ABD ve Şam hükümetinin yapacağı toplantı sırasında düzenlenen ve iki Amerikan askerinin ölümüyle sonuçlanan Tedmur saldırısından sonra MİT’in yaptığı toplantılar saldırının perde arkasında nelerin döndüğünü ortaya koyuyor.
Elimize geçen bilgiler; MİT’in ABD ile yaptığı görüşmelerden Şam-ABD diyaloğuna ve Tedmur’daki Amerikan askerlerinin öldürülmesine uzanan bir zinciri işaret ediyor. Bu gelişmeler, Suriye iç savaşının yeni bir evresine işaret ederken, Türk ve Amerikan güçlerinin rekabetini de gözler önüne seriyor.
Öncelikle Tedmur Saldırısı sonrası yapılan görüşmelere bakacak olursak; Şam’daki Amerikan ekibi, Tedmur çölünde askerlerinin öldürülmesini görüşmek üzere Suriye ekibiyle toplantı talep ettiği öğrenildi. Mezzeh Askeri Havaalanında yapılan toplantıya 1966 doğumlu Rahman Tekin adlı MİT yetkilisi de katıldı.
Toplantıda saldırıyı gerçekleştiren şahısın 10 ayı aşkın süredir İçişleri Bakanlığı bünyesindeki Genel Güvenlik Teşkilatı’nda görev yaptığını belirten ABD heyeti, Halep ve İdlib arasında yer alan Batara el-Khashir köyünden olan Tarıq Satuf Al-Hamad adlı saldırganın Suriye çölünde görevli Ebu Cabir kod adlı Sifiyan El Şeyh Salih’e bağlı olduğunu ortaya koydu. Sifiyan, bölgedeki DAIŞ hareketlerinden birinci derecede sorumlu kişi.
Saldırının ardından ABD istihbaratı ve ordusu, Şam’a bağlı Genel güvenlik güçlerinden 11 kişiyi gözaltına aldı. Bu kişilerin MİT ve DAIŞ hareketliliğinden sorumlu Sifiyan ile güçlü bağlantıları var. Tutuklanan kişilerin DAIŞ üyelerinin hareketlerini güvence altına alma, saklanma yerleri ve silah sevkiyatları hakkında bilgi sahibi oldukları öğrenildi.
Bundan dolayı toplantıda yer alan MİT yetkilisi, ABD tarafından yakalanan bu üyelerin itiraf riskinden korktukları için Amerikan heyetinden bu kişilerin serbest bırakılmasını talep ettiği öğrenildi. Ancak ABD heyetinin bu talebi ret ettiği belirtildi.
MİT-ABD TOPLANTISI
Yukarda denenen sonuçsuz girişimlerden sonra Türk devleti MİT aracılığıyla Amerika’dan direkt toplantı talep etti.
Güvenilir kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre 15 Aralık 2025 tarihinde yani saldırıdan hemen iki gün sonra Şam’daki Savunma Bakanlığı’nın ikinci binasında MİT heyeti ile Amerikan güvenlik heyeti arasında kritik bir toplantı gerçekleştirildi.
Toplantıya katılan Türk yetkililer: Mehmet Boran, Metin Kozum, Mehmet Sarıkaya, Rıfat Şungar, Kerim Andış, Cemal Aktaş, Acar Özakar.
Toplantıya katılan Amerikan yetkilileri ise şöyle: Matthieu, Frank, Jim, Goldberg, Rivkin.
Yapılan toplantıda MİT heyeti, Suriye Çölü (Bedia) ve Dêrazor’da DAIŞ hücrelerinin yayılması gerekçesiyle, Türk Özel Kuvvetleri’nin belirli noktalara konuşlandırılmasını önerdi.
Önerilen noktalar şunlardı: Suxnê, Tedmur ve çevresi, Dêrazor şehri ve çevresi, Tedmur-Dêrazor yolu ve Tedmur harabeleri kenarı.
Türk heyeti, bu noktalardaki varlığın yalnızca Türk özel kuvvetleriyle sınırlı olmasını ve Genel Güvenlik Müdürlüğü veya Savunma Bakanlığı’na bağlı hiçbir Şam rejimi gücünün bulunmamasını şart koştu. Ayrıca, bu kuvvetlerin kara operasyonları ve keşif görevlerini ABD kuvvetleriyle doğrudan koordinasyon içinde yürütmesini ve operasyonların kapsamının Süveyda bölgesine kadar Suriye çölünün “temizlenmesini” içermesini önerdiler.
Ancak Amerikan heyetinin bu önerileri kesin bir şekilde ret ettiği öğrenildi. Bölgenin ABD’nin özel operasyon alanı olduğunu belirterek, Türkiye’nin askeri nokta kurmasının (keşif veya takip amacıyla olsa bile) yasaklandığını ifade etti. Toplantı sonrası MİT heyeti bu durumun Ankara’yı hoşnut etmeyeceğini belirterek Halep’e doğru yol aldığı öğrenildi.
Bu toplantı, Esad rejiminin çöküşünden beri Türkiye’nin bölgede üs kurma çabalarının devam ettiğini net gösteriyor. Sitemiz lekolin.org’un 4 Aralık 2025 tarihli Özel Haberinde Türkiye’nin MİT aracılığıyla DAIŞ çete gruplarını Suriye çölüne geçirmek, Alevi,Dürzi ve Kürt halkına yönelik saldırılar gerçekleştirmek için özellikle Palmira ve Suxnê(as Suknah) bölgelerini merkezi bir bölge olarak kullandığını deşifre etmişti. Şimdiye kadar İsrail’in muhalefeti ve saldırıları nedeniyle Türk devleti istediği sonucu elde edemedi.
Tedmur’daki son Amerikan kayıpları, MİT’in bu olayları bahane ederek ABD’ye “Türk varlığının gerekliliğini” göstermeye çalışmaktadır. Fakat edindiğimiz bilgilere göre bu saldırı planı MİT tarafından Halep’teki merkezlerinde yapıldı. Ki saldırısı sonrası MİT’in girişimleri ve yaptığı toplantılar bu gerçekliği ortaya koyuyor.
MİT bununla da sınırlı kalmayıp Şam hükümetinin Amerikan heyetiyle yaptığı toplantı öncesi Şam heyetine “ABD’ye ne diyecekleri” konusunda yönlendirme yaparak gerçeklerin ortaya çıkmasını engellemeye çalıştı.
MİT’İN PLANLARI TUTMADI
Güvenilir kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre aynı günün akşamı Tedmur bölgesindeki Amerikan askerlerine yönelik saldırıya dayanarak, Şam’da HTŞ ve Amerikan güvenlik heyetleri arasında da bir toplantı düzenlendi. Yapılan toplantının içeriği ise şöyle;
– Öncesinden MİT’in perspektiflerini alan Şam heyeti, saldırıyı gerçekleştiren saldırganın Kuzey ve Doğu Suriye Özerk yönetimi (QSD) ile koordinasyon içinde olduğunu iddia etti. Saldırının DAIŞ ile QSD bağlantılı grupların ortak operasyonu olduğunu, amacın Şam-ABD yakınlaşmasını engellemek olduğunu savundu.
– Şam heyeti ayrıca, ABD-Suriye koordinasyonunun bazı tarafları (çatışma üzerine egemenlik kuranlar) tehdit ettiğini, bu anlaşmaların rollerini sona erdireceğini belirtti.
– ABD heyeti ise saldırganın eski bir DAIŞ üyesi olduğunu, radikal fikirler yaydığını ve QSD ile bağlantısı olmadığını vurguladı.
– Şam heyeti, saldırının bilerek yapıldığını, ABD-Suriye askeri/güvenlik işbirliğini durdurmayı hedeflediğini ifade etti.
– ABD heyeti, Şam güvenlik güçlerinin Amerikan heyetini koruma konusunda büyük başarısızlık gösterdiğini belirtti. Saldırganın bölgeye geçiş izni verildiği, Şam yetkililerinin önceden bilgi sahibi olduğu halde önlem almadığını belirtti.
– ABD heyeti yüksek seviyeli bir Şam güvenlik sorumlusunun saldırgana toplantı bilgisini sızdırdığını öne sürdü. Ayrıca saldırının ABD Kongresi’nin Suriye yaptırımlarını kaldırma oylamasıyla bağlantılı olduğu belirtildi.
– Toplantıda ABD heyeti, Suriye’deki istikrarsızlığın Şam’ın tüm toprakları koruyamamasına yol açtığını belirttiği öğrenildi.
Yapılan toplantıda ABD heyeti suçlamaları Şam iktidarına yöneltirken, MİT ve Şam bu olayı QSD’ye bağlamaya çalışıyor. Medyada QSD’yi suçlama kampanyaları da bu çabayı destekliyor. Bu toplantı, önceki MİT-ABD toplantısındaki reddedilmenin bir devamıydı fakat yine sonuçsuz kaldı. Özcesi Türk devletinin bir taşla birkaç kuş vurma planı suya düştü.
Aras ŞAHO




