KURDÎ
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Anasayfa
  • Haberler
  • Polİtİk Analİz
  • Araştırmalar
  • Makaleler
  • Tüm Bölümler
    • Dizi Yazı
    • Kadın
    • Özgürlük Perspektifleri
    • Editörden
    • MİT Gerçekleri
    • Röportajlar
    • Dış Basından
    • Serbest Yazılar
KURDÎ
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster

Ortadoğu’da Stratejik Yenilikler Ve Dönüşümler

Öyle anlaşılıyor ki emperyalist çıkarların biçim vermek istediği yeni Ortadoğu planı Sykes-Picot’un ruhuna fatiha okutacak ve yerine “İbrahimi anlaşmaların” belirlediği çerçevede yeni bir düzen getirecek.

8 July 2025
Kategori: Politik Analiz
284 3
1.6k
GÖRÜNTÜLEME
Facebook İle PaylaşınTwitter İle Paylaşın

Ortadoğu’da siyasi ve toplumsal yapıların yeniden dizayn edilmeye çalışıldığı bir süreç yaşanıyor. İsrail öncülüğünde Amerika ve Britanya devletlerinin destek verdiği Ortadoğu’yu kendi çıkarları doğrultusunda yeniden şekillendirme siyaseti statükoculuğu sarsmakta, verili düzenleri huzursuz etmekte, hegemonya peşinde olan bölge devletlerinin “güvenliğine ciddi tehditler” oluşturmaktadır. Öyle anlaşılıyor ki emperyalist çıkarların biçim vermek istediği yeni Ortadoğu planı Sykes-Picot’un ruhuna fatiha okutacak ve yerine “İbrahimi anlaşmaların” belirlediği çerçevede yeni bir düzen getirecek.

Geliştirilmek istenen yeni düzenin halkların lehine olmayacağı kesindir. Uluslararası sermaye güçleri, kapitalizmin değirmenine “su taşımak için” yeni yollar ve kanalar açmak istiyor. Ancak değişim hamleleri mevcut statükocu yapılanmaları da aşmak istediği için Ortadoğu’daki ulus-devletlerin hesabıyla da uyuşmamaktadır. İsrail ve stratejik ortakları İbrahimi anlaşmalara dahil olmayan devletleri çeşitli müdahale yöntemleriyle etkisiz kılmaya çalışacakları anlaşılıyor. İran devletine karşı geliştirilen savaş konsepti, Türkiye’nin tedirgin halleri önümüzdeki dönemin yeni gelişmelere gebe olduğuna işaret ediyor.

2023’te İsrail Hamas savaşıyla başlayan, peşi sıra Hizbullah, Lübnan, Suriye ve en son İran’ın dahil olduğu savaş bütün ilgili güçlerin konumlarını yeniden gözden geçirmelerine neden oldu. En son yaşanan 12 günlük İsrail İran savaşı bir kez daha gösterdi ki Ortadoğu’daki devletler ya “ehlileştirilerek” sisteme dahil edilecek, ya da operasyonel müdahalelere tabi tutularak etkisizleştirileceklerdir.  Böylece İsrail başbakanı Benjamin Netenyahu’nun dediği gibi bölgede “haritalar yeniden çizilecek, coğrafyalar değişecek.”

Savaşın nerede ve nasıl başladığı biliniyor ancak nerede ve ne zaman sona ereceği kestirilemiyor. Çünkü bu bir süreç, üzerinde düşünülmüş köklü ve dönüşümlerin yapılmak istendiği bir süreç. Oldu bittiye getirilemeyecek kadar meşakkatli bir süreç olacağa benziyor. Bu nedenle savaşın uzun süreceği tahmin ediliyor. Bu süreç içerisinde ittifaklar ve ilişkiler değişkenlik gösterebilir, her an yeni ortaklar ve düşmanlar belirlenebilir. Savaş sadece yok etmeye dayanmıyor, hasmına onu yok edebilecek güçte olduğunu gösterip onu teslim alma “hizaya getirme” amacını da barındırıyor.  Savaşın nihai amaçları konusunda çeşitli varsayımlar, bilgiler, teoriler ve hatta efsanelere dayalı söylemler geliştiriliyor.

Çokça dillendirilen söylemlerden bazılarına göre Ortadoğu’da yürütülen savaş İsrail’in güvenliğini sağlamak için yapılıyor, kimilerine göre “Davud koridorunun” oluşturulması için, kimilerine göre ise yeni ticaret yollarının güvenliğinin sağlanması amaçlanmaktadır.

Bu, ya da benzeri başka sebepler de olabilir. Nihayetinde egemen güçlerin Ortadoğu’yu kendi menfaatleri doğrultusunda yeniden dizayn etmeye karar verdiğini ve bunun için çalıştığını biliyoruz. Yürütülen savaşların bir ya da birçok amacının olduğu şüphe götürmez bir gerçekliktir.

TARİHTE AMAÇSIZ SAVAŞLAR YOKTUR

Bütün savaşlar stratejik bir akıl ve politik amaçlara dayalı olarak başlatılır ve yürütülür. İster savunma temelindeki savaşlar olsun ister emperyalist yayılmacılık temelindeki savaşlar olsun, hedefine varma ve hedefini gerçekleştirme gibi somut bir amaca dayanırlar.

Sıcak savaş içerisinde hedeflerine ulaşmak isteyen güçlerin yansıra, savaştan etkilenen, savaşın yarattığı iklimden nemalanmak isteyen, savaşı kendisi için fırsata dönüştürmek isteyen güçler de olacaktır.

Birinci dünya savaşı sonrasında yapılan antlaşmalarla kurulan sistemin Kürt halkının aleyhine ortaya çıkan sonuçları biliniyor! Kürtler dört devletin “sınırları” içerisinde dört parça Kürdistan’da statüsüzlüğe mahkum edilerek acımasız baskılara maruz bırakıldılar, tarifsiz acılar yaşadılar.

Birinci dünya savaşından sonra inşa edilen hastalıklı ulus-devlet sistemlerinin temelleri büyük kriz içerisinde çatırdadıkça özgürlük isteyen halklar ve onları baskı altında tutmak isteyen güçler arasında mücadelede kızışmaktadır. Yüzyıldan uzun bir zamandır özgürlüğü için mücadele eden Kürt halkı Ortadoğu’da gelişen yeni süreçten yararlanmasın diye türlü entrikalar ve politikalar yürütülmektedir.

Suriye’de Baas rejiminin yıkılmasından sonra statükoculuğun başını çeken T.C. devleti ilk fırsata Kürtlere saldırarak, Kürt halkının bin bir emekle, kanıyla, canıyla yaratığı değerleri yok etmek istedi.

“Kürt halkı özgürleşmesin, Kürdistan herhangi bir statüye kavuşmasın” diye statükoculuğun bekçiliğini yapan Türk devleti Kürt halkına karşı yürüttüğü siyasetin sonucu olarak büyük bir çıkmazın içine girmekten kurtulamadı. Irak, Suriye ve İran devletlerinin içinde bulunduğu durumdan tedirgin olan Türk devleti kendince hala Kürt halkını, Kürdistan gerçekliğini statüsüzlüğe mahkûm etmek istiyor. Kürt halkı özgür olmasın diye Daiş gibi dünyanın en barbar, katil gruplarıyla iş birliği yapmaktan çekinmiyor. Suriye’de destek verdiği Daiş artığı HTŞ örgütüyle ilişkilenerek Suriye de etkinlik sağlamak istiyor. Türk devletinin Kürt halkına karşı beslediği düşmanca siyaset Ortadoğu’daki son gelişmelerle birlikte artık sürdürülemez noktaya dayanmış bulunmaktadır.

İran devletinin İsrail-Amerika saldırıları karşısında zayıf düşmesiyle birlikte, Türkiye’nin Suriye, Lübnan, Irak gibi yerlerde İran’dan doğan boşluğu doldurma heveslisi olduğu gözlerden kaçmamaktadır. İran’ı Ortadoğu’da gerileten İsrail’in Türkiye’nin bu fırsatçı yaklaşımlarını hoş karşılamayacağı açıktır. İsrail bölgesel güç olma adına yürüttüğü savaştan Türk devletinin karlı çıkmasını kabullenmez, bölgede kendisi dışında baskın olabilecek başka bir gücün varlığına tahammül etmesi beklenemez.

İsrail kendisine karşı tehdit olabilecek devletleri zayıflatmak, topraklarını genişletmek, güvenliğini sağlamak için bölgede hegemonyasını kurmak istiyor. Bunu yaparken Amerika’nın teknik gücünden, Britanya’nın (politik egemenlik) kolonyalist tecrübesinden yararlanıyor, sadece yararlanmakla kalmıyor, Avrupa ve Amerika’nın Ortadoğu üzerindeki stratejik planlarını kendi planlarıyla uyumlu hale getirmek istiyor. Dolayısıyla Ortadoğu’da yürütülen savaşı sadece İran’ın geriletilmesi ve İsrail’in coğrafyasını genişletmesi biçiminde okumamak gerekir, böyle algılanırsa esas amaç gözden kaçırılır, hedefin ne olduğu anlaşılmaz ve sığ kalınır. Esas amaç gözden kaçırılıp, hedeflerin ne olduğu anlaşılmazsa doğal olarak buna göre politik bir tutum da geliştirilemez.

Küresel kapitalizmin rekabet ve hakimiyet alanlarını mobilize etmek istiyor. Bu planla uyumlu yeni yeni yollar, yeni yönetimler, hatta gerekirse yeni ülkeler yaratmak istiyor. Çin, Rusya, Hindistan, Amerika, Avrupa ve onların irili ufaklı müttefikleri yeni plana bir şekilde dahil edileceklerdir.

Büyük Ortadoğu projesinin eski aktörleri değişmiştir. Yeni Ortadoğu projesi değişen aktörlerle, yeni araç ve yöntemlerle hayata geçirilmek istenmektedir. İsrail’in öncülüğünde Amerika ve Britanya’nın Stratejik hedefi olan büyük Ortadoğu projesinin yürütücü aktörleri değişti demek doğruya daha yakın bir değerlendirme olabilir.

Bilindiği üzere Nato üyesi olması nedeniyle Amerika’yla iş tutan, büyük Ortadoğu projesinin sözcüsü ve yürütücülerinden biri Türk devletiydi. Tayip Erdoğan kendini “büyük Ortadoğu projesinin eş başkanı” ilan etmişti. Nede olsa “amaca giden yolda her araç mubahtı.” Uluslararası sermaye güçlerinin hizmetinde olmakta bir beis görmüyordu.

2010 yılı ortalarında bölgede gelişen “Arap Baharını” halkların despot rejimlere karşı ayaklanmalarını fırsata çevirmek isteyen Türkiye radikal İslami gruplarla (İhvan-ı Müslimin gibi) iş birliği yaparak konumunu güçlendirmeye çalıştı. Halkların baskıcı ve diktatör rejimlere karşı öfkesini kendi politik hesapları için kullandı. Halkların öfkeli haykırışlarını, özgürlükçü, eşitlikçi, adil ülke kurma hayallerini yeni Osmanlıcılık hayallerine kurban etti. Libya’dan, Mısır’a, Iraktan, Suriye’ye kadar radikal İslamcı, İhvancı, Daiş gibi selefi örgütlerle içli dışlı olmaya başladı. Böylece halkların gerçekleştirmek istedikleri devrimler onlardan çalınarak sisteme entegre edildi. Türk devletinin halkların baharını çalma girişimleri toplumsal katliamlara neden oldu. On binlerce insan Türkiye’nin suni islam kuşağı projesine kurban edildi. Türkiye suni islam mezhebini temel alarak bölgede hegemonyasını oluşturmak istedi. Benzer siyaseti İran Şia mezhebi adına bölgede yürüttü. Biri suni, diğeri şia mezhebi adına halkların inançlarını, değişim ihtiyaçlarını, istek ve özlemlerini egemenliklerini geliştirmek için istismar etiller.

2023 yılında Hamas’la savaşı fırsat bilen İsrail’in inisiyatif almasıyla birlikte Türk devleti ve İran’ın izlediği strateji zora düştü. İran’ı Ortadoğu’da etkisiz bir devlet haline getirmek isteyen İsrail ve stratejik ortakları Türkiye’nin boşluktan yararlanmasına göz yummayacaklardır. Yeni plana göre Türk devleti de tehdit olmaktan çıkartılacaktır.

Bu temelde Ortadoğu’da Türkiye dahil İsrail’e tehdit oluşturabilecek yapısı güçlü tek bir devlet bırakılmayacaktır. Bütün engellerin şu ya da bu şekilde ortadan kaldırılacağı bertaraf edileceği bir süreç söz konusudur. Ucunun Kıbrıs’a dokunacağı söylenen bir dizayn ve proje söz konusudur.

Ortadoğu’da merkeziyetçi ulus-devletlerin geriletilmesinde Kürt özgürlük hareketinin büyük bir payı vardır. Ulus-devletlerin katı, inkârcı ve imha siyasetinin parçalanmasında Rêber Apo ve PKK öncülüğünün paha biçilmez emekleri vardır. Her anı büyük kahramanlıklarla dolu mücadelesiyle Kürt halkı adeta küllerinden yeniden yaratılarak Ortadoğu’da önemli bir aktör haline gelmiş durumdadır.

Ortadoğu yeniden dizayn edilirken Kürtlerin gücü ve varlığı göz önünde bulundurulmaktadır. Ortadoğu’da Kürtsüz değişim mümkün değildir.  Kürt halkı stratejik yenilik ve dönüşümün yaşandığı bu süreçte önemli bir aktör konumundadır. Tarihin istismar edilen nesnesi olmaktan çıkmış, inşa edilecek özgür yaşamın öznesi durumundadır. Yüzyıldan daha uzun bir zamandır yürüttüğü amansız mücadele ile özgürlüğünü sağlamak, baskı altında tutulduğu dört devleti dönüşüme uğratarak baskıcı statükocu yanlarını aşmaya çalışmaktadır. Bundan sonra Kürtleri görmezden gelmek ve en temel haklarını inkâr etme gücünü hiç kimse gösteremeyecektir. Deyim yerindeyse bundan sonra Ortadoğu’da Türkiye, İran, Irak ve Suriye devletlerinin geleceğini Kürt halkının özgürlüğü belirleyecektir. Ya hep beraber özgür yaşayacağız ya da katı inkârcı ulus-devletler tarihin çöplüğüne atılacaktır.

Hiwa AZAD

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

Paylaş223Paylaş140
Önceki yazı

Şam ve İsrailli Pilotlar Türkiye’nin Konya Şehrinde Eğitim Görüyor – ÖZEL HABER

Sonraki Haber

Kürt ve Kürdistan Gerçekliği

Son HABERLER

Politik Analiz

Devşirme Kişiliği ve Kimlik Yabancılaşması

Yayınlayan Lêkolîn
1 June 2026
0
1.5k

“Devşirme” kavramı, Osmanlı İmparatorluğu’nda 14....

Daha fazla okuDetails

Güç Dengelerinin Dönüşümünde Türkiye’nin Konumu ve Kürt Sorunu- 2

13 May 2026
1.6k

Dünyadaki Güç Dengelerinin Dönüşümü ve Kürtlerin Stratejik Konumu- 1

12 May 2026
1.6k

Demokratik Entegrasyon Nedir, Nasıl Yapılır?- EDİTÖRDEN

4 May 2026
1.7k

Öne Çıkan Yazılar

  • ShamCash Uygulaması — Telefonunuzda Gerçekte Ne Yapıyor?- ÖZEL HABER

    554 Paylaşım
    Paylaş 222 Paylaş 139
  • Devşirme Kişiliği ve Kimlik Yabancılaşması

    539 Paylaşım
    Paylaş 216 Paylaş 135
  • Sanatçı Mem Ararat Ne Yapmak İstiyor?

    729 Paylaşım
    Paylaş 292 Paylaş 182
  • BAE’nin Suriye Hamlesi Ve Türkiye’nin Rahatsızlığı- ÖZEL DOSYA

    540 Paylaşım
    Paylaş 216 Paylaş 135
  • MİT ve Parastin’ın Kirli Planını Deşifre Ediyoruz!- ÖZEL HABER

    919 Paylaşım
    Paylaş 368 Paylaş 230

ShamCash Uygulaması — Telefonunuzda Gerçekte Ne Yapıyor?- ÖZEL HABER

Rojhilat İttifakı: Uluslararası Toplum, İran’ın İdam Suçlarına Karşı Tutum Almalıdır

HPG: Önderliğimizin Özgürlüğünü Sağlama Hedefinden Sapmayacağız

Devşirme Kişiliği ve Kimlik Yabancılaşması

BAE’nin Suriye Hamlesi Ve Türkiye’nin Rahatsızlığı- ÖZEL DOSYA

Rusya-Türkiye-Çin İş birliği: İran’a Drone ve Hizbullah’a Silah Desteği- HABER ANALİZ

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi | Lekolin

© 2025 Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

KÜRDİSTAN ARAŞTIRMALAR MERKEZİ

  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Yorum İlkesi

Takip Et

Tekrar hoşgeldiniz!

Hesaba giriş

Şifrenizimi unuttunuz?

Tüm alanlar zorunludur

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Oturum aç