Suriye, 2024 sonunda Esad rejiminin devrilmesiyle başlayan ve 2025’te hegemon güçlerin ve Türk devletinin desteğiyle iktidara gelen Colani liderliğinde şekillenen yeni bir döneme girdi. HTŞ’nin Halep merkezli saldırılarıyla iktidara gelen Colani, eski El Kaide bağlantısına rağmen pragmatist bir yaklaşımla kendine meşruiyet kazandırmaya çalışmakta. Colani’nin 10 Kasım 2025’te Washington’a yaptığı ziyaret, hegemon devletlerin gerçek yüzünü ortaya koyarken onlarca katliamın sorumlusu olan HTŞ iktidarına meşruiyet zemini sunuyor. Düne kadar terörist belledikleri Colani’yi allayıp pullayıp uluslararası sahaya sundular. ABD gibi emperyalist güçlerin terörist argümanının dönemsel olduğuna, çıkarları söz konusu olunca nasıl evrildiğine tüm dünya bir kez daha şahit oldu.
ABD ziyareti sırasında bir yandan Suriye’nin Dêrazor ve çeşitli bölgelerinde DAIŞ hücrelerine yönelik Şam hükümet güçlerinin 61 operasyon düzenledikleri 70’ten fazla şüpheliyi gözaltına aldığı görüntüleri yayınlanırken diğer yandan Reuters gibi İngiltere merkezli ajanslar geçtiğimiz ayda DAIŞ’in Colani’ye yönelik iki suikast planının ortaya çıkarıldığını haberleştirdi. Tüm bunlar ABD ziyaretinin zeminini hazırlama ve normalleştirme çabasıydı.
Bir Suriye liderinin Beyaz Saray’a ilk çıkışı, yaptırımların kaldırılması, BM Güvenlik Konseyi’nin Şar ve İçişleri Bakanı Enes Hattab’a yönelik seyahat yasaklarının sona ermesi, Şam’ın 1979’dan beri bulunduğu terör sponsorluğu listesinden çıkma ihtimali ve DAIŞ’e karşıtı uluslararası koalisyona katılım anlaşması ve İsrail ile anlaşma konuları masadaydı.
Bunun yanı sıra ABD Başkanı Donald Trump’ın daveti üzerine Washington’a giden Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Beyaz Saray’da ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD Başkanı’nın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile bir dizi görüşme gerçekleştirdi. Görüşmelere daha sonra ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de katıldı.
Toplantının ana gündemini Rojava Demokratik Özerk Yönetiminin statüsü ve QSD ile Şam hükümeti arasında yapılan 10 Mart Anlaşması’nın uygulanma süreci oluşturdu.
CİHADİST GRUPLAR TEPKİLİ
Bu süreçte Colani, iç ve dış meşruiyetini pekiştirmek için yabancı cihadistleri orduya entegre etme yoluna gitti. HTŞ’nin 2017’den beri sürdürdüğü “yerelleşme” politikası, Uygur, Çeçen, Avrupalı ve Orta Asyalı cihadistleri ya sınır dışı etmeyi ya da general rütbeleriyle devlet yapısına katmayı içeriyordu. Ancak bu atamalar, özellikle 2025’te 50’ye yakın yabancı kökenli generalin göreve getirilmesi hem iç muhalefeti hem de Batılı gözlemcileri rahatsız etti. Colani’nin 2016’da El Kaide’den kopuşu ve HTŞ’nin 2025’te feshedilmesi, bu grupları “milli ordu” çatısı altında eritme çabasının bir parçasıydı; fakat İdlib’deki eski çatışmaların izleri, Ehrar al-Şam ve Nureddin El Zenki gibi gruplarla yaşanan iç savaşlar, bu entegrasyonun kırılganlığını gösteriyor.
Çok uzak bir tarihe gitmeden geçtiğimiz haftalarda İdlib kırsalındaki Harim’de Fransız savaşçıların dahil olduğu iç çatışma, merkezi otoritenin yabancı gruplarla mücadele etme kabiliyetinin gerçek bir sınavıydı. Fransızların Özbekistan ve Türkistan’dan yabancı savaşçı toplaması, Şam hükümetinin bunları bastırma kapasitesini aşan güçlü ittifakların hızla kurulabileceğini gösterdi.
Ayrıca HTŞ’nin politikalarını benimsemeyen Ceyş El İslam grubu da Şam ve Duma bölgesinde yeniden örgütlenirken Şam, Dêrazor ve Dera’da Ceyş El İslam’a bağlı gruplar tarafından çeşitli saldırılar gerçekleştirildi.
İSRAIL İLE GÜVENLIK ANLAŞMASI
Trump yönetimi, Şam’ı bölgedeki yeni ortaklarının yanında konumlandırmayı hedefliyor. Şam’ın güneyinde ABD hava üssü kurma planı ve İsrail’in Suriye’nin güneyinde güvenlik garantisi alması karşılığında Mayıs ayında Riyad’taki zirvede dile getirdiği gibi Suriye’nin Abraham Anlaşmaları’na katılmasını istiyor. Fakat bunun kolay olmayacağını tüm taraflar biliyor zira İsrail şimdiye kadar işgal ettiği bölgelerden çekilmeyi düşünmüyor. Hatta fiili işgalini anlaşmalarla resmileştirmek istiyor.
Ayrıca İran’ın geri çekilmesiyle oluşan güç boşluğunda Colani, Lübnan’daki Bekaa Vadisi’nde İsrail-Hizbullah gerilimini dengeleyecek bir aktör olarak görülüyordu. Ancak Golan meselesi bu durumda Suriye’nin önünde hâlâ bir engel olarak duruyor, Türk devletinin kuzey Suriye’de genişlemesi ve Suriye’nin stratejik bölgelerine konumlanması ise İsrail tarafından yakından izleniyor.
DAIŞ’E KARŞI KOALİSYONA KATILIM
DAIŞ faktörü, bu yeni denklemin en somut sınavı. Suriye’de 2.500-3.000, Irak’ta 1.000-2.000 aktif militan hâlâ kırsalda pusu, suikast ve sabotaj saldırıları düzenliyor. Dêrazor üçgeninde 2024’ten itibaren artan DAIŞ faaliyetleri ve hapishanelerdeki on binlerce tutuklunun “saatli bomba” potansiyeli devam ediyor. Colani’nin DAIŞ karşıtı koalisyona katılımı ile QSD’nin kademeli entegrasyonunun önünü açmaya çalışan Amerika, Suriye’de askeri ve istihbarati nüfuzunu arttırmayı hedefliyor. Böylece Rusya’nın Şam hükümeti ile bir süredir yeniden kurmaya başladığı askeri ve tekniki iş birliğin önü alınmış olup Suriye’nin askeri anlaşmalarda eksen kaymasına götürecektir. Ki Colani’nin Amerika’ya karşı kullandığı kozların başında da Rusya ile olan mevcut ortaklık geliyor. Ayrıca Colani DAIŞ karşıtı koalisyona katılımla QSD’nin etkisini ve rolünü devre dışı bırakmayı hedefliyor.
Diğer yandan Suriye üzerindeki ekonomik yaptırımların kaldırılması, ABD’nin Şam’a petrol yatırımları için Kongre baskısı kurması, Şam iktidarının Özerk Yönetimin denetimindeki bölgelere yönelik ekonomik ve askeri baskının önünü açıyor.
Sonuç olarak, Suriye’nin yeni yönetimi, eski bir cihadist El Kaide liderin Batı’yla yaptığı dans ile şekilleniyor. Yaptırımların kalkması, askeri üsler, koalisyon üyeliği ve İsrail’le güvenlik anlaşmaları, Şam hükümetine kısa süreli bir nefes aldırsa da; yabancı savaşçıların ve muhalif kesimlerin tepkisi, QSD ile uzlaşma, Golan’ın statüsü ve DAIŞ’in uyuyan hücreleri, bu yapının kırılgan temelini oluşturuyor. Colani, El Kaide’nin gölgesinden sıyrılıp devlet başkanı oldu; şimdi soru şu: Bu dönüşüm, Orta Doğu’nun yeni dengesini mi kuracak, yoksa eski çatışmaların başka bir versiyonunu mu doğuracak?
Arî TUFAN





