KURDÎ
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Anasayfa
  • Haberler
  • Polİtİk Analİz
  • Araştırmalar
  • Makaleler
  • Tüm Bölümler
    • Dizi Yazı
    • Kadın
    • Özgürlük Perspektifleri
    • Editörden
    • MİT Gerçekleri
    • Röportajlar
    • Dış Basından
    • Serbest Yazılar
KURDÎ
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster

Demokratik Toplum Manifestosu Ve Yeni Dönem Perspektifi-1

Değişimin amacı; 52 yıllık birikimle yeni bir mücadele safhasına geçmektir. Bunun için de doğru temelde hem birey bazında hem de örgütsel düzeyde dönüşümü mutlaka gerçekleştirmek zorunluğu doğuyor.

28 July 2025
Kategori: Dizi Yazı, Politik Analiz
372 3
2.1k
GÖRÜNTÜLEME
Facebook İle PaylaşınTwitter İle Paylaşın

Kuantum biliminin öne çıktığı atom çağındayız. Bilim ve tekniğin gelişimi siyasal, sosyal ve askeri gelişmeleri de alabildiğinde hızlandırmıştır. Önder Apo bu sürecin değişim karakterini; ‘’değişim hiçbir dönemle kıyaslanmayacak boyut ve hızdadır. Adeta atom çağının sosyal–siyasal yansımalarını yaşıyoruz’’ şeklinde tanımlamaktadır. Bunun anlamı, büyük değişim-dönüşümdür. Yani bireyden tutalım da toplumsal örgütlemelere ve devlet sistemlerine kadar hızlıca bir değişim sürecine girilmiş durumundadır. Bu kaotik dönemlere has bir durumdur. Özellikle, toplumsal sorunları çözemeyen ve çağa cevap olamayan siyasal yapıların çok hızlı dönüşeceği veya dönüştürüleceği bir dönemdeyiz.

Özgürlükçü, demokratik ve sosyalist hareketlerinde değişim momentumunu yakalaması zorunlu hale gelmiştir. Bu yoğunlaşma ve değişim düzeyine ulaşamayanlar gelişmenin temposuna ayak uyduramazlar.  Gelişmelerin gerisinde seyrederek güncel olmaktan çıkarlar. Dolayısıyla krizli bir sürece girmekten kurtulamazlar. Kürt Özgürlük Hareketi bu çerçevede uzun zamandır yeniden yapılanma sürecine girmişti.  Değişimi başardığı için kendini yeniledi ve koruyarak büyüttü. Fakat Önder Apo’nun istediği düzeyde bir yapılanma tam yaşanmadı. Reel sosyalizm ve kapitalizmin kaos-krizli süreçleri devrimci hareketleri olduğu gibi Kürt Özgürlük Hareketini de etkiledi. Ne savaşla ne de demokratik yöntemle sorun tam çözülemedi. Krizli durum uzadıkça beraberinde farklı sorunlar yaşanmaya başlandı. Muazzam bir direniş ve fedailik gelişti ancak bu zafere ve oradan da çözüme evirilemedi. Tekrar etme gelişti. Savaşan iki tarafın sorunları daha da ağırlaştı. Yeni bir yaklaşıma ve stratejiye ihtiyaç doğdu. Bunun içinde hem zihniyette hem de örgütsel sistemde değişime gitme zaruri hale geldi. Önder Apo bunu uzun süredir gerçekleştirmek istiyordu. Fakat iç ve dış etkenler tam el vermedi. Önderliğin bugün yapmaya çalıştığı radikal dönüşüm bu ihtiyaçtan kaynaklanıyor. Bu değişim-dönüşüm ve yeniden yapılanmanın diyalektiğini iyi anlamamız gerekiyor. Bu salt bir anda çıkan bir durum değildir. Tarihsel, felsefik, ideolojik ve örgütsel boyutları vardır. Niçin değişmek zorundayız sorusunun cevabını doğru vermeden, nasıl değişmeliyiz sorusuna da doğru cevap olamayız. Değişimin zorunluluğunu kavramak, sağlıklı bir değişiminde anahtarıdır. Diğer türlü değişim adına çok farklı sorunlarla karşılaşılabilinir veya savrulmalar yaşanabilir. Geride kalmamak için, savrulmamak için, mücadeleyi yeni alanlara taşıyarak farklı araçlarla daha güçlü yürütmek için değişime gidiliyor.  Yani değişimin amacı; 52 yıllık birikimle yeni bir mücadele safhasına geçmektir. Bunun için de doğru temelde hem birey bazında hem de örgütsel düzeyde dönüşümü mutlaka gerçekleştirmek zorunluğu doğuyor.

Yaşanan bir paradigma değişimi değildir. Bunu böyle anlamak Önder Apo’nun düşünce bütünlüğünü parçalamak olur. Yaşanan şey paradigmanın derinleştirilmesidir. Önder Apo’nun, sanki birkaç yılda bir paradigma değiştiriyormuş gibi gösterilmesi yanlıştır. Önder Apo zaten paradigma değişimini gerçekleştirdi. Paradigmaya, Demokratik, Ekolojik ve Kadın Özgürlükçü adını verdi. Demokratik Uygarlık tezi ile Demokratik Modernite ve Demokratik Ulus şeklinde sisteme kavuşturdu. Barış ve Demokratik Toplum manifestosu Demokratik Modernite paradigmasına yeni taktik, strateji ve programla alan açmayı ve pratikleştirmeyi ifade ediyor. Farklı kavramlar gelişse de önemli olan içeriğidir. Barış ve Demokratik Toplum Manifestosunda değerlendirilen konuların çoğu daha önceki beş ciltlik Demokratik Uygarlık Manifestosu Savunmalarında geniş bir şekilde açımlanmıştır. Ortaya konulan görüşlerin ekseriyeti önceki Savunmaların özünü teşkil etmektedir. Ancak, bazı kavramlar, kuramlar ve konular farklı bakış açısıyla yeniden değerlendirilmiş, teorik, ideolojik ve sosyolojik açıdan yeni yorumlar geliştirilmiştir. Çünkü Önder Apo diyalektiğinde mutlakiyetçilik yoktur, süreklilik esastır, düşüncede akışkanlık vardır, kendini yenileme ve derinleştirme vardır. Dolayısıyla Barış ve Demokratik Toplum Manifestosundaki değerlendirmeleri önceki kitaplardan ayrı tutmak son derece yanılgılı olacaktır, yanlış anlaşılmalara ve değerlendirmelere yol açacaktır. Barış ve Demokratik Toplum Manifestosunu önceki Savunmaların bütünselliği içinde ele almak anlaşılması bakımından son derece önemlidir.

DİYALEKTİĞİN DEĞİŞTİRİCİ GÜCÜYLE AMACA GÖRE YENİ YOL VE YÖNTEM BELİRLEMEK

Diyalektiğin değişmeyen tek şey değişimin kendisidir yasasının dayandığı bir kural vardır. Diyalektik gelişme yasası, ilerlemede engel olan anlayış ve tutumlara uzun süre tahammül edemez. Tarihin bu momentumunda ya doğru çözersin ya da çözülürsün kuralı işlemeye başlar. Çözemeyenler ve ilerletmeyenler engel haline geldiklerinde acımasızca aşılır ve çözülürler. Hiçbir güç zamanı gelmiş değişimin önünde duramaz. V. Hugo’nun dediği gibi; ‘’Vakti gelmiş bir düşüncenin önünde hiçbir ordu duramaz.’’  Trajik duruma düşmek istemeyenler zamanın ruhunu yakalayarak zamanında değişim yapabilenlerdir. Zamanında ve doğru yapılan değişiklik tarihi gelişmeye yol açarken, zamanında, doğru yöntem ve politik kabiliyetle yapılamayan değişiklikler son olup istenmeyen mecraya kayabilir. Önder Apo’nun belirttiği gibi; ‘’Partiler bir araçtır. Dönemlere göre dönüşmezlerse, tıkanma nedeni olmak kadar, aşılmaktan ve yenilmekten de kurtulamazlar. Kısır bir tekrar, ne kadar kahramanca da olsa, özgürlük idealine fazla katkı sağlamaz.’’ Dolayısıyla doğru zaman ve mekânda dönüşmek devrimsel bir süreç olurken, tersine dönüşememek ya dağılmaya ya da anlamsız bir tekrara yol açar. Bununda sonucu gerileme, yozlaşma ve tasfiyedir. Sovyetler Birliği ve Reel Sosyalist blok buna iyi bir örnektir.  Önder Apo’nun dediği gibi; ‘’Değişiklik vardır bitirir, değişiklik vardır tarih yaratır.’’  Toplumsal devrimler için belirlenen program, strateji ve ilkeler, toplumsal sorunları çözüyor, özgür birey ve özgür toplum gerçekliğini geliştiriyorsa anlamlıdır. Tersi tutuculuk ve dogmatizmdir. Tutucu ve dogmatik olanlar esnemezler, değişemezler, ancak kırılırlar veya dağılırlar. Bu temel kural devletler için de örgütler için de geçerlidir. Bölgemizdeki örnekleri bolcadır. Bir savaşın başarısı, onun çok uzun sürmesi değildir. Başarılı savaşlar, bir aşamadan sonra hedeflenen çözümü yaratırlar. Kurdistan Özgürlük savaşı bu konuda sorunlar yaşamıştır. PKK, çıkışında iki asli görevi üstlenmişti. Birincisi, Kürt varlığını açığa çıkartmak, kabul ettirmek ve ikincisi, özgürleşmesini sağlamak ve statüye kavuşturmak. İlk görev başarıldı, ama ikinci görev hedeflenen zamanda tamamlanamadı. Savaş uzadı. Sorunlar ağırlaştı. Eski savaş tarzları, yöntem ve araçları yetersiz hale geldi. Toplumsal çelişkiler ve sorunlar değişti. İktidarcı ve devletçi paradigmaların, reel sosyalizmin ve ulus-devlet modelinin çözüm olmadığı ortaya çıktı. Yeni mücadele stratejisine, taktik ve programına ihtiyaç doğdu. Bu nedenle Önder Apo, 1990’larda arayışa girmiş ve 2000’lerde yeni paradigmayı geliştirmiştir. Ancak yeni paradigma savaş koşullarından ve Kürt Özgürlük Hareketine karşı geliştirilen saldırılar, dayatılan komplolar, bölgesel ve uluslararası kuşatmadan dolayı tam hayata geçirilememiştir. Barış ve Demokratik Toplum manifestosu, söz konusu paradigmayı bugünün koşullarında hayata geçirmeyi amaçlamaktadır.

Politika sanatında yöntem sonuç vermiyorsa, yol seni tam amaca götürmüyorsa, dar kalıyorsa yapılması gereken bunu değiştirmek ve yeni yol-yöntem bulmaktır. Paradigmada yanlışlık varsa, düşüncede yetmezlikler yaşanıyorsa yapılması gereken zihniyette değişim yapmaktır. Strateji ve araçlar istenen amaca ulaştırmıyorsa yapılması gereken onların değiştirilmesidir. Mevcut kurum ve örgütsel yapılar ihtiyaca cevap olamıyor, yetersiz kalıyorsa temel kural yenisini inşa etmektir. Önder Apo, işte bu politika sanatını geliştiriyor. Değişerek karşıdakini değiştirme yöntemini esasa alıyor. Sadece karşıdakinin değişmesini beklemiyor, onu etkiliyor, değişime zorluyor, değiştiriyor. Önder Apo, Kürt düşmanlığında birinci sırada olan, elinde idam ipiyle seçim propagandası yapan dünyanın en faşist kişiliklerini değiştirdi. Herkes PKK 12. Kongresinin dağda gerçekleştiğini sanıyor. Biçimde, fizikte öyledir. Ama aslında PKK 12. Kongresi dağda değil İmralı’da, hem de Türk devletinin soykırım merkezinde, bizzat Önder APO’nun yönetiminde gerçekleşmiştir. Bu tarihi gerçeklik, Önderlik hakikatinin başarısı ve zaferidir. Önderliğin yarattığı Kürt aklının başarısıdır. Kürt tarihinde bunun bir örneği yoktur. Önder Apo, Kürtlerin tarihinde bir kader haline gelen isyan-bastırma-yenilgi ve idam geleneğini aşarak düşmanı çözüm ve diyalog masasına getirmiştir. Önder Apo bunu; “bu masa son 200, hatta 2000 yıllık makus Kürt tarihinin değiştirildiği bir masadır, Kürtleri idam sehpasından çözüm masasına taşıyoruz” şeklinde değerlendirdi. Bu gerçeğin doğru anlaşılması gerekiyor.

Riskleri olan bir süreçten geçiyoruz. Haklı olarak bazı kaygıları yaşamamız doğaldır. Yurtsever ve devrimci kaygıların olması iyidir. Fakat geleceğimizi tayin edecek olan bu tarihi ve stratejik süreç duygusal ele alınamayacak kadar önemlidir. Teorik, felsefik, sosyolojik, tarihsel, bilimsel, örgütsel ve askeri açıdan değerlendirilmesi ve katılım yapılması gereken bir süreçtir. Sürece katılmanın şartı değişmektir. Bu bir tercih değil zorunluluk haline gelmiştir. Çünkü dayandığımız eski kuram ve kavramlarda bir tıkanma ve aşılma var. İkincisi: eski dünyanın paradigmasından kaynaklı stratejimiz, taktiğimiz, yöntemlerimiz tam sonuç vermemiştir. Bir taraftan da devrimci görevlerimizi istenen tarzda tam yerine getiremedik. Örneğin Devrimci Halk Savaşı Stratejisini başarıyla gerçekleştirseydik koşullar çok farklı olacaktı. Gelişen diyalog ve müzakerelerin düzeyi asla bugünki gibi olmayacaktı. Önder Apo  ve Hareketin konumu çok daha ileride olacaktı. Dolayısıyla, teorik ve pratik olarak ciddi bir özeleştiriyle değişime ihtiyacımız bulunmaktadır.

Yaşanmakta olan değişim diyalektiğini doğru anlamamız önemlidir. Önder Apo, barış ve Demokratik Toplum Manifestosunda, girişi insan düşünce ve zihniyetinin oluşumuyla başlatıyor. İlkin insan varlığının evrimini, düşünce sistematiğini ve yol açtığı sorunsallıkları ele alıyor. İnsan varlığının neden olduğu gelişme ve sorunları düşünce boyutuyla çözümlüyor. Zihniyetle bağlantılı gelişen toplumsal sorunların çözümünü de ancak zihniyetin aşılmasıyla gerçekleşebileceğini ortaya koyuyor. Değişim perspektifini zihniyet ve kişilik devrimine oturtuyor. Çünkü zihniyette ve kişilikte gerçekleşmeyen değişim-dönüşümün sağlıklı olmayacağı, kısa vadeli olacağı biliniyor. Zihniyette, düşüncede kavranmayan ve katılım sağlanmayan bir sürecin ve sistemin başarı şansı yoktur. Teori ve ideolojik olarak doğru benimsenmemiş bir olgu pratikte doğru gerçekleştirilemez. Bunun için sürecin öznesi olmak için düşüncede netlik sağlamak zorundayız. Bilerek, anlayarak ve kavrayarak katılım yapmamız gerekir ki, sürecin aktif kadroları ve pratikleştireni olalım!  Tarihi değişimler tarihi sorumluluk, geniş bir ufuk ve derin bir öngörü gerektirirler. Bu vasıfta olamayanlar tarihin öznesi olamazlar. Önderlerin rolü tam da bu aşamada ortaya çıkar. Önder Apo böylesi bir rolü oynamaktadır. Demokratik dönüşüme karşı çıkanlar veya hep negatif eleştirenler; ya anlama kapasitesi olmayanlar, katılaşmış marjinal zihniyetliler ya da mevcut durumdan rant sağlayanlardır. İlkel milliyetçi kulvardakiler, işbirlikçiler, sosyal şovenler, klasik sol-sosyalist zihniyettekilerin bu süreci kolay anlayamayacağı ve kabul edemeyeceği anlaşılır bir durumdur. Marks’ın dediği gibi; ‘’Dünyayı anlamak yetmez, onu değiştirmek gerekir.’’ Sorun dünyayı yorumlamak değil, esas olan onu değiştirmektir. Dünyayı değiştirme derdi olmayanlar bolca laf edip uzunca gevezelikler yaparlar. Çünkü bağlı bulundukları bir toplumsal sorumluluk ve davaları yoktur. Dünyayı değiştirmek amacında olanlar ise gerçekçidirler, ona göre konuşur ve değerlendirirler. Barış ve Demokratik Manifestosu’ na ilişkin birçok çevre tarafından tartışma yürütülmektedir. Anlamak isteyenler, yararlanmak isteyenler kadar karşıt olanlar da vardır. Tıpkı 1848’lerde yazılan Komünist Manifesto’ nun yarattığı hararetli tartışma sürecine benziyor. Bu durum olumludur. Böyle bir tartışma ortamı yaratan Önder Öcalan’ın etkisi bir kez daha açığa çıkmaktadır.

YENİ DÖNEMİN PROGRAMI, HEDEFİ, STRATEJİSİ VE TAKTİĞİ TEMEL PERSPEKTİF OLUŞTURMAKTADIR

Barış ve Demokratik Toplum Manifestosu yeni mücadele döneminin ideolojik, siyasal, sosyal hedeflerini ortaya koyarak, stratejik ve taktik boyutlarını belirlemiştir. Manifesto, yeni örgütsel ve toplumsal sistemin çerçevesini belirlemiştir. Buna göre; Teorik ve ideolojik perspektif; Demokratik Sosyalizm ya da Demokratik Toplum Sosyalizmidir. Program teorik ve ideolojik perspektife göre belirlenmektedir. Demokratik Komün anlayışına dayalı Demokratik Modernite ve Demokratik Toplum inşası esas program olmaktadır. Programın üç temel alanı vardır. Bunlar; Kapitalizme karşı Demokratik/Komünal Toplumun örgütlenmesi, ulus-devlete karşı Demokratik Ulus veya Demokratik Konfederalizmin örgütlendirilmesi ve Endüstriyalizme karşı Eko-Ekonomi/Eko-Endüstrinin geliştirilmesidir. Programın alt başlıkları olarak, Kadın Özgürlüğü, Politik Toplum ve Etik/Ahlaki boyutlar yer almaktadır.  Siyasi hedefler olarak; Demokratik Ulus inşası ve bağlı olarak komünler topluluğunu örgütlemektir. Sosyal hedefler; toplumsal düzeyde örgütlenmeyi amaçlar. Ekonomi, sağlık, eğitim, dil, kültür, felsefe, tarih, emek, köy, kent, spor alanlarının komün temelinde örgütlenmesini kapsamaktadır. Manifesto, Birinci Komünal Enternasyonalin toplanması ve Dünya Demokratik Uluslar/Konfederasyonlar Birliğini örgütlemeyi Enternasyonalist Hedefler şeklinde ortaya koymuştur. Yeni Manifestomuz strateji ve taktikte de değişime gitmiştir. Ulusal Kurtuluş Savaşı Stratejisi yerine Demokratik Siyaset Stratejisini, Gerilla Taktiği yerine Demokratik Bütüncül Hukuk ve Öz Savunma örgütlülüğünü esas almaktadır.

Yeni manifestomuzun dayandığı temel güçler, tarih boyunca komünal yaşam değerlerine tutunan kabile, aşiret, mezhep, felsefi ekol, işçiler, emekçiler ve en çok da kadınlardır. Paradigma kadın özgürlüğüne dayandığından, kadın Barış ve Demokratik Toplumunun ana ve kurucu gücü konumundadır. Barış ve Demokratik Toplum Manifestosu, Kürt halkının genel örgütsel birliği için Kurdistan’ın dört parçasını kapsayan örgütsel adlandırmayı “Kürdistan Demokratik Komünler Birliği’’ şeklinde belirlemiştir. Bu, KCK ve Demokratik Konfederalizm sisteminin yeniden yorumlanması ve adlandırılmasıdır. Kürdistan Demokratik Komünler Birliği, KCK’de olduğu gibi toplumcu demokratik sosyalizmin öncü yapılanmasıdır. Bütün Kurdistan komünlerinin komünüdür. Kurdistan ve Ortadoğu halklarının devlet dışındaki konfederal sistemidir. Barış ve Demokratik Toplum Manifestosu, Ulus-devletlerle birlik anlayışını, ‘’Ortadoğu’da Kürt sorunu ve demokratik entegrasyon çözümü” şeklinde ortaya koymaktadır. Demokratik Cumhuriyetle entegrasyon tarzında tanımlanmaktadır. Bu perspektif Kürt Sorununun Ortadoğu Çözümünü, “Ortadoğu Demokratik Uluslar Birliği” veya “Ortadoğu Demokratik Konfederalizmi” temelinde sağlamayı amaçlamaktadır.

BÖLÜM 2: Ne Kadar Örgütlüysek, O Kadar Var Olacağız!

Dijwar SASON

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

Paylaş292Paylaş183
Önceki yazı

1993’ten Bu Yana Ateşkesler ve Kürt Sorununa Çözüm Arayışları- 4

Sonraki Haber

1993’ten Bu Yana Ateşkesler ve Kürt Sorununa Çözüm Arayışları- 5

Son HABERLER

Politik Analiz

Devşirme Kişiliği ve Kimlik Yabancılaşması

Yayınlayan Lêkolîn
1 June 2026
0
1.5k

“Devşirme” kavramı, Osmanlı İmparatorluğu’nda 14....

Daha fazla okuDetails

Güç Dengelerinin Dönüşümünde Türkiye’nin Konumu ve Kürt Sorunu- 2

13 May 2026
1.6k

Dünyadaki Güç Dengelerinin Dönüşümü ve Kürtlerin Stratejik Konumu- 1

12 May 2026
1.6k

Demokratik Entegrasyon Nedir, Nasıl Yapılır?- EDİTÖRDEN

4 May 2026
1.7k

Öne Çıkan Yazılar

  • ShamCash Uygulaması — Telefonunuzda Gerçekte Ne Yapıyor?- ÖZEL HABER

    554 Paylaşım
    Paylaş 222 Paylaş 139
  • Devşirme Kişiliği ve Kimlik Yabancılaşması

    539 Paylaşım
    Paylaş 216 Paylaş 135
  • Sanatçı Mem Ararat Ne Yapmak İstiyor?

    729 Paylaşım
    Paylaş 292 Paylaş 182
  • BAE’nin Suriye Hamlesi Ve Türkiye’nin Rahatsızlığı- ÖZEL DOSYA

    540 Paylaşım
    Paylaş 216 Paylaş 135
  • MİT ve Parastin’ın Kirli Planını Deşifre Ediyoruz!- ÖZEL HABER

    919 Paylaşım
    Paylaş 368 Paylaş 230

ShamCash Uygulaması — Telefonunuzda Gerçekte Ne Yapıyor?- ÖZEL HABER

Rojhilat İttifakı: Uluslararası Toplum, İran’ın İdam Suçlarına Karşı Tutum Almalıdır

HPG: Önderliğimizin Özgürlüğünü Sağlama Hedefinden Sapmayacağız

Devşirme Kişiliği ve Kimlik Yabancılaşması

BAE’nin Suriye Hamlesi Ve Türkiye’nin Rahatsızlığı- ÖZEL DOSYA

Rusya-Türkiye-Çin İş birliği: İran’a Drone ve Hizbullah’a Silah Desteği- HABER ANALİZ

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi | Lekolin

© 2025 Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

KÜRDİSTAN ARAŞTIRMALAR MERKEZİ

  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Yorum İlkesi

Takip Et

Tekrar hoşgeldiniz!

Hesaba giriş

Şifrenizimi unuttunuz?

Tüm alanlar zorunludur

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Oturum aç