Türk Devleti, Şırnak’ta başta askeri ve sosyal dönüşüm adı altında bir çok özel savaş faaliyetlerine ağırlık veriyor. Bazı dernekler adı altında yeni bir devlet örgütlenme biçimi uyguluyor. Türk devleti bu tür uygulamalarını 10 yıldır Botan bölgesine, özellikle de Şırnak ve ilçelerine artırmış durumda. Türk devletinin Botan bölgesinde artan sosyal, örgütlenme ve askeri faaliyetlerini aktarmaya çalışacağız. Aynı sistem içinde ve farklı olduğu için bölüm bölüm ele alacağız.
AŞİRETLERE YÖNELİK DERNEKLER ADI ALTINDA YENİ BİR ÖRGÜTLEME
1990’lı yıllarda, Türk devleti, Özgürlük Hareketi’nin örgütlenmesinin genişlemesine karşılık olarak, bölgedeki aşiretlere yönelmiş ve aşiret öncüleri aracılığıyla gücünü pekiştirmeye ve Özgürlük Hareketi’nin örgütlenme çabalarını engellemeye çalışmıştır. Botan bölgesinde babiklerin, ailelerin, aşiret ve kabilelerin kolektif yaşamı güçlü olmasına rağmen, aşiret liderlerinin devletin kontrolüne girdiğini gören yurttaşlar aşiret liderlerinden uzaklaşmış ve birçok aşiret lideri toplumda güçsüz kalmıştır. Son 10 yılda devlet, artık aşiret liderleri aracılığıyla örgütlenemeyeceğini, yani mevcut gücünü pekiştiremeyeceğini fark etmiş ve bazı çevrelerin önerisi ve tavsiyesiyle aşiret ve köyleri dernekler üzerinden örgütlemeye başlamıştır. Bu dernekler kendilerini kültürün korunması, aşiret veya köylerin korunması dernekleri olarak tanıtsalar da, yapısal ve zihniyet olarak devletçi zihniyetiyle özdeştir. Genel olarak, bu derneklerin yönetimlerine giren kişiler ya daha önce bir devlet kurumunda ya da devletin siyasi partilerinde görev yapmışlardır. Kısacası, bu kişiler hiçbir zaman devletten ayrı kalmamışlardır. Devlet, bu dernekleri açarak, özellikle gençleri bu derneklerin etrafında toplamayı ve onları Özgürlük Hareketi kurumlarından uzaklaştırmayı amaçlamaktadır. Halk ve gençler, devletin bu derneklerin açılmasında parmağı olduğunun farkında olmayabilir, ancak gelecekte bu derneklerin eylemleri ve devlete yakın konumları ortaya çıkacaktır.
TOKİ EVLERİN İNŞAATLARININ ÇOĞALMASI
2015-2016 yıllarında Kuzey Kürdistan şehirlerine yapılan devlet saldırılarının ardından, binlerce kamu binası tank ve topçu ateşiyle yıkıldı. Ayrıca, saldırılardan sonra devlet, binlerce sağlam binayı da inşaat makineleriyle yıktı. Bununla devletin amacı, bu şehirlerdeki sosyal yaşam kültürünü değiştirmekti. Binlerce binanın yıkılmasının ardından devlet, TOKİ binaları inşa etmeye başladı ve bu şehirlerin tüm halkını bu binalara hapsetti. Devlet ayrıca, sosyal yaşamı bastırmak için güçlerini bu binalarda yoğunlaştırmak amacıyla, gerekenden fazla bina inşa etti. Özellikle Şırnak’ın merkezinde, 10 veya 15 katlı binalar inşa edildi ve onlarca aile bu binalarda ‘Biri bizi gözetliyor’ hayatı yaşıyor. Her sokağın tepesine ve her binanın etrafına kameralar yerleştirildiği için, evden kimin çıktığı ve ne zaman eve döndüğü biliniyor. Ayrıca, bu binalarda Türk askerleri, polis memurları ve öğretmenler gibi kesimlerin yerleştirilmesi bölge halkının yaşamı üzerine büyük bir psikolojik bası yaratmak isteniyor. Devlet polis memurları, askerler ve öğretmenler gibi kişileri Şırnak gençliğiyle temas adı altında özel dersler vererek, gençlerle ilişkiye geçerek onları Kürt kültüründen uzaklaştırmayı hedefliyor. Son 10 yıldır bu, sosyal kültürü teşvik etme amacıyla devlet politikası olarak uygulanıyor. Şırnak’ta binalara ihtiyaç olmamasına rağmen, devlet geçen yıl TOKİ aracılığıyla 1500 yeni bina inşa etmeye başladı. Şırnak sakinlerinin binalara ihtiyacı olmamasına rağmen, devlet bu yolla başvurdu. Bu ilave binalarla devletin hem şehir hayatının kültürünü tamamen değiştirecek Türkiye metropolleri ve özellikle Suriye’den Türkiye’ye göç eden Arap ailelerin yerleştiriyor hem de Şırnak’ın iradesini elinde tutacak seçimleri hedeflediği söyleniyor. Bu, Özgürlük Hareketi kurumlarını işlevsiz hale getirme amacını taşıyor. Bu sinsi ve yozlaştırma politikalarına karşı daha hazırlıklı çalışmalar yapılmazsa, önümüzdeki 10 yılda Şırnak’ta bir kent kültüründen söz edilemez.
ŞIRNAK SİVİL HAVALİMANI ASKERİ HAVALİMANINA DÖNÜŞTÜRÜLECEK
Devletin Şırnak’taki çabaları sadece sosyal entegrasyon politikaları ve yozlaştırma politikalarıyla sınırlı değil. Bunlara ek olarak, devlet askeri ve ekonomik yönlerden de kapsamlı hazırlıklar yapıyor. Güvenilir kaynaklardan alınan bilgilere göre, Türk devleti kısa süre içinde Şırnak Havalimanı’nı askeri havalimanına dönüştürecek ve siviller için ayrı bir havalimanı inşa edecek. Ayrıca, insansız savaş uçakları ve keşif uçakları yakın gelecekte Şırnak Havalimanı’ndan kaldırılacak. Bunun yanı sıra, Cizre, Silopi ve Şırnak üçgeninde yer alan bölgede bir askeri tesis için hazırlıklar yapılıyor. Elde edilen bilgilere göre, bu askeri tesis inşa edildiğinde bölgenin en büyük tesisi olacak. Bu nedenle, bu bölgedeki birçok köy tahliye edilecek. Bu askeri tesisin inşası henüz açıkça tartışılmadı, ancak 2020 yılında yapılan güvenlik toplantılarında konu gündeme getirildi ve bu tesis için bir proje hazırlandı.
PETROL RAFİNERİSİ İÇİN KÖYLÜLERE AİT 200 BİN DÖNÜM ARAZİYE EL KONULACAK
Türk devleti, bir kuruş kar elde etmek için her türlü yola başvuruyor. Baraj inşaatları, kömür ve petrol çıkarımıyla bölge yağmacıların eline geçti ve Botan’ın doğası adeta yok ediliyor. Şu anda Cizre bölgesine yakın Gabar Dağı’nın yamacında bir baraj inşa ediliyor ve bu baraj tamamlandığında Cudi ve Gabar dağları birbirinden ayrılacak. Ayrıca Hezex ve Midyat arasında bulunan Bagok Dağı’nın başlangıç bölgesinde de bir petrol rafineri inşaatı için hazırlıklar yapılıyor. Devlet, bölge halkından 200 bin dönüm araziyi gasp edip üzerine petrol rafinerisi kurmaya çalışıyor. Bu bölgenin topraklarına el konulmasıyla, burada yaşayan binlerce yurttaş göç etmek zorunda kalacak. Çünkü bu bölge halkının geçim kaynağı olan tarım ve hayvancılığı yok olacak. Topraklar ele geçirildiğinde, yurttaşlar artık geçimlerini sağlama fırsatına sahip olamayacaklar.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla 27 Şubat 2025’te Barış ve Demokratik Toplum Süreci başlatılmış ve Kürdistan İşçi Partisi (PKK) 12. Kongresinde kendini feshetmiş ve ardından ateşkes, geri çekilmeler gibi büyük adımlar atmasına karşılık, Türk devletinin özel savaş politikaları durmadı. Şırnak Havalimanı’nın askeri havalimanına dönüştürülmesi hazırlıkları ve askeri tesis inşa projesi tartışmalara yol açıyor. Ayrıca, Türk devletinin sosyal dönüşüm adı altında yapılan özel savaş politikalarında ısrar etmesi devletin sürece ne kadar Samimi yaklaştığını gösteriyor. Türk devletinin bazen açıkça, bazen de gizlice sürdürdüğü bu konular, daha detaylı bir incelemeyi gerektiriyor. Mevcut imkanlar doğrultusunda, Türk devletinin Şırnak’a ilişkin bazı politikalarını okurlarımızla paylaşmaya çalıştık. Bu konuları daha detaylı araştırıp okurlarımızla paylaşmaya devam edeceğiz
Tîgrîs BOTAN




