Türk devleti, Suriye’deki siyasi ve askeri dinamikleri etkilemek amacıyla kapsamlı bir strateji izlemektedir. Türk devletinin Suriye’de askeri ve siyasi olarak geniş kapsamlı yürüttüğü bu strateji, eski Suriye rejiminden ayrılan subay ve askerlerin Türkiye’deki askeri üslerde eğitilmesi, Suriye Muhalefet Koalisyonu ile koordinasyon, Şam kırsalında karışıklık çıkarma planları ve Suriye Demokratik Güçleri (QSD) ile ittifakı bozma girişimleri gibi çok katmanlı unsurlardan oluşmaktadır. Ayrıca, tüm çabalarına rağmen bir türlü meşruyet kazandıramadığı Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) liderliğindeki mevcut hükümetine paralel olarak Türk devletine bağlı bir teknokrat hükümet ve askeri güç kurma hedefi, bu stratejinin temel taşlarından biridir. Özel Dosyamızda bu planın detaylarını, aktörlerini ve hedeflerini ele alacağız.
ESKİ REJİM SUBAYLARINA TÜRK ÜSLERİNDE EĞİTİM
Türk devletinin tüm kirli suçlarını ve katliam pratiklerini yaptırdığı SADAT’ın Hawar Kilis’te Suriye rejiminden kaçan-ayrılan 400 subayı eğittiğini sitemiz lekolin.org 1 Ağustos 2023 tarihli özel haberinde dikkat çekmişti. Özel savaş araçlarıyla QSD’yi eski rejim askerlerini kendi kontrolündeki bölgelere geçirdiği yalanını yayarken; arka perdeden daha önceden ve Rejiminin düşüşünden sonra Suriye’den topladığı Eski Rejim Subaylarını eğitmeye devam ediyor. Güvenilir kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre Türk devleti, bir aydan fazladır Konya ve İncirlik üslerinde eski Suriye rejiminden ayrılan subay ve üyelere yönelik eğitimler düzenliyor.
Yetkinleşme eğitimi, tam üye ve polis eğitimi şeklinde üç ana başlık altında yürütülen bu eğitimler, daha önce Suriye rejiminden ayrılan ve düşüşünden sonra Türkiye’ye götürülen subaylar eğitiliyor. Eski rejim subaylarının askeri tugayları yönetebilecek kapasiteye ulaşması, liderlik, strateji geliştirme ve operasyonel yönetim becerilerinin kazandırılması hedeflenirken Suriye ordusunun yeniden yapılandırılması için yetkin kadrolar oluşturulmaktadır.
Tam üyelik eğitimi olarak da aynı şekilde Esed rejiminden ayrılan asker ve personellerinin Türk ordusuna bağlı 5 askeri birlikle operasyonel hazırlıklarının tamamlanması için Saha operasyonları, taktik eğitim ve silah kullanımı öğretiliyor. Sahada aktif görev alacak güçler olarak hazırlanıyorlar.
Diğer yandan polis veya iç güvenlik olarak adlandırıldığı eğitim ise hem Esed rejimi üyeleri hem de işgal bölgesindeki çete grup üyelerden şehirlerde (vilayetlerde) polis faaliyetlerini yürütebilecek kapasiteye ulaşmalarıdır. İç güvenlik operasyonları, kalabalık ortamların kontrolü ve şehir yönetimi becerileri konusunda eğitiliyorlar.
Bu eğitimlerin, Türk devletine bağlı çete gruplarıyla Suriye içinde koordinasyon kurularak desteklendiği bilgisine ulaşıldı. Nihai hedef, Türk devleti ve MİT’in tüm çabalarına rağmen bir türlü uluslararası ve bölgesel meşruluk kazandıramadığı mevcut Suriye hükümetine paralel olarak Türkiye’nin kontrolünde bir güç veya oluşum kurmaktır.
STRATEJİK HEDEFLER VE OPERASYONEL PLAN
Türkiye’nin Suriye stratejisi, mevcut hükümeti devirme ve teknokrat bir hükümet kurma üzerine kurulu. Operasyonel planın temel unsurları şunlar:
Zamanlama ve İlk Adım;
-Güvenilir kaynaklarımız Türk devletinin MİT aracılığıyla Askeri operasyonları Ekim 2025 ortalarında başlatmayı planladığını bildirdi.
-İlk aşamada, Şam kırsalında karışıklıklar yaratılarak mevcut hükümetin otoritesi zayıflatılacak.
-Aynı anda, QSD ile ittifak bozulacak; bu, Türkiye’ye bağlı çete grupları ve QSD’ye karşı savaşan gruplar aracılığıyla gerçekleştirilecek. Yine Dêrazor, Rakka, Tepka gibi Arap halkının çoğunlukta olduğu bölgelerde Aşiretler adı altında saldırı başlatılması hedefleniyor.
Kamuoyunu Meşgul Etme;
-MİT bu Strateji ekseninde, Kuzey ve Doğu Suriye ile Şam kırsalına odaklanarak kamuoyunun dikkatini dağıtmayı hedefliyor.
– Ancak aynı zamanda, Türkiye’de eğitilen ve hazırlanan bu güç, Suriye’ye geçerek önceden belirledikleri bölgeleri, özellikle Şam’daki önemli noktaları hızlı bir şekilde kontrol altına alacak.
HTŞ ve Alternatif Arayışı;
-Türk devletinin, kendisine bağlı çete grupları aracılığıyla İdlib’de HTŞ’ye ve mevcut geçici Suriye hükümetine bağlı bazı subayları kaçırıp tutukladığı öğrenildi.
-HTŞ’nin uluslararası etkisinin azalması, Türkiye’yi kontrol kaybı korkusuna itti. Bu nedenle, yalnızca Türkiye’ye bağlı deneyimli kişileri eğiterek yeni bir alternatif yapı oluşturuluyor.
HTŞ’nin bölgesel ve uluslararası alanda etkisini kaybetmesi, Türk devletinin kontrolü kaybetme korkusunu artırmış ve yeni bir hükümet arayışını hızlandırmıştır. Bu bağlamda, Türk devletinin, yalnızca kendisine bağlı deneyimli kişileri eğiterek HTŞ’yi bypass etmeyi ve yeni bir yönetim oluşturmayı hedeflemektedir.
ESKİ REJİM MENSUPLARININ ENTEGRASYONU
Türk devleti yukarda belirttiğimiz üzere kapsamlı bir strateji yürütürken sahada da HTŞ içerisinde değişikliklere gitmektedir. Güvenilir kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre; Enes Hattap, Hüseyin Selame ve Geçici Suriye Savunma Bakanı’nın Four Seasons Oteli’nde Türk İstihbaratı (MİT) ile yaptığı toplantıda, ordunun yeniden yapılandırılması kararı alındı.
Planın detayları ise şöyle:
Bu çerçevede, Savunma Bakanlığı’nda tüm alanlarda deneyimli yönetici, asker ve subayların davet edilmesi için hazırlıklar yapılacak; ancak bu kişiler hakkında güvenlik soruşturması yapılması ve Sünni mezhebinden olmaları şartı aranacak. Bilindiği üzere, eski rejim mensuplarının bir kısmı Ürdün’de güvenlik ve askeri alanlarda eğitim alıyor. Bu plan, İçişleri Bakanı’nın bu kişilerle ilgili soruşturmaları tamamlaması, durumlarının düzeltilmesi ve hizmet yıllarına karşılık maddi teşvikler sağlanarak motive edilmeleri ve bağlılıklarının kazanılması sonrasında uygulamaya konulacak. Ayrıca, bu kişilerin askeri kayıtlar ve birim yönetimi gibi alanlardaki deneyimlerinden faydalanılması amaçlanıyor.
Kökeni ve temeli MİT ile bağlantılı olan HTŞ liderleri, yani MİT’in adamları, Türk devleti ile iş birliği yaparak Baas Rejimi’nden gelen askerleri yeni hükümetin askeri kollarında organize etmeyi hedefliyor. Amaçları, yeni Suriye Ordusu’na bir şekil vermek. Aynı zamanda, Türk devleti, mevcut rejime alternatif bir yapı oluşturmayı hedeflediği projesini hayata geçirmek için bu kişileri devreye sokuyor. Bu plan, HTŞ’den gizli tutulmakta olup, mevcut rejimi değiştirmek için paralel bir yapı oluşturulması hedeflenmektedir.
ÖZEL SAVAŞ VE KAOS PLANLARI
16 Temmuz 2025’te, İstanbul Yenibosna’da gazeteci Muhammed Ünalmış’ın evinde düzenlenen toplantı, Türkiye’nin Suriye stratejisinin medya ayağını ortaya koymaktadır. Toplantıya katılan isimler arasında Suriye Koalisyonu temsilcileri (Halid Hoca, Enes Abde, Muhammed Vecih Cuma), Suriyeli gazeteciler (Ahmed Zekeriya, Hadir Al-Hasan, Tarık Silo, Ahmed Kamhiya, Ahmed Rehal) ve Taner adıyla bilinen MİT personeli yer almıştır. Toplantının ana gündem maddeleri şunlardır:
-Suriye’deki mevcut sistemin değiştirilmesi ve iktidarın Türkiye gözetiminde teknokrat bir hükümete devri.
-Suriye ve Lübnan’da (özellikle Trablus’ta) kaos yaratma planı.
-Medya ayağının finansmanı ve mali yönetimini Katar’ın gizli bir şekilde üstleneceği belirtilmiştir.
-Lida El-Halaini’nin liderliğinde yeni medya platformları oluşturularak, sosyal medyada gerçek ve sahte içeriklerle kamuoyunu manipüle etmek. Bu platformlar, Lübnan, Türkiye, BAE ve Suriye içinde kurulacaktır.
-Sosyal medyada gerçek ve sahte görüntülerle kamuoyunu manipüle ederek Şam rejimine baskı uygulamak, seçimleri zorlamak ve iktidarı değiştirmek.
-Lübnan, Türkiye, BAE ve Suriye içinde kurulacak. Lübnan’da yeni bir gazeteci toplantısı planlanıyor.
Bu toplantılar, üç ay öncesinden planlanmış olup, medya yoluyla Şam rejimine baskı yaparak seçimlerin düzenlenmesini ve iktidarın değiştirilmesini hedeflemektedir.
ANA AKTÖRLER VE PROFİLLERİ

Halid Hoca (Alp Tekinoğlu): 1965 Şam doğumlu olup Türk ve Suriye vatandaşlığı var. Şam doğumlu bir doktor ve siyasetçi. Suriye Koalisyonu’nun eski başkanı ve Gelecek Partisi’nin kurucularından. 2015’te Suriye Koalisyonu başkanı, 2019’da Gelecek Partisi kurucularından. Şu anda Türk vatandaşı olarak yaşıyor.

Enes Abde: Şam doğumlu, biyoloji ve fizik mezunu, İngiltere’de teknik yönetimde çalışmış. Esad rejimine karşı muhalif kimliğiyle tanınıyor ve 2016’da Adalet ve İnşa Partisi’ni kurdu, aynı yıl Suriye Koalisyonu başkanı oldu.
Ahmed Rehal: İdlib’in Cebel Ez-Zaviye ilçesinden Mi’eleli köyü doğumlu, eski rejim ordusunda topçu subayıydı. 2012’de rejimden ayrılarak muhalefete katıldı, Sahil ve Batı Cephesi’nde görev aldı, savunma bakan yardımcısı oldu. 2020’de Türk devleti tarafından tutuklandı bir süre sonra gözetimli olarak serbest bırakıldı.
BÖLGESEL DİNAMİKLER
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, Suriye yönetiminde hatalar olduğu ve değişikliklere ihtiyaç duyulduğu yönündeki açıklamaları, Türk devletinin mevcut rejimi devirmek ve yerine kendi kontrolünde bir hükümet kurmak için kapsamlı bir strateji yürüttüğü anlaşılıyor. Süveyda bölgesindeki Dürzi toplumuna yönelik çatışmalar ve İsrail’in Colani hükümeti ile çeşitli anlaşmalara gitmesi, bölgenin Suriye’den kısmen ayrılmasına yol açmıştır. Bu durum, Türkiye’nin Şam’daki hükümetin zayıflığını fırsat bilerek MİT aracılığıyla yeni bir yönetim oluşturma çabalarını hızlandırmıştır.
HTŞ’nin etkisini kaybetmesi, Türkiye’yi alternatif bir yönetim arayışına itmiş; bu nedenle eski rejim mensuplarını yeni hükümete entegre etme planı devreye sokulmuştur. Ancak bu strateji, hem bölgesel (İsrail, QSD, Dürzi toplumu) hem de uluslararası aktörlerin (Katar, ABD) etkisiyle karmaşık bir hale gelmiştir. Türkiye’nin bu planı, Şam’daki mevcut rejimi tamamıyla kontrol alma konusunda stratejik planlarının olduğunu gösterse de, HTŞ’den gizlenen bu hamleler, Suriye içindeki kırılgan dengeleri daha da sarsabilir.
Türkiye’nin, Suriye’deki kaos ortamını kullanarak Şam’ı kontrol altına alma çabası, bölgesel güç dengelerini yeniden şekillendirme potansiyeline sahiptir. Ekim 2025, bu stratejinin sahadaki ilk adımlarının atılacağı kritik bir dönem olarak öne çıkıyor. Suriye’deki dinamiklerin karmaşıklığı nedeniyle, planların uygulanabilirliği bölgesel ve uluslararası aktörlerin tepkilerine bağlıdır.
Militan RÊHAT





