KURDÎ
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Anasayfa
  • Haberler
  • Polİtİk Analİz
  • Araştırmalar
  • Makaleler
  • Tüm Bölümler
    • Dizi Yazı
    • Kadın
    • Özgürlük Perspektifleri
    • Editörden
    • MİT Gerçekleri
    • Röportajlar
    • Dış Basından
    • Serbest Yazılar
KURDÎ
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster

Sakalsız Diktatörden Sakallı Diktatöre- ÖZEL DOSYA

HABER MERKEZİ- Esad'ın sakalsız diktatörlüğünün milliyetçi, tekçi ve baskıcı zihniyeti, Colani'nin sakallı diktatörlüğünde cihadist, selefi ve katliamcı bir forma bürünerek devam ediyor.

8 December 2025
Kategori: Araştırmalar
296 3
1.7k
GÖRÜNTÜLEME
Facebook İle PaylaşınTwitter İle Paylaşın

27 Kasım 2024’te başlayan ve 8 Aralık 2024’te Esad rejiminin dirençsiz çöküşüyle sonuçlanan süreç, Suriye’de Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) liderliğindeki radikal cihadist çetelerin Şam’ı ele geçirmesiyle tamamlandı. Rejim güçleri herhangi bir direnç göstermeden çekilirken, HTŞ lideri Ebu Muhammed el-Colani iktidara yerleşti. Bu geçiş, dışarıya “halk devrimi” gibi sunulsa da, Esad’ın sakalsız diktatörlüğünün milliyetçi, tekçi ve baskıcı zihniyeti, Colani’nin sakallı diktatörlüğünde cihadist, selefi ve katliamcı bir forma bürünerek devam ediyor. HTŞ, El Kaide kökenli bir yapı olarak, son bir yılda sistematik saldırılar, zorla silah altına alma, infazlar ve etnik-dini temizlik saldırıları yürüttü. Bu dosyamızda, Lekolin.org sitemizde son bir yılda her yönüyle Özel Haberler ile deşifre ettiğimiz ve analizlerle ışık tuttuğumuz HTŞ’nin kanlı pratiğini, Türk devletinin ve SMO çetelerinin rollerini, Kürtlere, Alevilere ve Dürzilere yönelik katliamcı saldırıları ile HTŞ’nin İsrail, ABD ve Suudi Arabistan’la ilişkilerini ele alacağız.

Son bir yılda Colani liderliğindeki Şam geçici hükümeti Suriye’de değişim ve dönüşümün değil, baskı ve şiddetin yeni bir yüzü olarak boy göstermektedir.

27 Kasım günü 11 çete grubundan oluşan HTŞ çete grubu, Türkistan İslam Partisi, Cund El-Aqsa Grubu, Ceyş El-Ehrar, Feyleq El-Şam, Ceyş al-Izza, El Hamzat, Sultan Süleyman Şah, Cebhe El Şamiye, Ceyîş El Ize, Siqûr El Şam ve DAIŞ çeteleriyle beraber Halep’in batısındaki Suriye Rejim güçlerine karadan ve işgalci Türk devletinin desteğiyle havadan saldırmaya başladı. İsrail ile Hizbullah arasındaki ateşkesin yürürlüğe girmesinin ardından gelen saldırılar her ne kadar Suriye Rejiminin saldırganlığını caydırma amaçlı olduğu belirtilse de işgalci TC destekli son derece planlı bir saldırıydı.

TC’NİN İLK HEDEFİ YİNE KÜRTLER OLDU

HTŞ onlarca cihadist çete grubuyla Halebi ele geçirip, Şam’ın kontrolüne geçirmeye çalışırken, İşgalci Türk devleti MİT eliyle Müşterek Güç’te yer alan çete gruplarının (El Hamzat ve Süleyman Şah çete grubu) ve Sultan Murad çete grubunun Til Rifat’a yönelik 3 koldan saldırı başlatmaları için çoktan talimat vermişti. 2 Aralık’ta Özgürlük Şafağı adlı işgal operasyonu başlatılmış oldu. Til Rifat’ı işgal eden Türk devleti 2018 yılında Efrin’den Şehba’ya göç eden binlerce Kürt sivili yeni bir göç girdabına soktu. 200 binden fazla Kürt Özerk Yönetimin denetimindeki bölgelere göç etmek zorunda kaldı.

Devşirme bakan Hakan Fidan, 1 Aralık’ta yani saldırıdan bir gün önce ABD’li mevkidaşı Antony Blinken ile yaptığı görüşmede konuyu ele aldığını ve Ankara’nın sözde “tansiyonu düşürecek” özde ise işgal adımlarını destekleyeceğini söylemişti.

8-10 Aralık 2024’te SMO çetelerini harekete geçiren işgalci Türk devleti Minbic’i ele geçirdikten sonra gözünü Tişrîn Barajı, Qereqozak’a dikmişti.

QSD, Minbic’te yaşanan çatışmalar için ateşkes ilan ettiklerini açıklamasına rağmen Kürtlerin, Suriye’de statüsüz kalması ve Özerk Yönetim ile QSD’nin tasfiyesi için saldırı, işgal tehdidi ile birlikte diplomatik tüm aparatlarını devreye koyan işgalci Türk devleti Kobanê’nin batısındaki kırsal alanları, Qerekozak ve Tişrin bölgelerine yönelik saldırılar başlattı.

Tişrîn barajı ve Qerekozak köprüsünde adeta bedenlerini siper eden QSD savaşçıları ve bölge halklarının 9 Ekim’den başlayan 4 aylık büyük direnişte, Türk devletine bağlı SMO maskeli 487’den fazla çeteyi öldürüldü, yüzlerce çete yaralandı. İşgalci Türk devletinin çetelere verdiği onlarca zırhlı araç ve radar sistemi QSD’ye bağlı Şehid Harun birlikleri tarafından imha edildi.

“AŞİRET ORDUSU” ADI ALTINDA SALDIRILAR DEVAM ETTİ

Tişrin direnişini kıramayan Türk devleti, MİT eliyle kirli planlar yapmaya başladı. Suriye’nin kuzey ve doğusundaki Dêrazor, Rakka ve Tapka bölgelerinde, sözde “Aşiretler Ordusu” adı altında faaliyet gösteren uyuyan hücreleri ve DAIŞ hücreleri harekete geçirildi. Kuşkusuz bu uyuyan DAIŞ hüclerinin varlığı, ABD’nin HTŞ iktidarına Suriye’deki yabancı çeteleri çıkarılması konusunda baskıları arttırmasından sonra harekete geçen MİT’in, 28 Nisan 2025 tarihinde DAIŞ çetelerini Suriye çölüne geçirmesiyle arttı.

Devşirme Türk Dış İşleri Bakanı Hakan Fidan ve Şam geçici hükümet lideri Colani QSD’ye yönelik tehditler üzerinden Rojava’yı hedef göstermeye devam etti. Üç ayrı cepheden saldırı hazırlığı yapan Türk devleti MİT ve HTŞ istihbaratı eliyle Dêrazor hattına yönelik DAIŞ takviyesini arttırdı.

4 Ağustos’ta El Şeqra’nın liderliğinde ve bazı MİT üyelerinin katılımıyla Dêrazor’un Tel’ayi Mahallesi’nde Dêrazor ve Dera’daki çete gruplarıyla yapılan toplantıda Rakka ve Tepka’da yürütülen taktiğin benzeri tartışıldı. MİT’in talimatıyla Şam Hükümeti Savunma Bakanlığı’na bağlı 86. Tugay’ın sorumlusu olarak Dêrazor’da görevlendirilen DAIŞ lideri Ebu Hatim El Şeqra, “Aşiret Gücü” adı altında Özerk Yönetim kontrolündeki Dêrazor bölgesine saldırı hazırlıklarına başladı.

İşgalci Türk devleti, Kuzey ve Doğu Suriye’de bir savaş başlatma çabalarıyla paralel olarak DAIŞ hücrelerini harekete geçiriyor. Bu strateji, bölgenin güvenliğini bozarak QSD’yi hem cephelerde hem de iç bölgelerde darbelemeyi amaçlıyor. Ayrıca Arap ve Kürt halkı üzerinden mezhepsel ayrışmayı körükleyerek saldırı zeminini genişletmeyi hedeflemektedir. Şimdiye kadar gerçekleştirilen saldırılarda 380’den fazla sivil öldü ve yaralandı.

HTŞ ve kendisine bağlı cihadist çete grupları da, iktidara geldikten sonraki ilk yılında Suriye genelinde binlerce sivilin ölümüne yol açan saldırılar düzenledi. Bu suçlar arasında yargısız infazlar, zorla yerinden etmeler, bombalı saldırılar ve etnik-dini hedefli katliamlar yer alıyor. Colani hükümeti, “ılımlı” bir imaj çizme çabalarına rağmen, selefi-cihadist ideolojisini sahaya yansıtarak özellikle azınlıklara yönelik sistematik katliam saldırıları uyguladı.

ALEVİLERE VE DÜRZİLERE YÖNELİK KATLİAMLAR

HTŞ çetelerinin 4 Mart’ta Lazkiye’nin Datur mahallesine yaptığı operasyon ve sonrasında 6 Mart’ta Ceble’ye yönelik operasyonlar silahlı çatışmalara dönüşürken bölgeye takviye edilen cihadist çeteler “Esad yanlısı artıkları temizliyoruz” adı altında Alevi katliamlarına başladı. Lazkiye, Tartus, Hama ve Humus’ta 50’ye yakın toplu katliam gerçekleştirildi.

Evlere girip bütün aileleri çocuk, kadın, yaşlı demeden yok ettiler; gençleri ailelerinin gözü önünde öldürdüler. “Alevi öldürmek Allah yolunda cihattır” diye açıkça söylüyor, katliamların çoğunu videoya çekip sosyal medyada yayınlıyorlardı. Yetmedi, Alevi kadın ve kızlarını kaçırıp İdlib’de sattılar. Yüzlerce Alevi sivili Humus kentinde cihadist çetelerin denetimindeki işkence merkezlerinde infaz ettiler. Alevi oldukları için katletmeler, sahil bölgesinde, Humus, Şam ve Batı Hama kırsalında hâlâ devam ediyor; açıkça “hepsini kökünden yok edelim” çağrıları yapıyorlar.

Katliamla yetinmeyen HTŞ çeteleri ve MİT’e bağlı çeteler yaklaşık 250 Alevi genç, ailelerine “Ya bizimle çalışırsınız ya da tasfiye edilirsiniz” tehdidiyle silah altına almaya çalışıldı. Silah altına alınan Alevi gençler HTŞ bünyesindeki Ebu Quteyba, Ebu İslam ve Ebu İzedin Muhacır gibi çetebaşlarınca Halep kırsalındaki köylere yerleştirildi. Bu gençler, QSD’ye karşı savaştırılmak üzere kullanılmak istendi.

Kürtleri ve Alevileri sadece askeri olarak değil siyasette ve toplumsal alanda da karşı karşıya getirmek ve Kürt halkının Alevi halkı ile olan dayanışmasının önünü almak için MİT ve HTŞ yoğun faaliyet yürüttü. Hatırlanacağı üzere Hesekê’de düzenlenen, Rojava’daki (Kuzey ve Doğu Suriye) tüm toplumsal bileşenleri bir araya getiren “Ortak Tutum Konferansı’nın başarıyla sonuçlanmıştı. MİT Suriye’de halklar arasında gelişen birlikten rahatsız olmaya başlamasıyla Kuzey ve Doğu Suriye’deki Alevi toplumunu Demokratik Özerk Yönetim’e destek vermekten uzaklaştırmayı ve Alevi çevrelerinin gözünde Kürt imajını çarpıtmak için harekete geçti.

Bununla da sınırlı kalmayan MİT, Suriye’deki stratejik planlarını gerçekleştirmek için Alevi halkı içerisinde ajan ağı kurduğunu sitemiz lekolin.org tüm detayları ile birlikte deşifre etmişti.

Dürzilere Yönelik İnfazlar: HTŞ’nin Şam’ı ele geçirmesinin ardından Durzi halkı yaşadığı bölgelerde Askeri meclis kurup Özerk yönetim talebinde bulundu. HTŞ ve MİT’in Durzi halkının çoğunlukta yaşadığı Süveyda ve Cerema böğlerine saldırı zemini hazırlamak için Suriye’nin sahil kentlerinde DAIŞ çetelerini sahaya sürdü.

SALDIRI PLANI MİT VE HTŞ’DEN

Şubat ayının son haftasında Şam’daki Türkiye Büyük Elçiği’nde MİT yetkilileri ve HTŞ komutanları arasında toplantı gerçekleştirildi. Toplantıya katılan MİT yetkililerinin isimleri 45 yaşındaki Kurt Ergen ve Mihemmed Heyuz iken ikisinin DAIŞ, Süveyda ve Deraa dosyalarından sorumlu oldukları öğrenildi. Yapılan toplantının ardından MİT bölgedeki DAIŞ hücrelerini harekete geçirdi. Dürzi ve Alevilerin yaşadığı bölgelere saldırmaları için yeşil ışık yaktı. DAIŞ’in varlığını bahane edip HTŞ güçlerinin bölgeye müdahalesinin ve saldırısının zemini bu şekilde hazırlanmış oldu. Daha sonra Dürzi topluluğu tarafından kurulan Süveyda Askeri Meclisi ve Özerk Yönetimi hazmedemeyen Türk devleti ve Şam iktidarı, şeyh denilen bazı kesimler üzerinden Dürzilerin öz savunma ve yönetimini devre dışı bırakmak amacıyla yapılan anlaşma ile ‘Böl-Parçala-Yönet‘ planı devreye konuldu.

Tüm bu kirli planlara rağmen sonuç alamayan MİT ve HTŞ turuva atı olarak kullandıkları sözde sivil savunma örgütü olan Beyaz Miğferleri (El Xuez El Beydaa) yardım kisvesi altında bölgeye sızdırmaya başladı.

Dürzi halkının çoğunlukta yaşadığı Süveyda ve Ceremana bölgerine saldırı zemininin planlarını yapan HTŞ ve MİT 28 Nisan gece saldırı fitilini ateşledi. MİT’e bağlı DAIŞ çeteleri ve HTŞ içerisindeki yabancı radikal cihadist gruplar önce Humus ve Şam’daki Dürzi kökenli öğrencilere ardından Süveyda’nın Ceremana kentine saldırdı. 13 Temmuz’da Dürzi yurdu Süveyda’yı işgale girişmiş fakat İsrail’İn müdahalesi ile geri adım atmak zorunda kalmıştı.

Amnesty International’ın Eylül 2025 raporuna göre, HTŞ bağlı güçler 13-17 Temmuz 2025’te Süveyda’da 46 sivili (2 kadın, 44 erkek) yargısız infaz etti. Saldırılar evler, okullar, hastaneler ve meydanlarda gerçekleşti; askeri üniformalı kişiler silahsız hedeflere ateş açtı. Videolar ve tanık ifadeleriyle belgelenen bu suçlar, Dürzi özerkliğini kırmak amacıyla düzenlendi. HTŞ, Süveyda Yerel Meclisi’ni kuşatarak halkı “teslimiyete” zorladı; en az 100 Dürzi mülteci Lübnan’a kaçtı.

Gayri resmi rakamalara göre ise 2 bini aşkın Dürzi katledildi. Aralarında kadın ve çocukların olduğu yüzlerce sivil kaçırıldı.

29 Ağustos’tan itibaren Şam’da Kasyun Dağı’nın eteğindeki Alevi mahallelerinde evler işaretlenip korkutup göçertmek için baskınlar yapmış; 6-7 Ekim’de Halep’i Kürtsizleştirmek için ablukada takatsiz bırakmaya çalıştıkları Kürt mahalleleri Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’ye saldırmıştır. 23 Kasım’da Humus’ta Alevi ve Hristiyanların yaşadığı Muhacirin ve Alarman mahallelerine saldırıda yine cinayetler işlenmiştir. Sahil kentleri, Süveyda, Halep, Humus gibi yerlerde DAIŞ’vari uygulamalarla tehcir, soykırım, tecavüzler, kadın ve çocuk kaçırmaları yaşanmıştır.

HTŞ’nin ABD, İsrail ve Suudi Arabistan’la Son Bir Yıldaki İlişkileri

HTŞ, “cihatçı” imajını pragmatizmle yumuşatarak Batı ve Körfez’le yakınlaşma arayışına girdi.

Bu politikayı izlerken içte de eli kanlı çetebaşlarını devletin en üst makamlarına yerleştirdi. Adalet, İçişleri, Dışişleri ve özellikle Savunma Bakanlığında Merhef Ebu Kasra, Enes Hattab, Esad Şeybani, Mazhar el-Veys gibi isimler; daha da vahimi, Şam’ın askerî sorumlusu olarak Türk vatandaşı Ömer Muhammed Çiftçi gibi yabancı teröristlerin Savunma Bakanlığı’na getirilmesi ve bunlara “15 yıldır Suriye’yi savundular” gerekçesiyle Suriye vatandaşlığı verilmesiydi. Bu gerekçeyle binlerce Uygur, Çeçen, Türkmenistanlı, Tacik ve diğer yabancı cihatçı çeteler Suriye vatandaşı yapıldı; oysa bunlar Suriye halkına yıllarca zulmetmiş çete örgütlerinin üyeleriydi.

ABD ile İlişkiler; ABD, HTŞ’yi uzun yıllar terör örgütü olarak gördü ve lideri Colani için 10 milyon dolar ödül koydu. Ancak Esad’ın düşüşünden sonra pragmatizm devreye girdi: HTŞ, İran’ın Suriye’deki etkisini kırarak ABD’nin “terörle mücadelede yeni bir aparatı haline geldi.

Aralık 2024-Ocak 2025: ABD, HTŞ’nin Esad’ı devirmesini “temkinli iyimserlik”le karşıladı. HTŞ’nin yükselişini “İran’ın vekil ağını zayıflatan bir fırsat” olarak tanımladı. ABD, Colani ile aracılar üzerinden temas kurdu; eski ABD Büyükelçisi Robert Ford, Colani’yi “terörden uzaklaştırma” çabalarını kamuoyuna açıkladı.

Şubat-Haziran 2025: ABD, HTŞ ile DAIŞ’e karşı göstermelik ortak operasyonlar yaptı; HTŞ gözden çıkardığı 15 DAIŞ hedefini ABD işbirliği ile imha etti. Akabinde BM raporları, HTŞ’nin El Kaide’yle bağlarını kopardığı propagandasını sersiv etti. Çok geçmeden Haziran’da Trump yönetimi, Colani için konulan para ödülünü kaldırdı.

Temmuz 2025’te ABD Dışişleri Bakanlığı, HTŞ’yi Yabancı Terör Örgütü listesinden çıkardı Trump, Colani ile Beyaz Saray’da görüştü ve yaptırımları kısmen kaldırdı (Ağustos 2025). Bu, Suriye’ye 300 milyar dolarlık yeniden yapılandırma için ABD şirketlerine kapı açtı. Colani iktidarı, ABD’ye “normalleşme adımları” sözü verdi.

Colani’nin 10 Kasım 2025’te Washington’a yaptığı ziyaret, hegemon devletlerin gerçek yüzünü ortaya koyarken onlarca katliamın sorumlusu olan HTŞ iktidarına meşruiyet kazandırılmaya çalışıldı. ABD gibi emperyalist güçlerin terörist argümanının dönemsel olduğuna, çıkarları söz konusu olunca nasıl evrildiğine tüm dünya bir kez daha şahit oldu.

İsrail ile İlişkiler; İsrail, HTŞ’yi başlangıçta “cihatçı tehdit” olarak gördü, ancak Esad’ın düşüşüyle stratejik fayda sağladı: İran-Hizbullah hattı kırıldı. HTŞ, İsrail’e “düşman değiliz” mesajı vererek gerilimi düşürme arayışına girdi.

Aralık 2024-Ocak 2025: HTŞ’nin Halep ve Şam’ı ele geçirmesinden hemen sonra İsrail, Suriye ordusunun depolarını bombaladı. 120’den fazla askeri üs, 8 havaalanı, 30’dan fazla füze deposu vuruldu. İsrail, Golan Tepeleri’nde tampon bölge kurdu.

Şubat-Haziran 2025: İsrail-HTŞ ilişkileri dolaylı kaldı; Ürdün üzerinden arabuluculuk yapıldı. Mayıs’ta Colani, “İsrail’le normalleşme için ABD yardımcı olabilir” sinyali verdi.

Temmuz-Aralık 2025: İsrail, Suriye’nin güneyinde (Dürzi bölgeleri) tamponu genişletti; İsrail, Cebel El Şêx (Hermon Dağı) kontrolüne geçirdi. HTŞ buna sessiz kaldı. Colani, CNN’e “Gazze’deki katliamlar terörse, gerçek teröristler belli” dedi, ancak pratikte çatışma olmadı. Ayrıca İran’ın geri çekilmesiyle oluşan güç boşluğunda Colani, Lübnan’daki Bekaa Vadisi’nde İsrail-Hizbullah gerilimini dengeleyecek bir aktör olarak görülüyordu. Ancak Golan meselesi bu durumda Suriye’nin önünde hâlâ bir engel olarak duruyor, Türk devletinin kuzey Suriye’de genişlemesi ve Suriye’nin stratejik bölgelerine konumlanması ise İsrail tarafından yakından izleniyor.

Suudi Arabistan ile İlişkiler; Suudi Arabistan, HTŞ’yi Esad’ın düşüşünden sonra kucakladı; Katar ve BAE ile birlikte geçici Suriye hükümetini destekledi. Bununla İran’ı sınırlamak ve ekonomik nüfuz kazanmaya çalıştı.

Aralık 2024-Ocak 2025: Suudi Arabistan, HTŞ’nin zaferini “halk iradesi” diye selamladı; Veliaht Prens Muhammed bin Selman (MBS), Colani ile Riyad’da görüştü. Suudi Arabistan, Suriye’ye insani yardım gönderdi ve “yeniden yapılandırma” için 6 milyar dolarlık anlaşmalar imzaladı.

Şubat-Haziran 2025: Suudi Arabistan, HTŞ’yi Arap Birliği’ne davet etti (Mart 2025). Yatırımlar arttı: Enerji, altyapı ve maden sektöründe 47 anlaşma (Temmuz 2025’te Şam’da forum). MBS, Trump’la görüşmesinde Suriye’yi “İsrail normalleşmesi” için Abraham anlaşmalarını katılmasını istedi ancak ABD baskısıyla bağımsız ilerledi.

Temmuz-Aralık 2025: Suudi Arabistan, Suriye’ye nükleer ve savunma işbirliği teklif etti. Trump-MBS görüşmesinde (Kasım 2025), Suriye “güvenlik paketi”ne dahil edildi.Colani, Riyad’ı ziyaret etti; Suudi Arabistan, HTŞ’yi “ılımlı” diye savundu. Özcesi Colani hükümetinin Suudi Arabistan ile ilişkileri ekonomik pragmatizm çerçevesinde devam ediyor.  Bunun yanında HTŞ, Suudi’nin “ılımlı cihat” projesinin parçası.

DEVAM EDEN DİKTATÖRLÜK

Sakalsız Esad’ın tekçi katliamcılığından sakallı Colani’nin cihadist versiyonuna geçiş, Suriye halkını yeni bir zulme mahkum etti. Sitemiz Lekolin.org’un verilerine göre HTŞ’nin suçları 10 bini aşan can kaybıyla sonuçlandı. İşgalci Türk devleti ise SMO çeteleri eliyle işgal alanlarını genişletti. Tüm bunlara karşın; Rojava Demokratik Özerk Yönetimin, Dürzi ve Alevi haklarının devam eden direnişi bu katliam zincirini kırma umudunu canlı tutuyor.

Militan RÊHAT

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

Paylaş232Paylaş145
Önceki yazı

Dil Söylem Ve Eylem

Sonraki Haber

Kürtlerde Diplomasi Eksikliği Ve Diplomatik Atak Zamanı

Son HABERLER

Araştırmalar

BAE’nin Suriye Hamlesi Ve Türkiye’nin Rahatsızlığı- ÖZEL DOSYA

Yayınlayan Ari Tufan
31 May 2026
0
1.5k

Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) ekonomik...

Daha fazla okuDetails

Rusya-Türkiye-Çin İş birliği: İran’a Drone ve Hizbullah’a Silah Desteği- HABER ANALİZ

29 May 2026
1.6k

HTŞ MİT’ten Aldığı IMSI Yakalayıcıları Rojava’ya Yerleştiriyor- ÖZEL HABER

14 May 2026
1.9k

Gülistan Doku Dosyası: Kayıp, Şüpheler Ve Cevapsız Sorular

6 May 2026
1.5k

Öne Çıkan Yazılar

  • ShamCash Uygulaması — Telefonunuzda Gerçekte Ne Yapıyor?- ÖZEL HABER

    553 Paylaşım
    Paylaş 221 Paylaş 138
  • Devşirme Kişiliği ve Kimlik Yabancılaşması

    539 Paylaşım
    Paylaş 216 Paylaş 135
  • Sanatçı Mem Ararat Ne Yapmak İstiyor?

    729 Paylaşım
    Paylaş 292 Paylaş 182
  • BAE’nin Suriye Hamlesi Ve Türkiye’nin Rahatsızlığı- ÖZEL DOSYA

    540 Paylaşım
    Paylaş 216 Paylaş 135
  • MİT ve Parastin’ın Kirli Planını Deşifre Ediyoruz!- ÖZEL HABER

    919 Paylaşım
    Paylaş 368 Paylaş 230

ShamCash Uygulaması — Telefonunuzda Gerçekte Ne Yapıyor?- ÖZEL HABER

Rojhilat İttifakı: Uluslararası Toplum, İran’ın İdam Suçlarına Karşı Tutum Almalıdır

HPG: Önderliğimizin Özgürlüğünü Sağlama Hedefinden Sapmayacağız

Devşirme Kişiliği ve Kimlik Yabancılaşması

BAE’nin Suriye Hamlesi Ve Türkiye’nin Rahatsızlığı- ÖZEL DOSYA

Rusya-Türkiye-Çin İş birliği: İran’a Drone ve Hizbullah’a Silah Desteği- HABER ANALİZ

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi | Lekolin

© 2025 Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

KÜRDİSTAN ARAŞTIRMALAR MERKEZİ

  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Yorum İlkesi

Takip Et

Tekrar hoşgeldiniz!

Hesaba giriş

Şifrenizimi unuttunuz?

Tüm alanlar zorunludur

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Oturum aç