Son haftalarda MİT’in Suriye sahil bölgelerinde, özellikle Lazkiye vilayetinde dikkat çekici bir faaliyet artışı gösterdiğini belirtmekte fayda var. Bu, Türk devletinin Suriye sahasında en hassas ve stratejik cephelerden birinde uzun vadeli nüfuzunu garanti altına alacak daha geniş bir plan çerçevesinde, güvenlik ve demografik yapıyı yeniden çizmeyi hedefliyor.
ŞAM’DAN LAZKİYE’YE İSTİHBARAT HAREKETLİLİĞİ
Güvenilir kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre sahadaki ilk hareketlilik, 25 Ekim 2025’te Şam’da saha operasyonlarını denetleyen istihbarat yetkililerinden Yasin Tekin’in, MİT’in doğrudan talimatıyla Lazkiye’deki Rotana Otel’e nakledilmesiyle başladı. Tekin, Ankara’ya bağlı silahlı grupların sahil bölgesine gizlice sokulmasında görevlendirildi.
Bu gelişme, Türk istihbarat subayı Nuh Yılmaz’ın Şam’daki Türkiye Büyükelçiliği’ni yönetmekle görevlendirilmesiyle eşzamanlı oldu. Bu, Türk devletinin sahadaki istihbarat yapısını modernize etme ve demografiye değiştirme eksenli Lazkiye’den Lübnan sınırına uzanan sahil hatlarını sıkı kontrol altına alma planının bir boyutunu oluşturmaktadır.
Aynı gün (25 Ekim), Yasin Tekin’in Lazkiye’deki Siyasi Güvenlik Şubesi’nde gençlerin kimliklerini toplama operasyonuna başladığı öğrenildi. Bu adım, eski “Esad rejimi kalıntıları”na yönelik tutuklama kampanyasının kılıfı olarak kullanıldı ve MİT’e sadık olmayan grupların bölgeden temizlenmesini amaçlıyordu.
GÜVENLİK UNSURLARININ TÜRKMEN UNSURLARLA DEĞİŞTİRİLMESİ
Tekin’in gelişinden yaklaşık bir hafta önce, 22 Ekim’de Kesab ve Ain el-Bayda bölgelerinde Şam iktidarına bağlı genel güvenlik güçleri, Arapça konuşan ve Suriye genel güvenlik üniforması giyen Türk ve Türkmen çetelerle kapsamlı bir değişime uğradı.
Edindiğimiz bilgilere göre bu çete gruplarının aileleriyle birlikte bölgeye yerleştiğini ve Lazkiye ile dağ arasında, özellikle Mezraa Köprüsü’nde kontrol noktaları kurduğu öğrenildi. Bu, hayati yolların ve güzergahların fiilen doğrudan Türk devletinin kontrolü altına girmesine neden oldu.
Sistemiz Lekolin.org’ta 12 Kasım tarihli yayınlanan haber analizde MİT’in sahil bölgesine yönelik faaliyetleri şu şekilde değerlendirilmişti: Suriye sahili (Lazkiye-Tartus) ise Rusya’nın Akdeniz’deki tek sıcak su limanlarına ve askeri üslerine ev sahipliği yapması nedeniyle Moskova’nın “kırmızı çizgisidir”. İran için de Lübnan’a uzanan “Şii Hilali” koridorunun Akdeniz’e açılan kapısıdır. Türk devletinin Halep üzerinden sahile yönelik dolaylı hamleleri, bu bölgedeki Rus-İran ittifakını zayıflatmayı ve kendi Akdeniz stratejisi için alan açmayı hedeflemektedir. Bu nedenle MİT’in Halep’teki faaliyetleri, aslında tüm Suriye’nin geleceğini şekillendirecek büyük bir jeopolitik satrancın parçasıdır.
MEZHEPSEL GERİLİM KÖRÜKLENMEK İSTENİYOR
Aynı bağlamda, Halep’te Türk istihbarat yetkilileri ile SMO çete liderleri arasında bir toplantı düzenlendiği bilgisine ulaşıldı. Toplantıya katılanlar arasında Lazkiye’nin Selmi kırsalındaki Türkmen grupların temsilcileri de yer aldı.
Güvenilir kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre MİT’in sahadaki yetkilileri, bu gruplara sahil, Misaf ve Humus bölgelerinde mezhepsel çatışmalar çıkarmak için doğrudan talimatlar verdi. Bilindiği üzere geçtiğimiz aylarda kadın ve çocukları hedef alan kaçırmalar ile patlayıcı yüklü araç saldırıları yaşandı, yaşanıyor; bunlar arasında Baniyas polis merkezi yakınında İçişleri Bakanlığı’na ait bir aracı hedef alan patlama da yer alıyor. Bu tırmanışın amacı, bölgedeki gruplar arasındaki güveni sarsmak, bölge halkını göç ettirmek. Böylece MİT’in bölgedeki nüfus yapısını değiştirebilmesi için uygun zemin yaratılmış olacak.
SAHİL DOSYASI İÇİN YENİ ATAMA
Edindiğimiz bilgilere göre MİT daha sonra Ömer Önel adlı elemanına tüm Suriye sahil dosyasını yönetme görevini verdi. Önel’in şu anda, Lazkiye’deki Odyssia Otel’de kaldığı ve sahil ile Şam arasında mekik dokurken, Four Seasons Otel’de kurulan ofiste MİT ile görüşüp raporlarını sunduğu bilgisine ulaşıldı. Bu ofisin Türkiye’deki istihbarat operasyonlarının ana koordinasyon merkezi olduğunu daha önce sitemiz teşhir etmişti.
Ayrıca 4 Kasım’da Önel’in, Lazkiye’de Fadi Sakr ile bir toplantı yaptığı öğrenildi. Bu görüşmenin hemen ardından Ceble kırsalındaki Metvor ve Karfis köylerinde eski subay ve sivilleri hedef alan tutuklama dalgası izledi. Sahil ormanlarında cinayet, kaçırma ve yangın vakaları arttı; bu yangınların Önel’in doğrudan talimatıyla çıkarıldığı net anlaşılıyor. Amaç toplu panik yaratıp nüfusu kuzey ve batıya göç etmeye zorlayarak (parantez içinde belirtmek gerekirse göç ettirilen bölgelerin çoğunluğu Türk devletine bağlı çetelerin denetimindeki bölgeler) Türk devletinin insani dosyayı siyasi baskı kartı olarak kullanmasını kolaylaştırıyor.
ÖNEL’İN GÖRÜŞTÜĞÜ FADİ SAKR KİMDİR?

Fadi Sakr olarak bilinen adam, Lazkiye kırsalındaki Ceble şehrinden. Eski Suriye rejim güçlerinin yardımcı milis gücü olan “Ulusal Savunma Kuvvetleri” milislerinin eski bir askeri komutanı. Suriyeli devrim aktivistleri, milislerinin silahsız sivillere karşı bir dizi katliam yapmasıyla tanındığı için ona “Suriye Kasabı” lakabını takmışlardı; en önemlisi 2013’teki Tadamon katliamıydı.
Sakr, 2012 yılında Suriye’nin başkenti Şam’da İran destekli “Milli Savunma” milislerine bağlı gruplardan birinin lideri olarak ortaya çıktı ve o dönem Suriye ordusu mensupları arasında “Saqr al-Difa’ al-Natani” (Milli Savunmanın Şahini) lakabıyla anılıyordu.
Sakr, başkentin güneyinde muhaliflerin elindeki mahallelere kuşatma uygulanmasında kilit rol oynadı ve güçleri, sivillere karşı katliam yapmak, toplu infazlar yapmak, evlerin yaygın şekilde tahrip edilmesi ve malların yağmalanması gibi suçlardan sorumluydu.
ABD, Sakr’ı 2012 yılında ağır insan hakları ihlallerine karışması nedeniyle yaptırım listesine aldı ancak Sakr, devrik rejimin koruması altında faaliyetlerine devam etti.
NÜFUS VE İSTİHBARAT HARİTASINI YENİDEN ÇİZME
Tüm bu faaliyetler; Türk devletinin Suriye’deki varlığını sadece kendisine bağlı çete grupları aracılığıyla değil, sahilin hassas bölgelerinde kontrolü sıkılaştırmayı ve yerel Türkmen vekiller aracılığıyla kalıcı bir ayak izi oluşturmayı hedeflemektedir.
Türk devletinin, özellikle Moskova’nın eski rejim subaylarıyla iletişim kurarak bölgede nüfuzunu sürdürecek güvenlik yapısı düzenlediği raporları ışığında, Rusya’nın sahildeki rolünün büyümesinden korkmaktadır. Bu nedenle Ankara, Rusya veya uluslararası güçlerin yeniden konumlanması öncesi yeniden çizdiği istihbarat ve nufüs haritasıyla bölgede kalıcı olmaya çalışmaktadır. Öte yandan, MİT İsrail’de yapılan son “Azınlıklar Konferansı” sonrası bağımsız siyasi güce dönüşebilecek yerel Alevi blok oluşumunu engellemeye çalışıyor.
Türk devletinin en büyük kaygılarından biri de Kuzeydoğudaki “Suriye Demokratik Güçleri” veya Süveyda’daki “Dürziler” modeli gibi doğrudan nüfuzundan bağımsız bir varlığın sahil bölgelerinde de oluşumudur.
Sahadaki veriler ve güvenilir kaynaklardan elimize geçen bilgiler ışığında Suriye sahilinde yaşananların rutin istihbarat hareketleri olmadığı, bölgedeki nüfusu değiştirmeye yönelik organize bir operasyon olduğu anlaşılmaktadır. Şam otoritesinin güvenlik unsurlarının Türkmenlerle değiştirilmesi, tutuklama ve kaçırmaların yoğunlaşması, mezhepsel atmosferin gerilmesi; tümü Ankara’nın güvenlik çıkarlarına hizmet eden demografik yapıyı değiştirme jeopolitik projesinin araçları.
Genel fotoğrafa baktığımızda da, Ankara ve Şam ile Moskova arasında gizli istihbarat mücadelesi görülüyor. Her taraf saha araçlarıyla meşruiyet ve kontrolünü pekiştirmeyi hedeflerken; bölge halı bu kaosun bedelini ödüyor. MİT’in Halep üzerinden sahil bölgelerine doğru artan faaliyetleri, önümüzdeki aylarda bölgenin güvenlik kaosuna ve demografik değişime tanık olacağını gösteriyor. Bu durum, Suriye’deki güç dengesine doğrudan yansıyacak ve belki Suriye-Rusya-Türkiye’nin sahadaki ilişkilerinin geleceğini etkileyecek.
Militan RÊHAT





