Hesekê’de düzenlenen, Rojava’daki (Kuzey ve Doğu Suriye) tüm toplumsal bileşenleri bir araya getiren “Ortak Tutum Konferansı’nın başarıyla sonuçlanmasının ardından MİT Suriye’de halklar arasında gelişen birlikten rahatsız olmaya başladı. Bunun üzerine MİT’in, Kuzey ve Doğu Suriye’deki Alevi toplumunu Demokratik Özerk Yönetim’e destek vermekten uzaklaştırmayı ve Alevi çevrelerinin gözünde Kürt imajını çarpıtmak için harekete geçtiği öğrenildi.
MİT kirli planlarla, Suriye’deki Kürt güçlerini zayıflatmayı ve Türkiye lehine siyasi hedeflere ulaşmayı amaçlayan uzun vadeli bir planın parçası.
İSTİHBARAT MUHTIRASI: ALEVİ ŞAHSİYETLERLE TEMAS
Lekolin.org olarak edindiğimiz bilgilere göre, MİT Şam’daki Ortak Güvenlik Odası’na, Ortadoğu ve dışındaki Alevi liderlerle temas kurulmasını öngören bir istihbarat değerlendirme raporu gönderdi.
Muhtırada, bu isimlerle doğrudan ve dolaylı diyaloğa girilerek, Suriye Kürtleri ve Özerk yönetimin cihatçı gruplar ve DAIŞ ile ittifak yaptığına ikna edilmesi, vurgulandığı öğrenildi. Ayrıca MİT ve HTŞ Hükümeti İstihbaratı, Şeyh Xezal Xezal’ın güvenilirliğini ve Kürtlerle iş birliğini baltalamak için, yalnızca Aleviler adına konuşacak bir Alevi Din Konseyi kurulması için perspektif sunduğu öğrenildi. Bu din konseyi kurulduktan sonra bir Alevi Siyasi Konseyi oluşturulacak.
ALEVİ DİN-SİYASİ KONSEYİ OLUŞTURULACAK
Din Konseyi şu şeyhlerden oluşacak: Şeyh Zülfikar Xezal, Şeyh Muhammed Rıza Hatim, Şeyh Raci Nasır ve Şeyh Firas Mikena. Bu şeyhlerin görevi, Şeyh Xezal Xezal tarafından yapılan herhangi bir açıklamayı geçersiz kılmak ve onun tüm açıklamalarını Alevi mezhebinin inançlarına aykırı ve ayrılıkçı çıkarlara hizmet eden açıklamalar olarak nitelendirmek olacak.
Türk devletinin amacı, Şeyh Xezal Xezal’ı bölgede ve dünyada değersizleştirerek kimsenin onu dinlememesini sağlamak ve adı geçen şeyhleri Alevi toplumunun temsilcileri olarak öne çıkarmaktır. Alevi Siyasi Konseyi’nin görevi ise mevcut hükümete karşı çıkan herhangi bir Alevi şahsiyetin açıklamalarını geçersiz kılmak olacak. Bu konsey, Aleviler adına konuşacak, onların ihtiyaç ve taleplerini dile getirecek ve mevcut hükümet karşısında Alevilerin siyasi temsilcisi ve sözcüsü olacak.
MİT’İN SEÇTİĞİ ŞEYHLER
MİT’in kendi çıkarları için kullanmayı amaçladığı şeylerin etki ve nüfuz alanlarına bakacak olursak;
Zülfikar Fadıl Xezal: 1962 yılında Lazkiye’ye bağlı Til köyünde doğdu. Alevi toplumunda dini bir şahsiyet olarak tanınır ve saygın bir isimdir. Lazkiye’de faaliyet gösterir. Dini bir ailede, babası Şeyh Vahip Xezal’ın yanında büyüdü. Tüm hitaplarında ulusal birliği ve halklar arasında sevgiyi vurgular. Aynı zamanda ulusal bir dille konuşur, mezhepçi bir söylem kullanmaz. Suriye içinde birçok dini şahsiyetle bağlantıları vardır.
Şeyh Raci Nasır: Alevi toplumunun ileri gelenlerinden biridir. Medya ve dini toplum içinde önemli bir rol oynar. Ulusal birliği ve Suriye’nin farklı bileşenleri arasında diyalogu savunan tutumuyla tanınır. Dış güçlere ve toplumlar arasında fitne çıkarma çabalarına karşıdır. Arapça Kudüs gazetesine verdiği bir röportajda, Fransa’nın Alevi toplumunun uluslararası koruma altına alınması çağrısını yalnızca kendilerini temsil ettiğini ve Alevileri temsil etmediğini belirtti.
Muhammed Rıza Hatim: Lazkiye’de Alevi toplumunun ileri gelenlerinden biridir. Suriye Televizyonu’na verdiği bir röportajda, Alevi toplumunun görüşünün yeni dönemin istikrar dönemi olması gerektiğini söyledi. Aynı zamanda Alevilerin toplumda önemli bir bileşen olduğunu, ancak bir azınlık olmadığını ifade etti.
SURİYE TOPLUMUNU BÖLME STRATEJİSİ
Türk devletinin MİT eliyle, tıpkı Dürzi toplumunda “Leyis el-Belus” örneğinde olduğu gibi, diğer bazı mezhepler ve topluluklarla yaptığı gibi, etkisi altında olan bir “Alevi cephesi” oluşturmaya çalıştığı net bir şekilde görülüyor. Türk devleti bu stratejiyle, Suriye’de ademi merkeziyetçi bir sistemin kurulmasını engellemek için Suriyeli grupları birbirine düşürmeyi amaçlıyor.
Türk devleti, Alevi mezhebini korumayı veya çıkarlarını desteklemeyi amaçlamıyor; aksine, onu siyasi çıkarlarına hizmet edecek bir “iç cephe” olarak kullanmayı hedefliyor. Türk devletinin daha geniş kapsamlı hedefi, bölgedeki azınlıklar için demokratik bir model ve referans haline gelen Kuzey ve Doğu Suriye’deki demokratik özerk yönetim projesini baltalamaktır. Türkiye ayrıca, bölgedeki nüfuzuna gerçek bir tehdit olarak gördüğü Kürt siyasi güçlerini zayıflatmaya da çalışmaktadır. Bu hamle, Türk devletini Suriye’deki gündemine tehdit oluşturabilecek her türlü alternatif demokratik modeli engelleme arzusu bağlamında gerçekleşmektedir.
Yukarda belirtilen bilgiler ışığında, Türk devletinin Suriye’de tüm mezhep ve cemaatlerin çıkarlarına hizmet eden demokratik bir sistem kurma çabalarını engellemeye çalıştığı, Alevileri kandırma ve siyasi baskı yoluyla kendi tarafına çekme çabalarını sürdürdüğü anlaşılmaktadır.
Arî TUFAN




