Suriye iç savaşında ve sonrasında Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) iktidarında Suriye geçici hükümeti ve ordusu içinde yer almış bir komutan ve eski üst düzey yetkililerden olan Abdülfettah Muhammed El Şeyh’in ifadelerine göre, HTŞ yönetimi altında mali yolsuzluklar, kişisel servet biriktirme ve liyakatsiz atamalar, örgütün iç yapısını derinden sarsmış durumda. Bu diyalog, El Şeyh’in istifasının ardındaki nedenleri aydınlatırken, halkın sefaletle yüz yüze kaldığını da gözler önüne seriyor.
SAHADAKİ YOLSUZLUK VE AHLAKİ ÇÖKÜŞ
El Şeyh, diyaloğunda HTŞ yöneticilerinin periyodik olarak vilayetlerden sahil bölgelerine inerek lüks bir hayat sürdüğünü belirtti. Her perşembe günü gerçekleşen bu ziyaretlerde, yöneticilerin gece hayatı, kadınlar ve alkol gibi haram şeylerle ilişkilendirildiğini belirten El Şeyh, “Bu tür durumlarla karşılaştığımda şoke oldum” diyor. Ayrıca, bazı yöneticilerin zinadan kaçınmak adına her ay bir kadınla evlenip boşandığını öne sürdü. Mali yolsuzlukların ise hızla arttığını vurgulayan El Şeyh, HTŞ’nin bir yılda Hafız Esad rejiminin 20 yılda ulaştığı yolsuzluk seviyesine eriştiğini söylüyor. Örnek olarak Hama Valisi’ni gösteren El Şeyh, şu detayları paylaşıyor:
-Hama Üniversite Hastanesi’nin inşası için Suriye-Katar Fida Derneği’ne sunulan 85 milyon dolarlık projenin, derneğin teknik heyeti tarafından incelendiğinde gerçek bedelinin sadece 31 milyon dolar olduğu ortaya çıktı. Vali’nin imzasıyla onaylanan bu şişirilmiş belge, büyük bir skandal olarak nitelendiriliyor.
-2023 depreminden zarar gören binaların onarımı için toplanan bağışların ise hiçbir şekilde kullanılmadığı belirtiliyor. Vali’ye sorulduğunda, “Parayı başka meselelere harcadık” yanıtı alındığı ifade ediliyor.
-Hama Valisi’nin ayrıca El-Bernavi bölgesinde valilik sarayına bakan üç lüks daireye el koyduğu ve her birini 46.000 dolara restore ettirdiği söyledi. Bu dairelerden biri Ebu Velid Medelle’ye, biri Ebu Muvaffak eş-Şibli’ye, üçüncüsü ise valinin akrabasına tahsis edilmiş.
KİŞİSEL SERVET BİRİKTİRME
El Şeyh, HTŞ içindeki kadrolaşmanın aile ve aşiret bağları üzerinden yürüdüğünü belirtiyor. İstihbarat birimlerinden Ebu Abdullah Havran’ın, Seyyide Zeyneb ve havaalanı yolu üzerindeki çiftliklerin ve villaların yarısına el koyarak bunları çevresine dağıttığını söylüyor. Benzer şekilde, Eş-Şeybani’nin tüm ailesini ve aşiretinin yarısını işe yerleştirdiği, onlara Yaafur, Dummar Projesi ve Mezze bölgesinde villalar ve daireler tahsis ettiğini belirtiyor. Colani ve Derubi ailelerinin ise Yaafur’un en lüks villalarında ve El-Maliki evlerinde ikamet ettiği belirtiliyor.
HTŞ’nin ikinci sınıf yöneticileriyle yapılan sohbetlerde bile konuşmaların lüks arabalar, Glock marka tabancalar ve aile üyelerine ait birden fazla araç üzerine döndüğünü aktaran El Şeyh, örgütün savunma, dışişleri ve medya bakanlıklarında ayrımcılık yapıldığını söyledi. HTŞ mensupları diplomasız olsalar bile 1100 dolar maaşla işe alınırken, diğer gruplardan gelen uzman ve diplomalı kişiler 400 dolar maaşla uzmanlık dışı alanlarda çalıştırılıyor.
HALK SEFALET İÇİNDE
El Şeyh, HTŞ yöneticilerinin neredeyse tamamının arkasında büyük tüccarların olduğunu ve bu tüccarların masraflarını, arabalarını ve komisyonlarını ödediğini belirtti. Karşılığında ise ticari sözleşmeler kolaylaştırılıyor ve koruma sağlanıyor. Bu durumun, ABD’nin uyguladığı stratejiye benzediğini söyleyen El Şeyh, “Amerika şimdi HTŞ ve etrafındakileri paraya, fuhuş, pazarlarda kadın-alım-satım, lüks hayata boğuyor” diyor.
HTŞ denetimindeki bölgelerdeki tüm yatırımların, mülkiyeti HTŞ’ye ait veya ortağı olduğu beş şirketin elinde toplandığı belirtiliyor. Buna karşın, HTŞ üyelerinin yüzde 90’ının maaşı sadece 250 dolar; ne arabaları var ne de evlerini onaracak paraları. Sivil halkın, kamp sakinlerinin, kanser hastalarının ve savaşta uzuvlarını veya gözlerini kaybedenlerin durumu ise daha vahim.
ÖNERİLER VE LİDERLİK ELEŞTİRİSİ
El Şeyh, diyalog sırasında şu önerileri sunduğu öğrenildi:
-Devrimde uzuvlarını veya gözünü kaybeden her kişiye bir daire verilmesi.
-Rejim subaylarından alınan ganimetlerin bir kısmının kanser hastalarının ilaçlarına ayrılması.
-Her bakana ve valiye sadece 2000 dolar maaş, bir araba ve bir şoför tahsis edilmesi; geri kalan her şeyin ellerinden alınması.
-Tüccarlarla ilişkisi olan, komisyon alan ve kurtuluştan sonra serveti haksızca artan her yetkiliye ceza verilmesi ve görevden alınması.
El Şeyh, HTŞ lideri Ebu Muhammed El Colani’nin kendisine bağlı çete liderlerinin yolsuzluklarından dolayı neredeyse aklını kaçıracak durumda olduğunu, ancak onları görevden almaya yanaşmadığını belirtiyor. Colani’nin Heyet Tahrir El Şam dışından kimseyi atamaya istekli olmadığını söyleyen El Şeyh, örnek olarak Rakka emniyet amirini gösteriyor: Bu kişi ilkokul mezunu bile değil ve eskiden Ebu Mariye’nin korumasıymış. El Şeyh, “Kendisi eski dostum olsa da hak her şeyden üstündür; liyakatsiz kişilerin makam sahibi olmasını eleştiriyoruz” diyerek liyakat vurgusu yapıyor. Bu iddialar, HTŞ’nin içindeki çatlakları derinleştirirken, Suriye’deki muhalif grupların geleceğine dair soru işaretlerini artırıyor. El Şeyh’in istifası, bu tür sorunların ve yolsuzlukların HTŞ içindeki üst kademede daha geniş bir rahatsızlığı ortaya koyuyor.




