Önder Abdullah Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum” perspektifiyle başlatılan süreçte PKK’nin fesih edilmesi, ateşkes kararı, silahların bırakılması ve gerilla güçlerinin Kuzey Kürdistan’dan Başur’a çekilmesi gibi kritik adımlar atılmıştı. Bu adımlar çözüm sürecine katkı sunarken, Türk devletinin aynı dönemde gizli sabotaj planlarıyla süreci baltaladığı görülüyor. Bugün ortaya çıkan anlaşma, bu sabotajın kurumsallaştırılmış işgal stratejisi olarak okunuyor.
Görüşmelerin Bağdat’ta yapıldığı, Başur hükümetinin (KDP) sürece dahil edilmediği ve hiçbir Kürt oluşumun yer almadığı anlaşmanın içeriği şöyle;
-Biradost’da 12, Behdinan’da 12 olmak üzere 24 yeni karakol: Tamamen Türk ordusuna ait olacak bu karakollar, bölgeyi askeri kuşatma altına almayı hedefliyor.
– Müşterek askeri noktalar: Ortak devriyeler ve anlık istihbarat paylaşımı için kurulacak noktalar, Kürtlerin hareketliliğini gözetleme ve kontrol etme mekanizması olarak işlev görecek.
– Kürtlerin dışlanması: Anlaşmada hiçbir Kürt oluşumun yer almaması, halkın iradesinin sistematik biçimde yok sayıldığını gösteriyor.
KDP NASIL BİR TEPKİ GÖSTERECEK?
Bu anlaşma, Kürtlerin barış ve demokratik çözüm taleplerini doğrudan hedef alıyor. KDP dahil, bölgedeki Kürt aktörlerin bundan haberdar olmaması Kürt siyasi aktörlerini devre dışı bırakma stratejisinin açık göstergesi. Halkın iradesini yok sayan bu yaklaşım, yalnızca askeri denetim değil, aynı zamanda toplumsal kuşatma ve provokasyon anlamına geliyor.
Bu anlaşmaya baştan beri Türk devleti ile birlikte hareket eden KDP ve Barzani ailesinin tepkisi ne olacağı merak ediliyor.
Diğer yandan Amerika’nın anlaşmadan haberdar olduğu ve onay verdiği bilgisi, sürecin yalnızca bölgesel değil, küresel güç dengeleriyle de bağlantılı olduğunu gösteriyor. Bu durum, Kürtlerin barış ve demokratik çözüm taleplerinin uluslararası çıkar hesapları karşısında görmezden gelindiği eleştirilerini güçlendiriyor.
BARIŞ’A KARŞI ÇATIŞMA VE İŞGAL DAYATMASI
Bu anlaşma, barış sürecini ilerletmek yerine çatışmayı derinleştiren bir işgal dayatması olarak öne çıkıyor. Türk devletinin politikaları, Kürtlerin demokratik çözüm iradesini yok saymakla kalmıyor; aynı zamanda bölgeyi askeri kuşatma altına alarak yeni bir çatışma zemini yaratıyor. Bu anlaşma barışa değil, savaşın kurumsallaşmasına ve halkın iradesinin tasfiyesine hizmet ediyor.
Fırat ALİ





