Aşırı sıcak bir gündemin içine çekiliyoruz. Evet her şeyin hızla geliştiği aşırı sıcak bir gündemin içine çekilen bir Ortadoğu gerçekliği var önümüzde. Nasrallah’ın İsrail tarafından öldürülmesinden sonra başlayan sıcak savaş süreci şüphesiz yeni bir dizaynın yeni güç dengelerinin oluşumunun işaretçisi. Bu noktada sizlerle hem fikirim. Aklıma yıllar öncesi okuduğum Roza Lüksemburg’un “Dipten gelen dalga” kitabı geliyor. Kitabı okuyanlar detayları bilir. Gayet faydalı bir kitap siyasi suikastlardan tutun altan alta kurulan savaş oyunlarını anlatır. Bu günlerde bu kitabın duygusunu yaşıyoruz. Dipten gelen bir dalga var büyük bir savaş dalgası. Şimdi sizlerde ‘bu savaşların kazananı var mıdır’ ya da başka bir değişle ‘savaşanın kazananı yoktur’ diyeceksiniz yalnız maalesef bu savaşların kazananı da var kaybedeni de. Kazananı irili ufaklı her türden şirketten tutun silah tüccarları, yeni nesil mafyalar vb. Birçok oluşum. Ve kaybedenlere gelecek olursak halklar ve insani değerler. Anlayacağınız bu kanlı oyunların hem kazananı hem de kaybedeni var.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Ortadoğu değerlendirmelerinden birinde İsrail‘in kuruluşuna ilişkin şunları belirtiyor: ’’İsraillin kuruluş ve ilanı sıradan bir olay değildir. İsrail bölgede hegemonik rol oynayan en son güçler olan Osmanlı İmparatorluğu ve İran Şahlığının bağımlı minimalist ulus-devletlere dönüştürülmelerinden doğan, iktidar boşluğunu dolduran kapitalist modernite hegomonyacılığının çekirdek hegemon gücü olarak doğmuştur. İsraillin çekirdek bir hegemon güç olarak kurgulanışı çok önemli bir husustur. Bu demektir ki bölgedeki diğer ulus-devletler hegemon güç olan İsraillin varlığını tanıdıkça meşru kabul edilecekler, tanımamaları halinde savaşlarla hizaya getirilinceye kadar yıpratılarak tanıyacak hale getirileceklerdir. ‘’ Bu kısa paragraf tarihten günümüze birçok olay ve olguyu daha doğru görmemizi ve de algılamamızı sağlamakta. Anlayacağınız bir kitap niteliğinde. Evet Nasrallah vuruldu hem de tonluk bombalarla. Hemen sonrasında İran yanıt verir mi İsrail Lübnan’a girer mi tartışmaları başladı. Hemen kabininde Erdoğan bu savaşın Hamas’a karşı değil aslında Türkiye’ye karşı olduğunu ve de vaat edilmiş topraklardan kastın Anadolu olduğunu belirtti. Bu açıklamalar yapılırken birden TC meclisinde MHP lideri ve mafya devletinin mafya ayağını temsil eden Bahçeli’nin DEM Parti vekilleriyle tokalaşması çıktı. Sonrasında bu tokalaşmayı bayram değil seyran değil enişte bizi niye öptü babında gazetecilerin kendisine niye tokalaştınız sorusuna ‘dünyada barış istiyoruz o zaman önce kendi içimizde barışı sağlamalıyız’ diye açıklama yapması. Hemen sonrasında İsrail’in Lübnan’a girme hazırlığı derken İran’ın resmi açıklama eşliğin de füzelerin varış zamanını belirterek İsrail’e füze fırlatması. Aynı zaman dilimi içinde ABD’nin İsrail’i savunun diye çağrıda bulunması.
Yahu bi nefes al dediğinizi duyar gibiyim. Ben nefes alayımda almasına da nefes aldırtmıyorlar ki arkadaş her şey nasılda hızlı gelişiyor. Tüm bu yaşanan olaylar ve yapılan açıklamalar içerisinde ise en çarpıcı ve en zihin açıcı açıklama PKK Yürütme Konseyi Üyesi Duran Kalkanın açıklamasıydı. Gündeme ilişkin açıklamayı izlemeyen ve de okumayanlara okumalarını ya da izlemelerini öneririm. Kalkan, “Bu savaş Kıbrıs’ta sonuçlanır” diyor. Ve de “Bu savaşın enerji kaynakları ve yolları üzerinde hakimiyet savaşı bu” diyor. Ve de yani enerji hattının doğu Akdeniz alınarak Hindistan’dan, Körfezden, İsrail’den, Kıbrıs’tan, Yunanistan’a yol açmak istiyorlar diyor ve bu planın ABD planı olduğunu belirtiyor. İşte bu nokta bir MAFYA DEVLETİ olan TC Devletin son zamanlardaki saldırganlığının Kürt düşmanlığının sebebi daha da netlik kazanıyor. Mesele o ki Türkiye hesabın dışında kalıyor. Yeni enerji pazarına dahil edilmediği gerçeği ortaya çıkıyor. O yüzden bütün çabası kendini dahil etme üzerine. PKK’ye karşı başlattığı amansız savaşta bundan kaynaklı. Rojava’yı işgal çabaları da ve Kürdistan’ın Güneyinin derinliğine kendilerini yerleştirme gayretleri de. Çünkü bu MAFYA DEVLETİ’NİN de arada bir sergilediği bir haritaları var. Adını ‘Aktı Milli’ koydukları bu haritanın bir ucu Halep’ten başlayıp Musul’a bitiyor, genişliğinde Rojava’yı kapsıyor. Yani anlayacağınız TC Devleti PKK karşısında başarı sağlayabilseydi yeni enerji pazarına dahil olma fırsatını yakalayabilirdi.
Evet hemen hemen elinde bir işgal haritası olmayan yok. Bir tek PKK’nin elinde harita yerine Demokratik Ulus manifestosu yani Halkların Demokratik biçimde beraber yaşama sistemin yapı taşları fikri felsefesi var.
Sonuç olarak Erdoğan’ın açıklamalarına ve Bahçelinin açıklamasına bakılırsa yakın zamanda Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’la yeniden görüşmeler başlarsa şaşırmayın. Çünkü varsa bir Barışın muhatabı kendisi ve de yeni sürecin neye everileceğini en iyi bizlere anlatacak olan kişide kendisidir. Ha bu arada bir sonraki yazıda bir mafya devletinin beyhude çabalarını ve hezeyanını sizlere anlatacağım.
Serdar ALİ