• Türkçe
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
  • RUPELA GIŞTÎ
  • NÛÇE
  • ANALÎZÊN SIYASÎ
  • LÊKOLÎN
  • GOTAR
  • Hemû beş
    • Ji Edîtor
    • Jin
    • Perspektîfên Azadiyê
    • Rêze Nivîs
    • Rastiyên MIT
    • Hevpeyvîn
    • Ji Çapemeniya Derve
    • Nivîsên Azad
  • RUPELA GIŞTÎ
  • NÛÇE
  • ANALÎZÊN SIYASÎ
  • LÊKOLÎN
  • GOTAR
  • Hemû beş
    • Ji Edîtor
    • Jin
    • Perspektîfên Azadiyê
    • Rêze Nivîs
    • Rastiyên MIT
    • Hevpeyvîn
    • Ji Çapemeniya Derve
    • Nivîsên Azad
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
Turkçe
Anasayfa Beşên Ji xwendevan

TÜRKİYE’DE PARADİGMA DEĞİŞİMİ VE “DERİN KÜRDİSTAN AKLI

Yayınlayan Lekolin
15 March 2020
Kategori: Ji xwendevan
240 18
A A
TÜRKİYE’DE PARADİGMA DEĞİŞİMİ VE “DERİN KÜRDİSTAN AKLI
Facebook İle PaylaşınTwitter İle Paylaşın
FacebookX

12 Ocak 2014 Pazar Saat 08:59

Kapitalist dönemin en önemli başarısı kitleleri gönüllü aptallaştırabilmesi, hatta köleleştirebilmesidir. Kendi çıkarlarının nerede olduğunun rasyonel bir analizini yapamadan, kitleler egemen yapının çıkarlarının kendi çıkarları olduğu yanılsamasının etkisinde ömürlerini geçirirler.Seçimlerini bu doğrultuda yaparlar, yeni nesilleri bu doğrultuda yetiştirirler.

Kapitalist dönemin en önemli başarısı kitleleri gönüllü aptallaştırabilmesi, hatta köleleştirebilmesidir. Kendi çıkarlarının nerede olduğunun rasyonel bir analizini yapamadan, kitleler egemen yapının çıkarlarının kendi çıkarları olduğu yanılsamasının etkisinde ömürlerini geçirirler.Seçimlerini bu doğrultuda yaparlar, yeni nesilleri bu doğrultuda yetiştirirler. Hukukun üstünlüğüne inanırlar ve hukuk adı verilen sistem makyajının onların haklarını korumak için varolduğunu zannederler.Halbuki ezenler/ezilenler veya egemenler arası yerel/global çelişkiler su üstüne çıktığında ilk dökülen, bir makyaj malzemesi olarak hukuk olur. Geriye de sadece çelişkilerin antagonist özü kalır. Roboski davasında alınan karar ve TC Başbakanı’nın kendi kabinesine yönelik yolsuzluk soruşturmasında aldırdığı kararlarda olduğu gibi. Türkiye’nin son on yıllık tarihini bir cümleyle özetlemem istenseydi benden, cevabım: “İslamcı-Türk milliyetçisi Milli Görüş hareketinin dünya sistemiyle uzlaşarak iktidar olmayı tercih eden ikinci kuşak önderlerinin sisteme biatı üzerinden Türkiye’de iktidarın AKP’ye teslimi ve bunun yarattığı olanakların tetiklediği özgüven balonu, TC iktidar elitini Neo-Osmanlıcı hayallere sürükleyince, o balonun ustalıkla patlatılması olurdu.
 
2003 yılında “göreve getirilen AKP iktidarı ilk günden itibaren çok ciddi bir dış desteğe kavuştu. Başrol Türkiye’ye verildiğinden kapsamlı restorasyonla işe başlandı:

a) Küresel sermayenin yönü Türkiye’ye çevrildi, sel gibi para akmaya başladı,

b) Türkiye, uluslararası düzeyde inanılmaz diplomatik ve siyasî desteğe sahip kılındı,

c) Avrupalılara Türkiye’yi AB üyelik sürecine daha aktif dahil etmeleri için baskı yapıldı,

d) İçeride periyodik darbeler yapan cuntaların tasfiye edilmesine yardım edildi, askerî vesayet rejimi “durduruldu , yok edilmedi.

e) Yakın bölge ülkeleriyle, özellikle Suudi  ve Körfez ülkeleriyle ciddi parasal ve siyasî ilişkiler kuruldu, “sıfır ihtilaf politikasıyla neredeyse ortak bakanlar kurulu oluşturuldu.

f) Afrika’ya koridor açıldı.” (Ali Bulaç, Zaman Gazetesi,02.01.2014).Dünya sisteminin açmış olduğu bu sınırsız global krediyi tam bir “milli görüş” dar kafalılığıyla ve değişen dünyayı okuyamama basiretsizliğiyle Neo-Osmanlıcılığa tahvil etmeye çalışan TC’nin yeni iktidar eliti kendisine açılan kredi limitini aşıp Ortadoğu’da hakimiyet alanlarını genişletmeye rak ve Suriye’de yönetimleri değiştirmeye/belirlemeye, Kürdistan petrollerine ortak olmaya, Kuzey Kürdistan’daki etkinliğini KDP üzerinden Güney Kürdistan’a, selefiler ve El-Qaide türevleri üzerinden Batı Kürdistan’a yaymaya çalışınca, dünya sistemi açısından TC balonunu patlatmak ya da havasını indirmek zorunluluk haline geldi. Özgüven patlaması yaşayan TC’nin Başbakanı’na yapılan dolaylı ve direkt uyarılar bir politika değişikliğine yol açmayınca ABD kontrollü cemaat ve bürokrasideki uzantıları aracılığıyla operasyon için düğmeye basıldı. Türki iktidarın tarihsel olarak mütemmim cüzü olan yolsuzluk üzerinden başlatılan operasyon, kabinenin dört bakanını yedikten sonra TC Başbakanının oğluna uzanacakken, süreç kuvvetler ayrılığının ve bir üstyapı kurumu olarak hukukun TC hükümetince askıya alınmasıyla sonuçlandı. Oysa Türki devlet geleneğinde yolsuzluk bir gelenek olmanın ötesinde bir haktır. Yolsuzluklar değil, rant ve mülk birikimi takip edilir ve çizgi aşılırsa müsadere gerçekleşir. Müsadere Türki devlet geleneğinde devletin zenginleşmiş vatandaşlarının mallarına istediği zaman el koyabilmesidir ve sonuncusu Uzanlar olmak üzere pek çok örneği vardır. Burada önemli olan yolsuzluğun değil, birikimin cezalandırılmasıdır ve talan geleneğiyle de uyumludur. Yani yolsuzluk bu operasyonun nedeni değil, bahanesidir.
 
Mevcut gelişmelerin tetiklediği ve dış dinamiklerce de önü açılan bir ön ekonomik kriz kapıya dayanınca, süreç TC iktidar eliti açısından o kadar riskli bir boyuta geldi ki 1 Ağustos 2013 tarihinde Anıtkabir özel defterine “Türkiye kararlı bir şekilde bölgesel ve küresel bir güç olmaya ilerlerken, sürekli istikrar, barış ve huzura da katkı koymaya devam ediyor” yazan TC Başbakanı Ocak 2014’te çıktığı Japonya gezisinde “Türkiye’nin bölgesel veya küresel güç olma gibi bir hedefi yok. Türkiye sadece üzerine düşen görevi yapmak suretiyle gerek bölgede gerekse uluslararası camiada bir yere oturtuluyor. Olan budur, olması gereken de budur. Diğeri ise bir hırs diye tanımlanır ki hırs her zaman tehlikelidir. Bizim böyle bir hırsımız yok.” diyerek ricat etmek zorunda kaldı. Gezi olaylarıyla başlayan uyarı süreci karşıdakinin algılama kapasitesinin düşüklüğü ve hayal katsayısının yüksekliğine bağlı olarak sonuç vermeyince 17 Aralık yolsuzluk operasyonlarıyla derinleştirildi ve an itibariyle gecikmiş bir ricatla mola vermiş görünüyor. Bu mola TC Başbakanı’nın özel danışmanı Cüneyt Zapsu’nun 2006 yılında Washington’da Amerikan Enterprise Institute adlı think-tank kuruluşunda yaptığı konuşmada ” Bu adamdan yararlanın. Bence onu devirmeye çalışmak, delikten aşağı süpürmek yerine onu kullanın. Burada ve Avrupa’da ondan yararlanmalısınız.” deyişinin aksine deliğe süpürülmeyle de sonuçlanabilir, mevcut politikaların pişmanlıkla terkedilerek mevcut veya yeni bir liderle tekrar hizaya dönülmesiyle de. Ancak sonuç değişmez: paradigma değişmiştir/değiştirilmiştir. Ve bu paradigma değişikliği bir bütün olarak Kürdistan’ı etkileyecektir.
 
Kürdistan’ın güneyinde petrol ve doğalgaz ortaklığıyla TC’nin mevcut yönetimi ile ittifak kurmuş bir yönetim işbaşında. Kuzey Kürdistan’da “çözüm” süreci üzerinden TC’nin mevcut yönetiminin ve mevcut paradigmanın devamını veri kabul eden bir angajman söz konusu. Batı Kürdistan ise uzun zamandır TC destekli selefiler ve El-Qaide türevlerinin vekalet savaşı ile karşı karşıya. Mevcut paradigma değişikliği Güney Kürdistanlıların TC’ye rüşvet olarak ucuz petrol ve doğalgaz sağlayıp karşılığında istikrar ve petrol/doğalgazın uluslararası piyasaya ulaşması için deniz çıkışı satın alma politikalarını da Kuzey Kürdistanlıların ve TC’nin ortaklaştığı “Türkiyelileşme ve Entegrasyon” odaklı “Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi” ni de temelinden sarsar.
 
Kürdistan’ın parçalı yapısının mahkum kıldığı bu angajmanların aşılmasının yolu Batı Kürdistan topraklarının denize bir taş atımı uzaklığında olduğu jeostratejik olgusunda aranmalıdır. Kürdistan’ı sömürgeleştiren her dört devletin de birer “derin devleti” var. Kürdistanlıların da Bedirxan Bey’den bu yana olgunlaşarak gelen “derin Kürdistan aklı”. Haklı olanın kazandığını görme şansımız olacak.

Zülküf Azew

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com – www.lekolin.org – www.lekolin.net – www.lekolin.info

Etiketler: araştırmakurdiKurdishkurdistanLekolinTurkishTürkiye
Önceki yazı

Demirtaş Bu Akşam Rojaciwan’da

Sonraki Haber

TÜRKİYE’NİN SAMİMİYETİ

Benzer Haberler

Batman Belediye işçilerinden AKP-Erdoğan rejimi ve kayyımına İslamiyet dersi
Ji xwendevan

Batman Belediye işçilerinden AKP-Erdoğan rejimi ve kayyımına İslamiyet dersi

15 March 2020
Kapitalizm, fabrika ayarlarına mı dönüyor?
Ji xwendevan

Kapitalizm, fabrika ayarlarına mı dönüyor?

15 March 2020
Herkes AKP’li olmak zorunda mı? Tabi ki “Hayır!
Ji xwendevan

Herkes AKP’li olmak zorunda mı? Tabi ki “Hayır!

15 March 2020
Sonraki Haber
TÜRKİYE’NİN SAMİMİYETİ

TÜRKİYE’NİN SAMİMİYETİ

Nivîsên Ku Derdikevin Pêş

  • KÜRDİSTAN’DA COĞRAFYA VE KÜLTÜR

    KÜRDİSTAN’DA COĞRAFYA VE KÜLTÜR

    572 Paylaşım
    Paylaş 229 Paylaş 143
  • Hevkariya MÎT’ê Bi Îranê Re û Planên wê yên Derbarê Eşîran de – NÛÇE ANALÎZ

    503 Paylaşım
    Paylaş 201 Paylaş 126
  • Öcalan: Kürtler Arasında Kan Dökülmesin

    671 Paylaşım
    Paylaş 268 Paylaş 168
  • Mîrateya Hz.Birahîm, Kurd, Cihû û Li Rojhilata Navîn Lêgerîna Aştiya Demokratîk

    498 Paylaşım
    Paylaş 199 Paylaş 125
  • Em Toreke din a Sîxûrên MÎT û Parastinê Aşkere Dikin- NÛÇE TAYBET

    588 Paylaşım
    Paylaş 235 Paylaş 147

Rêber Apo: Ji Bo Destpêkirina Pêvajoya Hiqûqî û Qanûnî Çi Ji Dest Kê Tê Divê Bike

Li Perava Suriyê Tevgera MÎT: Radar, Ragihandin û Binesaziya Leşkerî- DOSYA TAYBET

Hêza Bêdeng a Şoreşê

‘Qanûneke Ku Ji Rêbertî Heta Bi Şervanan Her Kesî Tevlî Siyaseta Demokratîk Dike, Divê Bê Derxistin’

KCK: Gelê me yê Rojava wê destketiyên xwe li ser xeta Rêber Apo biparêze û bi pêş ve bibe!

Şoreşa 19’ê Tîrmehê: Hafizeya Gel, Destkeftî û Dersên Ji Bo Pêşerojê

  • DERBAR DE
  • PEYWENDÎ
  • HEMÛ NIVÎS
LÊKOLÎN

© NAVENDA LÊKOLÎNÊN STRATEJÎK A KURDISTANÊ 2025

Tekrar hoşgeldiniz!

Hesaba giriş

Şifrenizimi unuttunuz?

Tüm alanlar zorunludur

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Oturum aç

Add New Playlist