Esad Rejiminin düşüşünden sonra HTŞ’nin sembolük olarak girdiği Efrin’de işgalci Türk devletine bağlı çeteler üniforma değiştirip bölgede insalık dışı suçlarını devam ettirmektedir. Bölgede meşruiyet kazanmaya çalışan Türk devletinin MİT ve Parastin aracılığıyla belediyelerde işbirlikçi Kürtleri görevlendirdiği öğrenildi. Göreve getirilen işbirlikçi Kürtler her ne kadar “Kürt temsilleri” olarak lanse edilse de, karar mekanizmasında hiçbir yetkileri bulunmamaktadır.
Afrin, Bilbilê, Raco, Şêran, Cindirês, Mabata ve Bab Hedîd gibi ilçelerde kurulan belediye meclisleri, halkın katılımına dayalı gibi gösterilse de, seçilmiş figürlerin çoğu sembolik bir rol üstleniyor. Karar mekanizmaları üzerinde hiçbir bağımsız yetkileri bulunmamaktadır. Bu yapı, geleneksel koruculuk sisteminden esinlenen, ancak yenilenmiş bir temsiliyet modelini ortaya koyuyor. Kürt kimliğinin yalnızca yüzeysel olarak temsil edildiği bu yapı, Ankara’nın bölgedeki siyasal ve güvenlik çıkarlarını pekiştirmek amacıyla kurgulanmış bir oyundur. Bu seçilmiş kişiler Ankara’nın stratejik çizgisi dışında herhangi bir karar alma yetkileri de bulunmuyor.
GÖREVLENDİRİLEN SEMBOLİK BELEDİYE BAŞKANLARININ İSİM LİSTESİ
Halep Şehir Meclisi, Bölgesel Yönetim ve Çevre Bakanlığı’na bağlı olarak, Efrin bölgesindeki belediyeler için yeni idari atamaları duyurdu. Bu karar, 17 Temmuz 2025 tarihinde alınan ve Halep’teki tüm idari birimlerin yönetiminden sorumlu olan Muhammed Ali el-Eziz tarafından imzalanan bir karara dayanmaktadır. Karar metnine göre, atamalar şu şekildedir:

Efrin Belediye Başkanı: Mihemed Şêx Reşîd
Bilbil Belediye Başkanı: Dilzar Cemîl Seydo
Raco Belediye Başkanı: Xelîl Osman Bekir
Şeran Belediye Başkanı: Rênas Ebdilrehman
Cindirês Belediye Başkanı: Şemsedîn Xelîl Hoto
Mabata Belediye Başkanı: Nazliye Şêx Hesen
Bab Hedîd Belediye Başkanı: Ehmed Bekir Bekir
Bu atananların hepsi MİT ve Parastin ile doğrudan ilişki halinde olan işbirlikçi Kürtlerdir.
EFRİN’DE DEMOGRAFİK VE SİYASİ MÜDAHALE
Efrin’de geliştirilmeye çalışılan yerel yönetim modelinde Kürt temsiliyetini koruyan bir yapıymış gibi gösteriliyor. Yüzeyde Kürt figürler üzerinden yerel katılım izlenimi verilse de, bu yapı aslında Ankara merkezli stratejik planlamanın sahadaki yansımasıdır. İşgalci TC ve ona bağlı çetelerin Efrin’i işgalinden bu yana, katliam, işkence, kaçırma, taciz ve tecavüz gibi insanlık dışı uygulamalar devam ederken dış güçlerden aldıkları desteklerle birlikte Efrin demografisini tümden değiştirme çalışmalarına başladılar. 2018’deki Türk devleti ve SMO’nun efrin işgali sonrasında binlerce Kürt, zorunlu göçe maruz bırakıldı ve yerlerine demografik yapıyı değiştirecek şekilde Türkiye destekli gruplar ve Arap aileler yerleştirilmişti. Kuveyt, Katar ve Filistin’in derneklerinin finansmanıyla zeytinlikler ve ormanlık alanlar yok edilerek binlerce yeni yerleşim birimleri inşa edildi. Bu yapıların oluşturulması, Kürtlerin geri dönüşünü engellemekle birlikte bölgenin demografik yapısını değiştirmiştir. Bu süreç askeri olduğu kadar sosyolojik ve ideolojik boyutta yürütülmektedir.
MİT-PARASTİN ORTAKLIĞI
Parastin, özellikle Rojava Devrimi’nden sonra MİT ile çok yakın işbirliğine girmiştir. MİT-Parastin eliyle Kürt halkına gerçekleşen yüzlerce saldırı vardır. MİT’in Parastin ve PDK-S ile kurduğu işbirlikçi ilişkeler çerçevesinde, Kürtler üzerinden alternatif ve sembolik bir temsiliyet yaratma stratejisi önerilmiştir. Bu figürlerin görevlendirilmesi, Özerk Yönetim’in Efrinli Göçmelerin geri döndürme üzerinden geliştirdiği gündemin zayıflatılması ve Kürt halkının yönetimine olan bağlılığını kırmak amacıyla planlanmış bir algı stratejisidir. Ancak bu figürler görünür oldukları kadar, karar alma süreçlerinde herhangi bir rol oynamıyor. Yönetim mekanizması, Türkiye destekli çete grupları tarafından belirleniyor. Efrin’de geliştirilmeye çalışılan yerel yönetim modeli, Kürt halkının iradesine dayalı bir yapıdan ziyade, dış müdahaleyle şekillendirimiş, kontrol ve algı yönetimi merkeziyle işleniyor. Bu strateji, hem demografik yapı hemde siyası meşruiyet çerçevesinde bir müdahaledir.
Botan AMED




