KURDÎ
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Anasayfa
  • Haberler
  • Polİtİk Analİz
  • Araştırmalar
  • Makaleler
  • Tüm Bölümler
    • Dizi Yazı
    • Kadın
    • Özgürlük Perspektifleri
    • Editörden
    • MİT Gerçekleri
    • Röportajlar
    • Dış Basından
    • Serbest Yazılar
KURDÎ
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster

Suriye’ye Türk Müdahalesi: İşgalden Parçalanmaya

Bağımsız bir Suriye siyasi sürecini temsil etmesi gereken bu hükümet, fiilen kendi iradesinden yoksun hale gelmiş ve güvenlik, siyasi hatta medya söylemi tercihlerinde bile Türkiye tarafından çizilen sınırlar içinde hareket etmektedir.

5 January 2026
Kategori: Makaleler
279 3
1.6k
GÖRÜNTÜLEME
Facebook İle PaylaşınTwitter İle Paylaşın

Suriye krizinin patlak vermesinden bu yana, Türk müdahalesi marjinal veya geçici bir faktör olmaktan çıkıp, gerek coğrafi, gerek siyasi gerekse Suriye’nin sosyal yapısı üzerindeki etkisi bakımından çatışmanın seyrini şekillendiren en belirgin ve etkili dış müdahalelerden birine dönüşmüştür. Ankara, kendini pazarlamaya çalıştığı gibi sadece “bölgesel aktör” veya “garantör” rolünü oynamakla yetinmemiş, fiilen Suriye’nin iç işlerinin detaylarına müdahale eden ve Suriye’nin birliği ve egemenliği pahasına kendi stratejik çıkarlarına hizmet edecek şekilde güç dengelerini yeniden şekillendiren kontrol sahibi bir güç konumuna geçmiştir.

TÜRKÇÜ SİSTEMATİK POLİTİKALAR DAYATILIYOR

Bu müdahale, Efrin, Serêkaniyê, Girê Spî (Tel Abyad) ve Halep’in kuzey ve kuzeydoğu kırsalının bazı bölgelerini kapsayan geniş Suriye topraklarının doğrudan askeri işgali ile başlamaktadır. Bu bölgeler geçici veya şartlara bağlı bir askeri varlığa tabi tutulmamış, aksine demografik yapının değiştirilmesi, Türk yönetiminin dayatılması, Türk lirasının kullanıma sokulması, hizmet ve ekonomik altyapının Türk kurumlarına bağlanması ve nihayetinde Suriye’nin ulusal egemenlik ilkesinin açık bir ihlali olarak Türk müfredatının dayatıldığı sistematik politikalara maruz kalmıştır.

Ancak coğrafi işgalden daha tehlikeli olan, Türkiye’nin Suriye’nin siyasi karar alma mekanizmasının içine yayılmasıdır. Özellikle de, “Geçici Hükümet” olarak adlandırılan ve Hey’et Tahrir el-Şam tarafından yönetilen yapı üzerindeki doğrudan ve dolaylı hakimiyeti yoluyla. Bağımsız bir Suriye siyasi sürecini temsil etmesi gereken bu hükümet, fiilen kendi iradesinden yoksun hale gelmiş ve güvenlik, siyasi hatta medya söylemi tercihlerinde bile Türkiye tarafından çizilen sınırlar içinde hareket etmektedir. Bu gerçeklik, onu geçici bir siyasi oluşum olmaktan çıkarıp, Türkiye’nin Suriye stratejisi içinde işlevsel bir araca dönüştürmektedir.

Bu nüfus, en çarpıcı şekilde Türkiye’nin Suriye’nin iç anlaşmalarına müdahalesinde, başta da Geçici Hükümet ile Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi arasında imzalanan anlaşmada kendini göstermektedir. Bu anlaşmanın, kapsamlı bir ulusal çözüm için perspektif açan Suriyeli-Suriyeli bir diyalog yönünde bir adım olarak görülmesi gerekirken, Ankara siyasi ve askeri olarak engellemeye girişmiş, kendi vesayeti dışındaki her türlü iç yakınlaşmayı kendi projesine doğrudan bir tehdit olarak görmüştür. Bu davranış, Türkiye’nin Suriye krizine çözüm aramadığını, aksine süreçleri kontrol etmeye ve kendisine uzun vadeli bir nüfuz garantilemeyen herhangi bir çözüm formülünü engellemeye çalıştığını teyit etmektedir.

TÜRKİYE, SURİYE’Yİ KENDİSİNE BAĞLI BİR VALİLİK OLARAK GÖRÜYOR

Bu siyasi hakimiyet, Ankara’ya bağlı paralı askeri grupların (Ahrar-uş Şarkiyye ve El-Mu’tasım, El-Hamzat Tugayları vb.) askeri rolünden ayrı düşünülemez. Bu gruplar şeklen “Suriye Savunma Bakanlığı” adı altında çalışsalar da, gerçekte emirlerini, finansmanlarını ve silahlarını Türkiye’den almaktadır. Bu gruplar, öldürme, kaçırma, yağmalama ve iç çatışmaların yanı sıra Kuzey ve Doğu Suriye bölgelerine yönelik tekrarlanan saldırıları da içeren uzun bir ihlaller ve suçlar zincirinden sorumludur. “Suriye” ismini taşımalarına rağmen, hareketleri ve görevleri yalnızca Türk gündemine hizmet etmekte, bu da onları bir istikrar aracı değil, bir kaos unsuru haline getirmektedir. Sözün özcesi; Türkiye Suriye’yi her yönüyle kendisine bağlı bir valilik olarak görüyor denilse yeridir.

Ankara’nın Kuzey ve Doğu Suriye bölgesine yönelik tekrarlanan saldırıları ve açık tehditleri, belirli bir tarafı değil, farklı bir siyasi ve sosyal modeli hedef alan sistematik bir düşmanlık politikasını açıkça ortaya koymaktadır. Çok milliyetlilik, dini çeşitlilik ve toplumsal katılımı temsil eden Özerk Yönetim, Türkiye’nin tekçi ve dışlayıcı güçler aracılığıyla dayatmayı amaçladığı modelin doğrudan karşıtını oluşturmaktadır. Bu nedenle Ankara, bölgeyi sürekli bir yıpratma durumunda tutmak için tehdit dilini, insansız hava araçlarını ve silahlı grupları kullanmaktadır.

Türkiye’nin Suriye’nin iç işlerine müdahalesi sadece bir egemenlik ihlali olmakla kalmayıp, aynı zamanda her türlü gerçek siyasi çözümün önündeki en belirgin engellerden birini teşkil etmektedir. Bölünmeleri derinleştirmekte, mezhep çatışmalarını körüklemekte, Suriye bileşenleri arasında güven inşasını engellemekte ve siyasi anlaşmazlıkları askeri çatışmalara dönüştürmektedir. Ayrımcılık politikaları, demografik değişim ve kapsayıcı bir ulusal proje pahasına aşırı veya bölücü güçleri destekleme yoluyla Suriye’nin sosyal dokusunun parçalanmasına doğrudan katkıda bulunmaktadır.

Sonuç olarak; bu çok yönlü ve derin Türk müdahalesinin devam ettiği bir ortamda Suriye krizine bir çözümden söz etmek mümkün değildir. Mevcut politikalarıyla Türkiye, çözümün bir parçası değil, krizin devam etmesinde başlıca bir unsurdur. Herhangi bir ciddi siyasi süreç, öncelikle dış müdahalelerin, başta da Türk müdahalesinin durdurulmasından ve ülkenin birliğini koruyan, çeşitliliğini muhafaza eden ve uzun yıllara dayanan parçalanma ve dışa bağımlılığa son verecek bağımsız bir Suriyeli-Suriyeli diyaloğunun önünün açılmasından başlamak zorundadır.

Ekrem BEREKAT

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

Paylaş219Paylaş137
Önceki yazı

Hasta Adam: Türkiye

Sonraki Haber

Halep, İdlib ve Humus Üçgeninde DAİŞ’in Yeniden Yapılanması- HABER ANALİZ

Son HABERLER

Makaleler

TC Soykırım Siyasetinden Hala Vazgeçmemiştir!

Yayınlayan Lêkolîn
28 May 2026
0
1.5k

Yüz yılı aşkın inkâr rejiminin...

Daha fazla okuDetails

Baba İhsak’tan Sırrı’ya, Adıyaman’ın Direniş Geleneği

23 May 2026
1.6k

Ortadoğu’nun Yeni Hesaplaşma Sahnesi: Suriye’nin Zorlanan Geleceği

21 May 2026
1.6k

Sanatçı Mem Ararat Ne Yapmak İstiyor?

17 May 2026
2.1k

Öne Çıkan Yazılar

  • ShamCash Uygulaması — Telefonunuzda Gerçekte Ne Yapıyor?- ÖZEL HABER

    551 Paylaşım
    Paylaş 220 Paylaş 138
  • Devşirme Kişiliği ve Kimlik Yabancılaşması

    539 Paylaşım
    Paylaş 216 Paylaş 135
  • Sanatçı Mem Ararat Ne Yapmak İstiyor?

    729 Paylaşım
    Paylaş 292 Paylaş 182
  • BAE’nin Suriye Hamlesi Ve Türkiye’nin Rahatsızlığı- ÖZEL DOSYA

    540 Paylaşım
    Paylaş 216 Paylaş 135
  • MİT ve Parastin’ın Kirli Planını Deşifre Ediyoruz!- ÖZEL HABER

    919 Paylaşım
    Paylaş 368 Paylaş 230

ShamCash Uygulaması — Telefonunuzda Gerçekte Ne Yapıyor?- ÖZEL HABER

Rojhilat İttifakı: Uluslararası Toplum, İran’ın İdam Suçlarına Karşı Tutum Almalıdır

HPG: Önderliğimizin Özgürlüğünü Sağlama Hedefinden Sapmayacağız

Devşirme Kişiliği ve Kimlik Yabancılaşması

BAE’nin Suriye Hamlesi Ve Türkiye’nin Rahatsızlığı- ÖZEL DOSYA

Rusya-Türkiye-Çin İş birliği: İran’a Drone ve Hizbullah’a Silah Desteği- HABER ANALİZ

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi | Lekolin

© 2025 Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

KÜRDİSTAN ARAŞTIRMALAR MERKEZİ

  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Yorum İlkesi

Takip Et

Tekrar hoşgeldiniz!

Hesaba giriş

Şifrenizimi unuttunuz?

Tüm alanlar zorunludur

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Oturum aç