Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin 5 Nisan 2026’da Suriye’nin başkenti Şam’a yaptığı ziyaret, Beşar Esad rejiminin 2024 sonunda devrilmesinden sonra Ukrayna liderinin bu ülkeye ilk resmi ziyareti oldu. Ziyaretin en somut sonucu, Türkiye-Suriye-Ukrayna üçlü mekanizmasının resmi bir şekilde kurulmasıydı. Bu yeni format, güvenlik iş birliği, gıda güvenliği ve lojistik alanlarında koordinasyonu hedefliyor olsa da zirvenin perde arkası daha derin.
Zelenskiy, 4 Nisan’da İstanbul’da Erdoğan ile görüşmesinin hemen ardından Türkiye Cumhurbaşkanlığı’na ait özel uçakla Şam’a geçti. Aynı gün Hakan Fidan da Şam’da resmi temaslarda bulundu. Fidan, önce Zelenskiy ile Colani arasındaki ikili görüşmeye katıldı, ardından Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sibiha ve Suriye Geçici Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile üçlü bir toplantı gerçekleştirdi. Görüşmeler sonrası ortak yazılı açıklama yapılmadı; yorumlar sınırlı kaldı.
RESMİ GÜNDEM: GÜVENLİK, GIDA VE LOJİSTİK
Ukrayna Dışişleri Bakanı Sibiha, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada üçlü formatın “dönüm noktası” olduğunu vurguladı ve öncelikli başlıkları şöyle sıraladı:
-Güvenlik iş birliği
-Gıda güvenliği
-Lojistik ve deniz yolu taşımacılığı güvenliği
-Ticaret yollarının geliştirilmesi
Sibiha, Ukrayna’nın tahıl ihracatını Suriye ve bölge ülkelerine genişletebileceğini belirtti. Zelenskiy de “Yeni ilişkiler ve olanaklar inşa ediyoruz, güvenliğimizi sağlamak için çabalarımızı artırıyoruz” mesajını verdi. Resmi açıklamalarda askeri iş birliği ve savunma deneyimi paylaşımı da öne çıkıyor. Bu, Ukrayna’nın Rusya ile devam eden savaşta Orta Doğu’da yeni ortaklar arama çabasının bir parçası.
Ziyaret, Rusya’nın geleneksel Suriye müttefikliğinin sembolik olarak sonlanmasını da temsil ediyor. Esad sonrası Şam yönetimi, Rusya’dan uzaklaşarak Batı ve bölgesel aktörlerle ve özellikle Türkiye ile ilişkileri normalleştirme yönünde adımlar atıyor.
PERDE ARKASI: TİCARET, ÇETE TRANSFERİ VE BÖLGESEL HESAPLAR
Görüşmelerin resmi gündeminin ötesinde, daha derin motivasyonlara dikkat çektiğini söylemek mümkün. Ukrayna’nın cephedeki insan gücü kaybı nedeniyle yabancı savaşçı ve çete arayışında olduğu net anlaşılmaktadır. Edindiğimiz bilgilere göre mali destek, buğday tedariki veya ekonomik imtiyazlar karşılığında HTŞ içerisindeki radikal cihadist çete gruplarının Ukrayna’da savaştırılmak üzere kullanılması hedefleniyor. Buna karşılık Ukrayna daha önceden hem HTŞ’ye SİHA tedarikinde bulunmuş hem de MİT’e bağlı El Emşat ve El Hamzat çete gruplarını insansız hava araçlarını kullanma konusunda eğitim vermişti. Yani geçtiğimiz yıllarda gizliden yürütülen ilişkilerin şimdi resmi zemin kazanmaya başladığını görüyoruz.
Türkiye’nin geçmişte Suriye Milli Ordusu’na (SMO) bağlı grupları ve Cephet El Nusra liderliğinde Libya ve Azerbaycan gibi çatışma bölgelerine transfer ettiği yönündeki raporlar basına yansımıştı. Aynı şekilde sitemiz lekolin.org’ta yer alan 22 Şubat 2022 tarihli Özel Haber’de: Türk devletinin görevlendirdiği Cebhet El Nusra çete lideri Ebu Beşir Errawi’nin, Ahmed Nur Mehemed Ezizi, Fehim İsa ve Ebu Emşa’dan 100-150 gruplardan oluşan çeteleri hazırlayıp Kilis’e göndermelerini istedi. Suriye’de bulunan Huras El Din, Cebhet El Nusra ve radikal İslam gruplarından oluşan çetelerin Ukrayna’ya gönderilmek üzere Hawar Kilis Sınır Kapısı’ndan geçirilerek Kilis Karakolunda toplanıldığı bilgisini paylaşmıştı.
Yine Hakan Fidan’ın görüşmede yer alması, Ankara’nın arabulucu veya koordinatör rolünü ortaya koymaktadır. Colani’nin ziyaret öncesinde Birleşik Krallık’a yaptığı seyahat ise; Londra’nın (Ukrayna’nın önemli destekçilerinden) dolaylı koordinasyonuyla bağlantılıdır.
TÜRKİYE’NİN ROLÜ
Ankara, hem Zelenskiy’yi Şam’a taşıyan uçağı sağlayarak hem de Fidan’ın aktif katılımıyla sürecin merkezinde yer aldı. Bu, Türkiye’nin Esad sonrası Suriye’yi şekillendirme, mülteci dönüşü ve yeniden inşa sürecinde etkili olma stratejisinin bir uzantısıdır. Aynı zamanda Ukrayna ile uzun süredir süren savunma ve tahıl koridoru iş birliğinin Orta Doğu’ya genişletilmesi anlamına geliyor.
Ziyaret sonrası Fidan’ın ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile Ankara’da görüşmesi de dikkat çekici. Bu, üçlü mekanizmanın Batı ile eşgüdüm içinde ilerletilmeye çalışıldığını göstermektedir.
DİPLOMATİK DÖNÜM NOKTASI MI, STRATEJİK HAMLE Mİ?
Şam’daki üçlü zirve, Esad sonrası Suriye’nin uluslararası sisteme entegrasyonunda atılan adımlardan birini teşkil ediyor. Resmi olarak güvenlik, lojistik ve gıda güvenliği odaklı bir iş birliği mekanizması kurulurken, perde arkasında Rusya-Ukrayna savaşının yarattığı insan gücü ihtiyacı, bölgesel güç dengeleri ve Türkiye’nin arabuluculuk kapasitesi gibi unsurlar öne çıkıyor.
Henüz somut anlaşma metni veya ortak bildiri yayınlanmadığı için mekanizmanın ne kadar hızlı ve derin işleyeceği belirsiz. Ancak ziyaret, resmi gündemde güvenlik, lojistik ve gıda güvenliği iş birliği öne çıksa da, perde arkasında Ukrayna’nın Orta Doğu’da yeni diplomatik alanlar açma, Suriye’nin Rusya’dan uzaklaşma ve Türkiye’nin bölgesel etkisini artırma hedefleriyle örtüşen stratejik bir boyuta işaret ediyor. Özellikle Ukrayna’nın devam eden savaşta insan gücü ihtiyacını karşılamak üzere Suriye üzerinden çete temini arayışları, bu üçlü mekanizmanın merkezinde yer alan konuların başında geliyor.
Militan RÊHAT





