• Türkçe
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
  • RUPELA GIŞTÎ
  • NÛÇE
  • ANALÎZÊN SIYASÎ
  • LÊKOLÎN
  • GOTAR
  • Hemû beş
    • Ji Edîtor
    • Jin
    • Perspektîfên Azadiyê
    • Rêze Nivîs
    • Rastiyên MIT
    • Hevpeyvîn
    • Ji Çapemeniya Derve
    • Nivîsên Azad
  • RUPELA GIŞTÎ
  • NÛÇE
  • ANALÎZÊN SIYASÎ
  • LÊKOLÎN
  • GOTAR
  • Hemû beş
    • Ji Edîtor
    • Jin
    • Perspektîfên Azadiyê
    • Rêze Nivîs
    • Rastiyên MIT
    • Hevpeyvîn
    • Ji Çapemeniya Derve
    • Nivîsên Azad
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
Turkçe
Anasayfa Beşên GOTAR

Öz Savunma Neden Gereklidir?

Yayınlayan Lekolin
15 March 2020
Kategori: GOTAR
253 10
A A
Öz Savunma Neden Gereklidir?
Facebook İle PaylaşınTwitter İle Paylaşın
FacebookX

29 Eylül 2018 Cumartesi Saat 06:06

Öz savunma denildiğinde bir insan ya da topluluğun veya bir hayvan ya da hayvan grubunun yaşamına ya da kendisine ait olana karşı yönelen bir saldırı karşısında kendisini koruması akla gelir.

Öz savunma denildiğinde bir insan
ya da topluluğun veya bir hayvan ya da hayvan grubunun yaşamına ya da kendisine
ait olana karşı yönelen bir saldırı karşısında kendisini koruması akla gelir. O
halde saldırı pozisyonunda olana bir şeye karşı bir canlının kendisini koruması
için geliştirdiği yada kendisinde var olduğu mekanizmayı kullanma biçimi de
diye biliriz. Tarihsel olarak ele aldığımızda ise doğadaki tüm canlıların doğal
yapılanmasında mutlaka bir savunma mekanizması bulunmaktadır. Bu durum, yaşamın
sürdürülmesi önünde ortaya çıkabilecek engelleri aşmaya yönelik olarak
şekillenmiştir. Kirpinin okları, gülün
dikeni, kartalın gagası ya da pençesi, kedinin tırnağı, ya da birçok duyu
organının gücü gibi örnekler bu konuda sıralanabilir. Bu durum gösteriyor
ki,  doğal olarak farklı canlılar
ortamında adına ne denilirse denilsin, var olan biyolojik-genetik düzenlemeler
birinci dereceden yaşamın sürdürülmesiyle ilgili oluyor.

Bu da gösteriyor ki Tüm canlıların var oluşundan bu yana sistematik
olarak yaşamlarını sürdürmeleri için geliştirdikleri farklı farklı savunma
biçimlerini pratiğe koymasıdır. Özellikle insanların doğumundan belirli bir
yaşa kadarki süre içinde dış etkenlere karşı savunmasız kaldığı ve canlarına
son vermeye kadar gittiği görülmektedir. Buda gösteriyor ki özellikle
insanların gerek doğal gerekse insanların saldırılarına karşı yaşamlarını
sürdüre bilmeleri için çeşitli savunma mekanizmaları ortaya çıkarmaları
gerekmektedir. özellikle Kılan ve Kabilelerin öncesinde dış etkenlerden
korunmak için insanların mağaralarda kalmaları yada dağın yüksek zirvelerinde
barınmaları gelişmişti. Tabi sonrasında doğada yaşanan yırtıcı hayvanlara karşı
savunma araçlarının geliştirilmesi vb. şeylerin gittikçe yaygınlaşması
olmuştur. Anlaşıldığı gibi öz savunmanın insanlarda kalınan koşul ve yaşanan
süreç karşısında geliştiğini söylesek yerinde olacaktır.

Ya Kendini Savunur Yada Yok Olma İle Karşı Karşıya Kalınır

Bir ceylanın yada bir tavşanın savunma biçimi olan duyarlılık çoğu zaman kendisini
saldırılara karşı korumuştur. Yada bir insanın dış saldırılara karşı araç ve
gereçleri geliştirip kullanmaları yaşamlarını sürdürmelerini sağlamıştır.
Düşünsene duyarsız olan bir tavşanın yada bir ceylanın ne kadar rahat yok
edilebileceğini biliyoruz. Aslında diye biliriz bir insanında saldırılar
karşısında savunmasız kaldığında ölüm ile sonuçlandığı kesindir. O halde bir
tehdit olan “saldırıya karşı ya karşılık verip kendini savunursun yada yok
olursun kavramı bilmek lazım. Yani bir eko sistem olan dünyanın her hangi bir
zincir halkasından kopmamak lazım. Bir atomun moleküllerinden ayrılmadığı gibi…
aynı şekilde doğal savunma biçiminden olan ağacın mevsimlere karşı yaprak
dökmesi, gülün dış tehditlere karşı dikenin olması canlı kalmak için yaptığı
mücadele biçimidir. O halde insanlarında dış tehditlere karşı savunma
mekanizmasını geliştirme mecburiyetindedir. Bu durumun tersine
bakıldığında  diye biliriz ki bir çok
kabilenin günümüze kadar gelememesi 
baskı ve saldırılar karşısında her hangi bir savunma mekanizmasını
oluşturmamasından kaynaklandığını yerinde bir tespit olur.

Öz savunmayı Geliştirmeyen Bir Bireyin Ya da Bir Tolumun  Tarihi Tekerrür Eder

Bir toplumun ahlaki ve politik yeteneklerini özgür kılan ve koruyandır. O
halde öz savunma bir canlı kalmayı sağlamak bir yandan ise yaşadığı ve inandığı
değerler çerçevesinde özgürce yaşamayı sürdüre bilmesi için gerekli olan bir
savunma mekanizmasıdır. Öz savunmanın özüne dönüldüğünde aslında varlık yokluk
kavramı ile bir bütündür. Ya kendini savunur korur var olursun ya da aksine
ebediyen yok olursun.

Tabi biz buna sadece askeri tarafından bakmamalıyız. Siyasi, askeri, kültürel
yani bireyi ve toplumu özgür kılabilecek her türlü savunma mekanizmasını esas
almak lazım.  Öz savunma denildiğinde
sadece askeri yönü ele alındığında yetersiz ve zayıf kalacaktır. Özellikle
kültürel olarak güçlü bir şekilde öz savunmayı geliştirmediğinde toplumu
gerçeğinden uzaklaştırıp bitme noktasına kadar getirecektir. Hatırlatılması
için insanların Neolitikte kendi değerlerini ve topraklarını korumak için Kewan
timleri adında savunma timlerini oluşturmuştu. Ancak şuana bakıldığında bu tür
savunma sistemin yok denilecek kadar azdır. Zaten soykırım ve asimilasyon politikası
da bundan dolayı gelişmiştir. İktidar gücü karşısında öz savunmayı
geliştirmeyen topluluk, ya asimile edilip özünden uzaklaştırılmış ya da
soykırımdan geçirilip varlığı süpürülmüştür. Bu gerçeklikle karşılaşan türde
çok sayıda örnekler verebiliriz. Türkiye’de onlarca dil ve kültürden bazıları
olan Asur, Kıldan, Laz ve Kürtçenin tamamen olmasa da büyük bir kısmı asimile
olmuştur. Dili ile var olan bir topluluk savunmayı geliştirmediğinde yok
olmayla karşı karşıya kaldığını
toplumlar tarihinde sayısız örnekleriyle karşılaşmışız. Özellikle Türkiye de gelişen tekçi zihniyet birçok
kültürü yok olmayla karşı karşıya bırakmıştır. Resmi dilin Türkçe olması ve
birçok alanda dillerin konuşmayı yasaklanması o toplumun yok olmasına neden
olmuştur. O halde diye biliriz ki öz savunmayı toplumun tüm değerlerini koruma açısında doğal bir ve hayati bir
ihtiyaç olarak geliştirilmesi gerekiyor.

Aksi taktirde kozmos bir kültürün yaşandığı dünyada makineleşen bir
toplum ve kendisini inkar eden bir birey ile karşı karşıya kalırız. Buna örnek
ise kürtlüğünü inkar eden Kürt, Türk olarak kendisini gören Laz olup çıkarız. Yani
insanın var oluşundan buy yana gelişen kültür ve değerlerin tamamen pasifleşip
sadece günlük kullanılan pasif bir araç haline gelecektir.

 Orta Doğuda Öz Savunmasız Kalan
Kürtler

Yukarıda da değindiğimiz gibi öz savunma Bir toplumun ahlaki ve politik
yeteneklerini özgür kılan ve koruyandır. Bunu esas aldığımızda o zaman Kürtler
ahlaki ve politik yeteneklerini pasif bırakmış bitme derecesine kadar
gelmiştir. Hatta faşist TC’nin yaydığı Kürtlerin kart kurttan geldiği cümlesine
bile bakarsak yeterli olacaktır. Bu tür anlayışlar karşısında savunmayı geliştirmeyen
Kürt topluluğu kadim bir kültürü olduğu halde kart kur ile nitelendirilmesi her
şeyi açığa koymuştur. Ya kendini savunursun yada bitersin cümlesi esastır.
Gelenek ve göreneklerini korumak, dil ve inançlarını korumak tamamen öz
savunmaya girmektedir. Özellikle dil ve kültür yönünde toplumun kendisini
geliştirip yaygınlaştırması faşist ve emperyalist güçlere karşı kendisini
koruya bilecektir. Tabi buda eğitim ile mümkündür. Topluma hitap edecek bilgi
ve düşünceleri yayarak  dil ve kültürünü
esas alacak şekilde eğitimler vermek vb gelişmeler öz savunmayı
geliştirecektir. Tabi bunun aksi, şuan ki gerçeğimizi ortaya koymaktadır. Sümerlerin
dikili taşlarından yazılı tarihi olan kadim tarihe sahip Kürtler kart kurt tan
geldiği nitelendirilmiştir.

Nüfusu 50 milyonu bulan Kürt halkının azınlık olarak görülmektedir. Özellikle
orta doğu güçleri içinde Kürtler ve kürtlük kavramı geçmemesi şaşırtıcı
gelmemelidir. Buna benzer Laz’ın Asuri ve keldan’ların  da yok olmaları ile aynıdır. Askeri siyasi ve
kültürel bakımından savunmasız kalan Kürtler ve Kürdistan yüz yıllardır asimile
edilmeye ve yok olmaya mahkum edilmiştir. Siyasi ve askeri olarak tanınmaması
yetmiyormuş gibi bide Kasrı şirin ve Saykspikos antlaşması ile tamamen
parçalatılmıştır. Eğer Kürtler içinde öz savunma gelişmiş olsaydı bütün
bunların olması mümkün olmayacaktı. Kültür ve inançları doğrultusunda özgürce
yaşayacağı kesindi. Buna örnek vermek gerekirse en son Rojava ve Bakür Kürdistanda
gelişen öz savunma direnişlerinin Kürt halkını tekrardan kökünden yeşetmiştir.
Canavarlaşan sistem karşısında fedaice direnen toplumun gerçeği ortaya
çıkmıştır. Kubani, Şengal, Sur, Cizir, Nusaybin vb. yerlerde özgürlük şiyarı
ile bilinçleştirilen toplum canı pahasına toprağını savuna bilmiştir. Kültür ve
Ahlakını yok sayan sisteme inat kendisini geliştiren eğiten toplumun mühteşem
direnişleri aslında bir toplumun öz savunmayı nasıl geliştirebileceğine örnek
olmuştur.

Yani diyebiliriz ki bir toplumun yaşamını özgürce sağlaya bilmesi için
kesinlikle öz savunmayı geliştirmesi gerekir. Kültürel ahlaki değerlerin
tamamen koruya bilmesi ve ben varım diye bilmesi için ideolojik ve politik bir
toplum yaratılmalıdır. Buda eğitim ve öz savunmanın en üst zirveye getirilmesi
gerekmektedir.

Reçber Şerzan

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com – www.lekolin.org – www.lekolin.net –
www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html-
http://kursam.net/index.html

Etiketler: araştırmakurdiKurdishkurdistanLekolinozsavunmaTurkishTürkiye
Önceki yazı

3. Dünya İstihbarat Savaşları

Sonraki Haber

Erdoğan’ın Bitmişlik Sendromu ve Kayyumlar

Benzer Haberler

Hêza Bêdeng a Şoreşê
GOTAR

Hêza Bêdeng a Şoreşê

20 July 2026
Rewşa Dawî ya Îranê û Pêşbîniyên Gengaz
GOTAR

Rewşa Dawî ya Îranê û Pêşbîniyên Gengaz

10 July 2026
Qirker Dîsa Vedigerin Peravê…
GOTAR

Qirker Dîsa Vedigerin Peravê…

27 June 2026
Sonraki Haber
Erdoğan’ın Bitmişlik Sendromu ve Kayyumlar

Erdoğan’ın Bitmişlik Sendromu ve Kayyumlar

Nivîsên Ku Derdikevin Pêş

  • KÜRDİSTAN’DA COĞRAFYA VE KÜLTÜR

    KÜRDİSTAN’DA COĞRAFYA VE KÜLTÜR

    572 Paylaşım
    Paylaş 229 Paylaş 143
  • Hevkariya MÎT’ê Bi Îranê Re û Planên wê yên Derbarê Eşîran de – NÛÇE ANALÎZ

    503 Paylaşım
    Paylaş 201 Paylaş 126
  • Öcalan: Kürtler Arasında Kan Dökülmesin

    671 Paylaşım
    Paylaş 268 Paylaş 168
  • Mîrateya Hz.Birahîm, Kurd, Cihû û Li Rojhilata Navîn Lêgerîna Aştiya Demokratîk

    498 Paylaşım
    Paylaş 199 Paylaş 125
  • Em Toreke din a Sîxûrên MÎT û Parastinê Aşkere Dikin- NÛÇE TAYBET

    588 Paylaşım
    Paylaş 235 Paylaş 147

Hêza Bêdeng a Şoreşê

‘Qanûneke Ku Ji Rêbertî Heta Bi Şervanan Her Kesî Tevlî Siyaseta Demokratîk Dike, Divê Bê Derxistin’

KCK: Gelê me yê Rojava wê destketiyên xwe li ser xeta Rêber Apo biparêze û bi pêş ve bibe!

Şoreşa 19’ê Tîrmehê: Hafizeya Gel, Destkeftî û Dersên Ji Bo Pêşerojê

Kalkan: Mifteya Aştiyê Îmraliyê Ye, Divê Rêya Siyasetê Were Vekirin

Hevkariya MÎT’ê Bi Îranê Re û Planên wê yên Derbarê Eşîran de – NÛÇE ANALÎZ

  • DERBAR DE
  • PEYWENDÎ
  • HEMÛ NIVÎS
LÊKOLÎN

© NAVENDA LÊKOLÎNÊN STRATEJÎK A KURDISTANÊ 2025

Tekrar hoşgeldiniz!

Hesaba giriş

Şifrenizimi unuttunuz?

Tüm alanlar zorunludur

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Oturum aç

Add New Playlist