KURDÎ
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Anasayfa
  • Haberler
  • Polİtİk Analİz
  • Araştırmalar
  • Makaleler
  • Tüm Bölümler
    • Dizi Yazı
    • Kadın
    • Özgürlük Perspektifleri
    • Editörden
    • MİT Gerçekleri
    • Röportajlar
    • Dış Basından
    • Serbest Yazılar
KURDÎ
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster

Kriz ve Çıkarlar “Dünün Düşmanı, Bugünün Dostu”

İran'ın Heyet Tahrir el-Şam'a (HTŞ) yönelik tutumu, İsrail ile aralarında yaşanan 12 günlük savaşın ardından değişti. Görünüşe göre İran, bölgedeki diğer ülkelerle, özellikle Suriye ile ortak bir nokta arıyordu.

31 December 2025
Kategori: Politik Analiz
270 11
1.6k
GÖRÜNTÜLEME
Facebook İle PaylaşınTwitter İle Paylaşın

HTŞ’nin Suriye iktidarına gelmesiyle birlikte pek çok farklı zorluk ortaya çıktı. Her ne kadar bölgesel yönetim deneyimi olsa da, bu deneyim sınırlı ve yerel nitelikteydi. Bu yüzden şimdi tüm Suriye için çalışıyorlar ve uluslararası düzeyde yer edinmek istiyorlar. Böyle bir rol oynamak ve yer edinmek kolay değil. Bu yüzden bunu gerçekleştirmek için bazı köklü değişiklikler yapmaları gerekiyor. Bu değişikliklerden biri de dostluk ve düşmanlık konusudur. Çünkü şu anda bir zayıflık ve meşruiyet krizi yaşıyorlar. Bu yüzden şu anda bunları göz önünde bulunduruyorlar. Yine de, Türk devletinin geçici hükümete yönelik politikalarının etkisi nedeniyle, birçok yönden kendi çıkarları için bu hükümete şekil vermek istiyor ve bunu Türkiye’nin desteklediği radikal gruplar aracılığıyla baskı yaparak yapıyor. Şu anda Türk devletinin milli güvenliğinde birinci sıraya oturan konu, İsrail’in bölgedeki yayılmasıdır. Çünkü bunu iyi biliyorlar ki bu yayılma, Türk devletinin yayılması pahasına olacaktır. Bu yüzden bölgesel koalisyonlar kurmak istiyor ki bu tehlikenin önüne geçsin.

HTŞ İLE İRAN ARASINDAKİ İLİŞKİ

Suriye krizinin başlangıcında İran, Baas rejimine en fazla destek veren devletlerden biriydi. Bunun nedeni de Suriye’de kendine bir yer edinmek ve Şii Hilali projesini gerçekleştirmekti. Bu proje de esasen İsrail’e karşıydı. Bu temelde rejimin varlığını kendi projesinin varlığı olarak görüyordu. Bu yüzden her türlü desteği verdi ve sonuna kadar rejimin Suriye halkını öldürmedeki ortağı oldu.

Rejimin çöküşü ve Hizbullah’ın zayıflamasının ardından İran’ın bölgedeki projesi büyük bir darbe yedi ve Suriye’de serbest ve açık bir varlıkları kalmadı, özellikle iktidarın Sünnilerin eline geçmesiyle. Eskiden İran’a bağlı tüm gruplar ya öldürüldü ya kaçtı ya da kalanlar gizli bir şekilde kaldılar.

İran’ın Heyet Tahrir el-Şam’a yönelik tutumu, İsrail ile aralarında yaşanan 12 günlük savaşın ardından değişti. Görünüşe göre İran, bölgedeki diğer ülkelerle, özellikle Suriye ile ortak bir nokta arıyordu. İran, İsrail’in Suriye hükümet güçlerinin Suwayda vilayetine girmeye çalıştığı hava saldırılarını kınadı. 12 Eylül’de İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, olaydan sonra ülkesinin Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğüne desteğini vurguladı. Özellikle Arakçi bu sözleri, İsrail’in Suriye Genelkurmay Karargahı üssü ve Şam’daki cumhurbaşkanlığı sarayı çevresinin bombalanmasının ardından söyledi.

Ayrıca Colani, Suriye devlet medyası tarafından yayınlanan bir televizyon röportajında İran’a olumlu bir mesaj gönderdi. “Derin yara”ya rağmen İran’la kalıcı bir kopuş olmayacağını doğruladı; bu, ilişkilerin Suriye’ye saygı ve mezhepsel tahrikten uzak durma temelinde kurulacağını gösteriyor. Al Jazeera Net’e konuşan özel kaynaklara göre, İran bölgesel aracılar yoluyla Suriye liderine mesaj gönderdi ve ilişkileri geliştirmeyi, İsrail saldırılarına karşı koordinasyon yapmayı ve Lübnan Hizbullah’ı ile yeniden bağlantı kurmasına izin vermeyi önerdi.

Bazı özel bilgilere göre, HTŞ eskiden İran bağlantılı milislerin yönetiminde yer alan bazı kişilerle görüşmeler yaptı; örneğin Morteda Neccar ile (eski Esed Akademisi yöneticisi), Muhammed El Neyef ile (eski Yerel Savunma Gücü yardımcısı – Heysem El Neyef), Muhammed Başa ile (eski Nubl’de Emn El Vekai’de çalışan) ve Luey Nasif ile. Bu isimler Nubl, Zehra, Fua ve Seyyide Zeyneb’teki Şii gençleri temsil ediyor; onları yönetenler Lübnan’dan Seyyid Cafer ve İran’dan Seyyid Mehdi. Görüşmelerin amacı ilişkileri güçlendirmek ve HTŞ ile Tahran arasında koordinasyon kanalı açmak. Özellikle eskiden İran’a bağlı olanların geçici hükümete milis olarak katılması. Yani İran’ın onları kullandığı gibi HTŞ de onları kullanacak. Bu da gayri resmi bir yolla yapılacak. Ki uluslararası baskılar ve özellikle İsrail baskı yaratmasın. Bu da Türk devletinin desteği ve planıyla organize edildi. Her ne kadar HTŞ halkın refleksinden korksa da, Türk devletinin baskısıyla bu gerçekleşti. Bunun etkisini hafifletmek için de Türk devleti sosyal medya yoluyla gündemi değiştirdi ve sürekli Kürtlerle savaş propagandası yaptı.

HTŞ’NİN İRAN MİLİSLERİYLE KOORDİNASYONU

Koordinasyon toplantısının kararlarına göre –ki bu toplantı HTŞ ile İran arasında ve Türkiye’nin desteğiyle düzenlenmişti– HTŞ, eski rejimden ya da İran milislerinden tanınmış kişilerle ilişkilerini geliştirdi.

Fadi Sakr, genel olarak Difa el-Vatani’nin sorumlusuydu; bu örgüt esasen İran’ın projesiydi ve Baas rejiminin resmi ordusuna destek vermek amacıyla kurulmuştu. Aynı zamanda Suriye halkına karşı birçok katliamda parmağı vardı. Ancak Haziran ayında Şam’ın Tedamun mahallesinde, HTŞ ile yaptığı bir toplantının ardından halk tarafından görüldü. Bu durum halk arasında büyük bir memnuniyetsizliğe yol açtı. O dönemde HTŞ, elektronik sinekler (propaganda hesapları) aracılığıyla, rejim düşmeden önce onunla koordinasyonlarının olduğunu ve rejimin devrilmesinde rolü bulunduğunu gösterdi. Yine de önlem olarak onu kamuoyundan gizledi. Ayrıca sahada, onun birçok mensubu HTŞ’nin askeri kurumlarında görüldü ve sosyal medyada eski fotoğrafları yayınlandı: eskiden Difa el-Vatani’de nasıl yer aldıkları, şimdi ise Emin el-Am (Genel Güvenlik) içinde yer aldıkları. Bu durum bir kez daha halk arasında gündem oldu ve kınamalara neden oldu.

İlişki kurulan bir diğer tanınmış kişi, eski Liva el-Bakır sorumlusu Halid Mir’i idi. Bu da İran’a bağlı milislerden bir örgüttü. Bu kişi birkaç kez Halep’te görüldü. Aynı zamanda HTŞ, eskiden İran’a bağlı olan aşiretlerle de ilişkiler kurdu. Bu kişiyle ilişkilerin geliştirilmesinin önemi, Halep genelinde bağlantılarının olması ve silahlı mensuplarının bulunmasıdır. Yukarıdaki nedenlerden dolayı bu kişi de gizli bir şekilde hareket ediyor ve yerine çoğu zaman kardeşi Hamza Mir’i gönderiyor. Kısa bir süre önce Hamza’nın, geçici hükümetin İçişleri Bakanı Enes Hattab ile çekilmiş fotoğrafı yayınlandı. Bu fotoğraf, koordinasyon toplantısı sırasında çekilmiş ve yayınlanmıştı.

ÇIKARLARA DAYALI İŞ BİRLİĞİ

Yukarıda da belirttiğimiz gibi HTŞ, İran ve Türk devleti, İsrail’e karşı savaş hazırlıkları konusunda askeri bir çaba ve siyasi anlaşmalar içine girdiler. Bunun merkezi de Türk devletidir. Sistem tarafından İsrail’in önüne set çekildikten sonra Türkler de mevcut durumun farkına vardı. Çünkü şu anda kendileri için en büyük tehlike İsrail’dir. Özellikle İsrail’in çevresiyle attığı adımlar sonrası: Kıbrıs ve Yunanistan’la anlaşmalar, Dürzilere destek, Şam kırsalından başlayıp Suwayda’ya kadar uzanan silahsızlandırılmış bölge. Tüm bu adımlar Türk devleti için korku ve rahatsızlık kaynağıdır. Bu durum, iki tarafın medyasında da açıkça dile getiriliyor. Ancak şu anda yapılan bu iş birliği, açık bir şekilde görülmek istenmiyor. Bunun nedeni, HTŞ’nin şu anda aldığı uluslararası desteği kaybetmek istememesidir. Bu, ilişkilerin geliştirilmesi için koyduğu bir şarttır. İsrail de kendi açısından bu adımdan haberdardır. Ancak uluslararası baskılar ve çıkarlarını koruma nedeniyle şu anda bölgeye sert bir şekilde müdahale etmek istemiyor. Ama ilerleyen dönemlerde bu kişilere karşı bazı eylemler de yapabilir. Şu anda Suriye’de yaşanan savaş, Orta Doğu hegemonluğu arasındaki soğuk savaştır. Kazanan hegemon olacak, diğeri ise yok olacaktır. Bu yüzden her iki taraf da şu anda müttefik çekme sürecindedir: Türkler Sünni ve Türkmen yapıyı esas alıyor, İsrail ise diğer azınlıkları esas alıyor. Bu temelde düşmanlık ve dostluk ölçütleri yeniden tanımlanıyor. Bu çerçevede giderek Suriye’deki ayrışma daha belirgin hale gelecektir.

Asîman SOZDAR

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

Paylaş218Paylaş137
Önceki yazı

Önder Abdullah Öcalan Yeni Yıla İlişkin Mesajı: Barış ve Demokratik Toplum Perspektifi Yalnızca Bir Tercih Değil!

Sonraki Haber

2025’te Yaşanan Değişimler 2026 Yılında Devam Mı Edecek?

Son HABERLER

Politik Analiz

Devşirme Kişiliği ve Kimlik Yabancılaşması

Yayınlayan Lêkolîn
1 June 2026
0
1.5k

“Devşirme” kavramı, Osmanlı İmparatorluğu’nda 14....

Daha fazla okuDetails

Güç Dengelerinin Dönüşümünde Türkiye’nin Konumu ve Kürt Sorunu- 2

13 May 2026
1.6k

Dünyadaki Güç Dengelerinin Dönüşümü ve Kürtlerin Stratejik Konumu- 1

12 May 2026
1.6k

Demokratik Entegrasyon Nedir, Nasıl Yapılır?- EDİTÖRDEN

4 May 2026
1.7k

Öne Çıkan Yazılar

  • ShamCash Uygulaması — Telefonunuzda Gerçekte Ne Yapıyor?- ÖZEL HABER

    551 Paylaşım
    Paylaş 220 Paylaş 138
  • Devşirme Kişiliği ve Kimlik Yabancılaşması

    539 Paylaşım
    Paylaş 216 Paylaş 135
  • Sanatçı Mem Ararat Ne Yapmak İstiyor?

    729 Paylaşım
    Paylaş 292 Paylaş 182
  • BAE’nin Suriye Hamlesi Ve Türkiye’nin Rahatsızlığı- ÖZEL DOSYA

    540 Paylaşım
    Paylaş 216 Paylaş 135
  • MİT ve Parastin’ın Kirli Planını Deşifre Ediyoruz!- ÖZEL HABER

    919 Paylaşım
    Paylaş 368 Paylaş 230

ShamCash Uygulaması — Telefonunuzda Gerçekte Ne Yapıyor?- ÖZEL HABER

Rojhilat İttifakı: Uluslararası Toplum, İran’ın İdam Suçlarına Karşı Tutum Almalıdır

HPG: Önderliğimizin Özgürlüğünü Sağlama Hedefinden Sapmayacağız

Devşirme Kişiliği ve Kimlik Yabancılaşması

BAE’nin Suriye Hamlesi Ve Türkiye’nin Rahatsızlığı- ÖZEL DOSYA

Rusya-Türkiye-Çin İş birliği: İran’a Drone ve Hizbullah’a Silah Desteği- HABER ANALİZ

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi | Lekolin

© 2025 Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

KÜRDİSTAN ARAŞTIRMALAR MERKEZİ

  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Yorum İlkesi

Takip Et

Tekrar hoşgeldiniz!

Hesaba giriş

Şifrenizimi unuttunuz?

Tüm alanlar zorunludur

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Oturum aç