2025 Ekim ayı itibariyle İdlib’de yaşanan gelişmeler, bölgedeki radikal gruplar, geçici Colani hükümeti ve yabancı savaşçılar arasında iç çelişkilerin derinleştiğini gösteriyor. El-Tahrir El-İslami Partisi’nin göz altıları, Türkistanlı liderlerin tutuklanması ve Harim’de Fransız asıllı gruplarla yaşanan çatışmalar, olası bir silahlı iç hesaplaşmanın habercisi. Colani liderliğindeki geçici hükümetin meşruiyetini sorgulayan ve bölgedeki radikal gruplar arasında yeni ittifakların oluşmasına zemin hazırlayan bir tablo ortaya koyuyor.
EL-TAHRİR’İN SEÇİM KARŞITI ÇIKIŞI VE GÖZALTILAR
El-Tahrir El-İslami Partisi, 10 Ekim’de Sarmeda şehrinde broşür dağıtarak geçici hükümetin seçimlerini eleştirdi. Broşürlerde hükümetin liberal bir yapı olduğu, ancak İslami kıyafetlerle halkı kandırdığı iddia edildi. Parti, halkı seçimlere katılmamaya çağırdı. Bu çağrı, geçici hükümetin laikleşme eğilimlerine karşı bir tepki niteliğindeydi. Parti, seçimlerin Allah’ın kanunlarına uygun olmadığını savunarak, halkı dini kimliğini korumasına davet etti. Bu propaganda faaliyetinin ardından, Ebu Anas İdlib dahil bazı liderler Şam hükümetine bağlı Yerel Güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındı. Bu gözaltılar, El-Tahrir tarafından geçici hükümetin İslam karşıtı politikalarının bir göstergesi olarak yorumlandı. Parti, Şam’da halifelik fikrini savunan kişilerin tutuklanmasını da kınayarak Colani hükümetinin Batı destekli bir yönelim içinde olduğunu belirtti. El-Tahrir partisi ile Uygur ve Şişanlı yabancı çetelerin liderleri kendi aralarında birlik oluşturmak ve İslami faaliyetler yürütmek için birçok toplantı yaptı, ayrıca halifelikle ilgili de birçok seminer düzenlendi.
TÜRKİSTANLI SAVAŞÇILARIN SEFERBERLİĞİ VE ELDANA’DAKİ PROTESTOLAR
Bu gelişmelerin hemen ardından Türkistan kökenli askeri liderlerin tutuklanmasıyla bölgede bir seferberlik durumu oluştu. Eldana kasabasında cihatçıların aileleri protesto gösterileri düzenledi, bazı Türkistanlı savaşçılar bölgede konuşlandı. Türkistan grupları, mahkumlar serbest bırakılmazsa hapishanelere saldıracaklarını da duyurdu. Şam hükümeti, bu tehditlerin ciddiyetini fark ederek, DAIŞ ve Huras el-Din mensuplarını hapishanelerden çıkarmayı değerlendirmeye başladı.
HTŞ’NİN YABANCI GRUPLARA YÖNELİK BASKISI
HTŞ’nin yabancı radikal gruplara yönelik baskıları da dikkat çekici bir boyut kazandı. HTŞ’nin Abu Ducane’yi tutuklaması, sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Yabancı savaşçılar, HTŞ’nin kendilerini tasfiye etmeye çalıştığını ve Suriye’deki rollerini sonlandırmak istediğini fark etmeye başladı. Bu farkındalık, HTŞ’ye karşı birleşik bir cephe oluşması ve Colani hükümetine karşı devrim olasılığının gündeme gelmesine neden oldu. Harim ve çevresinde yaşanan çatışmaların, HTŞ’nin yabancı grupları sistematik biçimde dışlamaya başladığını gösterdiği görülüyor.
HARİM’DE FRANSIZ SAVAŞÇILARLA SİLAHLI ÇATIŞMA
Bu gerilim İdlib’in Harim kasabasında somut bir çatışmaya dönüştü. Fransız asıllı radikal gruplarla HTŞ güvenlik güçleri arasında yaşanan silahlı çatışma, yabancı grupların HTŞ’ye olan güvenini daha da sarstı. Bu çatışma, HTŞ’nin yabancı savaşçılar üzerindeki kontrolünü artırma çabalarının bir sonucudur. Aynı zamanda Colani hükümetinin Avrupa ve ABD ile yürüttüğü müzakereler, radikal gruplar arasında rahatsızlık yaratıyor ve bu grupların Şam hükümetiyle ilişkilerini yeniden değerlendirmelerine neden oluyor. Özellikle HTŞ’nin cihatçı kimliğini terk ederek uluslararası meşruiyet arayışına girdiği yönünde yorumlandı.
COLANİ’NİN BATI İLE TEMASLARI VE SAHADAKİ TEPKİLER
Colani hükümetinin uluslararası meşruiyet arayışı, sahadaki radikal gruplar tarafından ihanet olarak görülüyor. Ayrıca lekolin.org tarafından yayımlanan bir başka analizde, MİT’in HTŞ ve DAIŞ üzerinden yürüttüğü stratejik planların, sahadaki dengeleri değiştirme potansiyeli taşıdığı belirtildi. Bu planların, HTŞ’nin hem yabancı savaşçılardan kurtulma hem de Türkiye üzerinden yeni bir güvenlik mimarisi kurma hedefiyle bağlantılı olduğu anlaşılmaktadır.
HTŞ’YE KARŞI BİRLEŞİK CEPHE OLUŞMASI
Genel olarak bakıldığında, İdlib’deki bu gelişmeler yalnızca askeri değil, aynı zamanda ideolojik ve sosyopolitik bir kırılmayı temsil ediyor. El-Tahrir’in seçim karşıtı tutumu, Türkistanlıların tehditleri, HTŞ’nin tasfiye politikaları ve Harim’deki çatışmalar, Colani hükümetinin meşruiyetini sorgulatan bir tablo ortaya koyuyor. Bu çatışmaların devam etmesi halinde, bölgede yeni ittifaklar kurulabilir, HTŞ’ye karşı birleşik bir cephe oluşabilir ve İdlib daha geniş çaplı bir silahlı iç savaşa sürüklenebilir. Aynı zamanda bu süreç, dış aktörlerin bölgeye müdahale biçimlerini de etkileyebilir. Batı ile yürütülen müzakereler, yerel gruplar tarafından ihanet olarak algılanırken, Şam hükümeti ile olası uzlaşılar, radikal grupların stratejik pozisyonlarını yeniden şekillendirmelerine neden olabilir.
Botan AMED




