Şam merkezli son gelişmeler, HTŞ ile Ceyş El- İslam grubu arasında yıllardır süren derin düşmanlığın yeniden su yüzüne çıktığını gösteriyor.Özellikle Şam kırsalındaki bazı bölgelerde ve özellikle Duma şehrinde görülen askeri hareketlilik, iki grup arasındaki ilk çatışma yıllarını anımsatıyor.
Hatırlanacağı üzere 10 Ekim 2025 sabahı HTŞ istihbaratı ve MİT’e bağlı özel bir tim, Emevi Meydanı’ndaki Erkan binasında Savunma Bakanlığı korumaları arasına sızmış 6 kişilik bir Ceyş El İslam hücresini yakaladı.
Hücre üyeleri arasında; Omar Nesir Salih (33), Arif Remedan Tirkman (36), İsmail Cemil Sexi (34), Mihemed Derviş Derviş, Süleyman Hac Said Hemdan (35) ve Münir Ali El Humisi (35) yer alıyordu. Yakalanan hücre, roketatarlarla Murhaf Ebu Kasra’yı hedef alma planını itiraf etti; Ebu Kasra’nın Ceyş El İslam’a ihanet ederek HTŞ’ye geçtiği, eski komutanını rakip devletlere teslim ettiğini belirttiler.
Bu operasyonun bizzat MİT tarafından yürütülmesinin nedeni gelecekte Türk devletinin Suriye’deki varlığını tehlikeye atabilecek radikal çete gruplarının tasfiye edilmesidir. 2024 sonunda hegemon güçlerin ve Türk devletinin desteğiyle Şam Yönetimi’nin başına geçen Colani, Türkiye ile yakın koordinasyon içinde hareket ederken Ceyş El İslam grubunu tamamen feshederek askeri ve örgütsel varlığına son verdiğini açıklamıştı. Eski komutan İsam el-Buveydani (Ebu Hemam), doğrudan MİT’in desteğiyle tutuklandı. İş adamı kökenli Buveydani, 2015’te Zehran Alluş’un öldürülmesinin ardından Ceyş El- İslam grubunun liderliğini üstlenmiş, Astana ve Soçi süreçlerinde aktif rol oynamıştı. Ayrıca Suudi Arabistan ve BAE’den aldığı destekle neredeyse HTŞ’yi dahi geçen bir güce ve otorite elde etmişti. Suriye Müzakere Komitesi’nin önde gelen isimlerinden biri olmaya başlaması ne Şam’ın ne de Ankara’nın pek de hoşuna gitmedi.
GERİLİMİN KÖKENİ 2015’E DAYANIYOR
Ceyş El İslam grubu, Suudi destekli olarak Doğu Guta’da rejime karşı baskı unsuru olurken, o dönemki El Nusra Cephesi Katar ve Türkiye destekli paralel bir güç olarak rekabet yaratmıştı. Alluş’un ölümü sonrası karşılıklı suçlamalar derinleşmiş, HTŞ’nin İdlib’e çekilerek diğer muhaliflere operasyon düzenlemesi Ceyş El İslam grubu tarafından HTŞ’nin mutlak hakimiyet kurmaya çalıştığı şeklinde algılandı. Son dönemde Colani’nin Moskova ziyareti ve HTŞ’nin siyasi çizgisine yönelik eleştiriler, Şam kırsalında özellikle Duma’da Ceyş El İslam yanlılarının hareketliliğini arttırdı. HTŞ’ye bağlı genel güvenlik birimleri Duma’da geniş çaplı tutuklamalar yaparken, Şam, Dêrazor ve Dera’da HTŞ’nin politikalarını kabul etmeyen Ceyş El İslam’a bağlı gruplar tarafından çeşitli saldırılar gerçekleştirildi.
Bilindiği üzere 25 Mayıs’ta Şam’da protesto gösterileri yapıldı, Ceyş El İslam grubu Buveydani’nin 72 saat içinde serbest bırakılmaması halinde Emevi Meydanı’nda protesto gösterileri yapacakları tehdidinde bulundu. Bu, Colani’ye karşı doğrudan bir meydan okumaydı.
HTŞ’NİN KOALİSYON KARARI İÇ ÇATIŞMALARI DERİNLEŞTİRİR
Son celsede HTŞ’nin 10 Kasım’da planlanan ABD ziyareti ve ABD liderliğindeki DAIŞ karşıtı koalisyona katılma kararı, iç siyaset açısından oldukça riskli ve karmaşık bir adım. Bu adım, Ceyş El İslam, El Tehrir El İslam Partisi gibi radikal cihadist grupların (tümüyle HTŞ’den ayrılmış veya halen HTŞ içerisinde yer alanlar da dahil) ciddi tepkisine neden olacağı kesin. Ayrıca Şam ve Colani’nin otoritesini ortadan kaldırmaya yönelik yeni çatışma dinamiklerinin ortaya çıkmasına yol açma ihtimali oldukça yüksek.
HTŞ rejiminde İç Güvenlik Güçleri ve HTŞ’nin ‘savunma bakanlığı’ güçlerinin kompozisyonuna bakıldığında iki tür oluşum göze çarpıyor: Birincisi, daha önce İdlib’i yöneten HTŞ içindeki kilit gruplara katılanların sayısının artırılmasıyla oluşturulan merkezi yapı; ikincisi ise, grupların dağıtılıp devlete bağlanması kararı doğrultusunda resmi ve yeniden yapılandırma süreçleriyle iki bakanlığın birleştirilmesiyle oluşturulan merkeziyetçi yapı.
Ancak bu denklem hâlâ kırılgan ve kurumsallaşmaktan uzak olduğundan, HTŞ’nin karşılaşabileceği herhangi bir büyük ayaklanma karşısında çökmeye karşı savunmasızdır.
Örneğin, yaklaşık iki hafta önce İdlib kırsalındaki Harim’de Fransız savaşçıların dahil olduğu iç çatışma, merkezi otoritenin yabancı gruplarla mücadele etme kabiliyetinin gerçek bir sınavıydı. Fransızların Özbekistan ve Türkistan’dan yabancı savaşçı toplaması, Şam hükümetinin bunları bastırma kapasitesini aşan güçlü ittifakların hızla kurulabileceğini gösterdi.
HTŞ’nin ‘savunma ve içişleri bakanlıkları’ bünyesindeki radikal cihadist grupların önemli bir kısmı için ABD bir “düşman” ve “inançsızlığı destekleyen bir devlet” olarak görülüyor. Dahası, HTŞ içerisindeki cihadist grupların önemli bir çoğunluğu DAIŞ’i kendi kardeşleri olarak görüp sempati duymaya devam etmektedir. Ki büyük bir çoğunluğu halen de DAIŞ üyesidir.
Şam’daki nüfuz mücadelesi, Ankara’nın yerel cepheler üzerinden tüm Suriye sahnesini dönüştürme potansiyeli taşırken diğer yandan HTŞ’nin uluslararası alanda atacağı adımlar büyük iç çatışmaların önünü açması oldukça muhtemel.
Militan RÊHAT





