KURDÎ
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Anasayfa
  • Haberler
  • Polİtİk Analİz
  • Araştırmalar
  • Makaleler
  • Tüm Bölümler
    • Dizi Yazı
    • Kadın
    • Özgürlük Perspektifleri
    • Editörden
    • MİT Gerçekleri
    • Röportajlar
    • Dış Basından
    • Serbest Yazılar
KURDÎ
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster

Dünyadaki Güç Dengelerinin Dönüşümü ve Kürtlerin Stratejik Konumu- 1

Yeni stratejik denge veya hegemonik değişim Kürdistan merkezlidir. Tüm hesaplar Kürdistan’ın sahip olduğu bu jeopolitik- jeostratejik konum üzerinden geliştirilmektedir.

12 May 2026
Kategori: Dizi Yazı, Politik Analiz
275 11
1.6k
GÖRÜNTÜLEME
Facebook İle PaylaşınTwitter İle Paylaşın

İki kutuplu dünyanın çökmesiyle birlikte çoklu hegemonik bir dünya düzenine doğru gidileceği öngörülüyordu. Gelinen noktada çok merkezli hegemonik düzenin oluşmakta olduğunu görüyoruz. ABD-İsrail İran’a karşı yürüttüğü savaşın birçok amacı vardı.  Orta Doğu’nun yeniden dizayn edilmesi, enerji kaynaklarının kontrolü, Rusya ve Çin’in bölgedeki etkisini zayıflatmak temel hedefler olarak ifade edilmiştir. Yaşanan savaş dünya siyasetini derinden etkilemiştir. İsrail küresel hegemonik güç olan ABD ile Orta Doğu’yu kapsayan eski kurulu stratejik dengeyi yıkmaya dönük hamleler başlatmıştır. Gazze savaşı ile başlayan bu süreç İran savaşı ile üst bir evreye vardırılmıştır. Yeni dünya düzeni konusunda Batı’da farklı eğilimlerin olduğu artık daha açık bir şekilde ortaya konulmaktadır.  İngiltere-AB ve Türkiye gibi güçler daha çok statükocu politikalarla öne çıkarken, İsrail – ABD statükoyu yıkma politikalarıyla öne çıkmaktadır.

İSRAİL-ABD HAMLELERİ VE STATÜKO ÇATIŞMASI

Avrupa 3. Dünya savaşına geç giriş yaptığı için hazırlıksız yakalandı. Ancak son yıllarda özellikle askeri anlamda hem askeri harcamalarını arttırmış hem de ordu ve silahları nicel ve nitel olarak büyütmeye başlamıştır. Bu da gösteriyor ki, orta ve uzun vadede AB – ABD arasındaki stratejik ilişkilerde daha derin kopuşlar olacaktır.  Bu şekilde AB giderek kendi başına bir güç olarak hareket etmeye çalışacaktır. ABD Avrupa’yı özellikle Putin Rusya’sı ile tehdit etmekte, Rusya’nın er geç Avrupa’ya saldıracağı korkusunu canlı tutmaktadır. AB’ni zayıflatma hamlesi olarak İngiltere’nin AB’den çıkmasına karşın şimdi İngiltere halkının 70%’den fazlasının yeniden AB üyeliğini istediği haberleri yayılmaktadır. Aynı zamanda Macaristan’da Viktor Orban AB içinde ABD yanlısı politikalarla olumsuz rol oynaması nedeniyle 16 yıllık iktidarını AB yanlısı muhalefet lideri Peter Magyara kaptırdı. Macaristan seçiminde Macar halkı Orban’ın arkasındaki tüm küresel güçlere etkili bir yanıt vermiştir. Burada tek adam rejimi çöktü.  Bu haliyle Macaristan seçimleri Orban tarzı otoriter tüm güçlere, yönetimlere karşı bir uyarı olmuştur. Otoriter liderlerin yarattığı yolsuzluk, baskı, kötü yönetim gerçeğinin halkları bunalttığı bir dönem yaşanmaktadır. İnsan hakları, hukuk devleti ihtiyacı bu seçim ile ağırlık kazanmıştır.

3.DÜNYA SAVAŞI VE YENİ İTTİFAKLAR

3. Dünya savaşının geldiği aşamada net olarak söyleyebileceğimiz şey, eski güç dengelerinin artık çatladığı ve yeni ittifakların oluşmakta olduğudur. Her ne kadar küresel güçler ekonomik-politik etki alanları için birbirleriyle rekabet ve mücadele etseler de Finans kapital ve yapay zeka gibi teknik gelişim her anlamda yeni bir toplumsallığı zorunlu kılıyor. Hegemon sistem kendi toplumsal modelini bu anlamda yeniden dizayn etmektedir. Tüm bu iktidar savaşlarının paralelinde ciddi anlamda bir toplum kırım politikası yürürlüktedir. Kapitalist modernite kendisini yeni dünya düzenine göre yenilemekte bunu Ortadoğu politikalarında kalıcılaştıracak bir sisteme dönüştürmenin planını yapmaktadır. Bu gidişatı ancak Ekim Devrimi niteliğindeki köklü bir alternatif çıkış durdurabilir. Eğer böyle bir gelişme gerçekleşmezse, hegemon sistem önümüzdeki 100 yıl için kendi modelini gerçekleştirmiş olacaktır. Şu anda esasta gerçekleştirilen veya yürürlükte olan, halklar aleyhine dünya iktidarı için savaşan güçlerin dünyası olmaktadır. Hegemon sistemin geçirdiği değişimleri görebilmek, bu politikaların nereye evrildiğini ve ne tür sonuçlar verdiğini anlamak giderek önemli hale gelmektedir. Sistem halkların aleyhinde çok köklü değişimler geçiriyor, buna karşı biz neler yapmalıyız. Yeni dönemde hegemon sistem halklara ve etnik yapılara daha pervasız bir sömürge statüsü dayatırken, giderek daha sistemli cinsiyetçi politikaları da geliştirmekten geri durmuyor. Kadın düşmanı bir erkek tipi oluştururken, bunun yanı sıra daha nesnelleşmiş kadın modelleri dayatmaktadır. Kadına karşı yürütülen kadın kırım politikalarının güçlenmesine paralel olarak toplum da hiçe sayılmaktadır. Hiçbir dönemde olmadığı kadar toplumkırım uygulamaları da yoğunluk ve derinlik kazanmıştır. Tüm boyutlarıyla küresel bir savaşın içinde yaşıyoruz.

İRAN SAVAŞI: HEDEFLER, SONUÇLAR VE BATI BLOĞUNDAKİ ÇATLAKLAR

Bu sürece damgasını vuran kuşkusuz İran eksenli yaşanan gelişmeler oldu. Öncesinden Suriye ve ardından Rojava’da yaşananların İran müdahalesiyle bağlantılı olduğu, daha doğrusu İran saldırısına hazırlık olduğu, daha net açığa çıktı. İran savaşı ile birlikte 20 yy. ait güçler ittifakı ve dengelerinde ciddi yarılmaların yaşandığına tanıklık etmekteyiz. Öncelikle İsrail’in stratejik hedefi olan İran’da rejim değişikliğini bu savaşla sağlamak için ABD’yi savaşa dahil ettiğini gördük. ABD rejimi değiştirme stratejisinden ziyade daha çok İran’ın nükleer ve balistik füze programını sonlandırmasını ve Husiler ve Hizbullah’a desteğini kesmesini hedefliyordu. Yürütülen hava saldırılarıyla İran önemli düzeyde askeri ve ekonomik olarak zarar görmesine rağmen rejim yıkılmadı. İran’da devletin zayıf düştüğü çokça söylendi ama toplumda bir sahiplenme ve piyade güçlerinde örgütlenme de güçlendi. İran rejiminin çocukları dahi askere aldığı ve bazı işbirlikçi Kürtleri de silahlandırdığı bilgisi geliyor. Kürtlerin silahlandırılması olası bir Kürt ayaklanmasına karşı rejimin bir tedbiri olarak yorumlanmakta. Şimdiye kadar İsrail ve Amerika’nın hava saldırılarıyla yürüttüğü savaş istenen hedefe ulaşmamıştır. Beklenen halk ayaklanması ise bu iki gücün pragmatist politikalarından ötürü oluşan güvensizlik nedeniyle gelişmedi. Uzun bir dönemdir aslında içerde bir dış müdahale beklentisi vardı ancak dış güçler daha çok ayaklanma beklentisini Kürtler üzerinden yansıttı. Özellikle ABD basın yoluyla Kürtlere ayaklanma çağrısı yaptı. Kürtlere silah verildiğini ancak bunların halka ayaklanma için verilmediğini bizzat Trump duyurdu. ABD bu savaşa AB, İngiltere ve Körfez ülkelerini dahil etmeye çalışsa da, kimse savaşa girmedi ve hatta bu savaş için üslerini kullandırtmayacaklarını açıkladırlar. Bu ABD açısından beklenmedik bir gelişmeydi. Bu gelişme ABD öncülüğündeki Batı bloğunda oluşan yarılmayı göstermektedir. İran savaşı ile Pax-americano sisteminin yıkıldığını dile getirenler de var. İran savaşı ile birlikte bu süreçte yıpranan temel gücün Trump’ın ABD’si olduğunu söylemek abartılı olmaz. Bu savaş sürecinde ABD tüm silahlarını kullandı, gösteri yaptı, savaş kapasitesini gösterdi. Fakat ABD gücü- meşruiyeti, ciddiyeti, güvenilirliği her tarafta daha çok tartışılır hale geldi.  Her geçen gün ABD hegemonyasına karşı iç ve dış muhalefet büyümekte.  ABD genelinde ‘Krala hayır’ mitinglerinde bir gün içerisinde 9 milyon insanın sokaklara dökülmesi bu bağlamda önemli bir gösterge. İsrail açısından da önemli niteliksel bir değişimin yaşandığını söyleyebiliriz. İsrail şimdiye kadar ki tüm saldırılarını ‘Kendi varlığını koruma’ kılıfı altında ördüğü mağduriyet politikası temelinde yürütüyordu. Ancak bugün tüm bölgede işgalci ve hegemonik bir güç olarak saldırıları yürüten bir İsrail gerçekliği mevcut.

KÜRTLERİN JEOSTRATEJİK KONUMU

İran’daki gelişmeler tekrardan Kürtlerin bölgede görmezden gelinmemesi gereken bir aktör olduklarını ortaya koymuştur. Tarihte olageldiği gibi egemen güçler Kürdistan’ı hegemon çıkarları için sürekli savaş ve çatışma alanı olarak kullanmışlardır. Kürdistan bu haliyle kozlarını paylaştıkları bir alan rolünü oynamıştır. Önder Apo’nun da işaret ettiği gibi ‘Kürdistan’da Skyes Picot benzeri bir süreç yaşanmaktadır. İsrail Sykos -Picot düzeninin tümden aşılması gerektiğini belirtti. Buna uygun hamleler geliştirdi. Kürdistan da bu yeni oluşturulmak istenen stratejinin kalbinde yer alıyor. Yeni stratejik denge veya hegemonik değişim Kürdistan merkezlidir. Tüm hesaplar Kürdistan’ın sahip olduğu bu jeopolitik- jeostratejik konum üzerinden geliştirilmektedir. Bu nedenle birçok farklı çevre Kürtler üzerinden stratejilerini örüyor. Fakat bunun yanında pratik bir adım atmadan özel savaş yürüterek belirsizliği devam ettirmek isteyen eğilim de az değil. Gelinen noktada Kürtler bu durumu böyle kabul etmiyor. Çünkü Kürt halkının özgürlük mücadelesi de yadsınamaz bir gerçeklik olmuştur. Bölgenin bu çalkantılı gerçeği içerisinde Önder Apo’nun pozisyonu ve yaklaşımı demokratik entegrasyon zeminini oluşturmaktır. Ancak Kürt halkının pozisyonu, bu zeminleri güçlendirmek temelinde görünürlük kazanmalıdır. Bölgedeki muhalefet güçleri dış müdahaleyi sadece emperyalist güçlerin müdahalesi biçiminde ele alıyorlar. Yani iki kutuplu dünyanın muhalefet anlayışı politikası hala oldukça etkilidir. Kürt halkı olarak; bunun içinde iki tarafta da olmayan kendi yolunu belirleyen politikayı oluşturup bunun mücadelesini vermeliyiz. Bu bağlamda dış güçlerin yönelimlerini eleştirip İran’a karşı sessiz kalmak yanlış bir tutumdur. Bizim hedefimiz İran rejimini değiştirmek ve dönüştürmektir. Genel geçer politikalar yerine daha stratejik politikalar oluşturmak gerekmektedir. Rojava tecrübesinden de dersler çıkartarak baştan itibaren kadın iradesinin mutlaka yer alması, süreçlerin tüm aşamalarında iradi temsilin sağlanması ve kadın statüsünün tüm birlik çalışmalarında esas alınması önemlidir.

İran’daki gelişmeler Lübnan’ın yanı sıra birebir Irak’ı da etkilemektedir. İran’a karşı geliştirilen savaşla birlikte özellikle Güney Kürdistan alanlarına yönelik saldırılar yoğunluk kazanmıştır.  İran ile ABD-İsrail savaşının bir ayağı Irak üzerinden sürdürülmektedir. Irak’taki seçimlere rağmen hala hükümet kurulmuş değil.  27 Nisan’da Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amedi, Bağdat Sarayı’nda Koordinasyon Çerçevesi’nin (Şii siyasi partilerin oluşturduğu en büyük parlamento bloku) adayı olan Zeydi’ye hükümet kurma görevini resmen verdi. Fakat çok farklı siyasi-toplumsal dengeye sahip Irak’ta ortak aday bulmak ve bulunan bu adayın hükümet kurması oldukça zor. Bunun yarattığı kriz uzunca bir süreç gündemi işgal etmiştir.  Sunni-Şii bloğu, yine Kürt partileri arasında ve her birinin farklı bir ajandaya sahip olması; aynı zamanda ABD-İsrail ve İran arasındaki dengeyi oluşturabilecek bir adayın ortaya çıkarılması esasta biraz da savaşın gidişatına bağlı olmuştur. Bununla birlikte İran ABD-İsrail savaşından doğrudan ve en fazla etkilenen Irak’ın, mevcut durumda içteki güç dengelerini koruyabilmesi veya sürdürebilmesi de aynı derecede zor görünmektedir. Irak’ın hem mezhepsel olarak, hem de etnik düzeyde hızla bir iç savaşa sürüklenme tehlikesi oldukça yüksektir. Hatta denilebilir ki, ABD-İsrail İran savaşının İran zemininde değil de, giderek Irak zeminine kayma riski de vardır. Kısa sürede ABD-İsrail ve İran arasında bir uzlaşmanın gelişmesi pek olası görünmemektedir. Küresel sistemin bölgesel planları değişmiştir. Bölgesel küresel güçler değişimi zorunlu görmekteler. Dolayısıyla savaş hibrit şekilde uzun bir sürece yayılma potansiyeli taşımaktadır. Bunun kendisini en fazla yansıtacağı alan Irak ve Güney Kürdistan olacaktır. Irak’ın zaten çok ince dengeler üzerinden şekillenen siyasi konumunun tümüyle eski haline dönmesi de pek mümkün görünmemektedir.

Militan RÊHAT

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

Paylaş223Paylaş139
Önceki yazı

Hozan Mizgîn: Sesin ve Direnişin Özgür Kadını

Sonraki Haber

Karasu: Adım Atılmayınca Demokratik Entegrasyon Anlamsız Hale Geliyor

Son HABERLER

Politik Analiz

19 Temmuz Devrimi: Bir Halkın Hafızası, Kazanımları ve Geleceğe Dair Dersler

Yayınlayan Lêkolîn
19 July 2026
0
1.4k

Kürt halkı, özellikle son yüzyılda...

Daha fazla okuDetails

Hazreti İbrahim’in Mirası, Kürtler, Yahudiler ve Ortadoğu’da Demokratik Barış Arayışı

15 July 2026
1.5k

Temmuz Sıcağında Özgürlük

14 July 2026
1.5k

Demokratik Komünal Toplum Manifestosu- BÖLÜM 5

12 July 2026
1.5k

Öne Çıkan Yazılar

  • MİT ve Parastin’ın Yeni Ajan Ağını Deşifre Ediyoruz!- ÖZEL HABER

    842 Paylaşım
    Paylaş 337 Paylaş 211
  • MİT’in İran İle İş birliği Ve Aşiretler Üzerindeki Planları- HABER ANALİZ

    560 Paylaşım
    Paylaş 224 Paylaş 140
  • Demirtaş: Önder Apo’nun İçinde Olmadığı Her Türlü Gelişmeyi Kuşkuyla Karşılarız

    506 Paylaşım
    Paylaş 202 Paylaş 127
  • Emperyalist Komploya İlişkin Bazı Notlar

    12759 Paylaşım
    Paylaş 5104 Paylaş 3190
  • TC Savaş Suçu İşlemeye Devam Ediyor!- ÖZEL DOSYA

    12696 Paylaşım
    Paylaş 5078 Paylaş 3174

KCK: Rojava Halkımız Kazanımlarını Rêber Apo Çizgisinde Koruyup Geliştirmesini Bilecektir!

19 Temmuz Devrimi: Bir Halkın Hafızası, Kazanımları ve Geleceğe Dair Dersler

Demirtaş: Önder Apo’nun İçinde Olmadığı Her Türlü Gelişmeyi Kuşkuyla Karşılarız

Kalkan: Barışın Kilit Noktası İmralı, Siyasetin Önü Açılmalı

MİT’in İran İle İş birliği Ve Aşiretler Üzerindeki Planları- HABER ANALİZ

Hazreti İbrahim’in Mirası, Kürtler, Yahudiler ve Ortadoğu’da Demokratik Barış Arayışı

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi | Lekolin

© 2025 Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

KÜRDİSTAN ARAŞTIRMALAR MERKEZİ

  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Yorum İlkesi

Takip Et

Tekrar hoşgeldiniz!

Hesaba giriş

Şifrenizimi unuttunuz?

Tüm alanlar zorunludur

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Oturum aç