• Türkçe
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
  • RUPELA GIŞTÎ
  • NÛÇE
  • ANALÎZÊN SIYASÎ
  • LÊKOLÎN
  • GOTAR
  • Hemû beş
    • Ji Edîtor
    • Jin
    • Perspektîfên Azadiyê
    • Rêze Nivîs
    • Rastiyên MIT
    • Hevpeyvîn
    • Ji Çapemeniya Derve
    • Nivîsên Azad
  • RUPELA GIŞTÎ
  • NÛÇE
  • ANALÎZÊN SIYASÎ
  • LÊKOLÎN
  • GOTAR
  • Hemû beş
    • Ji Edîtor
    • Jin
    • Perspektîfên Azadiyê
    • Rêze Nivîs
    • Rastiyên MIT
    • Hevpeyvîn
    • Ji Çapemeniya Derve
    • Nivîsên Azad
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
Turkçe
Anasayfa Beşên Ji xwendevan

Cezayirli Harkiler ve Kürdistanlı Korucular

Yayınlayan Lekolin
15 March 2020
Kategori: Ji xwendevan
247 16
A A
Cezayirli Harkiler ve Kürdistanlı Korucular
Facebook İle PaylaşınTwitter İle Paylaşın
FacebookX

18 Nisan 2013 Perşembe Saat 16:11

Korucubaşlarından Adnan Durak: “Barış süreci gelirse kan davasına dönüşebilir. Bundan tedirginim ve endişe duyuyorum. Bu durum önümüze gelecek biliyorum.

08.04.2013 tarihli Radikal gazetesinde mevcut sürece ilişkin Kürdistan’ın farklı vilayetlerindeki korucuların kaygıları haberleştirilmiş. Korucubaşlarından Adnan Durak: “Barış süreci gelirse kan davasına dönüşebilir. Bundan tedirginim ve endişe duyuyorum. Bu durum önümüze gelecek biliyorum. Ve sorunlar yaşanacaktır. Adamın oğlu dağda ölmüş, yarın karşılaşacağız. Tek tek dolaşıp ölenlerin yakınlarına giderek ‘Bizi affedin’ diyemem. Bunu devlet düşünmeli. Adamın oğlu dağda ölmüş ve biliyor ki biz o gün operasyondayız. Dolayısıyla bunu bizden biliyor. Peki, barış oldu diyelim. PKK, devlet ile barışıyor. Tamam da bizi de karşı taraf ile barıştırsınlar. Ya biz ne olacağız? diyor.

Bu sözler bana Mine G. Kırıkkanat’ın kaleminden yıllar önce okuduğum şu satırları hatırlattı:

“Bir deniz yüzbaşısı, soluk soluğa tırmandı kaptan köşkünün merdivenlerini, içeri girdi, selam çaktı ve tam:  “Komutanım…” diye başlamıştı ve geminin yükünü aldığını, artık tek bir kişiye bile yer kalmadığını söyleyecekti ki, süvari albayın ağladığını, rıhtıma dikili gözlerinden sicim gibi yaşlar süzüldüğünü gördü, sustu, ne diyeceğini, ne yapacağını şaşırmıştı. Komutanın baktığı yöne çevirdi gözlerini ister istemez. Oysa ne göreceğini zaten biliyordu: Rıhtım, geminin merdivenine ulaşabilmek için birbirini ezen binlerce asker kaynıyordu. Üniformaları, Fransız üniformalarıydı ama tenleri esmer.

Süvari albay, yüzbaşıya dönüp: “İskeleyi kaldırın!” dedi.

İskele kalktı. Demir alındı. Dev motorları çalıştı zırhlının ve yavaş yavaş uzaklaşırken limandan, rıhtımda kalanların son çığlıkları duyuldu önce, sonra makineli tüfeklerin taradıkları Zırhlı, burnunu Akdeniz’e çevirdi. Süvari Albay: “Tam yol!” dedi. Eğer arkasına baksaydı, makineli tüfekler sustuktan sonra, can çekişen hançerelerden çıkan son hırıltıları, hançerlerin kestiğini görecekti.

Onlara “Harki” diyorlardı. Fransız ordusunun Müslüman askerleriydiler. (Milliyet Gazetesi, 4 Ekim 2001)

1954-1962 arasındaki Cezayir Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda Fransız ordusuna hizmet eden Müslüman Cezayirlilere Harki adı veriliyor. Kelime Cezayir Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda Fransızları destekleyen tüm Cezayirli Müslümanları ve onların soyundan gelenleri de kapsayan bir terim haline dönüşmüş zaman içinde. Harkiler hafif silahlara sahiptiler, ancak coğrafyayı ve Cezayir toplumunu çok iyi tanımaları onları Fransız ordusu için değerli kılıyordu.1960 yılı itibariyle 150,000 Harki Fransız ordusunun emrinde çalışıyordu. Bu dönemde Fransız otoritelerinin en temel argümanı FLN-Ulusal Kurtuluş Cephesi’ne çalışandan daha çok Cezayirlinin Fransız ordusuna hizmet ettiğidir. Fransa Mart 1962’de Cezayir’den çekilme kararı alınca Harkiler ‘ ellerinden silahları alındıktan sonra evlerine gönderildiler. Charles de Gaulle Fransız ordusundaki subay ve bürokratlara Harkilerle ilgilenmemeleri ve onların Fransa’ya geçmeleri için yardım etmemeleri yolunda emir verdi. Buna rağmen aileleriyle birlikte 90,000’in üzerinde Harki bazı Fransız komutanların ve subayların kişisel çabaları sayesinde Fransa’ya kaçabildiler. Cezayir’de kalanlardan ise değişik kaynaklara göre 30,000 ile 150,000 arasında Harki öldürüldü ya da linç edildi. Savaş süresince Harki olmak işbirlikçi-ajan bir kimlik haline geldiğinden, sadece savaşanlar değil, aileleri de bu katliamlardan nasibini almıştır.
 
Fransa’nın Cezayir’den çekilme sürecine ilişkin ilginç bir nokta da dönemin Fransız hükümetinin 
Pied-Noirs (Kara Ayaklar- Fransız sömürgesi oldukları dönemde Fas, Tunus ve Cezayir’in özellikle sahil şeridine yerleşmiş bulunan Avrupa kökenli nüfusa verilen isimdir) denen Fransız asıllı Cezayirlilerin Fransa’ya taşınması için gerekli tüm önlemleri alırken Harkiler için hiçbir planlama yapmamış/önlem almamış olduğudur.
 
 
Fransa’ya kapağı atabilen Harkiler uzun yıllar dikenli tellerle çevrili kamplarda yaşamak zorunda kaldılar. Çok sonraları kamplardan çıkarıldıklarında da diğer göçmenlerle karışmayacakları izole mahallelere yerleştirildiler. Harki’lerin çocukları ve onların neslinden gelenler bugün bile Fransa’ya sonradan ekonomik göçle yerleşen Arap kökenli göçmen nüfus içinde insan yerine konulmazlar. Cezayirlilerce vatan haini olarak görülen Harkiler Fransız toplumunca da kabul görmediler. Fransa’daki milyonlarca Kuzey Afrikalı göçmen içerisinde en çok itilip kakılanlar, en çok aşağılananlar, en yoksul bırakılanlar onlardır.2012 itibariyle Harki’lerin ve onların soyundan gelenlerin Fransa’daki toplam nüfusunun 800,000’in üzerinde olduğu söylenmekte.
 
Ulusal kurtuluş sonrası Cezayir hükümetlerinin hiçbiri Harkileri Cezayir vatandaşı olarak kabul etmemiş ve doğdukları yerleri veya geride kalan akrabalarını ziyaretlerine izin vermemiştir. Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulaziz Bouteflika 2000 yılındaki Paris ziyaretinde “Harkiler Cezayir’e giremezler. Böyle bir şeyi istemek, Fransa’da Alman işgaline karşı direniş sırasında işgalcilerle işbirliği yapan Fransızların affını istemek gibidir. demişti.

Gazetede korucubaşının tedirginliğini okuyunca aklıma ilk gelen soru “Korucu neyi korur? oldu. Umarım bizim cehşlerimiz Harkilerin düştüğü hataya düşmezler. Ama olguya bakınca bundan emin olmak pek mümkün değil. Barış-kardeşlik vaazlarının havada uçuştuğu son süreçte algı dışına itilmeye çalışılan temel olgulardan biri Kuzey Kürdistan genelinde yeni korucuların alımına hız verilmesi ve koruculuğa gösterilen yüksek talepten ötürü bu alımların artık sınavlara bağlanmış olmasıdır. Diğer bir olgu da ateşkesi fırsat bilen devletin Kürdistan’ın kritik askeri noktalarında kale-kol’ ların yapımına hız vermesidir.

Akil insanlar acaba bu konuyu da gündeme alırlar mı, yoksa bu konu bizim gibi akil olmayanların ilgisine mi mazhar sadece? Akil insanlar demişken, bu grubun “Güneydoğu Anadolu listesinde yer alan Yılmaz Erdoğan “restore ettirdiği Heybeliada Sanatoryumunda, Atatürk büstünü kendi elleriyle temizledi,  “Sanatoryumun hiçbir noktasında Türk bayrağı niye yok diye görevlilere sitem etti. “(Vatan Gazetesi, 11 Nisan 2013).Aslında Esat Canan’dan sonra Yılmaz Erdoğan’ın da kervana katılmasında çok fazla şaşılacak birşey yok. Yıllar önce, Ahlat doğumlu bir Kürdistanlı olan Onur Akın da bir klibinde yüzdürdüğü oyuncak gemiye minik bir Türk bayrağı kondurarak devletin sinir merkezlerine gerekli mesajı vermişti. Esat Canan ve Yılmaz Erdoğan da aynı şeyi yapıyorlar. Bir “Kürt olarak değil, “Kürt asıllı Türkiyeli olarak Türk metropollerindeki elit yaşamın bir bedeli var ve “Türk bayrağı sevgisi   de bu bedelin en temel bileşenlerinden biri. Ve Kürtler kendi Kürdistanı  “kamuoylarını oluşturana kadar da bu böyle kalacak.

Zulkuf Azew

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com – www.lekolin.org – www.lekolin.net – www.lekolin.info

Etiketler: araştırmakurdiKurdishkurdistanLekolinTurkishTürkiye
Önceki yazı

Kürt Soykırımının Orjinal Belgesi/Abidin Özmen’in Raporu

Sonraki Haber

DEMOKRATİK TOPLUMUN ÖRGÜSÜ: KOMÜN VE MECLİSLER (2.BÖLÜM)

Benzer Haberler

Batman Belediye işçilerinden AKP-Erdoğan rejimi ve kayyımına İslamiyet dersi
Ji xwendevan

Batman Belediye işçilerinden AKP-Erdoğan rejimi ve kayyımına İslamiyet dersi

15 March 2020
Kapitalizm, fabrika ayarlarına mı dönüyor?
Ji xwendevan

Kapitalizm, fabrika ayarlarına mı dönüyor?

15 March 2020
Herkes AKP’li olmak zorunda mı? Tabi ki “Hayır!
Ji xwendevan

Herkes AKP’li olmak zorunda mı? Tabi ki “Hayır!

15 March 2020
Sonraki Haber
DEMOKRATİK TOPLUMUN ÖRGÜSÜ: KOMÜN VE MECLİSLER (2.BÖLÜM)

DEMOKRATİK TOPLUMUN ÖRGÜSÜ: KOMÜN VE MECLİSLER (2.BÖLÜM)

Nivîsên Ku Derdikevin Pêş

  • Bikaranîna ShamCash — Bi Rastî Li Ser Telefona We Çi Dike? – NÛÇE TAYBET

    Bikaranîna ShamCash — Bi Rastî Li Ser Telefona We Çi Dike? – NÛÇE TAYBET

    523 Paylaşım
    Paylaş 209 Paylaş 131
  • Hevkariya Rusya-Tirkîye-Çîn: Piştgiriya Drone û Çekan bo Îranê û Hîzbullahê – NÛÇE ANALÎZ

    508 Paylaşım
    Paylaş 203 Paylaş 127
  • Kesayetiya Dewşirme û Biyanîbûna Ji Nasnameya Xwe

    506 Paylaşım
    Paylaş 202 Paylaş 127
  • Pêngava Îmaratê Li Sûriyê û Aciziya Tirkiyê – DOSYA TAYBET

    502 Paylaşım
    Paylaş 201 Paylaş 126
  • Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünden Skandal Fişlemeler

    747 Paylaşım
    Paylaş 299 Paylaş 187

Bikaranîna ShamCash — Bi Rastî Li Ser Telefona We Çi Dike? – NÛÇE TAYBET

Hevpeymaniya Rojhilat: Divê Civaka Navnetewî Li Dijî Darvekirinan Îranê Xwedî Helwest Be

HPG: Em ê Dest Ji Armanca Xwe Ya Azadiya Rêberê Xwe Bernedin

Kesayetiya Dewşirme û Biyanîbûna Ji Nasnameya Xwe

Pêngava Îmaratê Li Sûriyê û Aciziya Tirkiyê – DOSYA TAYBET

Hevkariya Rusya-Tirkîye-Çîn: Piştgiriya Drone û Çekan bo Îranê û Hîzbullahê – NÛÇE ANALÎZ

  • DERBAR DE
  • PEYWENDÎ
  • HEMÛ NIVÎS
LÊKOLÎN

© NAVENDA LÊKOLÎNÊN STRATEJÎK A KURDISTANÊ 2025

Tekrar hoşgeldiniz!

Hesaba giriş

Şifrenizimi unuttunuz?

Tüm alanlar zorunludur

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Oturum aç

Add New Playlist