KURDÎ
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Anasayfa
  • Haberler
  • Polİtİk Analİz
  • Araştırmalar
  • Makaleler
  • Tüm Bölümler
    • Dizi Yazı
    • Kadın
    • Özgürlük Perspektifleri
    • Editörden
    • MİT Gerçekleri
    • Röportajlar
    • Dış Basından
    • Serbest Yazılar
KURDÎ
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster

Muaviye ve Ebu Süfyan Zihniyetine Karşı Demokratik Toplum Manifestosu

İnsanın ruhsal, sosyal, doğasal devrimi olmadan sağlıklı bir devrimden veya yaşamdan bahsedilemez. Bugünün Muaviye ve Ebu Süfyan zihniyetine karşı Demokratik Toplum Manifestosu cevap olacaktır.

4 June 2026
Kategori: Politik Analiz
255 5
1.4k
GÖRÜNTÜLEME
Facebook İle PaylaşınTwitter İle Paylaşın

Siyaset bütünü doğrudan bir biçimde asla görmez. O saf bir ahlak ya da daha önceden yazılmış evrensel bir tarihin bir bölümü değildir. O daha ziyade, kendi kendini icat etme sürecinde bir eylemdir. Bunu ıskalamak hayatı ve hayatın hakikat oluşturucu gücünü anlamamak olur. Demokratik Toplum Manifestosu da böylesi bir anlam ve çaba ile bütünleşmiş bir emek ve arayış olarak zuhur eder.

Ortadoğu’da 100 yılık yeni bir dizayn yapılıyor. Bunu en başta fark edenlerde Önder Apo olduğunu çok rahatlıkla söyleyebiliriz. Bundan kaynaklı bulduğu ilk fırsata demokratik toplum ve barış sürecinin startını verdi. Ama ne yazık ki, AKP ve MHP’nin zamana yayma ve konjonktürel üslup değişikliklerinden dolayı halen somut bir şey yok ortada. Bu yaklaşımlar toplumda ve dış kamuoyunda da dikkat çekmekte birçok taraf açık bir şekilde Türk devlet aklının halen habitusun etkisinden kurtulmadığını, şimdilik ertelendiğini açık dilendirmekte. Önderlik ve Apocu Hareket kendi tarafında en son atılması gereken adımları çok cesur atmış ve bu sürecin yürümesi için tüm fedakarlıkları yapmıştır. Kısaca Türk devlet aklı denilen yapı hala zikzaklar çizmekte, böyle davrandığı için de güvensizlik ortamı doğuyor. Devlet Bahçeli’nin söylemleri zamanla değişti, Erdoğan ve şürekâsının üslubu halen aynı. Önce ‘Terörsüz Türkiye’den’ dem vurmaya başladılar bu terörsüz bölge oldu zamanla örgütü tasfiye etmek için güya kurumlar gece gündüz çalışıyor söylemleri ile süreci baltalıyor ve toplumun değer yargılarını incitiyor. Eğer bir barış olacaksa bu onurlu olmalıdır. Önderlik, “Savaşanlar ancak barışı gerçekleştirir” diyor. Diğer muhatapların barış gerçekleştirme gücü olamaz. İkincildir ya da yardımcıdır. Heyettin tüm açıklamaları ortada hiçbir dönem ve süreçte Önderlik kin ve ötekileştirecek bir dil ve üslup kullanmadı. Deyim yerinde ise her konuştuğunda leblerinden ballar aktı. Sürecin ne ile hasıl olacağını hep birlikte göreceğiz… tabi ama bizim için elzem olan ve anlamamız gereken Önderliğin yol haritası olarak önümüze koyduğu manifestoyu anlamsallaştırarak topluma yaymamız olacaktır. Süreç böyle ilerlediği için Rojava’da da toplum entegrasyon çalışmalarına dair kaygılı ve tereddütlü yaklaşmakta. Haksız da değiller. Rakka ve Dêrazor’un durumu ortada. Babası, gündüz toplumu vahşi olarak tanımlıyor, oğlu gece özür diliyor. Garip ve muammalarla dolu bir süreç Suriye’yi bekliyor! Konumuza dönersek. Burada Elmalı Hamdi’den bir alıntı yapmak istiyorum. Tecdidi tanımlıyor. Tecdit yenilenme, yenilik. Bir kökün inkişaf seyrini takip etmektir. Bir yenilik olması için kök olması lazım. Hatta yenilik olmazı için önce bir gelenek olması lazım. O geleneğin statüye dönüşmesi ve tıkanması lazım. Çağın ihtiyaçlarına cevap veremez hale gelmesi lazım. Sonra o düşüncenin içinden çıkan birilerinin ‘burada donma var, burada tıkanma var, şöyle bir açılım yapmamız lazım’ demesi gerekir. İşte o çıkışı hareket şahsında Önderlik yaptı her zaman yaptığı gibi. İdeolojik ve politik sıkışmanın eşiğinde Önderlik, demokratik toplum manifestosuyla sürece müdahale etti ve bunu çok cesurca tarih karşısında deklere etti.

Şeyh Bedrettin der ki, “Gökyüzünden düşen bir yağmur damlası arkasından gelen ikinci yağmur damlasıyla aynı değildir.” Her bir yağmur damlası ayrıdır yeni bir yağmur damlasıdır ve hiçbir şey tekrar etmez. Her şey sürekli yenilenir ama yenilenme zamana yayıldığı için biz bunu anında kavrayamayız. İşte toplumsal olarak bunun sancılarını çekiyoruz. Önderlik, aslında bir şekliyle bizi değişim ve dönüşme davet ediyor.

ÖNDERLİK BU SÜRECE DEMOKRATİK ENTEGRASYONLA CEVAP VERDİ!

Kürtler bu sürece katılacak ama nasıl?  Her şeyden önce soykırıma karşı kendini koruması lazım. Eğer ontolojik olarak kendimizi korumasak entegre olmanın anlamı da kalmıyor. Eğer Kürt varlığı kültürel ve dil bazında korunmazsa o zaman yok oluruz, buharlaşırız. Doğaya bakın bir savaş halinde ama değişim semiyotiktir. Değişim mevsimsel olsa da özü hep aynı kalıyor. Mesela bir ağacın yaprakları dökülüyor ama özü aynı kalıyor bu eksaptasyondur. Doğada bir Adaptasyon var bir de eksaptasyon var. Adaptasyon ile tür çevreye uyum sağlıyor, eksaptasyonla koruma hamlesine girişiyor. Yani yıkıcı bir değişim seni yok etmeye yönelirse tür hemen kendini korumaya alarak bu yıkıcılığa karşı kendini koruyor ama aynı zamanda adaptasyon da sağlıyor. İnsan doğayı dinleyerek anlam gücünü geliştirir. İlk öğrenme tarzının mimetik olması bundandır. İnsan doğayı dinleyerek doğadan dönüştürür. Doğa kendi içinde değişim ve dönüşümü ötekini yok etmeden, başkalaştırmadan gerçekleştiriyor. O zaman bizim demokratik entegrasyondan anladığımız, tabi-entegre olmaktan çok bu sistem içinde özünü koruyabileceksek demokratik bütünleşmeyi esas almalıyız. Böyle olursa toplum anlam verebilir yoksa çok tehlikelidir ve yanlış anlaşılmalara açık hale gelir.

Eğer değişime direnirsek, entegrasyon sağlamazsak kaskatı hale geliriz ve tarih dışı oluruz. Eğer kendimizi entegrasyona fazla kaptırır da kendimizi koruyamasak bu sefer de buharlaşıp, yok oluruz. Ya buharlaşarak ya da katılaşarak yok olma durumuyla karşı karşıyayız. Önümüzde üç yol var. Biri ya tamamen kendimizi korumaya alacağız geleneğe döneceğiz. Ya da katılaşacağız. Bunun sonu dogmatizmdir, tekrardır.

İkinci yol, tamamen kendini korumayı bırakarak teslimiyeti dayatan yoldur. Burada isim vermek istemiyorum, kendilerini tarihçi ve sosyolog olarak lanse eden tarihsel ve toplumsal reel gerçeklikten uzak klavye şövalyeliği yapıp teslimiyete retoriğini yapan ekoldür.  Bu ekol taksim merkezli siyaset yürüten, ilkel milliyetçi, sabah başka, akşam başka bir kafa yapısına sahip, toplumun kafasını karıştırmaktan öteye gitmeyen, Önder Apo’nun “çöplük Kürt” olarak lanse ettiği ya da judenrat olarak tanımladığı kesimdir. “Kardeşim bu iş artık bitti, yani mücadele dönemi bitti. Şu anda uygarlık dönemdir, ulus devlete tamamen teslim olmamız lazım” diyerek kendini buharlaştırıp, yok edip, teslimiyeti dayatan ekoldür.

Manifestodan yola çıkarak ele aldığımızda bu iki görüşte iflas etmiş durumda. Bu iki görüş de yanlış.

Üçüncü yol nedir? üçüncü yol tam Önderliğin altını çizdiği, demokratik entegrasyondur. Hem kendimizi koruyacağız hem de entegrasyon sağlayacağız. Bunun yolu nedir?  Bunun yolu; demokratik kominler birliğini her sokakta geliştirip toplumsallaştırarak genelleştirmeden geçer. Toplumun diğer kalan kesimiyle dünyada ortaya çıkmış tüm akımlarla asil bir ilişki kuracağız. Gidip onlara tabi olmayacağız. Onlarla ilişki kuracağız, demokratik toplum manifestosunu oraya taşıyacağız. Bizde olmayanı oradan alacağız, onlarda olmayanı biz onlara vereceğiz. İşte böyle olduğu zaman tıpkı türün kendini koruyarak ve yenileyerek var varoluşunu sürdürmesi gibi demokratik toplum dünyası ve düşüncesi de modern dünyada kendini koruyarak varoluşunu çağdaş bir dile olarak sürdürebilir.

Bakın Önderliğin ifade biçimi eylemdir, her dönemde düşüncede ve pratikte bu eylemini sunduğu perspektif ve kitaplarıyla ispatladı. Hiçbir güç önderliği üretimden düşüremedi, onun eylemci yönünü süreç dışı bırakamadı. Anda tarih yazan bir dönemden geçerken, hiçbir kaygıya girmeden, özel savaş oyunlarının etkisinde kalmadan, inşayı zihniyete gerçekleştirip yaşamsallaştırmamız hiçbir dönemde olmadığı kadar, bu dönemde kendini arz kılmakta. Bu tarihi sürecin kadrosu, her an ve her dakika Hallac-ı Mansur misali sebat içinde olmalı yoksa eski tarz ve alışkanlıklarla sürece cevap olmak imkansızdır. Karşımızda Muaviye ve Ebu Süfyan zihniyeti var bunu bilip ona göre yola düşmek lazım.

Devrim GEWDA

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

Paylaş202Paylaş126
Önceki yazı

ShamCash Uygulaması — Telefonunuzda Gerçekte Ne Yapıyor?- ÖZEL HABER

Son HABERLER

Politik Analiz

Devşirme Kişiliği ve Kimlik Yabancılaşması

Yayınlayan Lêkolîn
1 June 2026
0
1.5k

“Devşirme” kavramı, Osmanlı İmparatorluğu’nda 14....

Daha fazla okuDetails

Güç Dengelerinin Dönüşümünde Türkiye’nin Konumu ve Kürt Sorunu- 2

13 May 2026
1.6k

Dünyadaki Güç Dengelerinin Dönüşümü ve Kürtlerin Stratejik Konumu- 1

12 May 2026
1.6k

Demokratik Entegrasyon Nedir, Nasıl Yapılır?- EDİTÖRDEN

4 May 2026
1.7k

Öne Çıkan Yazılar

  • ShamCash Uygulaması — Telefonunuzda Gerçekte Ne Yapıyor?- ÖZEL HABER

    562 Paylaşım
    Paylaş 225 Paylaş 141
  • Devşirme Kişiliği ve Kimlik Yabancılaşması

    540 Paylaşım
    Paylaş 216 Paylaş 135
  • Muaviye ve Ebu Süfyan Zihniyetine Karşı Demokratik Toplum Manifestosu

    505 Paylaşım
    Paylaş 202 Paylaş 126
  • Sanatçı Mem Ararat Ne Yapmak İstiyor?

    730 Paylaşım
    Paylaş 292 Paylaş 183
  • BAE’nin Suriye Hamlesi Ve Türkiye’nin Rahatsızlığı- ÖZEL DOSYA

    542 Paylaşım
    Paylaş 217 Paylaş 136

Muaviye ve Ebu Süfyan Zihniyetine Karşı Demokratik Toplum Manifestosu

ShamCash Uygulaması — Telefonunuzda Gerçekte Ne Yapıyor?- ÖZEL HABER

Rojhilat İttifakı: Uluslararası Toplum, İran’ın İdam Suçlarına Karşı Tutum Almalıdır

HPG: Önderliğimizin Özgürlüğünü Sağlama Hedefinden Sapmayacağız

Devşirme Kişiliği ve Kimlik Yabancılaşması

BAE’nin Suriye Hamlesi Ve Türkiye’nin Rahatsızlığı- ÖZEL DOSYA

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi | Lekolin

© 2025 Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

KÜRDİSTAN ARAŞTIRMALAR MERKEZİ

  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Yorum İlkesi

Takip Et

Tekrar hoşgeldiniz!

Hesaba giriş

Şifrenizimi unuttunuz?

Tüm alanlar zorunludur

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Oturum aç