla ve açıktan ortaya saçılacaktır.

Kamusal alanda yaşananlar ise tam anlamıyla çöküşün fotoğrafı gibidir. Bal tutan parmağını yalar misali kamusal alana kümelenen küçük bir klik hem toplumun değerlerini hem de devletin kaynaklarını sömürüyor. Ve bunu büyük bir aymazlıkla ve saklama gereği duymadan yapıyor. Bu alanda yaşanan rant savaşı ve çatışmaları yargı alanında da kendini ortaya koyuyor. Devletin içine kümelenmiş klikler her gün yargı eliyle birbirlerine operasyon çekiyorlar. Yargıda yaşanan bu kriz zaten kırıntısı dahi olmayan hukukun tamamen ortadan kalkmasına zemin hazırlıyor. Eskiden Kürtlere uygulanan uygulamalar bütün Türkiye halkına uygulanmaya başlandı. Bu durumun yarattığı tepkiler görünmüyor gibi olsa da toplumda ciddi bir patlama hali yaşanıyor.

Eğitim sisteminin yap-boz tahtası gibi sürekli değiştirilmesi devletin gelecek kaynağı olan gençleri tüketmekten başka bir işe yaramıyor. Eğitim sisteminin geldiği nokta itibariyle hem tarihine yabancı hem toplumuna yabancı hem de geleceği belirsiz bir neslin yaratılmasına neden oluyor ki bu da devletin geleceğinin de karanlık olmasına neden oluyor.

DIŞ POLİTİKADAKİ SIKIŞMIŞLIK VE İZOLASYON

Bunlar Türkiye’nin yaşadığı iç sorunlar bunlara mukabil dışarı da yaşadığı sıkışmışlık hali iç sorunların da sürekli katmerleşmesine neden oluyor. İsrail’in her alanda Türkiye’yi sistemin dışına itme çabaları Türkiye’nin hegemonya savaşında sürekli kan kaybetmesine neden oluyor. Avrupa her ne kadar Türkiye ile ilişkilerini sürdürmek istese de gelinen nokta itibariyle Türkiye’nin arkasında duracak gücü bulamıyor. Bu da Türkiye’nin sürekli dış politikada savrulmalar yaşamasına sebep oluyor. Bir yandan ABD sorgulanırken Çin ile ilişkilerin zemini hazırlanmaya çalışılıyor; diğer yanda NATO şemsiyesini kaybetmek istemezken Hakan Fidan’ın vizyonsuz dış politikasından dolayı Türkiye istenmeyen ve sorunlu devlet kategorisine alınmış durumdadır. Buna alternatifler aranırken Türkiye’nin her çaldığı kapı yüzüne kapanıyor. Geçen yıllarda Şangay İş birliği Örgütüne müracaat eden Türkiye burada ağır bir aşağılanmayla karşı karşıya kaldı. Reddedilmekle kalmayan Türkiye güvenilmez ülke ilan edildi. Yine 2021 yılında Hindistan’da gerçekleştirilen Enerji Hattı ve Yeni Dünya Düzeni toplantısında Türkiye sistemin dışına itildi.

Son süreçlerde Suriye’de yaşanan olaylarda aparat olarak kullanılmak üzere sistemde kısmi yer verilse de kendisine hegemonya savaşında İsrail, Türkiye’nin Ortadoğu’da nefes almasına asla izin vermiyor ve vermeyecek gibi görünüyor. Zira İsrail yetkililerinin son dönemdeki tüm açıklamaları Türkiye’yi hedef alan çerçevedeydi.

Yine ABD ile yaşanan çelişkiler Türkiye’yi en fazla zorlayan olayların başında geliyor. Her ne kadar Erdoğan Trump’tan meşruiyet alsa da Türkiye devlet olarak büyük kayıplar yaşadı. İsrail’in konumu zımni olarak kabul edildi. Karşılığında Türkiye’ye biraz nefes alma şansı verildi. Kıbrıs’ta yaşanan son olaylar yine bize gösterdi ki Türkiye hem Akdeniz’de hem de Ortadoğu’da ciddi bir kırılma yaşadı ve yaşamaya devam edecek. Buralardaki konumu sürekli sarsılan Türkiye içeriye yönelmek zorunda kaldı.

Bütün bunları üst üste koyduğumuzda ve Kürdistan’da yaşanan savaşın sonuçlarını da göz önünde bulundurduğumuzda Türkiye’nin de bir “Hasta Adam” pozisyonunda olduğunu net bir şekilde belirtebiliriz. Türkiye Osmanlı’nın yaşadığı sorunların birebir aynısını yaşıyor. Hatta daha ağırını yaşıyor. Kürtler ile yeni bir ittifak arayışı ile kendini çöküşten kurtarmaya çalışıyor fakat Türkiye Cumhuriyet’in kuruluş kodları ile yetişmiş kadroları ve siyasetçileri bu durumu bir türlü sindiremiyor ve kabullenemiyor. Kürtleri ontolojik olarak kabul edip Devlete ortak olmaktansa Devletin yıkılmasını tercih eden bir anlayış var. Şu anda devletin içerisinde bu iki klik arasında derin ve ağır bir çatışma yürüyor. Bu çatışma Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkılışa her an daha da yaklaştırıyor. Eğer bu çatışma yakın zamanda neticelenmez ya da kuruluş kodları ile yetişmiş faşist klik kazanırsa devletin yıkılması artık kaçınılmaz olacak ve Türkiye önümüzdeki süreçte yoğun çatışmaların ve savaşların sahnesi olacak. Önderlik bu durumun önüne geçmek için muazzam bir çaba ve emek veriyor fakat Devletin bunu anladığını çok zannetmiyoruz. Önderlik bu Hasta Adamı tedavi etmek ve kurtarmak istiyor, Hasta Adam ise ölümde ısrar ediyor.

Sonuç olarak; tarihi bir sürecin içinden geçiyoruz. Önderlik bu sürece Kaos Aralığı dedi. Bu kaos aralığından ne çıkacağı belli değil. Görünen odur ki Türkiye uçuruma koşar adımlarla ilerliyor.

Zinar PÎRAN

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

Paylaş224Paylaş140
Önceki yazı

Türk Destekli Grupların İçinde Yer Alan DAIŞ’liler- ÖZEL HABER

Sonraki Haber

Suriye’ye Türk Müdahalesi: İşgalden Parçalanmaya

Son HABERLER

Politik Analiz

Irak ve Suriye’de Kürtlere Yönelik Stratejik Tehditler

Yayınlayan Militan Rêhat
14 June 2026
0
1.6k

Türkiye, DAIŞ’in kuruluşundan itibaren doğrudan...

Daha fazla okuDetails

Yeni Bir Ortadoğu Düzeni Mi? -2

7 June 2026
1.6k

Yeni Bir Ortadoğu Düzeni mi?-1

6 June 2026
1.7k

Irak ve Suriye’de DAIŞ’in TC Destekli Dönüşü- HABER ANALİZ

5 June 2026
1.7k

Öne Çıkan Yazılar

  • Gizli Hücreler Harekete Geçme Talimatı Aldı- ÖZEL HABER

    608 Paylaşım
    Paylaş 243 Paylaş 152
  • Kürt Toplumunda Toplumsal Akıl, Politik Birikim ve Yapısal Zafiyetler -2

    522 Paylaşım
    Paylaş 209 Paylaş 131
  • Irak ve Suriye’de Kürtlere Yönelik Stratejik Tehditler

    575 Paylaşım
    Paylaş 230 Paylaş 144
  • Emperyalist Komploya İlişkin Bazı Notlar

    11488 Paylaşım
    Paylaş 4595 Paylaş 2872
  • TC Savaş Suçu İşlemeye Devam Ediyor!- ÖZEL DOSYA

    11416 Paylaşım
    Paylaş 4566 Paylaş 2854

Kürt Toplumunda Toplumsal Akıl, Politik Birikim ve Yapısal Zafiyetler -2

Gizli Hücreler Harekete Geçme Talimatı Aldı- ÖZEL HABER

Toplumsal Aklın Bireysel Akıldan Farkı ve Kurumsal Önemi-1

Demokratik Komünal Toplum Manifestosu- Bölüm 2

Irak ve Suriye’de Kürtlere Yönelik Stratejik Tehditler

Karayılan: Önder Apo Özgür Olmalı ve Kürt Halkının Varlığı Yasallaşmalı

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi | Lekolin

© 2025 Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

KÜRDİSTAN ARAŞTIRMALAR MERKEZİ

  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Yorum İlkesi

Takip Et

Tekrar hoşgeldiniz!

Hesaba giriş

Şifrenizimi unuttunuz?

Tüm alanlar zorunludur

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Oturum aç