2025 yılı ortasında, Türkiye’deki “Kürt masası” görüşmeleri ve PKK’nin yeni kongre süreci bağlamında, Önder Abdullah Öcalan, PKK’nın 12. Kongresine uzun bir politik rapor sunarak Kürt ve Kürdistan gerçekliğine dair kapsamlı metin paylaştı. Reber APO’ya göre Kürt kimliği ve Kürdistan varlığı Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte resmi politikalarda inkâr edilmiş, “kavram olarak da, gerçeklik olarak da” adeta silinmeye çalışılmıştır [^1]. Önder Abdullah Öcalan, bu inkâr politikalarının sonucunda Kürt gerçeğinin “bitmiş bir gerçeklik” haline geldiğini, bileşenlerinin üstü örtülerek Kürt varlığının yok sayıldığını vurgulamaktadır. Örneğin, 1923’ten itibaren “Kürtçe diye bir dil yoktur, Kürtlerin aslı Türktür” gibi tanımlamalar sistematik şekilde savunulmuş; 1925’te ise Şark Islahat Kararnamesi ile Kürtçe’nin kamu kullanımına tamamen yasaklandığı bilinmektedir [^2].
Rêber APO, Cumhuriyetin ilk yıllarında “Sümerlerden bu yana tarih kayıtlarında var olan Kürtler”in varlığının resmen yok sayıldığını belirtir [^3]. O dönemde Kürt kimliği ve dili üzerinde “inkâr politikası” uygulandığı gerçeği, Kürt kamuoyunda yaygın olarak kabul edilen bir görüştür. (Gerçekte, tarih boyunca Mezopotamya’da birden çok etnik kimlik bulunmuş, Önder Abdullah Öcalan da Sümerlerden Yunanlılara kadar çeşitli kaynakları anımsatarak Kürt unsurunun tarihsel sürekliliğine işaret etmektedir [^4].) Bu inkâr ortamına karşı PKK’nin kuruluş süreci büyük bir kırılma yarattı. Reber APO’ya göre PKK, modern bir hareket olarak, “Kürt ve Kürdistan gerçekliğini yeniden canlandırmak” gibi tarihsel bir başarı elde etti [^5]. PKK’nin kuruluşu, Kürt varlığının meşruiyetini kanıtlamış ve –“yenilmez” bir konuma getirerek– bu gerçeği hem içeride hem uluslararası alanda kabul ettirmiştir. “PKK bu başarının adıdır” diyen Önder Apo, PKK’nin Kürt kimliğinin inkârını boşa çıkardığını ve Kürt varoluşunun kanıtlandığını belirtir [^6].
Gerçekten de, geleneksel güney Kürdistan merkezli Kürt hareketleri KDP ve YNK gibi yapılar tek başlarına Kürtlerin varlığını güçlü biçimde savunamamış, PKK’den önceki Kürt hareketlerinin kısa ömürlü olduğu kabul edilir. Reber APO, “PKK’nin çıkışı olmasaydı, 30 yıl önce hepsi bitmişti” sözleriyle, bu başarısını çarpıcı biçimde vurgular [^7].
CUMHURİYET DÖNEMİ POLİTİKALARI
PKK öncesi dönemde, Türkiye Cumhuriyeti devleti “ulus yaratma” anlayışıyla Kürt kimliğini sistematik olarak reddetmiş, asimilasyon politikaları uygulamıştır [^8]. Önder Apo, 25 sayfalık mesajında, “Kürt kimliği yok sayılmak üzere” bir döneme dikkat çekerek, cumhuriyet sonrası birkaç yıl içinde Kürtlerin resmi tarihte görünmez kılındığını belirtmiştir. 1925 yılında çıkarılan Şark Islahat Kararnamesi ile dil ve kültür üzerindeki yasaklar sertleştirilmiş, pek çok Kürt aydını sürgüne gönderilmiş veya hapsedilmiştir. Bu dönem politikaları, kültürel soykırım tezine örnek olarak gösterilir[^9]. Reber APO’ya göre bu inkâr politikası ancak PKK’nin mücadelesiyle “boşa çıkarılabilmiştir”.
PKK’NİN ROLÜ
Önder Apo, PKK’nin sadece Kürt gerçeğini savunmadığını, aynı zamanda Kürt toplumsal bilincini yarattığını ifade eder. Örneğin, “52 yıl 1 ay 4 gün önce ‘Kürdistan sömürgedir’ diye yola çıktım” diyerek, ideolojik sürekliliğin ve politik bilinçlenmenin altını çizer[^10]. PKK’nin, hem içeride hem dışarıda Kürt gerçekliğini görünür ve kabul edilir hale getirdiği belirtilmektedir.
Söz hakikatle buluştuğunda çok etkilidir, yaratıcı, yürütücüdür. Bu büyük tarihsel yolculuk ve politik mücadele sayesinde Kürt ve Kürdistan gerçekliği hem kanıtlanmış hem de dosta-düşmana kabul ettirilmiştir. Bu büyük bir başarıdır. PKK bu başarının adıdır.
İDEOLOJİK DÖNÜŞÜM VE DEMOKRATİK ULUS
Önder APO, 1990’larda reel sosyalizmin çöküşünü takiben PKK’nin stratejik vizyonunu dönüştürür. İmralı’daki yoğunlaşma süreciyle “Demokratik Ulus”, “eko-ekonomi” ve “komünalite” gibi kavramlar gündeme gelmiştir[^11]. Ulus-devlet yerine çok kimlikli ve yerel özyönetim ilkelerine dayalı bir model savunulmaktadır. Reber APO, bu modeli hem bölgesel hem küresel barış için çözüm olarak tanımlar[^12].
“JUDENRAT” BENZETMESİ VE İÇSEL ELEŞTİRİ
Önder Apo, Kürt toplumundaki işbirlikçi unsurları eleştirirken, Nazi Almanyası’ndaki Judenrat (Yahudi komiteleri) kavramını kullanır. “Bazı aileler dedelerinin anılarına ihanet etmiştir” diyerek, geleneksel liderliklerin bazı örneklerini hedef alır[^13]. Bu tespit, Önder APO’nun toplumsal özeleştiriye verdiği önemin bir yansımasıdır. Kürtlerin kendi kimliğinden kaçtığına dair eleştirileri ise kimliksel bir “gerçeklikten kaçış” olarak değerlendirir[^14].
“KÜRT MASASI” VE BARIŞ PERSPEKTİFİ
2025’te kurulan Kürt masası, Önder APO tarafından tarihi bir gelişme olarak görülür. Ona göre bu masa, yalnızca görüşme zemini değil; PKK’nin uzun mücadele sürecinin sonucu olarak şekillenmiştir. Önder Apo, barış sürecinde demokratik toplum düzeninin esas alınması gerektiğini vurgular ve bu sürecin sadece Türkiye için değil, Ortadoğu’nun tamamı için dönüştürücü bir potansiyel taşıdığını belirtir[^15].
TARİHSEL SÜREKLİLİK VE İŞBİRLİKLER
Önder APO, Mezopotamya’dan Osmanlı’ya kadar Kürt tarihini yorumlayarak, Kürtlerin sürekli tarihsel bir özne olduğunu savunur. Selçuklu Sultanı Sencer’in Kürdistan tanımı, Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlisi işbirliği, Cumhuriyetin kuruluşunda Kürt-Türk ittifakı gibi örneklerle bu süreklilik çizgisi sunulur[^16].
Önder Abdullah Öcalan’ın çözümlemesi, Kürt ve Kürdistan gerçekliğinin tarihsel sürekliliğini, inkâr politikalarıyla bastırılmışlığını ve PKK’nin bu bastırmayı boşa çıkararak kimliği görünür kıldığını ileri sürmektedir. Yeni dönemin ise yalnızca etnik temelli değil, demokratik, çok katmanlı, yerinden yönetimli bir yapıya dayanması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu bağlamda “PKK bu başarının adıdır” ifadesi, Kürt gerçekliğinin yeniden inşası için tarihsel bir dönüm noktasıdır[^17].
Delil ZİLAN
Kaynakça:
[^1]: Önder Abdullah Öcalan, 2025 Mesajı, s. 2
[^2]: Şark Islahat Planı, 1925, Resmî Arşiv Belgeleri
[^3]: Önder Abdullah Öcalan, “Ortadoğu’da Uygarlık Krizi”, 2003
[^4]: a.g.e., s. 45
[^5]: PKK Kongre Belgeleri, 2025
[^6]: Reber APO, 2025 Kongre Metni, s. 18
[^7]: a.g.e., s. 19
[^8]: Taner Akçam, Türk Ulusal Kimliği ve Ermeni Sorunu, 1992
[^9]: Mesut Yeğen, “Kürt Sorunu Nasıl Anlatılıyor?”, 2006
[^10]: Reber APO, 2025, İmralı Mesajı
[^11]: Abdullah Öcalan, Demokratik Uygarlık Manifestosu, 2005–2009
[^12]: PKK 12. Kongre Perspektifi, 2025
[^13]: Önder Abdullah Öcalan, 2025 Kongre Mesajı, s. 22
[^14]: a.g.e., s. 24
[^15]: a.g.e., s. 27
[^16]: Cemil Koçak, Cumhuriyet Dönemi Kürt Politikaları, 2013
[^17]: Reber APO, 2025, s. 32





