18 Temmuz’da Şam’da MİT, HTŞ istihbaratı ve Türk askeri temsilciler arasında düzenlenen toplantı ve ardından 19 Temmuz Şam Ortak Operasyon odasına MİT tarafından gönderilen talimatlarla; Fırat’ın doğusu ve Özgürleştirilmiş Bölgeler (Rakka, Dêrazor, Tebka) üzerinde Arap aşiretlerini kullanarak QSD’ye karşı geniş bir plan ve strateji devreye koydu. Askeri meclisini kuran Özerk Yönetimini ilan eden Süveyda’ya yönelik saldırılar bu stratejinin bir parçası olurken Suriye genelinde daha geniş bir bölgesel planın hedeflendiği anlaşılmaktadır. Dosya analizimizde toplantıların içeriği, alınan kararlar ve raporların ışığında MİT-HTŞ iş birliğinin Arap aşiretleri üzerinden hedeflerini, stratejilerini ve olası sonuçlarını mercek altına alacağız.
AŞİRETLER ÜZERİNDEN QSD’YE KARŞI PLAN
Son dönemde, Suriye’nin kuzey ve doğusundaki Dêrazor, Rakka ve Tebka bölgelerinde, sözde “Aşiretler Ordusu” adı altında faaliyet gösteren uyuyan hücrelerin hareketliliğinin arttığını sitemiz belirtmişti. Ankara perspektifli ve Şam merkezli yapılan toplantılarda MİT ve HTŞ’nin Aşiretler üzerinden yaptığı planın detaylarına ulaştık.
Lekolin.org olarak edindiğimiz bilgilere göre 18 Temmuz 2025 tarihinde Şam’da MİT yetkilileri ve HTŞ istihbarat görevlileri arasında dört saatlik bir toplantı gerçekleştirildi.
Türk heyetinden toplantıya MİT adına İbrahim Kayacı, Mustafa Karal, Hakan Kalkavan, Aydın Düşman; Türk Savunma bakanlığı adına ise Mehmet İlker, Mümtaz Yıldırım’ın katıldığı öğrenildi.
HTŞ istihbaratından ise Şeyh Ebu Seyid, Şeyh Muhammed El Musenna, Askeri Komutanlığa bağlı olarak Şeyh Ebu Beraa, Şeyh Halil El Ebud Ebu Turab’ın katıldığı bilgisine ulaşıldı.
Toplantının ana gündemi Fırat’ın doğusunda hakimiyet kurmak için Arap aşiretlerini ve gizli DAIŞ hücrelerini örgütleyerek QSD’ye karşı bir plan geliştirilmesi iken toplantıda alınan kararlar şöyle;
-Aşiretlerin Harekete Geçirilmesi:
QSD’nin silah bırakmaması veya Şam Ordusu’na katılmaması durumunda Rakka ve Tebka’daki Arap aşiretlerini QSD’ye karşı ayaklandırmaktır.
MİT tarafından belirlenen aşiretler: El Bû Şaban, El Bû Xemîs, El Igêdat, El Begara, Benî Seyîd, Dilêm, El Iniza, El Cibûr ve Benî Xalid.
MİT’in bu ayaklanmalara öncülük etmesi için belirlediği aşiret şeyhlerinin isimleri ise şöyle; Mîê El Mewalî aşiretinden Şeyh Hakim El Şayiş, Şerabî aşiretinden Şeyh Halil El Riêgo, El Raşid aşiretinden Şeyh Hüseyin Ebid El Kadir El Hiso, Şemer aşiretinden Şeyh Mahmud Casim El Halef, El Reqa aşiretinden Şeyh Rıdvan Tamir El Seyid ve Ferec El Selame.
-Kara Propaganda Planı
Türk özel savaş rejiminin asırlardır başvurduğu kara propaganda politikalarını günümüzde de en üst perdeden devam ettirmektedir. Suriye ve özelde de Arap halkının yaşadığı bölgelerde kurduğu yerel ajan ağları ile fitne ve iç karışıklık çıkarmakla birlikte, özel savaş medyası üzerinden QSD’ye karşı yoğun kara propaganda yürütmektedir. Bu minvalde yapılan toplantıda alınan kararlar ise şöyle;
MİT ve HTŞ’nin bölgede örgütlediği hücreler QSD üniformaları giyerek Rakka, Tebka ve Hesekê kırsalındaki Arap şahsiyetleri öldürecek, cesetleri parçalayarak QSD’ye karşı kamuoyunda kara propaganda yapacak. Bu tür saldırılarla, QSD’nin bölgedeki meşruiyetini zayıflatmayı ve aşiretleri QSD’ye karşı mobilize etmeyi hedefliyor.
-ABD ve Fransa’ya Baskı:
Toplantıda MİT yetkilileri kendilerinin, ABD ve Fransa’ya, QSD’nin bölgede istikrar kuramadığını, meselenin bir “aşiret sorunu” olduğunu ve HTŞ hükümetinin bölgeye müdahale etmesine izin verilmesi gerektiğini savunacağını belirttiği öğrenildi. Bununla QSD’yi izole ederek HTŞ’nin bölgeye girişini kolaylaştırmayı amaçlıyor.
-Dış Aktörlerle Koordinasyon:
Herkesin en sıcak gündemlerinden biri olan Suriye’de bu kirli planlarını başarıya ulaştırmak için toplantıda MİT’in, Suudi ve Katarlı güvenlik ekipleriyle Ankara’da koordinasyon sağlayarak planın medya alanında desteklenmesine ilişkin talepte bulunacağı öğrenildi.
-Süveyda Bağlantısı:
Süveyda’daki bazı aşiret şeyhleri (Miseeb El Hifil, Efnes Hires El Milhim, Ahmed El Esead, Şaiş El Milhim, Nevaf El Mislit, İbrahim El Hifil) toplantıya katılmadı, ancak bu bölgedeki aşiretler de plana dahil edilmeye çalışıldığı öğrenildi.
Bu toplantı, MİT’in Arap aşiretlerini QSD’ye karşı bir vekil güç olarak kullanma stratejisinin açık bir göstergesidir. Kara propaganda ve hedefli suikastlar, QSD’nin bölgedeki kontrolünü zayıflatmayı ve etnik gerilimleri körüklemeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, ABD ve Fransa’ya yönelik diplomatik baskı, HTŞ’nin bölgedeki meşruiyetini artırmayı hedeflerken, Suudi Arabistan ve Katar gibi bölgesel aktörlerin medya desteğiyle planın etkisi artırılmak isteniyor.
MİT’TEN ŞAM ORTAK İSTİHBARAT ODASINA YENİ TALİMATLAR
MİT ve HTŞ yetkilileri arasında yapılan toplantının ikinci günü yani 19 Temmuz 2025 tarihinde MİT, Şam’da kurulan Ortak İstihbarat Odasına (Şam’da Bulunan MİT yetkilileri, Cumhurbaşkanlığı Güvenlik Ofisi, Şam Geçici Hükümeti İstihbarat Komitesi, HTŞ İstihbaratından oluşuyor) yeni bir talimat gönderdiği bilgisine ulaşıldı.
Talimatın içeriği Özerk Yönetim, QSD ve Arap aşiretlerinin hareketleri üzerine strateji geliştirilmesini kapsarken detaylarına ulaştığımız talimatın ana noktaları şunlar;
-MİT, QSD’nin askeri faaliyetlerini yine Özerk yönetimin siyasi ve toplumsal faaliyetlerinin detaylarının (ne olduğu, nasıl gerçekleştiği) açıklığa kavuşturulmasını istedi.
-Talimatta Özerk Yönetimin Arap aşiretlerini siyasi, diplomatik ve ideolojik olarak örgütlediği, bu amaçla toplantılar düzenlediğine dikkat çekilirken, bu toplantıların zaman, yer ve içeriği hakkında bilgi toplanmasını ve bu örgütlenmenin Türkiye sınırları ile ABD için tehdit oluşturduğu gerekçesiyle boşa çıkarılmasını istedi.
-Rakka ve Dêrazor’da QSD’ye karşı aşiretlerin listesinin hazırlanmasını ve bu aşiretlerden üzerinden QSD’ye bağlı aşiretlerin örgütlendirilmesi. Ayrıca aşiretlerin QSD’ye karşı askeri, siyasi ve medya alanında da örgütlendirilmesi. MİT bu amaçla, koordinasyon, iletişim ve medya için özel bir Operasyon Odası kurulmasını istedi.
-QSD’nin, kendisinden uzaklaşan aşiretleri siyasi yöntemlerle tekrar bağladığını ve bunun MİT’in planlarını etkisizleştirdiği belirtilen talimatta MİT, bu siyasi yöntemin tespit edilmesini ve boşa çıkarılmasını talep etti.
Talimatta, MİT’in QSD ve Özerk Yönetim’e karşı çok yönlü bir strateji geliştirdiği net bir şekilde görülüyor. Aşiretlerin QSD’den koparılması, örgütlenmesi ve propaganda amaçlı kullanılması, MİT’in ana hedeflerinden biri. QSD’nin siyasi hamleleri ve toplumsal örgütlenmeye hız vermesi gibi adımları, MİT’in planlarını zorlaştırıyor. Bu nedenle, MİT’in istihbarat toplama ve koordinasyon odalarının kurulması gibi planları devreye koyduğu görülüyor.
PLANIN PROVASI SÜVEYDA’DA YAPILDI
Yukarda da dile getirdiğimiz gibi Askeri meclisini kuran ve Özerk Yönetim talebinde bulunan Dürzi halkına yönelik uzun süredir kirli planlar yapan MİT ve HTŞ cihadist çete grupları Dürziler ve Sünni bedevi aşiretler arasında çatışma çıktığını iddia edip Dürzi halkına yönelik katliam saldırılarına başladı. Durzî halkının direniş duvarına çarpan kirli plan İsrail’in müdahalesiyle boşa çıkarıldı. Bu kirli planın provasını Süveyda’da yapan MİT ve HTŞ şimdi daha geniş bir çerçevede aynı kirli yöntem ve politikaları Dêrazor, Rakka ve Tebka’da hayata geçirmeye çalışmaktadır.
Dürzilere veya İsraillilere karşı dini söylemlerle Arap milliyetçiliği duygularını körükleyen MİT ve HTŞ, QSD’ye karşı da Dêrazor, Rakka ve Tebka’da bu argümanı kullanmaktadır.
Süveyda saldırıları, MİT ve HTŞ’nin daha geniş bir stratejisinin parçası olarak görülüyor. Bu saldırılar, hem QSD’ye karşı aşiretleri mobilize etmeyi amaçlıyor. Aşiretlerin dini ve milliyetçi duygularla manipüle edilmesi, bölgedeki etnik gerilimleri artırarak QSD’nin kontrolünü zorlaştırmayı hedefliyor.
RİSKLER VE TEHLİKELER
-QSD üniformalarıyla suikastlar ve ceset parçalama gibi saldırılar, Kürt-Arap çatışmasını körükleyebilir ve bölgede büyük çaplı bir çatışma riski yaratabilir.
-Aşiretlerin MİT ve HTŞ tarafından sistematik olarak örgütlenmesi, Kuzey ve Doğu Suriye’de istikrarsızlığı artırabilir. Yine MİT’in kirli planları aşiretleri birbirine kırdırtabilir. Süveyda’da MİT’in aktif rol oynaması ve Şam’a yapılan ziyaretler, bu örgütlenmenin gizli bir şekilde ilerlediğini gösteriyor.
– ABD ve Fransa’ya yapılan baskılar, bu ülkelerin QSD’ye desteğini artırabilir veya tersine, HTŞ’nin bölgeye girişine sessiz kalmalarına neden olabilir.
MİT ve HTŞ’nin Şam’daki toplantıları ve raporları, Kuzey ve Doğu Suriye’de QSD’ye karşı kapsamlı bir vekalet stratejisi geliştirdiğini gösteriyor. Arap aşiretlerini manipüle ederek etnik gerilimleri körüklemek, QSD’yi zayıflatmak ve HTŞ’nin bölgesel otoritesini artırmak ana hedefler. Ancak, bu planların uygulanması, bölgede ciddi bir istikrarsızlık ve çatışma riski taşıyor. Özellikle suikast ve propaganda gibi yöntemler, etnik çatışmaları derinleştirebilir. MİT’in istihbarat toplama ve koordinasyon odaları kurma çabaları, bu stratejinin uzun vadeli ve sistematik olduğunu ortaya koyuyor. Süveyda saldırıları, planın bölgesel bir boyutunu teşkil ederken MİT-HTŞ ve diğer devletlerin desteği ile Rojava’ya karşı yapılan kirli planlar daha geniş bir konseptin olduğunu ortaya koyuyor.
Militan RÊHAT





