• Türkçe
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
  • RUPELA GIŞTÎ
  • NÛÇE
  • ANALÎZÊN SIYASÎ
  • LÊKOLÎN
  • GOTAR
  • Hemû beş
    • Ji Edîtor
    • Jin
    • Perspektîfên Azadiyê
    • Rêze Nivîs
    • Rastiyên MIT
    • Hevpeyvîn
    • Ji Çapemeniya Derve
    • Nivîsên Azad
  • RUPELA GIŞTÎ
  • NÛÇE
  • ANALÎZÊN SIYASÎ
  • LÊKOLÎN
  • GOTAR
  • Hemû beş
    • Ji Edîtor
    • Jin
    • Perspektîfên Azadiyê
    • Rêze Nivîs
    • Rastiyên MIT
    • Hevpeyvîn
    • Ji Çapemeniya Derve
    • Nivîsên Azad
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
Turkçe
Anasayfa Beşên GOTAR

VARLIK VERGİSİ, VARLIK FONU

Yayınlayan Cemal Şerik
4 January 2021
Kategori: GOTAR
260 14
A A
Kürtlerin En Doğal ve Demokratik Hakkı
Facebook İle PaylaşınTwitter İle Paylaşın
FacebookX

 ‘Varlık vergisi’ sözcük olarak Türkiye’de en çok 1942 yılında hükümet kurmakla görevlendirilen Şükrü Saraçoğlu döneminde kullanılmaya başlandı. Buna neden olan da aynı yıl içerisinde (11 Kasım 1942) meclise sunduğu ‘varlık Vergisi’nin kabul edilmesiyle birlikte yürürlüğe konulmuş olmasıydı. ‘Varlık Fonu’ ise Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan tarafından gündeme getirilerek uygulamaya konuldu. Nasıl ‘varlık vergisi’ zamanında en çok konuşulan sözcükler arasında yer almışsa, ‘varlık fonu’ sözcüğü de günümüzde aynı düzeyde kullanılır bir hale geldi.

Her iki sözcüğün farklı zamanlarda çok kullanılmasının nedenleri vardı. Bunların başında, farklı zamanlarda kullanılmış olmasına rağmen ortak bir karaktere sahip olmaları ve mal varlıklarının el değiştirerek üzerlerine yeni bir tekelin kurulmuş olması gelmekteydi.

Bu kanunlardan ilki İkinci Dünya Savaşı diğeri de Üçüncü Dünya Savaşı içerisinde çıkarılmıştır. Altların da imzası olan Şükrü Saraçoğlu ve R.T. Erdoğan’ın da benzer kişilik özelliklerine ve zihniyet yapısına sahip olmaları söz konusudur. Her ikisi de faşist ve kafatasçısıdır. Şükrü Saraçoğlu’nun o zaman dile getirdiği ‘ Biz Türk’üz, Türkçüyüz ve daima Türkçü kalacağız. Bizim için Türkçülük bir kan meselesi olduğu kadar … bir vicdan ve kültür meselesidir. ….. İsteğimiz sadece Türk milletinin hakimiyetidir’ sözleriyle R.T. Erdoğan’ın bugün sarf ettiği ‘Tek Devlet, Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan’ sözleri de var olan bakış açılarındaki benzerliği göstermektedir.

‘Varlık vergisi’ kanunu çıkarıldığında ‘olağanüstü savaş koşullarının yarattığı yüksek kârlılığı vergilemek’ gerekçe olarak açıklanmış olsa da, hedefinde iç pazara hakim olan Müslüman olmayan toplukların elinde bulunan mülke/sermayeye el koymak vardı. İkinci Dünya Savaşı da böylesi bir kararın alınmasında son derece elverişli koşullar oluşturmuştu. Yapılan bu el koymalar sonucunda da neredeyse zamanın Türkiye bütçesine yakın bir meblağ elde edilirken, vergilerini ödeyemeyenlerde köle haline getirilerek kamplarda çalışmaya gönderilmişlerdi. Ancak bu ırkçı, faşist el koyma ve köleleştirme kararı uzun ömürlü olmadı. Uluslararası alanda yaşanan tepkiler karşısında daha yılını doldurmadan uygulanamaz hale geldi.

R.T. Erdoğan döneminde çıkarılan ‘Varlık fonu’ da aynı şekilde bir el koyma kanunu olma gibi bir özellik taşımaktadır. Fakat bu sefer hedefinde Müslüman olmayan toplulukların elinde olan mülke, sermayeye el koymak yoktur. Zaten daha önceki dönemlerde bu el koyma işleri büyük oranda tamamlanmıştır. R. T. Erdoğan’ın iktidarı döneminde muhalif olarak gördükleri sermaye sahipleriyle birlikte geriye kalanları da sonradan bir biçimiyle halledilmişlerdir. ‘Varlık fonu’ kanunuyla kâr getiren ‘kamu ortaklığı’ ya da ‘kamu kuruluşu’ olma özelliğine sahip olan bankalara, petrol, petro-kimya vb. işletmeler doğrudan R.T. Erdoğan’ın ve yardımcısı olarak belirlediği damadı Berat Albayrak’ın kontrolü altına alınarak, Sayıştay vb. dahil her türlü kurumsal yapıların denetimin dışına çıkarılmışlar ve Kürdistan halkına karşı yürütülen özel-kirli savaşın hizmetinde sınır tanımayan harcamalarının kaynağı haline getirilmiştir. Bu yönüyle bir nevi ‘örtülü ödenek’ statüsü içerisine alınmıştır. Sadece bununla da kalmayarak özel-kirli savaşın hizmetine sunduğu ‘Varlık Fonu’yla, Şükrü Saraçoğlu’nun yaptığının bir benzeri daha gerçekleştirilmiş ve yaptıklarının bir benzeri tekrarlanmıştır. Şükrü Saraçoğlu ‘Varlık Vergisi’adıyla Müslüman olmayanlardan el konulan servetin %70’ini bir devlet politikası olarak oluşturulmaya çalışılan ‘üst sınıfların’ varlıklarına eklerken, R.T. Erdoğan’da ‘Varlık Fonu’ ile de el değiştiren kamu mülklerinin tamamınıetrafında toplanan, özel-kirli savaş harcamalarının yapılmasında aracı olarak kullandıklarına devrederek; mal, mülk, para edinerek ‘varlıklılar’ sınıfına dahi olmalarını sağlamıştır. Bir başka deyişle de kendi ‘sermaye’darlarını oluşturmuştur. Ancak üzerinden fazla bir zaman geçmeden adeta dibi delik bir kova olan özel-kirli savaş harcamaları, ‘Varlık Fonu’na devredilen banka, endüstri, işletme vb.lerini zarar eder, açık verir bir hale getirmiş, Borsa İstanbul’da olduğu gibi hisseleri Katar vb. devletlere devredilerek daha farklı tartışmaların önünü açmıştır.

Gelinen aşamada, birbirine benzer iki farklı tarihte yürürlüğü konulmuş olsalar da, ‘Varlık Vergisi’ ve ‘Varlık  Fonu’ ortak özellikler ifade eden adeta bir madalyonun iki yüzü gibi olan kanunlar olarak Türkiye siyasal tarihi içerisinde yerlerini almıştır. ‘Varlık Fonu’da ‘Varlık Vergisi’ gibi çok kısa sürede deşifre olarak toplum nezdinde teşhir olmuştur. R.T. Erdoğan’ın kamera karşısına geçerek mali konularda yaşanan krizin nedenlerini soranlara, eleştirilerde bulunanlara yönelik verdiği cevapta; Kürdistan ve Türkiye halklarına karşı yürütülen özel-kirli savaşta kullandıkları mermilerin maliyetini sorur hale gelmesi de yaşadığı sıkışmanın bir göstergesi olarak yaşanmıştır. Mevcut durumda da özel-kirli savaş ‘Varlık Fonu’ dahil edilenleri de tüketerek geride bir şey bırakmamıştır. Bunun bir sonucu olarak da R.T. Erdoğan çok açık ve doğrudan uluslararası para piyasasının kapılarında el-avuç açar bir hale gelmiştir.

Sonuçta ‘Varlık Fonu’ yokluğun, konkordatonun adı olmuştur.

Cemal ŞERİK

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

Önceki yazı

IRAK SAHNESİNDE KAZIMİ OYUN KURANMI PİYON MU?

Sonraki Haber

2021’E BİR DE BU CEPHEDEN BAKALIM-MAKALE

Benzer Haberler

Rewşa Dawî ya Îranê û Pêşbîniyên Gengaz
GOTAR

Rewşa Dawî ya Îranê û Pêşbîniyên Gengaz

10 July 2026
Qirker Dîsa Vedigerin Peravê…
GOTAR

Qirker Dîsa Vedigerin Peravê…

27 June 2026
Di Civaka Kurd De Aqilê Civakbûyîn, Berhevkirina Siyasî û Lawaziyên Pêkhatî – 2
GOTAR

Di Civaka Kurd De Aqilê Civakbûyîn, Berhevkirina Siyasî û Lawaziyên Pêkhatî – 2

18 June 2026
Sonraki Haber
2021’E BİR DE BU CEPHEDEN BAKALIM-MAKALE

2021’E BİR DE BU CEPHEDEN BAKALIM-MAKALE

Nivîsên Ku Derdikevin Pêş

  • Em Toreke din a Sîxûrên MÎT û Parastinê Aşkere Dikin- NÛÇE TAYBET

    Em Toreke din a Sîxûrên MÎT û Parastinê Aşkere Dikin- NÛÇE TAYBET

    587 Paylaşım
    Paylaş 235 Paylaş 147
  • Öcalan: Kürtler Arasında Kan Dökülmesin

    671 Paylaşım
    Paylaş 268 Paylaş 168
  • KÜRDİSTAN’DA COĞRAFYA VE KÜLTÜR

    568 Paylaşım
    Paylaş 227 Paylaş 142
  • Hevkariya MÎT’ê Bi Îranê Re û Planên wê yên Derbarê Eşîran de – NÛÇE ANALÎZ

    501 Paylaşım
    Paylaş 200 Paylaş 125
  • KCK: Em ê hesreta berxwedêrên 14’ê Tîrmehê pêk bînin!

    501 Paylaşım
    Paylaş 200 Paylaş 125

KCK: Gelê me yê Rojava wê destketiyên xwe li ser xeta Rêber Apo biparêze û bi pêş ve bibe!

Şoreşa 19’ê Tîrmehê: Hafizeya Gel, Destkeftî û Dersên Ji Bo Pêşerojê

Kalkan: Mifteya Aştiyê Îmraliyê Ye, Divê Rêya Siyasetê Were Vekirin

Hevkariya MÎT’ê Bi Îranê Re û Planên wê yên Derbarê Eşîran de – NÛÇE ANALÎZ

Mîrateya Hz.Birahîm, Kurd, Cihû û Li Rojhilata Navîn Lêgerîna Aştiya Demokratîk

Di Germahiya Tîrmehê De Azadî

  • DERBAR DE
  • PEYWENDÎ
  • HEMÛ NIVÎS
LÊKOLÎN

© NAVENDA LÊKOLÎNÊN STRATEJÎK A KURDISTANÊ 2025

Tekrar hoşgeldiniz!

Hesaba giriş

Şifrenizimi unuttunuz?

Tüm alanlar zorunludur

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Oturum aç

Add New Playlist