Kapitalizmden kaynaklı egemenlik/emperyalist savaşlar, yoksulluk ve açlık dünyayı kasıp kavurmaya devam ediyor. Herkes yoksulluktan, zamlardan ve ekonomik sorunlardan şikayetçi. Ancak bu sorunların nedenlerini ve kaynağını bilememe; insanları, söz konusu sorunların çözümünü yine sorunların ürettiği bataklıkta yani kapitalizmden aramaya yöneltiyor. Tam bir çelişkiler yumağı. Emek ve sınıf bilincinden yoksunluk, demokratik kültürün sıfır düzeyde olması, apolitik olma durumu, başlarında bir çobana ihtiyaç duyma durumunda olanlar kapitalizmden beklentide olurlar. İnsanların, modern köleliği aşamadıklarını görüyoruz. Başka türlü, neden sömürüldükleri bir sistemden hem şikayetçi olsunlar hem de sorunlarına çözüm beklesinler? Politik olgunluğa erişmiş toplumlar, sorunların çözümünü, kendilerini ezen sistemden aramazlar, alternatif bir düzen kurmada ararlar ve bunun için kıyameti koparırlar. Sorunlardan şikayetçi olmak ve çözümü de yine mevcut sistemin kirliliği içinde aramak, kapitalizme bağımlılık demektir.
Sadece sandığa gidip oy kullanmanın demokrasi olduğunu düşünen bir toplum, yönetenlerin kölesi olmaya ve güdülmeye devam ederler. Hak istenmez mücadele ile alınır. Köleler ve dilenciler hak isterler. Hak olan şeyin istenmesi doğru değil. Çünkü hak olan şey zaten hakkın sahibine aittir ve hakkın sahibi, kendisine ait olanı rica ederek istemez. Sadece ekmek ve iş bir hak olarak görülmez, esasen kendi kendini yönetmek sahip olunması gereken en büyük haktır. Ama Kapitalizmde bunun mümkün olmadığını biliyoruz. Kapitalizm dilenen ve güdülen toplum ister. Toplumun geneli, Kapitalizmden bihaber yaşıyorlar. Bundan dolayı, mevcut sorunların çözümünü yine kapitalizmin çözmesini istemekteler. Kapitalizmin bataklığında yaşayıp da, kapitalizmi bilmeyenler ve sorunların çözümünü yine kapitalizmin çözmesini isteyenler, sosyalizmi inşa edemezler. Çalıştıkları halde ekonomik zorluklar yaşayanlar, eğer ki kapitalizmi yani içinde yaşadıkları ekonomik/politik sistemi sorgulamıyorlarsa onlar kapitalizmin kölesi olmaya devam ederler, zaten yaşanılan da budur. İnsan içinde yaşadığı sistemi sorgulamalıdır.
Vatan millet Sakarya dediler mi, kapitalizm, emperyalizm, sermaye ve sömürü akla bile gelmiyor. Ama zamlardan şikayetçi olurlar, faturalarımızı ödeyemiyoruz derler, kiralar çok yüksek deyip yakınırlar. Bu yoksulluk ve eşitsizlikler neden var diye sorgulamayan toplum, kendi eliyle kendi idamını gerçekleştiriyor. Her toplum hak ettiği gibi yaşar sözü, bunun için söylenmiş. Kimse topluma altın tepside bir hayat vermez. Toplum, kendi yaşamını kendi yönlendirir. Tabi ki, bu gelişmiş-politikleşmiş toplumlar için geçerli bir durum olmaktadır. Yönetilmek modern kölelerin kaderidir. Kendi öz gücüne güvenen politik toplumlar kendi kendilerini yönetmesini bilirler ve kimseden, kendi sorunlarına çözüm bulmalarını beklemezler.
Sorgulamanlar, hep içinde yaşadıkları sistemden, çare ve çözüm beklerler. Aptal toplum gerçekliği kapitalizmin istediği toplum gerçekliğidir. Hafızasız bırakılmış, beyni yok edilmiş toplum aptallaştırılmış toplumdur. Hem içinde yaşadığı sistemden şikayetçi etmek hem de sisteme dört elle sarılmak ve korumak ancak beyni kırılmış olanların yapacağı bir iş olabilir.
İki ay öncesine kadar, her hafta zam yapanları seçmek ve şimdide zamlardan şikayet etmek, ürünlerimizi satamıyoruz diye yakınmak neyin nesi oluyor? İşte apolitik toplum buna denir. Türkiye’de, topluma, her şeyden önce iyi bir politik eğitim vermek gerekiyor. Toplumun neredeyse tamamı, kapitalizmin ne olduğunu bilmiyor ki kapitalizme karşı mücadele etsin. Kapitalizmden beklenti bundan dolayıdır. Sol kesimler, zombi hayatı yaşadıkları için, halk kendisini ezen zihniyetten medet bekler hale gelmiş. Yani kendisini hasta edenden kendisini tedavi etmeyi bekleme. Öyle anlaşılıyor ki, toplumların hemen değişeceğini beklemek bir yanılgıdır. Toplumlar bazı bedeller vermeden bazı kazanımlar elde edemezler ve bazı zorlu süreçleri yaşadıktan sonra ancak değişim mümkün olabilir. Türkiye’de toplumun değişim yaşaması için, daha çok zamana ihtiyaç var.
Kapitalist düzen partilerinin kuyruğuna takılan ve bu partilerden bir gelecek bekleyen bir toplumdan demokrasi adına bir şey beklememek gerek. Bu toplum neden böyledir diye eleştirmekle bir gelişme olmaz. Apolitik bir toplumu eleştirmektense, doğru bir eğitimle ancak bu toplumu, doğru yola koymak mümkün olabilir. Aksi halde, apolitik bir toplum, sorunların çözümünü alternatif bir sistem kurmada değil de içinde yaşadığı kapitalist sistemden aramaya devam eder. Sorunların çözümünü sorunların üretildiği bataklıkta aramak çözümsüzlükte ısrar etmektir. Kapitalizm yoksulluk, açlık ve eşitsizlik getiriyorsa, bu sorunları çözmek için kapitalizmi aşan bir toplumsal düzen arayışına girmek gerekiyor. Hem kapitalizmden yakınmak hem de kapitalizmden çare beklemek çözümü getirmez, sorunları daha çok ağırlaştırır. Bu açıdan, kapitalizmin ne olduğunu iyi bilmek gerekmektedir. Kapitalizm küçük bir sermaye sınıfının para cenneti, toplumun tamamının da yoksulluk cehennemidir. Bu açından, kapitalizmden toplumsal sorunlara çözüm beklemek ancak modern kölelerin ve devletin etkisini derinden yaşayanların bir beklentisi olabilir.
Kemal SÖBE





