KURDÎ
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Anasayfa
  • Haberler
  • Polİtİk Analİz
  • Araştırmalar
  • Makaleler
  • Tüm Bölümler
    • Dizi Yazı
    • Kadın
    • Özgürlük Perspektifleri
    • Editörden
    • MİT Gerçekleri
    • Röportajlar
    • Dış Basından
    • Serbest Yazılar
KURDÎ
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster

Lozan’da Parçalanmış Kürtlüğün Yeniden Dirilişi

20. yüzyılın başından beri uygulanan statüsüzlük özünde Kürdü tüketme, yok etme projesidir. Kürt halkı, demokratik toplum manifestosu ile bu projeye karşı mücadelesini her alanda sürdürmektedir.

24 July 2026
Kategori: Makaleler
252 5
1.4k
GÖRÜNTÜLEME
Facebook İle PaylaşınTwitter İle Paylaşın

Ortadoğu’nun güncel temel sorunlarının altında ulus-devletlerin kurgulanması yattığı gibi, Kürt sorunu da esas olarak bu kurgulamadan kaynaklanmaktadır. Birinci Dünya Savaşı’nda kurgulanan Ortadoğu siyasi haritası, en az yüzyıl sürecek sorunlar oluşsun diye çizilmiştir. Avrupa için Versailles Antlaşması neyse, Ortadoğu için de Sykes-Picot Antlaşması odur. Avrupa’da “Barışa Son Veren Barış” olarak rol oynayan Versailles Antlaşması İkinci Dünya Savaşı’na yol açmış, Sykes-Picot Antlaşması da aynı rolü oynamıştır. Savaşın sonunda ortaya çıkan tüm ulus-devletler içte kendi halklarına, dışta birbirlerine karşı savaştırılan organizasyonlar durumundaydı. Geleneksel toplumun tasfiyesi halklara karşı savaş demekti. Cetvelle çizilen haritalar ise, yapay devletler arasındaki savaşlara çağrı demekti.

Sykes-Picot Antlaşması (Ortadoğu’nun İngiltere ve Fransa arasında paylaşılması) Sevr Antlaşması’nın da temelidir. Sevr Antlaşması Anadolu ve Yukarı Mezopotamya’nın parçalanmasını düzenlemektedir. Ulusal Kurtuluş Savaşı öyle iddia edildiği gibi Sevr’i tümüyle ortadan kaldırmamış; kısmen etkisiz kılınmasına yol açmıştır. Antlaşma önemli oranda uygulanmış ve Minimal Cumhuriyet Sevr’in gereği olarak kabul edilmiştir. Yine Musul-Kerkük’ün İngilizlere bırakılması Sevr’in sonucudur. Dolayısıyla Kürdistan’ın modern dönemindeki ikinci önemli parçalanması (Birinci parçalanma modern dönemin başlangıcı öncesine, 1639 Kasr-ı Şirin Antlaşması’na dayanır) Kürt sorununun ana nedenidir.

Birinci Dünya Savaşı sonrasında, Ortadoğu coğrafyasında, sınırlar yeniden çizilmiştir. Çizilen bu sınırlar 1639 yılında Osmanlı ile İran arasında imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması ile ikiye bölünen Kürtler, 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan ile de dört parçaya bölünmüş oldu. Lozan Antlaşması’na kadar Kürtler Türkiye’nin kuruluşunda asli unsur olarak görülürken, bu anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte başlatılan Türk Ulusu inşası sürecinde devreye konulan “Tek Millet, Tek Devlet, Tek Dil” politikalarının uygulanması için imha ve inkâr politikaları da devreye konuldu. Birinci Dünya Savaşı’ndan Lozan sürecine kadar yaşananlar hala birçok ülkenin tozlu arşivlerinde gizlenirken, Lozan ile başlayan yeni Kürt isyanları süreci ise farklı formlarda devam etmektedir.

Birinci Dünya Savaşı’nın yarattığı karmaşanın ortasında alelacele yürüttükleri müzakerelerde varılan antlaşmanın prensipleri günümüzde de Ortadoğu’yu etkilemeye devam etmektedir. Her ne kadar Sykes-Picot anlaşmasının cetvelle çizdiği sınırlar mezhepsel bölmeyi temel alsa da, yeni yaratılan sınırlar, sahadaki mevcut mezhepsel, aşiretsel veya etnik ayrımlarda karşılığını bulmadı. Bölgeyi emperyalistlerin etki alanlarına göre bölen anlaşmanın en büyük mağduru Kürtler oldu. Bölgenin kadim halklarından olan Kürtler, sınırlar çizilirken dört ayrı ülkede dört parçaya bölünmüştür.

1916’da imzalanan Sykes-Picot Antlaşması Lozan’la beraber Kürdistan’da hayat bulmuştur. Bu anlaşmadan sonra Kürdistan artık dörde bölünmüş, parçalanmış, her türlü sosyal, siyasi, insani, kültürel, millî hakları yok sayılmış uluslararası bir sömürge durumundadır.

1970’ler sonrasında Kürt sorununu özgürlük sorunu olarak ele almak bir yönüyle doğru olsa da, diğer bir yönüyle önemli bir eksikliği beraberinde taşımaktadır. O da Kürtlerin varlık sorunudur. Özgürlük ancak varlıkla mümkün olabilir. Çağdaş Kürt ulus gerçekliğindeki özgünlük buradadır. Yakın tarihlerde yaşanan Ermeni ve Yahudi soykırımlarından farklı olarak (bu soykırımlarda fiziki imha ön plandadır), Kürt soykırımında kültürel (kendilik olmaktan zihnen vazgeçiş) boyut ön plandadır. Kendilik olmaktan çıkmış bir kültür grubu, ister fiziki ister zihni olarak gerçekleşmiş olsun, soykırımdan geçmiş veya soykırımı gerçekleştirilmiş demektir. Kürtlerin dört parçalı bölünüşü ve her parça üzerinde varlığına yönelik değişik tasfiye uygulamaları nedeniyle süreç farklı işlemiş, her parça değişik düzeyde soykırımdan nasibini almıştır. Bu yönüyle işgal, sömürgecilik, asimilasyon ve soykırımla karşı karşıya olan Kürt gerçekliği böylesi bir süreç kapsamında değerlendirilmelidir: bu ulusal kimlik olmaktan çıkarılmaya çalışılan bir gerçekliktir.

Günümüzde Kürt gerçekliği Kürt kimliği olarak ifade edilmeye çalışılmaktadır. Kürt kimliği ancak uzun tarihî geçmişi kadar, ‘şimdiki’ zamanın özgül uygulamalarıyla da yapılandırılmak veya Xwebûn olmaktan çıkarılmak istendiği bütün yönleriyle değerlendirildiğinde bilince çıkar. Tarih içindeki Kürt veya proto Kürt gelişimiyle ilgili arayışlar ne denli önemli ise, güncel olarak Kürt gerçekliğinin ne tür uygulamalarla karşı karşıya bulunduğu da o denli önem taşır. Önder Apo Kürt halkının ulusal güç birliği oluşturamadığını irdelediği tezinde tarihsel olarak şekillenmiş iki Kürt kişiliğinden bahseder. M.Ö. 3000’li yıllarda Sümer Rahip Devleti ile birleşen işbirlikçi proto Kürt, özgürlük için direnen Kürt… Önder Apo bu iki farklı kişiliğin sürekli çatışma halinde olduğuna da dikkat çekmektedir.

BAKUR KÜRDİSTAN

Geleneksel Osmanlı iktidar ve sömürü tekeli çöktüğünde, bürokratik gelenek içinde şekillenen İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin özne rolünü oynadığı elit bir zümre, çeşitli darbeler ve komplolarla iktidar tekelini gasp etmiştir. 1923’ten itibaren Cumhuriyet yönetiminin gaspını gerçekleştirmektedir. İktidar aygıtı etrafında yapay bir Türk ulusçuluğu ideolojisiyle oluşturulan Beyaz Türklük temelinde, ulusal kurtuluş savaşının temel müttefiklerini tasfiye ederek günümüze kadar kesintisiz devam eden bir ‘oligarşik diktatörlük’ kurmuştur.

Çağdaş Kürt gerçekliğine ve Özgürlük Hareketi’ne karşı yürütülen son iki yüzyıllık savaş giderek daha da ağırlaşan bir kültürel soykırıma dönüşmüştür. Cumhuriyet’in ilk döneminde bu politika derinleştirilmiş, Kürtler ulus-devletin içinde eritilerek yok etmenin eşiğine kadar getirilmiştir. 1980’lerden itibaren özel savaş yöntemleriyle Kürtlük varlık olarak da sona erdirilmeye çalışılmıştır. Bu eşi görülmemiş kırım hareketlerine karşı geliştirilen Özgürlük Hareketi, sadece Kürt kültürel varlığını kesinleştirmekle kalmamış, özgürleşen varlık olarak da önemli bir aşamaya taşımıştır.

2025’ten itibaren kritik bir dönemeç yaşanmaktadır. Şubat 2025’te İmralı’dan Önder Apo’nun PKK’ye silah bırakma ve kendini feshetme çağrısıyla başlayan süreç, Mayıs 2025’te PKK’nin 12. Kongresi’nde kendini feshetme kararı ve Temmuz 2025’te silah yakma törenleriyle somutlaşmıştır. Temmuz 2026 itibarıyla süreç devam etmekte; Önder Apo yasal çerçeve talebini yinelemekte, DEM Parti heyetleri İmralı ziyaretlerini sürdürmekte ve silahlı çatışmanın kalıcı olarak gündemden çıkarılması için yasal-demokratik adımlar tartışılmaktadır. Bu, Bakur’da silahlı mücadelenin yerini demokratik siyaset ve entegrasyonun önünü açmayı hedeflemektedir. Ancak yasal güvencelerin ve Önderliğin koşullarının netleşmemesi sürecin kırılganlığını göstermektedir. Türk ulus-devletinin hâkimiyetindeki Kürt gerçekliği hâlâ katı inkârcı-imhacı mirasla karşı karşıyadır; çözüm var olma ve özgürleşme hareketinin demokratik-ulusal boyutuyla mümkündür.

BAŞUR-ROJAVA

Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanması sürecinde Sykes-Picot Antlaşması gereği Irak ve Suriye’de sömürge yönetimleri oluşturulmuştur. Suriye’de 1920’den beri normalleşemeyen yapı, Kürtlerin önemli kısmını vatandaşlık dışı bırakmış, inkâr-imha ve kültürel soykırım sürecini yoğunlaştırmıştır.

Irak’ta İngiliz hegemonyası Kürtlere görece daha fazla alan açmış, ABD müdahalesiyle federe bir yapı Kürdistan Bölgesel Yönetimi ortaya çıkmıştır. 2024 seçimleri sonrası KDP-YNK gerilimi nedeniyle hükümet kurma süreci 2026’ya kadar uzamış, Bağdat ile bütçe-petrol anlaşmazlıkları sürmekte, de facto ikili yönetim riski gündemde kalmaktadır. KDP varlığını sürdürmekte ancak merkezi baskılar ve iç kilitlenme nedeniyle kırılgandır.

Rojava’da 2012’den itibaren demokratik özerklik ve kadın devrimiyle somut bir model sunmuştu. 19 Temmuz 2012 ilanıyla başlayan süreç, Önder Apo’nun “Demokratik Ulus ruh ise Demokratik Özerklik bedendir” anlayışıyla büyümüştü. Ancak 2024 sonu Esad rejiminin çöküşü ve HTS önderliğindeki geçiş hükümetinin kurulmasıyla dinamikler değişti. Mart 2025’te QSD’nin devlet kurumlarına entegrasyon anlaşması imzalandı. Ocak 2026’da kuzeydoğu Suriye’ye yönelik saldırılarda toprakların yaklaşık yüzde 80’i kaybedildi. Ateşkes ve entegrasyon anlaşmalarıyla (Ocak 2026) Kürtçe’nin ulusal dil olarak tanınması, Newroz’un resmi tatil olması ve vatandaşlık hakları gibi kazanımlar kaydedilirken, özerk yapı kendi özgünlüğünü koruyarak büyük ölçüde merkezi devlete entegre olmaya devam ediyor. Rojava Devrimi’nin mekânsal kazanımları gerilemiş olsa da, tabandan örgütlenme, kadın özgürlüğü ve demokratik ulus pratigması deneyimi bölgede etkisini sürdürmektedir.

ROJHİLAT

İran’da Kürt kimliğinin oluşumunda dil-kültür yakınlığı önemlidir. 1639 Kasr-ı Şirin ile Zagros Kürtleri bütünlükten koparılmıştır. İran ulus-devleti modeli Türk modeline benzer şekilde inkâr ve baskı uygulamaktadır. 2025-2026 İran protestoları ve ABD-İsrail-İran gerilimleri ortamında PJAK, PDKI, PAK, Komala gibi gruplar koalisyon oluşturmuş, sınırlı çatışmalar yaşanmıştır. Ancak rejim baskısı, sınır ötesi operasyonlar ve bölgesel dengeler nedeniyle geniş çaplı bir atılım gerçekleşmemiştir. Rojilat’ta da kültürel-etnik baskı ve asimilasyon politikaları sürmektedir.

Kürtlük kapitalist modernite çağında ölümcül darbeler yemiştir. Hegemonik sistemin her parçada yarattığı sahte ve saptırılmış Kürtlük maskeleri asimilasyonu meşrulaştırmaktadır. Çağdaş Kürt ulusal gerçekliği iki zıt eğilim içinde var olmaya çalışmaktadır: bir yanda sömürge ötesi statü altında tasfiye, ulus olmaktan çıkarma eğilimi; diğer yanda bilinçli, örgütlü var olma, bütünleşme ve özgürleşme eğilimi.

Kürt sorunu bir ulusal sorun olmaktan çıkıp ulus olmaktan çıkma ve varlığını sürdürme sorununa dönüşmüştür. Yüzyıldır süren mücadele sömürgeci devletlerin ortak çıkarlarıyla engellenmeye çalışılsa da, herhangi bir parçadaki gelişme diğerlerini etkilemektedir. 2025-2026’da Kuzey’de Barış ve Demokratik Toplum Süreci, Başur’da federal statünün kırılganlığı, Rojava’da özerkliğin daralması ve Rojhilat’ta protestolar-çatışmalar bu gerçeği bir kez daha doğrulamaktadır.

Önder Apo’nun demokratik konfederalizm tanımı geçerliliğini korumaktadır: Devlet olmayan, halkın kendi demokratik örgütlenmesini yarattığı, öz güç ve öz yeterliliğe dayanan sistem. Demokratik modernite ulus-devlet olmayı esas almaz; tüm tarihsel kültürleri barış, eşitlik, özgürlük ve demokrasi içinde bir arada tutabilir.

Kapitalist modernitenin hegemonik güçlerinin Kürtleri parçalı tutma stratejisi büyük ölçüde uygulanmıştır. Ancak “Biz Kürdün dirilişini gerçekleştirdik. Yeniden halk olma, kimlik bulma ve dirilişini gerçekleştirme mücadelesidir. Şimdi sıra kurtuluşta.” (Önder Apo) şiarı, 2026 itibarıyla farklı formlarda –silah bırakma, entegrasyon müzakereleri, kültürel hak arayışları ve demokratik ulus inşası– devam etmektedir. Statüsüzlük dayatması ısrarla sürdürülse de, Kürt halkı demokratik ulus ve demokratik toplum manifestosu ile bu dayatmaya karşı mücadelesini her alanda sürdürmektedir.

Leyla EGİD

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

Paylaş200Paylaş125
Önceki yazı

Demokratik Komünal Toplum Manifestosu- BÖLÜM 6

Son HABERLER

Kadın

Bir Devrimin Sessiz Gücü

Yayınlayan Lêkolîn
20 July 2026
0
1.5k

Ne zaman 19 Temmuz gelse,...

Daha fazla okuDetails

14 Temmuz Direnişleri Özgür Bir Halk Yarattı

13 July 2026
1.5k

İran’daki Son Durum Ve Olası Gelişmeler

10 July 2026
1.6k

Kürtler Ne mi İstiyorlar?

28 June 2026
1.5k

Öne Çıkan Yazılar

  • MİT ve Parastin’ın Yeni Ajan Ağını Deşifre Ediyoruz!- ÖZEL HABER

    854 Paylaşım
    Paylaş 342 Paylaş 214
  • Emperyalist Komploya İlişkin Bazı Notlar

    13097 Paylaşım
    Paylaş 5239 Paylaş 3274
  • TC Savaş Suçu İşlemeye Devam Ediyor!- ÖZEL DOSYA

    13044 Paylaşım
    Paylaş 5218 Paylaş 3261
  • İşgalci TC Okulları DAİŞ Eğitim Merkezine Dönüştürdü-ÖZEL HABER

    12824 Paylaşım
    Paylaş 5130 Paylaş 3206
  • Kalkan: Uluslararası Komplo Beslemelerini Çökerteceğiz

    12739 Paylaşım
    Paylaş 5096 Paylaş 3185

Lozan’da Parçalanmış Kürtlüğün Yeniden Dirilişi

Demokratik Komünal Toplum Manifestosu- BÖLÜM 6

Önder Apo: Hukuki Ve Yasal Sürecin Başlaması İçin Herkes Elinden Geleni Yapmalıdır

Suriye Sahilinde MİT Faaliyetleri: Radar, İletişim ve Askeri Altyapı – ÖZEL DOSYA

Bir Devrimin Sessiz Gücü

‘Önderliğinden Savaşçısına Kadar Demokratik Siyasete Katılımı Sağlayacak Bir Yasa Çıkarılmalı’

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi | Lekolin

© 2025 Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

KÜRDİSTAN ARAŞTIRMALAR MERKEZİ

  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Yorum İlkesi

Takip Et

Tekrar hoşgeldiniz!

Hesaba giriş

Şifrenizimi unuttunuz?

Tüm alanlar zorunludur

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Oturum aç