Katliamcı ve kastik zihniyet, bir kez daha Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiye mahallelerinde vahşi bir şekilde kendini gösterdi. Geçici hükümet çeteleri ve Türkiye devletinin politikasına uygun olarak, Hakan Fidan’ın emriyle hareket eden çete grupları, yine kadınları ve çocukları hedef aldı; yaptıkları eylemlerle hem kamuoyuna hem de dünyaya suçlarını sergiledi.
SOSYAL MEDYADA YAYILAN CENAZE GÖRÜNTÜLERİ
Sosyal medyada yayılan görüntülerde, bir grup çetenin “Allahu Ekber” nidalarıyla vahşet ve merhametsizliklerini sergilediği görülüyor. Aynı sloganla bir kadının cenazesini yukarıdan aşağıya attıkları belirtiliyor. Bu, kastik zihniyetin ne kadar vahşi olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Son olarak bir çete üyesi, İç Güvenlik Güçleri’nden bir kişinin cenazesini bir binanın üzerinden aşağı atıyor; bu görüntü kamuoyunda büyük bir öfke ve tepki yarattı.
ESKİ YÖNTEM, KASTİK ZİHNİYET DEVAM EDİYOR
Bu kastik zihniyetin bu şekilde suç işlediği ilk vaka değil. 1990’lı yıllardan bu yana Türkiye devleti, Kurdistan’da gerilla kadınların cenazelerini vahşice parçalıyor. Bugün de aynı yöntem Suriye’de – Süveyda’da, sahil bölgelerinde ve Halep’te – devam ediyor. Bu eylemlerin pek çok belgesi ve görüntüsü yıllardır kaydedilmiş ve kamuoyuyla paylaşılmıştır.
KASTİK ZİHNİYET ÖZELLİKLE KÜRT KADINLARINI HEDEF ALIYOR
Türk devletinin yürüttüğü qastik zihniyet, özellikle Kürt kadınlarını hedef alıyor. Bu sistematik politikanın amacı, mücadele ve özgürlük sembolü haline gelen kadınların iradesini kırmak. Muş’tan Afrin’e, Kobani’den Şêxmeqsûd ve Eşrefiye’ye kadar katliamcı yöntemler sistematik bir şekilde uygulanmaktadır.
AÇIK ÖRNEKLER: BARÎN KOBANÊ VE AMARA RÊNAS
2018 yılında Afrin’de YPJ savaşçısı Barîn Kobanê şehit düştükten sonra Hakan Fidan’a bağlı çetelerin vahşetine maruz kaldı; cenazesiyle vahşi oyunlar oynandı ve bu görüntüler haritalar üzerinde yayıldı, belgelenmiştir. 2019’da ise YPJ savaşçısı Amara Rênas, Kobani’nin güneyindeki El Celbiya köyünde şehit düştükten sonra çeteler cenazesiyle insanlık dışı suçlar işledi.
HEVRÎN XELEF’İN KATLEDİLMESİ: ULUSLARARASI BİR SUÇ
Bu zihniyetin en çarpıcı örneği Hevrîn Xelef’in kaltledilmesidir. 2019 yılında Suriye Gelecek Partisi’nin eski Genel Sekreteri, uluslararası M4 karayolu üzerinde vahşice katledildi. Şoförü Ferhad Remezan da aynı çerçevede öldürüldü. Bu suç uluslararası düzeyde büyük tepki topladı, ancak tüm dünya tepkilerine rağmen zihniyet değişmedi.
BAKUR KÜRDİSTAN’DA DA BU VAHŞET DEVAM EDİYOR
Bakur Kurdistan’da da cenazelere aynı vahşetle yaklaşılmaya devam ediliyor. Muş’ta Ekîn Wan’ın öldürülmesi ve cenazesinin sokaklarda parçalanması, Deniz’in ev yıkıntılarının üzerinden atılması gibi vahşet durumları, toplumun parçalanmasına yönelik açık örneklerdir. Bu saldırıların amacı kadın üzerinden toplumu parçalamak olduğunu göstermektedir.
SUÇLARIN CEZASIZ KALMASI VE DÜNYANIN SESSİZLİĞİ
Tüm bu suçlar uluslararası toplumun gözü önünde işleniyor. Suçların cezasız kalması, bu zihniyetin kendini tekrarlamasına yol açıyor. Bu nedenle uluslararası toplumun sessizliği, bu suçların bir parçası haline gelmektedir.
KÜRT KADINLARI: DIRENIŞ VE ÖZGÜRLÜK SEMBOLÜ
Tüm bu saldırılara rağmen Kürt kadınları direnmeye devam ediyor. Kuzey Kurdistan’dan Afrin’e, Kobani’den Şêxmeqsûd ve Eşrefiye’ye kadar kadınlar mücadeleleriyle direnişin, barışın ve özgürlüğün sembolü oldular. Bu, katliamcı zihniyetin tüm vahşetine rağmen kadınların iradesini ve toplumun umudunu kıramadığını göstermektedir.
Asmîn SENAR





