KURDÎ
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Anasayfa
  • Haberler
  • Polİtİk Analİz
  • Araştırmalar
  • Makaleler
  • Tüm Bölümler
    • Dizi Yazı
    • Kadın
    • Özgürlük Perspektifleri
    • Editörden
    • MİT Gerçekleri
    • Röportajlar
    • Dış Basından
    • Serbest Yazılar
KURDÎ
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster

Karasu: Sürecin Başarıya Ulaşması İçin Önderliğin Fiziki Özgürlüğü Şart

Sürecin başarıya ulaşması için Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünün şart olduğunu vurgulayan KCK YK Üyesi Mustafa Karasu, “Newroz’da alanları dolduran halk, Türk devletine Önder Apo özgür olmadan hiçbir sorunun çözülemez mesajını verdi" diye konuştu.

26 March 2026
Kategori: Röportajlar
247 19
1.5k
GÖRÜNTÜLEME
Facebook İle PaylaşınTwitter İle Paylaşın

Kürdistan başta olmak üzere dünyanın her yerinde Newroz’un büyük bir coşkuyla kutlandığına değinen Karasu, 1970’li yıllarda Kürt halkına uygulanan soykırımın aynı zamanda Newroz üzerinde de uygulandığını vurguladı. Newroz’un Kürt kimliğinin varlığının sembollerinden biri olduğunu kaydeden Karasu, artık kimsenin Newroz’u unutturamayacağını belirtti. Kürtlerin eski Kürtler olmadığını, bunun da kesintisiz bir şekilde sürdürülen 53 yıllık mücadele sonucu ortaya çıktığını ifade eden Karasu, PKK’nin Kürt halkının ve Kürdistan tarihinin en büyük mücadelesi olduğunu dile getirdi.

Önder Apo tarafından 27 Şubat 2025 yılında başlatılan Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin ilerleyebilmesi için artık Meclis’in ve hükümetin adım atması gerektiğinin altını çizen Karasu, “Biz de, halkımız da, toplum da Meclis’in devreye girmesini istiyoruz. İşte silahsızlanmadan söz ediliyor. İşte herkesin demokratik siyaset yapmasından bahsediyorlar. Peki demokratik siyaset nasıl yapılacak? Şu anda Türkiye Anayasası’na göre, Türkiye’deki mevcut yasalara göre Türkiye’de demokratik siyaset yapılabilir mi? Kesinlikle yapılamaz. O zaman Türkiye’de demokratik siyaset yapılmasının yasalarının gerçekleşmesi gerekiyor. Sadece işte bizler gideceğiz, ceza vermeyecekler, bu sorunu çözmez. Gidip evde mi oturacağız? Ya da bütün bu insanlar, gerillalar, bu mücadeleyi yürütenler evde mi oturacak?

Demokratik siyasetin yapılması gerekiyor. O zaman bunun yasalarının çıkması gerekiyor. Bu açıdan gerçekten Türk devleti ciddi yaklaşmalı. Süreç zamana yayılırsa gerçekten sabote edenler olur. Zamana yayılmamalı. Ama şöyle yapılıyorsa, biz zamana yayalım bakalım durum ne olacak, koşullar uygun olursa biz yine tekmeyi vururuz. Öyle düşünülüyorsa bu gaflettir. Bu politika değildir. Biz çözümden yanayız tabii, her türlü makul yaklaşım içindeyiz. Ama böyle şeylere de gelemeyiz. Biz 53 yıllık bir hareketiz, büyük tecrübeye sahibiz. Büyük bir tarih var arkamızda. Sorumluluğumuz var. Bu bakımdan Türk devletinin de bu gerçeği görerek doğru yaklaşması gerekiyor” dedi.

KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu’nun Medya Haber TV’de yayınlanan özel programda şu değerlendirmelerde bulundu:

Newroz Bayramı Kürdistan’da ve dünya dünyasında milyonlar tarafından büyük bir coşkuyla kutlandı. Kutlanmaya da devam ediyor. Öncelikle bu yılki Newroz’un coşkusunu nasıl karşıladınız?

İlk önce halkımızın, Önder Apo’nun Newroz Bayramı’nı ve Ramazan Bayramı’nı kutluyorum. Newroz ve Ramazan Bayramı’nın barışa, demokrasiye, özgürlüğe vesile olmasını diliyorum. Büyük Newroz şehitlerimiz Mazlum Doğan’ı, Zeki Alkan’ı, Rahşan Demirel’i, Berîvanü Ronahî arkadaşları, Sema Yüce’yi de saygı ve minnetle anıyorum. Yine 2019’da Kandil’de şehit düşen Sinanê Sor yoldaşı, Serhat Varto yoldaşı, Serhat Şafak yoldaşı, Navdar Sinegir yoldaşı ve genç Şiyar Faraşin yoldaşı da saygı ve minnetle anıyorum. Kuşkusuz Newroz’da şehitlerimiz çok olmuştur. Tüm şehitlerimizi de minnet ve saygıyla anıyorum.

Yine 28 Mart 1980’de Şikestun’da şehit düşen Ahmet Kurt, Selman Doğru ve Mehmet Kurt yoldaşları da saygı ve minnetle anıyorum. Bilindiği gibi Mahsum Korkmaz yoldaşımız da 28 Mart’ta şehit düştü. Bu nedenle 21 Mart ile 28 Mart arası Kahramanlık Haftası olarak ilan edildi. Newroz’da ve  Kahramanlık Haftası sürecinde şehit düşen tüm yoldaşları ve halkımızı da saygıyla ve minnetle anıyorum. Bu Newroz gerçekten de Kürdistan’ın dört parçasında, yurt dışında ve Kürtlerin olduğu her yerde çok güçlü bir biçimde kutlandı ve coşkuyla kutlandı. Bu Newrozların coşkusu farklıydı. Bunun tabii nedenleri de var. Bir kere şunu belirtelim, bu Newroz’un bu kadar coşkulu geçmesinin nedeni 53 yıllık mücadeledir. Kuşkusuz Newroz Kürt tarihinde her zaman var oldu. Bundan sonra da var olmaya devam edecek.

Artık Newroz’u unutturmak, Newroz’u tarihten silmek mümkün değildir. Ama 1970’lere gelindiğinde gerçekten Kürtler üzerinde uygulanan soykırım, aynı zamanda Newroz üzerinde uygulanan soykırımdı. Newroz bir yönüyle de Kürt kimliğinin varlığının sembollerinden biriydi ama unutulmuştu. Hatırlıyorum, biz 1977’de Antep’te güçlü bir Newroz kutladık. 1977 yılında sadece Antep’te değil, Kürdistan’ın her tarafında Newroz’u güçlü bir şekilde kutladık. Antep’te kutladığımızda her tarafta lastikleri toplayıp büyük ateşler yaktığımızda Antepliler şaşırmıştı, ne oluyor diye. Özellikle zaten Kürtler biliyordu ama yine de o kadar güçlü, her taraftan ateşlerin yükselmesi şaşırtmıştı. Tabii o Newroz’un bir özelliği de şuydu. Ateşler şöyle yakıldı. Bankalar Caddesi vardı. Oradaki bütün bankalar bombalandı. Bu bombalama içinde Haki de vardı, Kemal de vardı, bizler de vardık. Bankalar bombalandıktan sonra da her yerde ateşler yakıldı. Böyle Newroz’u canlandırmak istedik.

NEWROZLAR BÜYÜYEREK BUGÜNLERE GELDİ

O günden bugüne zaten 53 yıldır Newrozlar büyüye büyüye bugünlere geldi. Mücadele geliştikçe Newrozlar daha çok kutlandı. Newrozlar coşkuyla kutlanınca bu tabii mücadeleye de güç kattı ve 2026 Newroz’una geldik. Her Newroz zaten bir Kürt halk kongresi gibidir. Bütün Kürt halkının katıldığı, duygularını, düşüncelerini ortaya koyduğu, amaçlarını ortaya koyduğu bir kongre niteliğinde geçmiştir. 2026 ise çok coşkulu. Bu 53 yılın birikiminin, toplamının gücüyle, büyük bir coşkuyla kutlanmıştır. Tabii ki büyük şehitleri vardır, Newroz şehitleri. Özellikle 1992’de, 1993’te katliamlarla karşılaştı. 1990’lı yıllarda Newrozlara çok şiddetli saldırılar oldu. Yüzlerce yurtsever halkımız şehit düştü. Her Newroz serhildan oldu ve düşman korktu. Her Newroz’da düşman korkuyordu. Bu nedenle de her tarafı asker, polisle dolduruyordu.

Bu açıdan Önderlik Kürt halkına Newroz halkı dedi, serhildan halkı dedi. Gerçekten Kürt halkı 1990’lı yıllarda Newroz halkı haline geldi. Newroz halkı da bugünlere kadar mücadeleyi yükseltti ve mücadele Kürdistan’ın dört parçasında büyüdü. Çok önemli gelişmeleri ortaya çıkardı. Bu Newroz’un bu kadar coşkuyla geçmesini sağlayan bu 53 yıllık Newroz mücadelesidir. Halkımızın özgürlük ve demokrasi mücadelesidir. Öte yandan 2026 yılı ve öncesi Ortadoğu’nun yeniden dizayn edildiği, yeniden siyasi dengelerinin, statükonun yaratılmak istendiği yıllar oldu. Şu anda çok kapsamlı bir savaş var. Kürtler bunun da bilincinde. Kürtler artık 1. Dünya Savaşı’nda olduğu gibi, 1. Dünya Savaşı’nın bütün sıkıntısını, zorluğunu Kürtlerin üzerine yüklediler. Kürdistan dört parçaya bölündüğü gibi Kürtler üzerinde bir soykırım politikası uygulandı. Artık Kürtler 50 yıllık mücadeleyle, 100 yıllık mücadeleyle önemli bir bilince kavuştu.

Artık Ortadoğu’da süren bu 3. dünya savaşı koşullarında, 1. Dünya Savaşı’ndaki gibi, 1. Dünya Savaşı sonrasındaki gibi artık özgürlüksüz, demokrasisiz, statüsüz kalmak istemiyor. Kürtler bu bilinçle bu Newrozları doldurdular. Bu Newrozların bu kadar coşkulu geçmesinin önemli bir nedeni de, bu süren savaş ortamında Kürt halkının bir duruşu ortaya koymasıdır. Duruşunu ortaya koyarak özgürlük ve demokrasi tutumunu herkese göstermesidir. Bu tabii Newroz’un çok güçlü geçmesini sağladı. Kürtler gerçekten artık eski halk değil, özgürlüğü için mücadele eden bir halk haline geldi. Biz Apocular olarak, PKK olarak ilk çıktığımızdaki en temel hedefimiz şuydu. Özgürlüğün için savaşan bir halk gerçekliği yaratmak. Bu bizim temel amacımızdı. Çünkü özgürlüğü için savaşan bir halk yarattıktan sonra diğer amaçlara zaten ulaşılırdı. Özgürlüğü için savaşan bir halk yaratmadan hiçbir amaca, özgürlüğe, demokrasiye, statüye kavuşmak mümkün değildir.

İşte şimdi bu mücadeleyle gerçekten bugün özgürlüğü için savaşan bir halk yaratılmıştır. Bu çok büyük bir kazanımdır. Şu anda Kürtler yalnız Ortadoğu’da değil, dünyada özgürlüğü için savaşan halkların öncüsü durumdadır. Özgürlüğü için savaşmak konusunda bütün halklardan en önde duruyor. Bu da tabii Newroz’un yarattığı bir duruştur. Newroz bilinci, Newroz ruhu aynı zamanda özgürlük ruhudur. Aynı zamanda demokrasi ruhudur. Aynı zamanda zulme karşı başkaldırı ruhudur. Bu bakımdan biz bu Newroz’da halkımızın bu bilinçle çok güçlü katılım gerçekleştirdiğini gördük. Bu vesileyle bu güçlü katılımı gerçekleştiren tüm halkımızı kutluyoruz. Onların bu duruşunun, bu tutumunun, bu coşkusunun mutlaka Kürdistan’ı ve Ortadoğu’yu özgür ve demokratik bir gerçekliğe kavuşturacağına inanıyoruz.

Kürt halkının ve Kürdistan’ın Newroz’a üst düzeyde katılımı bize ne anlatıyor?

Şu önemli tabii. Her Newroz’un bir amacı vardır. Dedim ya, her Newroz’da bir Kürt Halk Kongresi kutlanır. O kongrede kararlar alınır. O yılın nasıl bir yıl olarak geçeceğini, o yılda hangi amaçlara ulaşılması gerektiği ortaya konulur. Bu yılın Newroz’u da Önder Apo’ya özgürlük ve Demokratik Kürt Birliği Newroz’u olarak kutlandı. Önder Apo’ya özgürlük konusu çok çok önemli. Önder Apo 27 yıldır cezaevinde. Bu bakımdan böyle bir önderliğin, Kürt halk önderliğinin tabii ki özgürlüğünü sağlamak önemlidir. Bu önderlik bütün ömrünü bu halk için vermiştir. Dünyada hiçbir önderlik Önder Apo kadar, bütün yaşamının her saniyesini amacı doğrultusunda yaşamamıştır, vermemiştir. Bu açıdan bu önderlik gerçeği gerçekten bir ilktir, örnektir. Bir kere bunu vurgulamak gerekiyor.

Zaten böyle bir önderlik gerçeği olduğu için, sürekli Kürt halkının özgürlüğü için, demokrasi için, halkların özgürlüğü için yoğunlaştığı için, hep özgürlük mücadelesi yeni gelişmeler yaratmıştır. Badireleri Önder Apo’nun düşünceleri ve duygularıyla, yoğunlaşmasıyla atlatmıştır. 27 yıldır niye zindanda tutuluyor? Kürt halkının özgürlük mücadelesini verdiği için, sen niye bu halkı örgütledin, bu halkı bilinçlendirdin, bu halkı uyandırdın, bu halkı mücadele içine soktun diye 27 yıldır Önderlik İmralı Cezaevi’nde, en ağır tecrit koşullarında tutuluyor. Evet, zaman zaman tecritte belli gevşeme oluyor. Bu da mücadelenin sonucu. Mücadelenin sonucu devlet de zorlanıyor, zaman zaman Önder Apo, demokratik çözüm için çağrılar yapıyor, ateşkesler yapıyor. Bu temelde görüşmeler oluyor. Bu nedenle tecrit bazen böyle gevşiyor.

Önder Apo bir barış ve demokratik toplum çağrısı yaptı 27 Şubat 2025’te. O günden bugüne zaten çatışmasızlık oldu. Çatışmalar yok. Öte yandan tabii ki Türkiye 2015’ten sonra yoğun bir baskı yürütüyordu. Orada da kısmi tabii gevşeme oldu ister istemez. Görüşme olduğunda, müzakere olduğunda tabii ki karşı tarafta bazı konulara dikkat edecektir. İşte Önder Apo’nun barış ve demokratik toplum çağrısı çok önemli sonuçlar ortaya çıkardı. Önder Apo barış ve demokratik toplum çağrısını başarıya ulaştırmak için PKK’nin feshedilmesini önerdi, silahlı mücadelenin durdurulmasını önerdi. Ve bu konuda biz adımlar attık ama bir yıl da geçti. Artık bu sürecin daha da başarılı olması için, gelişmesi için Önder Apo’nun özgürlüğü şart. Bu yönüyle bu Newroz’da halk bunu görerek, bu gerçekten yola çıkarak halk Önder Apo özgür olmalı.

PKK KÜRDİSTAN TARİHİNİN EN BÜYÜK MÜCADELESİDİR

Halk Önder Apo, müzakerenin öznesi olmalı, özgür koşullarda müzakere yapmalı çağrısıyla bu Newroz’da meydanları doldurdu. Bu aynı zamanda Önder Apo’nun özgürlüğünü isteme yanında Türk devletine artık Önder Apo özgür olmalı. Önder Apo özgür olmadan hiçbir sorun çözülemez çağrısında bulundu. İşte bu ruhla, bu duyguyla halk meydanları doldurdu. Halk artık Önder Apo’nun zindanda kalmasını istemiyor. Kürt halk önderi 27 yıldır zindanda. PKK de, Kürt halkının özgürlük mücadelesi de Kürdistan tarihinin en büyük mücadelesidir. 53 yıldır kesintisiz mücadele veriliyor. Kaç kuşak bu mücadele içinde yetişti? Kaç kuşak özgürlük bilinciyle, demokrasi bilinciyle, Kürdistan’ı özgürleştirme bilinciyle yetişti? Böyle bir toplum gerçekliği yarattı Önder Apo. Bu yönüyle kendini yaratanın, bu hale getirenin Önder Apo olduğunu bilen halk tabii ki Önder Apo’nun özgürlüğü için meydanları doldurdu. Bu çok önemli. Bu önümüzdeki süreçte Önder Apo’nun özgürlüğü konusunda önemli etkide bulunacaktır.

Bu yönüyle bu Newroz’un bu kadar güçlü geçmesinde bu sloganın, Önder Apo’ya özgürlük sloganının önemli etkisi olmuştur. Şu bir gerçek herkes biliyor; Önder Apo’nun, Kürt halk önderinin çözümleyici gücü olduğunu, mücadeleyi geliştirme, özgürlüğü geliştirme, demokrasiyi geliştirme gücü olduğunu herkes biliyor. Önder Apo’nun iradesini, karar gücünü biliyor. Hiçbir önderliğin yapamadıklarını yapacağını biliyor. Bu açıdan böyle bir önderliği Kürt halkı özgür görmek istiyor. Bu halkla birlikte özgür ve demokratik yaşama kavuşmak istiyor. Öte yandan bir süreç var. Kürt halkı aynı zamanda bu süreci de destekliyor. Zaten Önder Apo’yu desteklemek, Barış ve Demokratik Toplum sürecini desteklemektir. Zaten meydanlarda Önder Apo’ya özgürlük sloganları her yerde atıldı. Önder Apo’ya özgürlük sloganları bütün meydanların en temel sloganıydı. Bu zaten Newroz alanlarına bakıldığında görülmüştür.

Newroz kutlamalarına kadınların ve gençlerin katılımı oldukça dikkat çekiciydi. Newroz Kürdistan’ın her yerinde gece gündüz denilmeden kadınların ve gençlerin öncülüğünde kutlandı. Kadınların ve gençlerin Newroz kutlamalarına yoğun katılımı bize neyi gösteriyor?

Bizim zaten özgürlük mücadelemizde kadın ve gençlik mücadelenin öncüsüdür. Önder Apo kadını özgürlük mücadelemizin öncüsü olarak gördü. Kürt kadını gerçekten özgürlük mücadelesinin öncüsü olmayı hak etti. 1990’lı yıllardaki serhıldanların güçlü geçmesini, serhıldanların demokratik karakterinin, özgürlük karakterinin güçlü olmasını sağlayan da kadınların serhıldanlara güçlü katılımıydı. Bu Newroz’un da bu kadar güçlü geçmesinde 8 Mart’ta kadınların duruşunun ve güçlü katılımının önemli etkisi oldu. Artık 8 Mart, Newroz’un nasıl gelişeceğinin habercisidir. Gerçekten 8 Mart 2026 Newrozu’nun, Önderliğe Özgürlük, Demokratik ve Birlik Newroz’unun çok güçlü geçeceğini önceden müjdeledi. Bu yönüyle kadınları ve gençleri kutluyoruz. Zaten Newrozlarda kadınlar her zaman önde oldu. Artık şöyle diyelim, kadınların duruşu, kadınların ulusal giysileri, kadınların haykırışı, Newroz’un kültürü oldu.

Newroz deyince akla gelen kadınların bu ulusal giysilerle ortaya koyduğu duruştur. Çünkü Newroz bir kültürel değer haline gelmiştir. Newroz’un Kürt kültürel değeri haline gelmesinde de kadınların bu duruşunun çok önemli rolü vardır. Gerçekten kadınlar duruşlarıyla, yaklaşımlarıyla Kürt kültürünü şekillendiriyorlar. Kürt ruhunu şekillendiriyorlar. Zaten kadınların özgür yaşadığı, ana tanrıçanın olduğu coğrafya da Kürdistan coğrafyasıdır. Kadınlar bu coğrafyada Neolitiğin ilk aşamasına kadar hep önde olmuşlardı. Toplumu yaratan cins olmuştur. Toplumu zaten kadınlar yaratmıştır. İlk toplumsallık da bu coğrafyada şekillenmiştir. Bu gelenek, bu coğrafyanın kadınlarının geleneği bugün Newrozlarda kendini güçlü biçimde ortaya koyuyor. Bu çok önemlidir. Bu aslında Newrozların özgürlük ve demokrasi karakterini derinleştiriyor, çarpıcı hale getiriyor ve özgürlük demokrasi mücadelesinin de özgürlük ve demokrasi yüzünün, özgürlük ve demokrasi karakterinin derinliğinin güçlü olmasını sağlıyor. Newrozların bir de böyle karakteri var.

KADINLAR VE GENÇLER NEWROZ’DA GELECEĞİN KAZANILACAĞINI GÖSTERDİ

Newrozlar aslında duruşlarıyla, tutumlarıyla Kürdistan’da özgürlük nasıl olacak, demokrasi nasıl olacak, yeni yaşam nasıl olacak bunları ortaya koyuyor. Bunu da en çarpıcı biçimde ortaya koyan Kürt kadınlardır. Kürt kadınları Newrozlarda yeni yaşamın nasıl olacağını, yeni yaşamda kadınların nasıl aktif olacağını, nasıl özgür ve demokratik duruşlu olacağını ortaya koyuyor. Gerçekten bu yönüyle de sadece Kürt halkına değil, dünyaya örnek bir duruş gösteriyorlar. Gençler de zaten Kürt halkının geleceğidir. Zaten kadınlar derken de en fazla genç kadınları da tabii Newrozlarda çok güçlü biçimde görüyoruz. Bu yönüyle gençliğin, kadınların bu kadar canlı olması hepimizin geleceğe daha fazla umutla bakmasını sağlıyor. Gerçekten Newrozlardaki kadınların, gençlerin bu coşkusu, bu canlılığı bizim için büyük umut veriyor. Geleceğin kazanılacağını gösteriyor.

Hiç kimse karamsarlığa kapılmasın, gelecek konusunda kesinlikle iyimser olsun. Gelecek mutlaka kadınların, gençlerin öncülüğünde özgür ve demokratik olacaktır. Bu Newroz bunu ortaya koymuştur. Kürdistan’ın her tarafında, dört parçasında, yurt dışında, metropollerde, her yerde bunu gördük. Şu açıktır, gençler ve kadınlar bu Newroz’un ruhuyla gelecekte çok büyük gelişme olacağını ortaya koymuştur. Bu aynı zamanda tabii gençlerin, kadınların Önder Apo’yu sahiplenmesinin, Önder Apo’nun bu halk için ne anlama geldiğini de ortaya koymuştur. Eğer gençler, kadınlar bir ideolojiye sahipleniyorsa, bir önderliğe sahipleniyorsa, bu açıkça o ideolojinin, o önderliğin büyük gelişme yaratacağının ispatıdır. Bunu böyle ifade etmek gerekir, böyle görmek gerekir.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Newroz için hazırladığı mesaj alanlarda okundu ve büyük bir coşkuyla karşılandı. Newroz alanındaki coşku ve heyecanın yüksek olmasında Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin etkisi nasıl oldu?

Newroz’un bu kadar güçlü geçmesinde tabii Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin etkisi çok fazla oldu. Zaten bu yılın en önemli özelliği Barış ve Demokratik Toplum Süreci’dir. Barış ve Demokratik Toplum Süreci bu yıl Kürt halkının duygularını, düşüncelerini ortaya çıkardı, geliştirdi. 2026 yılının ruhu demokratik toplum ve barış ruhudur. Barış ve Demokratik Toplum Süreci 2026 toplumunu bu hale getirdi, Newroz’u bu hale getirdi. Çünkü Barış ve Demokratik Toplum Süreci herhangi bir süreç değil, Kürt halkının özgürleşme süreci. Kürt halkının kendi kimliğiyle, kültürüyle özgürleşme ve kendi öz yönetimini sağlama sürecidir. Kürt halkı bunu böyle gördüğü için 2026 yılı hep bu tartışmalarla, bu değerlendirmelerle geçtiği için tabii ki bunun yarattığı etki, politikleşme bu Newroz’u da çok güçlü hale getirdi.

Bu Newroz’un bir özelliği de çok politik Newroz olmasıdır. Bütün Newrozlar politiktir ama bu Newroz politikleşmede gerçekten zirveleşti. Zirveleşti, bunu görmek gerekiyordu. Hem Ortadoğu’daki bu savaşta Kürt halkının tutumunu ortaya koydu, politik tutumunu ortaya koydu. Demokratik Kürt Birliğini ortaya koydu, Kürtleri birleştirdi. Önder Apo’nun Demokratik Toplum ve Barış projesi aynı zamanda Kürt halkının bütünlüğünü de sağladı. Bazılarının çarpıtmalarına, demagojilerine rağmen bütün Kürt halkı Önder Apo’nun ortaya koyduğu Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin kendisine büyük kazandıracağını biliyor. Gelişirse büyük kazandıracak. Şu ayrı, Türk devleti gerçekten buna cevap verecek mi? Bu sürece karşılık verecek mi? Yoksa belli bir noktadan sonra bu sürece karşılık vermeyecek, süreci bozacak mı? Bu ayrı bir konu.

Ama bütün özgürlük mücadeleleri her zaman demokratik yoldan, siyasi yoldan da sonuç almak isterler. Bu da mücadelenin parçasıdır. Demokratik siyaset, siyasal mücadele, siyasal çözüm arayışı bir adım olur, iki adım olur, üç adım olur. Birincisinde olmaz, ikincisinde, üçüncüsünde olmaz. Bunlar birikir, sonunda bir çözüme kavuşturulabilir. Bu da bir mücadeledir. Siyasal çözüm arayışı da bir mücadeledir. Mücadele sadece askeri yöntemlerle verilmiyor. Aynı zamanda siyasal yöntemler, araçlar da mücadele yöntemlerinden biridir. Barış ve Demokratik Toplum Süreci bu Newroz’un bu kadar coşkulu geçmesinde etkili oldu. Zaten Önder Apo’nun mesajının coşkuyla karşılanması da bunun kanıtıdır. Önder Apo’nun Newroz mesajı bir programdı. Sadece bir Newroz’u kutlama değildi. Kürt sorununun çözümü nasıl olur? Türkiye’nin demokratikleşmesi nasıl sağlanır? Ortadoğu’nun demokratikleşmesi nasıl sağlanır? Ortadoğu’nun sorunları nasıl çözülür? Newroz’un mesajında bunlar vardır.

NEWROZ HALKLARIN ORTAK MÜCADELESİNİ İFADE EDİYOR

Öte yandan Newroz’un tarihsel özelliği halkların kardeşliğine, halkların ittifakına dayalıdır. Halkların kardeşliği ve ittifakı temelde despotlara karşı mücadeleyi ifade eder. Bu yönüyle Önder Apo şu anda Ortadoğu’daki mezhep savaşlarının, etnik savaşlarının, milliyetçiliğin, buna dair kavgaların Newroz ruhuna uygun olmadığını, Newroz ruhunun halkları kardeş yaparak zulme karşı mücadele ettiğini ortaya koymuştur. Bu yönüyle Önder Apo’nun Newroz mesajı gerçekten çok çok önemliydi. Bir demokratik çözüm programıydı. Ortadoğu için demokratik çözüm programıydı. Ortadoğu’da nasıl halklar özgür ve demokratik yaşama kavuşacak? Bu çok önemli. Buna cevap vermemiz gerekiyor. Buna tabii ki Ortadoğu’nun en güçlü hareketi olan Özgürlük Hareketi’miz ve onun önderi olan Önder Apo cevap verecektir. Çünkü Ortadoğu’daki sorunlara bir çözüm gerekiyor.

Önder Apo Ortadoğu’nun tarihteki rolünü de ortaya koydu. Kültür yaratan bir coğrafyadır. Bu coğrafyanın bu hale gelmesi bizler tarafından kabul edilemez. O zaman kültür yaratan, insanlığın, uygarlığın beşiği denilen bu coğrafyanın bu defa da demokratik uygarlığın beşiği olması için çalışmamız gerekiyor. Newroz’un ruhunun bir amacı da budur. Newroz’da bunu da hatırlamak gerekiyor. Newroz’da halkların kardeşliğini hatırlamak gerekiyor. İşte güncelleşen demokratik ulusal anlaşmayı hatırlamak gerekiyor. Newroz öyle sadece kuru kuru bir bayram değildir. Newroz Ortadoğu’da halkların ortak mücadelesini, zulme karşı ortak mücadelesini, özgürlük anlayışını ifade ediyor. Bu yönüyle Önder Apo, Newroz mesajıyla, Newroz’un içeriğinde bulunan, tarihselliğinde bulunan bütün özellikleri ortaya koymuştur. Bu temelde de herkesin, halkların Newroz ruhuna uygun biçimde mücadele etmesi, Ortadoğu’nun özgür ve demokratik yaşamına katkı sunması gerektiğini mesajıyla belirtmiştir.

Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin önemi hakkında biraz bilgi verdiniz. Meclis Komisyonu’nun raporu hazırlandı. Kamuoyu şimdi de Meclis’in üzerine düşeni yapıp yapmayacağını merak ediyor. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin geldiği aşama hakkında bizlere neler paylaşabilirsiniz?

Meclis tatildeydi. Bayramdan sonra Meclis tatili tabii ki sona eriyor, sona erdi. Şimdi tabii gözler Meclis’te. Evet, komisyon bir rapor hazırladı. Ama komisyon raporunda Meclis’in de özgürlük ve demokrasi doğrultusunda yasalar çıkarmasını öngördü. Eğer o komisyonun öngördüklerinde gerçekten bir samimiyet varsa, gerçekten orada öngördükleri amaçlara ulaşacaklarsa o zaman Meclis’in özgürlük yasalarını çıkarması gerekiyor, demokratikleşme yasalarını çıkarması gerekiyor. Meclis, Türkiye toplumunun iradesi diyorlar. Türkiye toplumunu temsil ettiğini söylüyorlar. İddia odur. O zaman Türkiye’nin en temel sorunu nedir? Kürt sorunudur. Türkiye’nin en temel sorunu konusunda Meclis bir rol oynayamayacaksa o Meclis’in ne anlamı vardır? Bu Meclis meclis olacaksa Kürt sorununun çözümü konusunda bir irade ortaya koyması gerekir.

Kürt sorununun çözümü konusunda bir irade ortaya koymayan bir Meclis Türkiye’de hiçbir zaman gerçek meclis olamaz. Her zaman vesayet altında olan meclis olur. Çünkü Kürt sorununu çözemiyorsa, Kürt sorununun çözümü için adım atmıyorsa demek ki birilerinin etkisiyle adımları atmıyor. Bu yönüyle tabii ki biz de, halkımız da, toplum da Meclis’in devreye girmesini istiyoruz. İşte silahsızlanmadan söz ediliyor. İşte herkesin demokratik siyaset yapmasından bahsediyorlar. Peki demokratik siyaset nasıl yapılacak? Şu anda Türkiye Anayasası’na göre, Türkiye’deki mevcut yasalara göre Türkiye’de demokratik siyaset yapılabilir mi? Kesinlikle yapılamaz. O zaman Türkiye’de demokratik siyaset yapılmasının yasalarının gerçekleşmesi gerekiyor. Sadece işte bizler gideceğiz, ceza vermeyecekler, bu sorunu çözmez. Gidip evde mi oturacağız? Ya da bütün bu insanlar, gerillalar, bu mücadeleyi yürütenler evde mi oturacak? Ya da Avrupa’ya gidenler dönecek, evde mi oturacak?

KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜ TÜRKİYE HALKININ DA ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLIYOR

Demokratik siyasetin yapılması gerekiyor. O zaman bunun yasalarının çıkması gerekiyor. Bu konuda anayasal değişiklikler gerekiyor, yasal değişiklikler gerekiyor. Çünkü mevcut anayasa ve yasalara göre özgür, demokratik siyaset yapılamaz. Niye yapılamaz? Görüyoruz işte, binlerce siyasetçi yurt dışında, binlerce siyasetçi cezaevinde, hâlâ da siyasetçiler tehdit altında. Numan Kurtulmuş ne dedi? Dedi ki bu süreç başarıya ulaşmazsa siyaset altında kalır. Şunu demek istedi, bir yönüyle herhalde DEM Parti’yi tehdit etti ama evet bu süreç demokratikleşme doğrultusunda yürümezse ne olur? Tekrar mahkemeler, hapishaneler, cezaevleri dolar taşar. Demek ki bu sürecin başarıya ulaşması gerekiyor. Numan Kurtulmuş’tan onu anlıyoruz. Nasıl başarıya ulaşacak? Başarıya ulaşmasının yolu da gerçekten demokratik siyasal mücadelenin verileceği, örgütlenme özgürlüğünün, düşünce özgürlüğünün, her türlü örgütlenmenin özgürce yapılacağı, her düşünceye özgürlük olacak.  Sen kabul edersin, etmeyebilirsin.

Sen doğru bulursun, yanlış bulursun. Bir düşünce kendini örgütleyebilir, demokratik yollarla mücadele edebilir. Ama şu anda Türkiye’de bu yok. Bu bakımdan Meclis’in buna girmesi gerekiyor. Bunu sadece Kürtler için değil, Türkiye halkı için yapması gerekiyor. Kürt sorununun çözümsüzlüğü, Türkiye halkının da özgürlüğünü kısıtlıyor. Türkiye’nin demokratikleşmesi engelleniyor ya, çünkü Kürtler yararlanır diye demokratikleşme adımları atılmıyor ya, bundan Türkiye halkı da zarar görüyor. Bu açıdan biz irade ortaya koyduk, örgütü feshettik, silahsızlanmayı kabul ediyoruz, silahlı mücadeleye son verdik ama bunun yasalarının çıkması gerekiyor. Besê arkadaşlar silah yaktılar, içeriden gerillalar geri döndü şimdi bu yönüyle Meclis’in yasa çıkarması gerekiyor. Önderliğin durumunu netleştirmesi gerekiyor. Önder Apo’nun süreci yürüteceği bir statüye kavuşması gerekiyor. Şu anda görüşülüyor, devlet görüşüyor fiili olarak, muhatap alıyor. Resmi muhatap olması gerekiyor artık. Resmi görüşmelerinin olması gerekiyor.

Önder Apo’nun konumu netleşmesi gerekiyor. Artık böyle yasak, gizli, örtülü değil, açık olması gerekiyor. Artık bunun zamanı gelmiştir. Bilmem bir parti, marjinal bazı çevreler ne diyecekmiş? Diyebilirler ya. Her yerde bu tür şeylere karşı çıkanlar olur. Yüzde yüz herkes katılmaz. Dünyanın her yerinde böyle. Bu açıdan Önder Apo’nun özgürlüğü önemli, özgür çalışması önemli, muhatap olarak statüsünün belli olması lazım. Buna Meclis’in siyaset alanında karar vermesi gerekiyor. Muhatapsa bu muhataptır. Bununla konuşuluyor. Buna özgürlük alanı tanıyacak ki sorunun çözülmesi için. Hem Önderlik şunu yapsın, bunu yapsın diyorlar, hem de dar yerde tutuyorlar. Öyle olmaz. Önderlik orada ancak o kadar yapabilir. Fazlasını yapamaz. Biz de fazlasını yapamayız. Önderlik özgür olursa herkes sürecin başarılı olacağına inanır, ona göre ikna olur. Önder Apo’nun konumu böyle oldukça tereddüt var, ikna olmaz, olmuyorlar. Bu yönüyle Meclis kesinlikle Önder Apo’nun durumunu netleştirmesi gerekiyor. Bu konuda tabii ki başta hükümetin rol alması gerekiyor. Ana muhalefet partisinin rol alması gerekiyor. Artık bu süreç böyle yürümez. Herkesin sorumluluk üstlenmesi gerekiyor. Bunu belirtebilirim.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan bu sürecin çok fazla uzatılmasının tehlikeleri daha da büyüteceğine çokça dikkat çekmişti ve bugün 27 Şubat çağrısı sonrası yaşananlara baktığımızda bu oldukça fazlasıyla kanıtlanmış durumda. Gerçekten Türk devleti bu durumun farkında mı yoksa ucuz hesaplar içinde mi?

Diğer soruda da belirttim. Bu ciddi bir konudur. Ciddiyetle yaklaşılması gerekiyor. Böyle bir sürece taktik, oyalama, aldatma, kandırma ya da alevere dalavere, Kürt Mehmet nöbete derler ya, böyle yaklaşılamaz. Ciddi olması lazım. Bir devletse, bir iktidarsa, sorun da büyükse böyle yaklaşılması gerekiyor. Öyle oyalama, aldatma, kandırmayla bu iş olmaz. Zaman kazanmayla bu iş olmaz. Bu bakımdan gerçekten ciddi yaklaşılması gerekiyor. Açık, iradelerini ortaya koyması gerekiyor. Zaten kendileri de söylüyor. Diyor işte bu süreç önemlidir, bak Ortadoğu’da kazan kaynıyor. Böyle bir ortamda işte iç cepheyi güçlendirmek önemli. İç cepheyi güçlendirmenin yolu Kürtlerle barışmaktan geçer. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nden geçer. Kürtlerle kavga ederek iç barış sağlayamaz. Kendisini tüketir.

Onun için Önder Apo hep tarihte Kürtlerle ittifak yapıldığında Türklerin de kazandığını, Kürtlerle kavgalı olunduğunda da kaybedildiğini ortaya koymuştur. Bu açıdan gerçekten Türk devleti ciddi yaklaşmalı. Herkesin beklentisi budur. Ama zamana yayılırsa gerçekten sabote edenler olur. Zamana yayılmamalı. Ama şöyle yapılıyorsa, biz zamana yayalım bakalım durum ne olacak, koşullar uygun olursa biz yine tekmeyi vururuz. Öyle düşünülüyorsa bu gaflettir. Bu politika değildir. Biz çözümden yanayız tabii, her türlü makul yaklaşım içindeyiz. Ama böyle şeylere de gelemeyiz. Biz 53 yıllık bir hareketiz. 1 yıllık, 2 yıllık değiliz, büyük tecrübeye sahibiz. Büyük bir tarih var arkamızda. Sorumluluğumuz var. Bizler 53 yıldır bu işin içindeyiz. 50 yıldan fazla da bu işin içindeyiz. Biz sıradan yaklaşabilir miyiz? Bu bakımdan Türk devletinin de bu gerçeği görerek doğru yaklaşması gerekiyor.

Ne kadar bu işin ciddiyetinde vallahi zaman zaman diyorsun ya, böyle ciddiyetsizlik. Ne bölgedeki gelişmelerin farkında, ne geleceğin farkında. Yine bazıları ‘Vatan, millet, Sakarya’ yine şöyle ezeriz, böyle ezeriz. Kürdü şöyle yok ederiz gibi düşünceler içinde. Bununla hiçbir yere varılamaz. Mücadelede her zaman kayıplar olabilir, zorluklar olabilir. Ama mücadele sürer ve sürdürülür. O zaman niye bu süreç böyle akamete uğrasın? Niye zamana yayılsın? Niye çözülmesin? Niye çözümsüz bırakılsın? Akıl, mantık Önder Apo’nun ortaya koyduğu bu makul yaklaşıma cevap verip sorunu çözmektir. Yoksa sorun, işte Kürtler kaybeder sorunu değil. Kürtler zaten mücadele ediyor. Marx demiş ya, işçilerin zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi yok. Evet, Kürtlerin de zulüm ve baskıyı kaybetmekten başka bir şeyleri yok ya. Bu bakımdan Türk devletinin bu sürece doğru yaklaşması gerekiyor.

Bölgemizde yaşananlar içerisinde Kürt halkının kendi pozisyonu da önemli. Bu anlamda Başûr Kürdistan’da 200’e aşkın şahsiyet yayınladığı Ulusal Mutabakat Çağrısı’nı ve KCK Yürütme Komitesi’nin buna cevap açıklaması kamuoyuyla paylaşıldı. Kürtler için birlik önemli ama nasıl bir birlik?

Şimdi Kürtler için birlik önemli. Bu her zaman herkes tarafından söyleniyor. 1. Dünya Savaşı’ndaki durum ortada. Zaten o zaman birlik yok. Böyle çok parçalanmış aşiretsel yaklaşımlar var. Bir Kürdistan’ın bütününü temsil eden bir irade ortaya çıkmamış. Onun getirdiği olumsuz sonuçlar var. Şimdi kimse bu duruma düşmek istemiyor. Bu bakımdan Kürt birliğinin gerçekleşmesi çok önemli. Aslında şu gerçekleşmiş durumda. Halk toplumsal düzeyde aslında birliğini gerçekleştirmiş durumdadır. Kürt halkı bu yönüyle birliğini ortaya koydu. İşte Rojava’ya sahiplenmede ortaya koydu. İşte Newroz’da ortaya koydu, koyuyor. Bu konuda demokratik birlik olması gerekiyor. Ama tabii siyasal alanda da bunun gerçekleşmesi gerekiyor. Siyasal alanda da demokratik zihniyetin gelişmesi gerekiyor. Gerçekleşmesi gerekiyor. Demokratik siyasal alanda illa da ben hakim olacağım yaklaşımı var. Demokratik zihniyet yok.

Örneğin Başûr’da biri diyor illa ben hakim olacağım. Ya niye sen hakim olacaksın? Demokratik bir Başûrê Kürdistan olabilir. Her yerelin kendi özgünlükleri olabilir. O merkezi devlet anlayışı, o hep 19.-20. yüzyıl anlayışı. Günümüzde demokratik anlayışla birliği sağlamak lazım. Siyasal ilişkileri kurmak lazım. Halkın birliğini sağlamak lazım. Biz bile mesela diyelim Kürdistan’ın özgürleşmesinde, diyelim işte Botan’ın kendi yerelliği olur. Yerel demokrasi olabilir. Yerel özellikler olabilir. İşte Dersim’in yerel demokrasi özellikleri olabilir. Kürdistan’ın bütünlüğü içinde. Türkiye’nin bütünlüğü içinde olabilir. Kürtlerle ilişki içinde. Kürtler zaten bir bütünlüğü ifade ediyor. Böyle şu anda sınırlar var. Ama yine Kürtler bir bütündür. Sınırlar Kürtlerin ortak bir bütünlüğü için bir engel mi? Değil. Bu yönüyle demokratik yaklaşım, demokratik kültür, demokratik birlik derken hem Kürt halkının demokratik birliği hem de tabii ki şu güçlerin de demokratik yaklaşması gerekiyor.

Demokratik yaklaşımla, demokratik anlayışla olması gerekiyor. Hele bu 3. Dünya Savaşı’nda her yerde, yönetimde ortaklıklar olabilir ama böyle birinin işte ben hakim olacağım, herkes benim denetime girecek, Bakûr da benim denetime girecek, Rojava da benim denetime girecek, Rojhilat da denetimime girecek, böyle bir şey yok. Biz her yerde demokratik temelde halkın iradesiyle herkes diyelim yönetimlere ortak olabilir. Yönetimlere katılabilir. Bu bakımdan demokratik bir Kürt birliği önemli. Önder Apo bunu ısrarla olmasını istiyor. İşte bu çağrı oldu. Biz bu çağrıyı destekliyoruz. Bu çağrıyı doğru buluyoruz. Bütün Kürt aydınları, sanatçıları, herkesin bu demokratik birlik sağlama sürecinde rollerini oynayabilir. Biz önemli görüyoruz. Ortadoğu’nun yeniden dizayn edildiği, Ortadoğu dengelerinin yeni statükosunun belirlendiği ortamda Kürtler de birlik olursa bu onları güçlü tutar ve konumlarını güçlendirir. Bu illa da bütün parçalar birleşecek, bir devlet olacak anlamında değil. Ama bu birlik her parçada Kürtlerin konumunu güçlendirir. Kürtleri özgürlük ve demokratik yaşama daha fazla yakınlaştırır. Bizim demokratik birlikten anladığımız budur.

ABD-İsrail ve İran arasındaki savaş tüm yoğunluğuyla devam ediyor. Bu savaşta gelinen aşamayı siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şimdi savaşta gelinen aşama gerçekten korkunç bir şey. Evet nükleer silah kullanılmıyor ama teknik o kadar gelişmiş ki nükleer silah kullanılmıyor ama kullanılan savaş araçları gerçekten yıkıcı, yerle bir edici. Bu en fazla ABD-İsrail’in elinde ama İran da bunu kullanıyor. Çünkü bilim gelişmiş, teknik gelişmiş. Teknik herkesin elinde, mühendislik herkesin elinde, fizik, bilim herkesin elinde. Herkes geliştirdi bunu. Şimdi bu kadar yıkıcı bir şey var. Savaşın geldiği düzey aslında şunu gösteriyor. Böyle olmaz. Ortadoğu böyle olmamalı. Sorunlara yaklaşım böyle olmamalı. Bu yönüyle hem uluslararası güçlerin bölgeye yaklaşımı yanlış, hem bölge güçlerinin kendini tanımlamaları yanlış. Sorunları çözme anlayışları yanlış. Ne ABD-İsrail’inki doğru ne İran’ınki doğru. Bu doğru bir yaklaşım değil. Şu da doğru değil.

Evet ABD-İsrail eleştirilebilir. Ortadoğu’yu kendine göre dizayn ediyor. Peki bir devlet şunu diyebilir mi? Ben bilmem, ulusal egemenliğim var, kendi ülkem içinde her şeyi yaparım. Böyle olabilir mi? Bu da kabul edilecek değil. İşte bu zaten Ortadoğu sorunlarını çözümsüz bırakıyor. O ulusal egemenlik değil. Ulusal egemenlik nasıl olur? Bir toplumun demokratik iradesinin, özgürlük iradesinin yaşatılması olur. Bu yönüyle gerçekten savaşın geldiği durum ağırdır. Bölgeye de yayılıyor. İşte petrole yansıyor, dünyaya yansıyor. Bu savaş aslında bayağı düşündürücü. Hegemonik savaşlarının nasıl olduğunu, nasıl çözümsüzlük yarattığını, ulus devlet anlayışlarında böyle devletlerin de, bölgesel devletlerin de kendi politik yaklaşımlarının doğru olmadığını ortaya koyuyor. Ortadoğu’nun bu hale gelmesi gerçekten bizlerin sorunu. Ortadoğuluların sorunu. Niye bu hale geldi Ortadoğu? Niye müdahalelere açık hale geldi? Niye müdahalelere gerekçe oluyor? Bunu tabii ki Ortadoğu halklarının da sorgulaması gerekir.

Bu savaş sürerken gerçek özgürlük ve demokrasi ortamını yaratacak güçlerin pozisyonunu nasıl görüyorsunuz? Yine uluslararası ve bölgesel güçler arasındaki çıkar savaşlarının gerçek mağduru olan halkları nasıl bir yol izlemeli?

Bir savaş var, müdahale var. Ortadoğu böyle dizayn edilmek isteniyor. ABD böyle konumunu güçlendirmek istiyor. İsrail öyle yapmak istiyor. İran kendi konumunu şöyle güçlendirmek istiyor, şöyle etkili kılmak istiyor. Savaş sürüyor ya. Buna çözüm kesinlikle Önder Apo’nun ortaya koyduğu demokratik ulus anlayışına dayalı demokratik ve siyasi çözümdür. Halkların kardeşliğine dayalı çözümdür. Önderlik bu alternatifi ortaya koydu. Savaşla çözme, savaşla Ortadoğu’yu dizayn etme projesine karşı Önder Apo da Ortadoğu kendini böyle dizayn etmeli. İşte Türkiye ile yapılan Barış ve Demokratik Toplum Projesi. Bunu bütün ülkeler kendi toplulukları için yapabilir. O savaşa karşı bu politikayla durulabilir.

Bu politikayla o projenin önüne geçilebilir. Üçüncü yol, işte uluslararası egemen güçlerin de yolunu tıkamak. Bölge devletlerinin o politikalarının da çözümsüz olduğunu ortaya koymak. Ve Önder Apo’nun ortaya koyduğu üçüncü yol. Halkların kendi sorunlarını işte demokratikleşme yoluyla çözme sorunudur. Halkların iradesini tanıma sorunudur. Bir halk diğer halkın iradesini kırmamalı. Ortadoğu halkları birbirlerinin iradesini kırmadan ortak yaşamı yaratmalıdırlar. Newroz günlerinde bu mesajı bir daha belirtmek istiyoruz. Halklar kendi çözümünün ne olacağını ortaya koymalıdır. Kendi özgür ve demokratik iradesini ortaya koymalıdır. Kabul etmemeli, ne egemenlerin uluslararası politikasını kabul etmeli ne bölge devletlerinin politikasını kabul etmeli. Kendi demokratik iradesini ortaya koymalı. Ancak bu demokratik anlayış gelişirse, ortaya konulursa Ortadoğu’da sorunlar çözülebilir. Bu yönüyle Önder Apo’nun ortaya koydukları, Newroz’da da ortaya koydukları aslında Ortadoğu’da bölgedeki sorunların çözümünün projesi oluyor.

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

Paylaş207Paylaş129
Önceki yazı

2026 Newroz’u Bir Devrim Şöleninde Geçti-Geçiyor

Sonraki Haber

Savaş Derinleşiyor, Kürtler Yolunu Kuruyor

Son HABERLER

Röportajlar

Kalkan: İmralı İle İletişim Düzenli Olmazsa Süreç Sağlıklı Yürüyemez

Yayınlayan Lêkolîn
27 May 2026
0
1.5k

Abdullah Öcalan Sosyal Bilim Akademisi...

Daha fazla okuDetails

Helin Ümit: Tek Yönlü Dayatmalarla Bu Süreç Yürümez

20 May 2026
1.5k

Karayılan: Şehitlerin İzinde Özgürlük Ve Demokrasi Yürüyüşü Mutlaka Başarıya Ulaşacak

17 May 2026
1.5k

Karayılan: Dilini Koruyamayan Bir Ulus, Varlığını Da Koruyamaz

15 May 2026
1.5k

Öne Çıkan Yazılar

  • ShamCash Uygulaması — Telefonunuzda Gerçekte Ne Yapıyor?- ÖZEL HABER

    557 Paylaşım
    Paylaş 223 Paylaş 139
  • Devşirme Kişiliği ve Kimlik Yabancılaşması

    539 Paylaşım
    Paylaş 216 Paylaş 135
  • Sanatçı Mem Ararat Ne Yapmak İstiyor?

    730 Paylaşım
    Paylaş 292 Paylaş 183
  • BAE’nin Suriye Hamlesi Ve Türkiye’nin Rahatsızlığı- ÖZEL DOSYA

    541 Paylaşım
    Paylaş 216 Paylaş 135
  • MİT ve Parastin’ın Kirli Planını Deşifre Ediyoruz!- ÖZEL HABER

    919 Paylaşım
    Paylaş 368 Paylaş 230

ShamCash Uygulaması — Telefonunuzda Gerçekte Ne Yapıyor?- ÖZEL HABER

Rojhilat İttifakı: Uluslararası Toplum, İran’ın İdam Suçlarına Karşı Tutum Almalıdır

HPG: Önderliğimizin Özgürlüğünü Sağlama Hedefinden Sapmayacağız

Devşirme Kişiliği ve Kimlik Yabancılaşması

BAE’nin Suriye Hamlesi Ve Türkiye’nin Rahatsızlığı- ÖZEL DOSYA

Rusya-Türkiye-Çin İş birliği: İran’a Drone ve Hizbullah’a Silah Desteği- HABER ANALİZ

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi | Lekolin

© 2025 Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

KÜRDİSTAN ARAŞTIRMALAR MERKEZİ

  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Yorum İlkesi

Takip Et

Tekrar hoşgeldiniz!

Hesaba giriş

Şifrenizimi unuttunuz?

Tüm alanlar zorunludur

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Oturum aç