Son yıllarda Kuzey Kürdistan’da gözle görülür biçimde yaygınlaşan uyuşturucu kullanımı, fuhuş şebekeleri ve yasadışı bahis faaliyetleri, asker-polislerle olan çarpık ilişkiler sadece sosyal bir çöküşün değil, aynı zamanda bilinçli yürütülen özel savaş stratejilerinin bir parçası olarak değerlendirilmelidir. Bu yapılar, özellikle genç nüfusu hedef alarak, onların politik örgütlülük, kültürel uyanış ve ulusal bilince yönelme eğilimlerini pasifize etmeyi amaçlamaktadır. Gerek sahada gözlenen pratikler, gerekse bölgedeki sosyal çözülmeler, bu politikaların planlı ve organize bir biçimde yürütüldüğüne işaret etmektedir.
HEDEF: KÜRT GENÇLİĞİ
Kürt halkı onlarca yıldır hem kültürel hem de politik anlamda yok sayılmanın ve baskının çeşitli biçimlerine maruz kalmıştır. Buna rağmen özellikle genç kuşaklarda politik duyarlılık ve ulusal farkındalık gelişmektedir. Devletin güvenlik stratejileri, bu bilinci bastırmaya ve gençliği etkisizleştirmeye yönelik yeni araçlar üretmektedir. Bu araçlar arasında özellikle dört alan dikkat çekicidir:
1-Uyuşturucunun yaygınlaştırılması
2-Fuhuş şebekelerinin yayılması ve normalleştirilmesi
3-Yasadışı bahis kültürünün teşvik edilmesi
4-Asker-Polis ile yaşanan çarpık gayri ahlaki ilişkiler
Bu dört başlık, doğrudan hedef alınan bir gençliğin, kimliksizleştirilme, depolitizasyon ve bireysel çöküş süreçlerine çekilmesinde temel araçlar haline gelmiştir.
UYUŞTURUCU POLİTİKASI VE DAĞITIM AĞLARI
Kuzey Kürdistan’daki Kürt illerinde özellikle metruk binalar, okul çevreleri ve yoksul mahallelerde sentetik uyuşturucuların (bonzai, metamfetamin vb.) hızla yayılması, ciddi bir halk sağlığı krizine dönüşmüştür. Ancak bu sadece sağlıkla açıklanabilecek bir durum değildir. Yerel kaynaklar ve bağımsız gözlemciler, bu maddelerin bölgeye göz yumulduğunu hatta bazı yerlerde devletin güvenlik güçlerinin dağıtım yapanlara dokunmadığını ifade etmektedir. Kapalı kapılar ardında bunları organize ettiği bilinmektedir. Devlet eliyle Kürt gençlerini bu bataklığa çekip politik mücadeleden uzak kalması ve kendi toplumunda dışlanır hale gelerek kişiliksiz bir birey yaratılmak istenmektedir.
FUHUŞ ŞEBEKELERİ VE KADINLARIN HEDEF ALINMASI
Kürt illerinde giderek yaygınlaşan fuhuş ağları, özellikle ekonomik yoksunluk içindeki ve Yurtsever halkımızın yoğun yaşadığı ailelerin kadınları hedef alınmaktadır. Bu şebekelerin bazıları doğrudan korunaklı kişiler eliyle yürütülmekte ve araştırmalarımızdan edindiğimiz sonuçlarda polisle iş birliği içinde çalışan yapıların varlığı çok açık şekilde görülmektedir. Birçok defa kamuoyuna dahi yansımıştır.
-Fuhuşa zorlanan genç kadınların “bir daha konuşmasınlar” diye tehditle susturulması
-Otel, pansiyon ve evlerde yürütülen faaliyetlere ilişkin kontrollü denetimsizlik,
-Bazı fuhuş ağlarının ajanlaştırma ve şantaj için kullanıldığı yönünde iddialar
Bu durum, sadece bir ahlaki çöküş değil, aynı zamanda ulusal değerlerin ve kadın onurunun sistematik saldırıya uğramasıdır.
BAHİS SİTELERİ VE DİJİTAL TUZAKLAR
Son dönemde artan online bahis siteleri, özellikle işsiz gençlerin ilgisini çekmekte ve “kolay para” hayaliyle sisteme bağlanmalarına neden olmaktadır. Bu sitelerin bir kısmının yurtdışı kaynaklı görünmesine rağmen tarafımızca tespit edilen bilgiler doğrultusunda aslında Türkiye içinden yönetildiği anlaşılmıştır.
Özellikle Diyarbakır, Mardin, Van, Batman gibi illerde gençler arasında yaygın bir bağımlılık haline gelmiştir. Bu siteler üzerinden borçlandırma, ağlara çekme ve çözümsüzlük hissi oluşturma gibi psikolojik baskılar da uygulanmaktadır. Bahis bağımlılığı ile birlikte politika dışı yaşam tarzlarının yaygınlaştırılması hedeflenmektedir.
BU YAPILARIN SİYASAL BAĞLAMI: ÖZEL SAVAŞ
Tüm bu olgular, rastlantısal ya da kriminal suçlar olarak ele alınmamalıdır. Kuzey Kürdistan’da sistemli biçimde yürütülen bu politikaların arka planında, devletin özel savaş konsepti yer almaktadır. Bu konsepte göre; askeri müdahalelerle bastırılamayan halk dinamikleri, toplumsal yozlaşma, kültürel deformasyon ve gençlik kırılması ile zayıflatılmaya çalışılmaktadır. Siyasal partilerde faaliyet yürüten gençliğin hızla azalması mevcut gençliğin bir süre partide çalışma yürütüp sonra partiden uzaklaşınca hızla bu tarz bataklıklara düşürüldüğü görülmüştür. Devletin “partiye gitmesin, istediği gibi gayri ahlaki iş yapsın” politikası yurtsever halkımızın olduğu her yerde yayılmış ve maalesef gençliğimiz düşürülmeye devam ediyor.
Hem devlet eliyle karanlık el olarak yayılmaya çalışılan bu kirli politika hem de yine devlet eliyle özellikle Kuzey Kürdistan da Hüda-Par öncülüğünde bu soruna çözüm arayışına giriliyor. Halbuki burada amaç gençlimizi Yurtsever hareketten uzaklaştırıp dini duyguların istismarıyla Hüda-Parı yerellerde meşrulaştırmaya çalışıyor. “Peygamber Sevdalıları” adlı Hüda-Par ve MİT’e bağlı bu grup Yurtsever mahallerde paramiliter güç olarak örgütleniyor.
Bir yandan asimilasyon ve yozlaştırma yayılırken diğer yandan kurtarıcı olarak “peygamber sevdalıları” öne çıkarılmaya çalışılıyor. Batman, Amed, Wan ve Mardin gibi büyükşehirlerde yaptığımız gözlemler ve edindiğimiz bilgilerde bu durumu açıkça gördük.
-Devletin güvenlik birimlerinin bu şebekeleri bilerek denetimsiz bıraktığı
-Uyuşturucu ve fuhuş suçlarına karşı etkisiz kalan adalet mekanizmaları
-Politik gençliği hedef alan psikolojik savaş uygulamaları
Tüm bunlar, devrimci bilinçten, toplumsal uyanıştan ve ulusal direnişten uzak bir kuşak yaratma hedefinin parçasıdır.
KADIN VE ERKEK İNTİHARLARI
Son yıllarda kamuoyuna çokça yansıyan intihar vakaları ciddi bir durum olarak ele alınıp incelenmesi gerekiyor. Her ne kadar bölgede yaptığımız görüşmelerde bu intiharların ekonomik temelli olduğu sıkça dile getirilse de asıl sebebin Politik Bilincin zayıflaması, Örgütsüzlüğün yayılmasıyla yaşamda anlam arayışın azalması çok belirgindir. Kadın – Erkek intiharlarının toplumda kimliksizleştirilmenin örgütlenmesiyle artıyor. Devlet destekli paramiliter güçler toplum içerisinde umutsuzluğu aşılıyor, tükenmiş çaresiz birey yaratarak intihara sürükleyen politikaları yayıyor.
ASKER-POLİS İLE YAŞANAN GAYRİ AHLAKİ İLİŞKİLER
Kuzey Kürdistan şehirlerinin görünmek istenmeyen, aileler tarafından üstü örtülen bir husus ise ‘asker-polis’ ile yaşanan gayri ahlaki ilişkilerdir. Özellikle düşürülmeye çalışılan genç kadınlar asker-polislerin gayri ahlaki şebekesine düşürülmeye çalışılıyor. Toplum bu konuyu yeterince konuşamıyor Kızı veya oğlu asker polisle bir münasebet yaşadığında bunu hızlıca örtüyor veyahut burada raporlaştırmaktan dahi zorlandığımız durumlar yaşanıyor. Ailelerimiz de düşman bilincinin zayıflaması Asker-Polisle evliliğin normalleştirmeye dönük sohbetlerin yayılması gayri ahlaki ilişkilere maalesef zemin sunuyor.
BUNUN MÜCADELESİ NASIL OLMALI?
Kuzey Kürdistan illerindeki bu kirli düzen, sadece sosyal değil, aynı zamanda politik bir meseledir. Uyuşturucuya, fuhuşa ve bahis bağımlılığına karşı mücadele, ulusal kurtuluş mücadelesinin bir parçası olarak ele alınmalıdır. Kimliksizleştirilmeye çalışılan yurtsever halkımız hafızasız bırakılmaya çalışılıyor ve özel savaş çalışmaları olan yerel yapılar aralıksız şekilde gençliğimizle oynuyor.
Buna göre;
-Bölgedeki sivil toplum ve politik yapılar bu konuyu özel gündem haline getirmelidir.
-Gençliğe yönelik farkındalık kampanyaları ve alternatif kültürel-politik alanlar oluşturulmalıdır.
-Yerel medya ve aktivistler bu ağları belgelerle ifşa etmelidir.
-Uyuşturucu ve fuhuş ağlarıyla doğrudan bağlantılı olan kamu görevlileri ifşa edilmeli.
-Ulusal Hafızanın diri tutulması için Sosyal Medya dan çok güçlü Tarih ve Kültür yayınları yapılması, bu alanda çalışma yapmak isteyenlerin desteklenmesi. Hafızasını yitiren bir toplum dilini bin defa kaybetmiş sayılır. Hafızasını diri tutan toplum ise çok kısa süre içinde Dil bilincini geliştirir, bunun dünya tarihinde çok sayıda örneği mevcuttur.
Bu süreç, sadece “ahlaki” değil, politik bir direniş başlığı olarak kavranmalıdır.
Cîger MAWA





