KURDÎ
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Anasayfa
  • Haberler
  • Polİtİk Analİz
  • Araştırmalar
  • Makaleler
  • Tüm Bölümler
    • Dizi Yazı
    • Kadın
    • Özgürlük Perspektifleri
    • Editörden
    • MİT Gerçekleri
    • Röportajlar
    • Dış Basından
    • Serbest Yazılar
KURDÎ
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster

Talan Edilen Siyaset Alanı

15 March 2020
Kategori: Kadın
251 11
1.5k
GÖRÜNTÜLEME
Facebook İle PaylaşınTwitter İle Paylaşın

11 Haziran 2012 Pazartesi Saat 17:35

Bir toplum kendisini ne kadar öz siyasal gücü ve iradesi ile yürütebiliyor ise o kadar kendi kimliğine de sahiptir.

Bir toplum kendisini ne kadar öz siyasal gücü ve iradesi ile yürütebiliyor ise o kadar kendi kimliğine de sahiptir. Eğer bu imkânlar sınırlandırılmışsa, toplumsal yapının tüm üyeleri farklı anlam arayışları içerisine girer. Erkek egemenliğinden beslenen, iktidar ve devlet eğiliminin kendisini sürekli kılışı ve bu sürekliliği sağlayan araçlar ve yöntemler o toplumsal yapı içerisinde tartışılmaya başlanır. Çünkü öz iradesi ve siyaseti elinden alınmış bir toplum başkaları tarafından yönlendirilmeye, algısı bozulmaya doğru yol alır. Siyasetini yürütememek toplumsal yaşamın her yerinde çarpıtılmış anlamlarla dolu bir yaşam demek olur. Tabi bu bütün toplum için geçerli olduğu gibi bireyler içinde geçerlidir. Toplumun bireyleri kendisini ne kadar bağımsız, öz iradeli gördüklerini iddia etseler de kendilerine ait değil, iktidarda yer alan gücün söylemleri doğrultusunda hareket edeceklerdir. İktidar gücünün oluşturduğu sınırlar zihin duvarları olur. O duvarlara sürekli çarpa çarpa kişiliklerinde bozulmalar yaşanır. Bu nedenle siyasal irade kimse her şey onun istemleri doğrultusunda biçimlendirilir, deforme edilir. Bu bozulma süreci ise pek de bireylere hissettirmeden yapılmaya çalışır ki derin fark edişlerle birlikte tepkiler oluşmasın. Siyaseti elinde bulunduran güçler uzun vadeye yayılmış programlar hazırlar. İnsan yaşamının her anını kuşatma altına alınır. Bunu yaparken de bireyleri sanki özgürmüş gibi hissettirmek ister. Bireyler kendilerini öyle hissettikçe sorun olmaktan çıkarlar, özgür yaşadıklarını düşünür ve öyle hareket ederler. Oysa kendileri için, ama sisteme hizmet etmektedirler. Attıkları adımlar sistemi büyütüp besler. Bu düşünüş ve yaşayış biçimi sarmal gibidir. Bireyin tüm bedenini ve ruhunu hapishaneye dönüştürür. Eğer bu sarmal hiçbir yerinde açık vermemişse kişilikler deforme olmuştur. Artık deforme olan kişilik de kendisine ait değildir. 

Kişilik bozulmaları en çok siyaset alanında cereyan eder. Her gün insanların özgürce yaşamaları adına siyaset yürüttüğünü iddia eden güçlere rastlarız. Hep de şuna dem vururlar biz insanların özgür, demokratik ve eşit yaşayabilmesi için siyaset yapıyoruz denilir. Söylemlerinin altını doldurabilmek için bir sürü progandatif cümleler kurulur gider. En çok da söylenen hukuk devleti içerisinde bireyin özgür yaşayabilmesi için her türlü imkânlarının oluşturulduğudur. Fakat bu işin iç yüzünde bireyin hakları söz konusu bile değildir. İnsanın özgür doğup, özgür büyüyeceği, yaşayacağı söylendikçe sanki bireyler özgürmüş gibi yansıtılır. Bu söylemin altında yatan temel etkenlerden birisi de bireyi siyaset dışına itmektir. Çünkü onun yerine düşünüldüğü, karar verildiği ve uygulamaya geçmek için mutlak bir temsileyetin olduğu söylenir. Böylece bireyler ve topluluklar siyasetsiz kılınır. Güçsüz kılınarak, iradesine el konulur. İktidar gücüne tabi kılınır. Bireyler ve topluluklar iktidara oynayan gücün tasarrufuna alınır.  

Bireylerin iradesinin olduğu propagandasını yapan güçlerin denetiminde yaşayan toplumsal yapılarda bireyin siyaset içindeki yeri de sorgulamalık bir durumdadır.  Toplumun tek tek özgür bireylerden oluştuğu, bireyin toplumdan üstün olduğu çokça dillendirilir. Oysa tek başına birey hiç bir şey değildir. Düşüncesi, kültürü, dili, hatta yediği yemek dahi tek başına bireyin oluşturması mümkün değildir. Dil ve kültür yapıları toplumsuz oluşması mümkün değildir. Toplum bireyin her yerine nüfuz ettiği gibi, Toplum dağınık, her yerde hazır ve nazır ve bazen de soluduğumuz hava gibi hissetmediğimiz gerçeğiyle bizi kapsar. Fakat biz ne başına bireyi ne de tek başına toplumdan bahsedebiliriz. Siyaseten de iç içe ele alınmak durumundadır. 

Toplumsal yapı günlük işlerini yürütürken bunu siyasetle yapar. Fakat toplumsal siyaset gücünü ele geçiren güçler, toplumun mutlak olarak bir üst yönetimle yürütülmesi gerekliliğini ısrarla vurgularlar. Söylemlerini, argümanlarını çok güçlü kurgulayıp, topluma böyle yutturmaya çalışırlar. Bunlar sadece söylemler doğrultusunda süreklileştirilebilecek durumlar değildir. Dolayısıyla bunun kurumlaşmalarına da ihtiyaç duyulmuştur. O kurumlaşmalar olmazsa olmazlar gibi toplumun zihninde bir algıya dönüştürülmüştür. Tabi siyasal kurumlaşmaları güçlendiren alanlardan biri de hukuktur. Hukuk sistemin meşru zeminini hazırladığı gibi onun dışına çıkılamayacağının gerekçelerini oluşturup, suç-ceza yasalarıyla kati uygulamalara dönüştürülür.
Günümüzde devletçiliğin en üst aşaması olan ulus devlet yapısında siyaset hem kurumlarıyla hem de paradigmasıyla elit bir kesimin elindedir. Toplumsal özgürlük eğilimini temsil eden güçlerin hangi toplumsal zeminde olursa olsun, toplumun öz iradesini ortaya çıkarabilmek için kendi siyaset mekanizmalarını oluşturması olmazsa olmazlardandır. Bunun için ise ulusu iktidarcı ve devletçi temelde ele alan örgütlenmelerin alt yapısını oluşturan tüm kurumların demokratikleştirilmesi önemli oluyor. Ulusun demokratikleşmesi, tüm toplumsal dokuların da demokratikleştirilmesinde önemli bir adım olacaktır. Çünkü iktidarcı güçler toplumsal tüm dokuları ulus devlet paradigması ile donanımlı kılmıştır. Ulus devlet paradigmasında yaşanacak değişim, tüm dokuları etkileyeceği gibi değişimin kolektif gelişimini de sağlayabilir. Bunun için önemli olan demokratik siyaseti tüm yaşamımızda geliştirebilmektir. Dostluk ilişkilerinden anne çocuk ilişkilerine, kadın erkek ilişkilerinden, doğa ile ilişkilenmeye kadar her düşünüş, konuşma ve uygulamalarda demokratik siyaset olmazsa olmazlardandır. 

Günlük yaşamın tüm ilişkilerini demokratik siyasetli kılmak belki epey zor bir sanat olacaktır. Çünkü ulus-devlet yapısı, kendisini örgütlemiş ve belli bir organizasyona ulaşmıştır. Bu organizasyonu görmezden gelemeyeceğimiz gibi, onu çok yüceltip süreklileştirmemek de önem kazanıyor. Dolayısıyla demokratik ulus ve ulus devletin dönem dönem uzlaşı dönem dönem ise çatışmalı halde olacağı bir gerçektir. Ulus devlet demokratik ulusu kolay kolay kabul etmeyecektir. Fakat demokratik ulus yapısı da onu kabul etmek zorunda değildir. Bu nedenledir ki toplumsal yapı kendi siyasetini yürütürken ulus-devletle de çelişki ve diyalog halinde olabilir. Burada belirginlik kazanan yön, kadının toplumun kendi kendini yürütme mekanizmaları içerisinde yer almasıdır. Kadın siyasal organizasyon içerisinde yer aldıkça, sistemini de örgütleyecektir. Genel siyasal organizasyonları örgütlemek kadar kadının içinde yaşamak istediği toplumsal yapıyı değiştirip-dönüştürme alanı olarak siyasetin içinde yer alması önem kazanıyor. Ayrıca burada siyasete ilişkin kullanılan kavramlarda da değişim ve dönüşüm yaratmakta önemlidir. Örneğin siyaset sahnesi demek korkunç bir söylem olduğu kadar siyaseti üst, elit bir alan olarak tanımlamaya götürür. Çünkü söylem, düşünceden kaynağını aldığı gibi, günlük yaşama da bu biçimiyle yansıması olur. Zihniyet oluşumlarına götürür. Kadının siyasal yaşamın temel bir öznesi olarak yer alması toplumda köklü değişim-dönüşümlere neden olacaktır. Erkek siyasetinin önünü alacağı gibi kadının yaşamak istediği toplumsallıkta irade olmasını sağlayacaktır.

Dorşin Akif

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com – www.lekolin.org – www.lekolin.net – www.lekolin.info   

Paylaş204Paylaş127
Önceki yazı

Karayılan: AKP Cemaate Yönelik Bazı Hamleler Yapacak

Sonraki Haber

Nameyên Zeynep Kinaci (Zîlan)

Son HABERLER

Haberler

Önder Apo’dan Kadın Hareketine Mektup

Yayınlayan Lêkolîn
7 March 2026
0
1.5k

PAJK Koordinasyonu, 8 Mart Dünya...

Daha fazla okuDetails

Kürt Kadının Saçı, Rojava Başarısının Anahtarıdır!

25 January 2026
1.6k

YJA Star: Tek Kurtuluş Yolu Direniştir!

22 January 2026
1.5k

Kastik Zihniyet Bir Kez Daha Şêxmeqsûd ve Eşrefiye’de Kendini Gösterdi

13 January 2026
1.6k

Öne Çıkan Yazılar

  • ShamCash Uygulaması — Telefonunuzda Gerçekte Ne Yapıyor?- ÖZEL HABER

    551 Paylaşım
    Paylaş 220 Paylaş 138
  • Devşirme Kişiliği ve Kimlik Yabancılaşması

    539 Paylaşım
    Paylaş 216 Paylaş 135
  • BAE’nin Suriye Hamlesi Ve Türkiye’nin Rahatsızlığı- ÖZEL DOSYA

    540 Paylaşım
    Paylaş 216 Paylaş 135
  • Sanatçı Mem Ararat Ne Yapmak İstiyor?

    729 Paylaşım
    Paylaş 292 Paylaş 182
  • Rusya-Türkiye-Çin İş birliği: İran’a Drone ve Hizbullah’a Silah Desteği- HABER ANALİZ

    555 Paylaşım
    Paylaş 222 Paylaş 139

ShamCash Uygulaması — Telefonunuzda Gerçekte Ne Yapıyor?- ÖZEL HABER

Rojhilat İttifakı: Uluslararası Toplum, İran’ın İdam Suçlarına Karşı Tutum Almalıdır

HPG: Önderliğimizin Özgürlüğünü Sağlama Hedefinden Sapmayacağız

Devşirme Kişiliği ve Kimlik Yabancılaşması

BAE’nin Suriye Hamlesi Ve Türkiye’nin Rahatsızlığı- ÖZEL DOSYA

Rusya-Türkiye-Çin İş birliği: İran’a Drone ve Hizbullah’a Silah Desteği- HABER ANALİZ

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi | Lekolin

© 2025 Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

KÜRDİSTAN ARAŞTIRMALAR MERKEZİ

  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Yorum İlkesi

Takip Et

Tekrar hoşgeldiniz!

Hesaba giriş

Şifrenizimi unuttunuz?

Tüm alanlar zorunludur

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Oturum aç