Yıllardır Suriye’nin demografik yapısını kendi çıkarlarına göre değiştiren Türk devleti MİT eliyle Efrin’de demografik yapıyı değiştirmeye devam ederken Kürtlerin çoğunlukta yaşadığı Şam’ın Rukneddin mahallesinde daha kapsamlı devreye koyduğu kirli politikaları dosyamızda detayları ile beraber ele alacağız.
Edindiğimiz bilgilere göre, Şam’ın merkez mahallelerinden biri olan Ruknedin mahallesine, Esad Rejiminin devrilmesinden sonra Fas asıllı Siwar Hayi Ekrad yerleşti. Bu süreçte mahalledeki tüm belediye meclisiyle ilgili hizmet kurumları ve komiteler askıya alındı. Yerine yeni komiteler kuruldu ve bu komitelere farklı üyeler yerleştirildiği öğrenildi. Genel olarak bu yeni yapıların tamamı, MİT ve İhvan-ı Müslimin çizgisinin doğrudan yönetimi altında faaliyet göstermektedir. Türkiye’nin istihbarat ve ideolojik uzantılarıyla şekillenen yeni yerel yönetim yapısının en çarpıcı örneklerinden biri haline geldi.
MAHALLEDEKİ YENİ YÖNETİM YAPISI
Aldığımız bilgilere göre, Rukneddin mahallesi, yeni yönetim tarafından dört bölgeye ayrılarak her biri için ayrı komiteler oluşturmuş. Bu komitelerin, geçmişte Esad rejimiyle bağlantılı isimlerin de dahil olduğu bir yapı tarafından yönetildiği bildirilidi. Örneğin Comerd Wanli, eski Baas destekçisi olarak mahalle yönetiminde kilit rol üstlenmektedir. Wanli, aynı zamanda Meclis işlerini Sinan Al-Reşi yönetiminde hazırlayan bir figür olarak biliniyor
MECLİSİN DÖRT KOMİTESİ
1-Esedin Bölge Komitesi Abd Al-Rahman Şêxo başkan olarak ve Şêrmihrab da yardımcısı olarak görev alıyor
2-Doğu Komitesi: Muhammed Cemal Şemdin başkan ve Fethi Bêrem de yardımcı olarak görev alıyor.
3-Şemdin Meydanı Komitesi: Muhamed Museli başkan ve yardımcısı Muhammed Abbasi görev alıyor.
4-Şeyh Xalid Neqşebendi Komitesi: Xalid Xoc başkan ve Rıdvan Sabit de yardımcı olarak görev alıyor.
Bu komiteler, mahalledeki sosyal ve idari düzeni Türkiye’nin çıkarlarına uygun şekilde yeniden şekillendirmekle görevlidir.
HİZMET KOMİTELERİ VE NÜFUS SAYIMI
Güvenilir kaynaklarımızdan aldığımız bilgilere göre Mahalle içinde ayrıca Gıda ve Nüfus Sayımı Komiteleri kuruldu. MİT destekli Gıda ve Nüfus Sayımı Komiteleri, mahalledeki demografik yapıyı yeniden şekillendirme amacı taşımaktadır. Yapılan nüfus sayımları kamuoyuna açıklanmamakta, Kürt nüfus oranı %5 olarak gösterilerek yardım ve erzak dağıtımının istatistik tablolarına yansıtılmaktadır. Bu istatistiksel manipülasyon, mahalledeki Kürt kimliğini görünmez kılma stratejisinin bir parçasıdır.
MAHALLE İÇİNDE KURULAN DÖRT KOMİTE
Rukneddin mahallesinde, Türkiye’nin çıkarlarına hizmet eden yeni bir sistem oluşturulmuştur. Bu sistem kapsamında dört komite kurulmuş ve mahalledeki sosyal-siyasi düzen bu komiteler üzerinden yürütülmektedir:
Birinci Komite: Midher Deqori, Yönetim.
İkinci Komite: Riyad Waneli.
Üçüncü Komite: Nasır Baravi.
Dördüncü Komite: Süleyman Meqeri.
Bu kişiler, mahallede tanına figürler olup İhvan-I Müslimin çizgisine yakınlıklarıyla bilinmektedir. Komitelerin temel işlevi mahalledeki sosyal ve siyasi yapıyı Türkiye’nin çıkarları doğrultusunda yeniden şekillendirmektir.
MUHTARLAR ÜZERİNDEN BİLGİ TOPLAMA AĞI
Komiteler, mahalle muhtarları aracılığıyla halktan bilgi toplamakta ve mahalle içi denetimi yaygınlaştırmaktadır. Bu muhtarlar, yerel temsilciler değil, istihbarat amaçlı çalışan aracı figürlerdir. Bizzat MİT’e bağlı olup bölgede muhtarlık adına istihbarat faaliyeti yürüten kişilerin isimleri ise şöyle;
-Muhtar Ahmed Samo
-Muhtar Esedin
-Muhtar Ahmed Ayzoni (Eyubiya Mahallesi)
-Muhtar selahdin Waneli
-Muhtar Fethi Bêrem
Bu yapı, mahalledeki herkese ulaşabilecek mikro istihbarat ağı kurmakta ve halkın davranışlarını, ilişkilerini ve eğilimlerini kayıt altına almaktadır.
MİT VE HTŞ İLE DOĞRUDAN BAĞLANTILI İSİMLER
Aldığımız bilgilere göre mahalledeki tüm komite faaliyetleri, gizli kişiler aracılığıyla yürütülmekte ve doğrudan MİT ve HTŞ ile bağlantılıdır. Bu kişiler, hem ideolojik hem de lojistik olarak mahalledeki dönüşüm sürecini yönetmektedirler.
Ahmed Akzibeli: Türkmen kökenli, MİT ile doğrudan bağlantılı, iki ayda bir Türkiye’ye giderek perspektif alıyor. Aynı zamanda önceki komitelerin temel yöneticisiydi ve şimdi de onları maddi açıdan destekliyor.
Mitez Ebu Mereq: Devrimin başlangıcında İdlib’e sonra da Efrin’e kaçtı. İdlib’de Şeriat Akademisi mezunu. Şu anda Rukneddin mahallesi Vakfı, Komite bünyesinde aktif rol oynuyor.
Serbest Waneli: Siyasi Mahkemede görevli, Türkiye’de yaşıyor. Kürt İslam Partisi kurulmasının savunucusu.
Abdelah Bedirhan: İslam öğretmeni. Komitelerin ideolojik yönlendirme ayağında yer alıyor.
Mihamed Dêriki: Efrin ve İdlib geçmişi olan, mahalle halkından olmayan bir figür. Eskiden Efrin’de yaşıyordu sonra da İdlib’e geçti. Ahmed Akzibeli’nin sağ kolu.
Selah Sorki: Kültür Merkezi yöneticisi, Kürt folklor etkinliklerini kontrol altında tutuyor. MİT ile Four Seasons Oteli üzerinden bağlanıtılı. Komite dışı tüm faaliyetlere karşı durmakla görevlidir.
Bu aktöreler, mahalledeki tüm sosyal, kültürel ve dini faaliyetleri denetim altına almakta, alternatif örgütlenmeleri bastırmakta ve Türkiye’nin çıkarlarına uygun bir mahalle düzeni inşa etmektir. Kürt folkloru gibi kültürel etkinlikler yalnızca MİT destekli yapılar tarafından organize edilmektedir. Bu, kültürel üretimin devlet denetimine alınarak muhalif seslerin bastırılması anlamına gelmektedir. Selah Sorki’nin yönettiği Kültür Merkezi, bu sürecin merkezindedir.
KÜRT İSLAM PARTİSİ GİRİŞİMİ
Mahallede “Suriye Halkı Partisi” adı altında Kürt İslam Partisi kurulması hedeflenmektedir. Bu girişim, Kürt toplumunun ulusal taleplerini İslami bir çerçeveye çekerek etkisizleştirme stratejisinin parçasıdır. Parti, 5 üyeli bir Milletler Konseyi’ni inşa edeceğini duyurdu ve toplantı ve görüşmeler yolunda parti kurma hazırlıklarına başladı. Mahallede bazı Selefi şeyhlerin desteğiyle “Neç İslamı”na dayalı savunuculuk kültürü inşa edilmeye çalışılmaktadır.
UYUŞTURUCU VE DİSİPLİN BOZUKLUĞU, HTŞ’NİN ROLÜ
Aldığımız bilgiler de mahallede yürütülen istihbarat faaliyetlerine rağmen, hizmet çalışanları genel olarak endişe içinde olup, son dönemde uyuşturucu kullanımının da artmış olduğu bildirildi. HTŞ bağlantılı grupların mahalledeki sosyal dokuyu zayıflatma ve “disiplinsiz” bir ortam yaratma çabası ortaya çıkıyor. Bu kaotik ortam, istihbarat faaliyetlerinin daha rahat yürütülmesini sağlamaktadır.
Birkaç gün önce sosyal medya sayfalarında, Esedin mahallesinde Trafik Polisi olmamasına rağmen bir sivilin Trafik Polisi’ne saldırdığı görüntüler yayıldı. Ancak bu olay, gerçek bir güvenlik vakası değil; muhabir Musa İmer’in kendini ünlü etmek için planladığı bir kurgu olarak değerlendirilmektedir. Bu tür manipülasyonlar, mahallede güvenlik algısını zedelemekte ve halk arasında kaos duygusunu artırmaktadır.
TÜRKİYE’NİN SURİYE’DEKİ DEMOGRAFİK STRATEJİSİ
EFRİN: Kürt nüfusun yerinden edilmesi, Arap yerleşimlerinin teşviki. 2018’deki “Zeytin Dalı Harekâtı” sonrası Türkiye destekli gruplar Efrin’I kontrol altına aldı. Yüz binlerce sivil Kürt yerinden edildi, mülklerine el konuldu. Halep, Humus ve Doğu Guta’dan gelen Arap aileler yerleştirildi. Yerel yönetimler, Türkiye destekli silahlı gruplar ve yerel meclisler aracılığıyla Ankara’nın çıkarlarına göre yeniden yapılandırıldı. Bu uygulamalar, uluslararası hukukta “zorla demografik değişim” olarak tanımlanabilecek niteliktedir.
SÜVEYDA: Dürzi toplumuna yönelik dolaylı baskı ve nüfüs dönüşümü. Süveyda, Dürzi nüfusun yoğun olarak yaşadığı bölge, Türkiye destekli medya ve dini yapılar aracılığıyla Selefi etkiler yayılmaya çalışıldı. Bazı kırsal alanlarda Sünni Arap yerleşimleri teşvik edildi. Türkiye’nin desteklediği bazı gruplar Süveyda çevresinde istikrarsızlık yaratmaya çalışarak bölgeyi zayıflatmayı hedefledi.
SAHİL BÖLGESİ: Lazkiye ve Tartus gibi sahil illerinde Alevi nüfusun yoğun olarak yaşadığı bölgeler olarak bilinir. Türkiye’nin bu bölgelere yönelik strartejisi daha dolaylı ama etkili. Türkiye destekli gruplar, bu bölgelerde Selefi etkileri yaymak için insani yardım ve dini faaliyetleri araçsallaştırdı. Bazı yerleşim alanlardında Sünni Arap nüfusun yerleştirilmesi teşvik edildi bu da mezhepsel dengeleri sarstı. Alevi köylerinde kültürel ve dini etkinliklere yönelik baskılar arttı, cami ve medrese inşaatlarıyla bölgenin dini yapısı dönüştürülmeye çalışıldı.
Türkiye’nin Suriye’deki demografik mühendislik stratejisi, Efrin’den sahil bölgelerine kadar uzanan geniş bir coğrafyada etnik ve mezhepsel yapıyı değiştirmeye yönelik sistematik uygulamalarla şekilleniyor. Bu strateji, yerinden etme, yerleştirme, yerel yönetimlerin dönüştürülmesi ve kültürel baskı mekanizmalarıyla yürütülüyor. Bu strateji, sahil bölgesinde mezhepsel çatışma riskini artırmakta ve Suriye’nin toplumsal dokusunu uzun vadeli olarak zayıflatmaktadır.
ŞAM’DA UYGULANAN MODEL
Ruknedin’de uygulanan model, bu stratejinin başkentteki versiyonudur. Hedef, Kürtlerin görünürlüğünü azaltmak, mahalleleri ideolojik olarak dönüştürmek ve Türkiye’ye bağlı yapılarla yönetilen bir “güvenli kuşak” oluşturmaktır. Komiteler, istihbarat bağlantıları, kültürel manipülasyon ve demografik mühendislik, hepsi bir araya geldiğinde bu sürecin yalnızca askeri değil, aynı zamanda sosyolojik ve ideolojik bir işgal olduğunu göstermektedir.
Türkiye’nin bu stratejisi, Suriye toplumunu sosyal, istihbari, ekonomik ve kültürel olarak kontrol altına alma çabasının bir parçasıdır. Kürt toplumunun sesi bastırılmakta, mahalleler ideolojik olarak dönüştürülmekte ve yerel yönetimler Türkiye’nin çıkarlarına göre şekillendirilmektedir.
Botan AMED




