Kasım 2025’te Colani’nin ABD ziyareti, Suriye’nin DAIŞ karşıtı koalisyona katılması ve Mezzeh Havaalanı’nın ABD, İngiliz askeri uçakları için kullanımına izin verilmesi sonrası Şam hükümetine bağlı HTŞ içerisinde derin radikal-ılımlı çatlak derinleşti.
14 Mayıs 2025 tarihinde Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da Colani iktidarı ve ABD başkanı arasında yapılan görüşmeler sonrası DAIŞ’e bağlı kanallar ve bu görüşmeleri kabul etmeyen HTŞ içerisindeki yabancı uyruklu çeteler Colani’yi “cihad”a ihanetle suçladı.
Bilindiği üzere 9 Aralık gecesi Şam’daki Mezzeh Askeri Havaalanı’na roketli saldırı düzenlendi. Daha önce İsrail tarafından birçok kez bombalanan Mezzeh hava üssüne yönelik son saldırı İsrail tarafından üstlenilmedi. Suriye resmi haber ajansı “SANA” Şam hükümetine bağlı güvenlik güçlerinin soruşturma başlattığını roketlerin fırlatıldığı bölgede 4 adet ilkel roket rampası bulunduğu ve saldırının kimliği belirsiz kişiler tarafından yapıldığını belirtti.
SALDIRI PLANI HTŞ KOMUTANLARINDAN
Lekolin.org olarak edindiğimiz bilgilere göre 9 Aralık gecesi Mezzeh Askeri Havaalanı’na yapılan saldırının failleri her ne kadar açıklanmasa da bizzat HTŞ içerisinde üst düzey görevlerde yer alan komutanlar tarafından planlandı ve pratiğe konuldu. Mezzeh saldırısının planının Enes El-Dmranî ve Mutesm El-Rîfa’î adlı HTŞ komutanları tarafından yapıldığı öğrenildi.
Yukarda belirtilen 4 ilkel roket rampanın taşınmasında ise Mustafa El-Betah adlı kişi görevlendirildi. İsimlerine ulaştığımız ve HTŞ komutanları tarafından planlanan saldırının uygulayıcıları ise Mihemed Cehîm, Zeibî El-Belûl ve İsmail El-Saûr adlı kişilerdir.
Bu saldırının arkasında HTŞ içindeki aşırı radikal çete grupları ve çetebaşları yer alırken son dönemde Colani’nin dış politikalarına şiddetle karşı çıkıyor. Bu gruplar, Colani’yi “İslam şeriatını ihlal etmekle” suçluyor ve onun Batı ile diyaloglarını ve İsrail’le dolaylı anlaşmalarını reddediyor.
MİT FAİLLERİN GİZLENMESİNİ İSTEDİ
Güvenilir kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre saldırının hemen ardından talimat gönderen MİT, HTŞ istihbaratından olayın gizli tutulmasını istedi. Aksi takdirde HTŞ içinde büyük bir iç çatışma ve parçalanma yaşanabileceği uyarısı yaptığı öğrenildi.
Ayrıca, Mezzeh Havaalanı, ABD ve İngiltere’ye ait askeri uçakların sıkça indiği bir nokta olmasından kaynaklı Amerikan ve İngiliz istihbarat ekiplerinin MİT’ten bu saldırı hakkında detaylı bilgi istediği ortaya çıktı. Bunun üzerine MİT’in saldırıyı İsrail ve DAIŞ kalıntılarını suçlayacak şekilde olayı tersine çeviren bir rapor hazırladığı bilgisine ulaşıldı.
PALMİRA SALDIRISI BU PLANIN DEVAMI MI?
13 Aralık’ta Palmira yakınlarında, ABD ordusu “kilit lider görüşmesi” yapmak için Tedmur’a gittiği sırada HTŞ’li bir çete tarafından hedef alındı; 3 kişi yaşamını yitirdi. ABD, saldırının ardından Tedmur’da 11’den fazla HTŞ’li “güvenlik görevlisini” gözaltına aldı.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), güçlerinin yanıt vermesi sonucu saldırıyı düzenleyen kişinin öldürdüğünü duyurdu. CENTCOM, saldırıyı düzenleyenin DAİŞ çetesi olduğunu duyursa da Mezzeh saldırısında olduğu gibi HTŞ içerisindeki yetkililer tarafından planlandı ve gerçekleştirildi.
Reuters’a üç yerel yetkiliye dayandırdığı haberinde, saldırıyı HTŞ’li bir güvenlik yetkilisinin düzenlediğini duyurdu. HTŞ’nin İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Nureddin el-Baba, El-İhbariye’ye yaptığı açıklamada, bu kişinin “güvenlik güçlerinde liderlik düzeyinde bir görevi olmadığını” iddia etti. “10 Aralık’ta bu saldırganın aşırılıkçı fikirler taşıyabileceğine dair bir değerlendirme yapılmıştı ve kendisi hakkında Pazar günü bir karar verilmesi bekleniyordu” dedi. Şam rejimi daha sonra bu açıklamasını geri çekip, bölgede bir DAIŞ saldırısı olasılığı konusunda uyarıda bulunduğunu ancak “Koalisyon’un Şam’ın uyarılarını dikkate almadığını” savundu. Ancak Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), saldırıyı düzenleyenin Şam’a bağlı güvenlik yetkilisi olduğunu doğruladı.
Ayrıca AFP’ye konuşan bir güvenlik kaynağı ise saldırıyı düzenleyen kişinin Tedmur sorumlusu “Ebu Cabir” kod adlı Ebu Sufyan El Şeyhin yardımcısı olmakla birlikte İçişleri Bakanlığı’na bağlı Genel Güvenlik Teşkilatı’nda 10 aydır görev yaptığını ve Palmira’dan önce farklı şehirlerde çalıştığını aktardı.
Tüm bu saldırılar MİT ve HTŞ tarafından gizlenmeye çalışılsa da HTŞ içindeki derin çatlakları bir kez daha gözler önüne serdi.




