KURDÎ
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Anasayfa
  • Haberler
  • Polİtİk Analİz
  • Araştırmalar
  • Makaleler
  • Tüm Bölümler
    • Dizi Yazı
    • Kadın
    • Özgürlük Perspektifleri
    • Editörden
    • MİT Gerçekleri
    • Röportajlar
    • Dış Basından
    • Serbest Yazılar
KURDÎ
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster

Büyük Ortadoğu Projesi Başarılı mı, Yoksa Başarısız mı Oluyor? DOSYA-2

Belirlenen bu plan çerçevesinde, kaderi en belirsiz olan ülkelerden biri Suriye’dir. Radikal güçlerin iktidara gelmesi her açıdan dikkat çekici bir konudur.

8 August 2025
Kategori: Araştırmalar, Dizi Yazı
282 6
1.6k
GÖRÜNTÜLEME
Facebook İle PaylaşınTwitter İle Paylaşın

BÖLGESEL PROJELERİN YOK EDİLMESİ

Ortadoğu sahasında hegemonik projelere sahip iki ana güç bulunmaktadır. Bunlardan biri İran, diğeri ise Türkiye’dir. Biri Şii Hilali adıyla, diğeri ise Misak-ı Milli çerçevesinde projeler geliştirmeye çalışmaktadır. Bu iki proje ve rejim, özünde diğer ülkeleri işgal etme ve hegemonyayı genişletme esasına dayalı olarak örgütlenmiştir. Bu nedenle atılan tüm adımlar, siyasi ve askeri çatışmaların ve savaşların nedeni olmuştur. Aynı zamanda Irak, Suriye, Yemen ve Lübnan gibi ülkeleri zayıflatmış, etnik ve dini çatışmaları ön plana çıkarmıştır. Bu durum, Büyük Ortadoğu Projesi’ne (BOP) hizmet etmektedir. Her iki proje büyümeye başladığında ve projenin diğer adımlarına ihtiyaç duyulduğunda, bu iki projenin önü kesilmiştir. Çünkü bu projeler, hegemonyalarını büyütecek ve asıl BOP’a tehdit oluşturacaktı. Bu nedenle İran’a her açıdan savaş ilan edildiği görülmüştür. İran, kendi içinde sınırlandırılmıştır. Bu aynı zamanda Türkiye’ye de bir mesaj niteliğindeydi. Bu süreç, askeri açıdan İsrail’in eliyle gerçekleştirilmiş veya gerçekleştirilmektedir.

BOP VE ÜLKELERİN DURUMU

Suriye:

Belirlenen bu plan çerçevesinde, kaderi en belirsiz olan ülkelerden biri Suriye’dir. Çünkü radikal ve cihadist güçlerin iktidara gelmesi her açıdan dikkat çekici bir konudur. Aynı zamanda, şu ana kadar ortaya çıkan verilere göre, bu durumun da projenin bir parçası olduğu söylenebilir. Amaçlardan biri, İran’ı bölgeden tamamen çıkarmaktır ve bu zaten gerçekleşmiştir. Bir diğer amaç ise radikal cihadist güçleri HTŞ (Heyet Tahrir el-Şam) yönetimi altında eritmektir. Afganistan’da uygulanan bu plan, şimdi Suriye’de de uygulanmaktadır. Çünkü BAAS sisteminde denendiği gibi, Suriye’nin demografik yapısına, coğrafyasına ve toplumuna merkezi bir sistemin uygun olmadığı görülmüştür; şimdi aynı sistem HTŞ üzerinden dayatılmaktadır. Ancak asıl amaç, bu merkezi sistem aracılığıyla Suriye’yi sürekli bir iç çatışma, kaos ve sorunlar içinde tutmaktır. Bu da, İsrail’in korunması ve işgal politikalarının (Misak-ı Milli topraklarının geri alınması) yürütülmesi için Suriye’nin her zaman zayıf kalması gerektiğini göstermektedir. Pratikte İsrail, Suriye’nin birçok bölgesini kontrol altına almıştır. Bu, kendi ülkesini koruma ve IMEC enerji ticaret hattını koruma bahanesiyle yapılmıştır ve bu durum uluslararası alanda İsrail’in elini güçlendirmektedir.

Bu bağlamda, sahil bölgesinde mevcut gelişmelerin daha da genişleyebileceği söylenebilir. Çünkü IMEC yolu Akdeniz üzerinden de geçmektedir. Suriye üzerinde sürekli işgal planları yapan Türk devleti, kendine bir parça koparmaya çalışacaktır. Bu durum, Saddam sonrası Irak’ta İran’ın yaklaşımına benzemektedir. Ancak diğer yandan, Suriye’deki farklı unsurlar bu planların önüne geçebilir ve Irak’taki durumun Suriye’de tekrarlanmasını engelleyebilir. Bunun yolu ise Demokratik Ulus Birliği’nden, yani zihinsel birlik ve kültürel çeşitlilikten geçmektedir.

Türkiye: 

Türkiye’nin karmaşası, özellikle İran’ın zayıflatılmasından sonra giderek artmaktadır. Çünkü Türk devletinin birçok yetkilisi, İran’dan sonra sıranın Türkiye’ye geleceğini ifade etmiştir. Türkiye bu planı fark ettiğinde, Esad rejimini devirmek istememiş, ancak bu süreçten geri dönülememiştir. Bu nedenle Erdoğan’ın Beşar Esad ile görüşme isteği boşuna değildi. Bölgede İsrail’in egemenliğinin artması Türkiye için olumsuzdur ve Türkiye bunu görmüştür. Ancak buna rağmen, İsrail’e karşı söylemde sert bir dil kullansa da, perde arkasında her türlü ticari ve diplomatik ilişkiyi sürdürmüştür. Süveyda meselesinde, İbrahim Anlaşması çerçevesinde Şam hükümetinin İsrail ile anlaşması öngörülmektedir. Yani Süveyda, Kuneytra ve Golan Tepeleri karşılığında, Şam ve Ankara, IMEC yolunu açacak olan Davut Koridoru projesine dahil olacaktır. Ancak uluslararası güçlerin Türkiye’yi bu projede kabul edip etmeyeceği henüz net değildir.

Ayrıca Türkiye, Suriye’nin sahil şehirlerinde kendisine bağlı güçlerin varlığını oluşturarak, bu projeye tehdit oluşturmayı hedeflemektedir. Diğer yandan, Rusya üzerinden ve geçici hükümetle ilişkilerini güçlendirerek (Moskova’da yapılan görüşmelerle), aynı amacı gütmektedir. Perde arkasında ise Kürtlerle bir anlaşma yapmaya çalışmaktadır. Barış ve Demokrasi sürecinde, özellikle Kuzey ve Doğu Suriye ile Kürtler üzerinde bazı planları bulunmaktadır. Bu plan, Kürtleri bölgesel gelişmelerden uzak tutmak ve Kürtlerin İsrail ile ilişkilerinin gelişmesini engelleyecek garantiler almaktır. Türkiye, Rojava’nın İsrail ile ilişkilerinin gelişmesi durumunda, Suriye’deki varlığına büyük bir tehdit oluşacağından korkmaktadır. Bu nedenle şimdi diyalog yoluyla Kürtlerle olan sorunlarını çözmeye çalışmaktadır.

İsrail:

Bu projenin en temel aktörü İsrail’dir. Saldırı gücü rolünü üstlenmiştir. İsrail’in Ortadoğu’daki temel stratejisi, farklı uluslara dayanmaktadır. İbrahim Anlaşması ile Arap ülkeleriyle ve diğer uluslarla koalisyon kurarak Ortadoğu’da hegemonya oluşturmayı hedeflemektedir. Çünkü Ortadoğu’daki yeni hegemonik güç odur. İran ve Türkiye gibi diğer güçleri sınırlandırma rolünü üstlenmiştir. Suriye ve Türkiye konusundaki durumu daha önce belirtmiştik. İsrail’in yönteminde askeri seçenek her zaman temel tercih olacaktır. Bu nedenle İran ve Husilere yönelik saldırılar devam edecek ve hatta Kıbrıs üzerinden Türkiye’ye de yönelebilecektir.

Suudi Arabistan ve Körfez Ülkeleri:

Önlerine konulan temel şart, İslam’ın yüzünü değiştirerek bölgede hegemonik bir güç olmalarıdır. Daha çok kapitalist sisteme yönelmeleri hedeflenmektedir. Bu nedenle Suudi Vizyon 2030 projesiyle bu hedefe ulaşmaya çalışacaklardır. Bu, Körfez ülkeleri ve Mısır’ın desteğiyle gerçekleşecektir. Şiilerin bölgedeki zayıflamasının yarattığı boşluğu, daha ılımlı bir Sünni yaklaşımla doldurmaya çalışacaklardır. Bu nedenle Suriye dosyasında da bu tür bir rol oynadıkları görülmektedir. Son olarak, Suriye ile 6 milyar dolarlık bir anlaşma imzalamışlardır.

Sonuç:

İnsanlığın modern kapitalist çağda yaşadığı durum, en kötü halindedir. İnsanların ilerlemesinin ve varlığının temel nedeni olan toplumsal yapı, tarihin en zor ve karmaşık dönemini yaşamaktadır. Bu sistem, özünde kendi varlığını krizler üzerine sürdürmektedir. Yani ne kadar kriz varsa, bu sistem o kadar güçlenir. Ortadoğu her zaman bir savaş alanı olmuştur ve bu bölgede savaşlar hiç bitmemiştir. Bu savaşlar, ideolojik ve tarihsel savaşlardır; işgal ve demokrasi savaşlarıdır. Günümüzde de bu savaş devam etmektedir. Yine de bu sistemin işbirlikçiler aracılığıyla işlediği belirtilmiştir. Her taraf, toplumların ve insanlık değerlerinin üzerinde kendi çıkarlarını gözetmektedir. Bu nedenle dün dost olanlar, bugün düşman haline gelmiştir. Yerler, yüzler ve taraflar değişir, ancak gerçek değişmez: Bu, Ortadoğu’yu işgal etme planıdır. Bu nedenle bu bölgedeki tüm kültürler bu gerçeği görmeli ve yapay sorunlarını aşmalıdır. Demokratik Ulus çerçevesinde, tüm dinler, uluslar ve kültürler özgürce yaşayabilir. Bu gerçek, Kürt lideri Öcalan tarafından tarihsel gerçeklere dayanarak ve ayrıntılı bir şekilde analiz edilerek ifade edilmiştir. Eğer bu şekilde olmazsa, Ortadoğu’daki savaşlar sona ermeyecek ve bu kirli planlarla sürekli yüzleşilecektir. Bu nedenle, yukarıda belirttiğimiz gibi, Ortadoğu güçlerinin başka bir seçeneği vardır. Bunu görmeleri gerekmektedir. Eğer görürlerse, bu planlar ve projeler düşmanlıkla birlikte çökecektir.

DOSYA 1 İÇİN TIKLAYINIZ

Asîman SOZDAR

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

Paylaş224Paylaş140
Önceki yazı

MİT’in Efrin’de Göreve Getirdiği İşbirlikçiler- HABER ANALİZ

Sonraki Haber

Özgür Birey Olmadan Demokratik Toplum Kurulamaz

Son HABERLER

Araştırmalar

BAE’nin Suriye Hamlesi Ve Türkiye’nin Rahatsızlığı- ÖZEL DOSYA

Yayınlayan Ari Tufan
31 May 2026
0
1.5k

Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) ekonomik...

Daha fazla okuDetails

Rusya-Türkiye-Çin İş birliği: İran’a Drone ve Hizbullah’a Silah Desteği- HABER ANALİZ

29 May 2026
1.6k

HTŞ MİT’ten Aldığı IMSI Yakalayıcıları Rojava’ya Yerleştiriyor- ÖZEL HABER

14 May 2026
1.9k

Güç Dengelerinin Dönüşümünde Türkiye’nin Konumu ve Kürt Sorunu- 2

13 May 2026
1.6k

Öne Çıkan Yazılar

  • ShamCash Uygulaması — Telefonunuzda Gerçekte Ne Yapıyor?- ÖZEL HABER

    556 Paylaşım
    Paylaş 222 Paylaş 139
  • Devşirme Kişiliği ve Kimlik Yabancılaşması

    539 Paylaşım
    Paylaş 216 Paylaş 135
  • Sanatçı Mem Ararat Ne Yapmak İstiyor?

    730 Paylaşım
    Paylaş 292 Paylaş 183
  • BAE’nin Suriye Hamlesi Ve Türkiye’nin Rahatsızlığı- ÖZEL DOSYA

    541 Paylaşım
    Paylaş 216 Paylaş 135
  • MİT ve Parastin’ın Kirli Planını Deşifre Ediyoruz!- ÖZEL HABER

    919 Paylaşım
    Paylaş 368 Paylaş 230

ShamCash Uygulaması — Telefonunuzda Gerçekte Ne Yapıyor?- ÖZEL HABER

Rojhilat İttifakı: Uluslararası Toplum, İran’ın İdam Suçlarına Karşı Tutum Almalıdır

HPG: Önderliğimizin Özgürlüğünü Sağlama Hedefinden Sapmayacağız

Devşirme Kişiliği ve Kimlik Yabancılaşması

BAE’nin Suriye Hamlesi Ve Türkiye’nin Rahatsızlığı- ÖZEL DOSYA

Rusya-Türkiye-Çin İş birliği: İran’a Drone ve Hizbullah’a Silah Desteği- HABER ANALİZ

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi | Lekolin

© 2025 Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

KÜRDİSTAN ARAŞTIRMALAR MERKEZİ

  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Yorum İlkesi

Takip Et

Tekrar hoşgeldiniz!

Hesaba giriş

Şifrenizimi unuttunuz?

Tüm alanlar zorunludur

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Oturum aç