28 Ocak 2020 Salı Saat 08:36 // Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi
Elazığ Depremi Bize Ne Gösterdi?

24 Ocak 2020 günü Merkez üssü Elazığ’ın Sivrice ilçesi olan 6.8 büyüklüğünde bir deprem oldu.

Şimdiye kadar depremde 41 kişinin hayatını kaybettiği 1607 kişinin de yaralandığı açıklandı. Enkaz altında kalanları arama çalışmaları halen devam ediyor. Depremden sonra İçişleri Bakanlığı ve Kızılay tarafından sükunet, başsağlığı ve geçmiş olsun dileklerinin yanında birçok açıklama yapıldı. Ancak hiçkimse çıkıp tedbir için ne yaptıklarını ne deprem öncesi ne de deprem sonrası belirtmedi. Belirtebilecekleri birşeylerin olmadığını da yaptığımız araştırmalar sonrası gördük. Gerçekleşen deprem bölgesinde kendileri için propaganda aracı olabilecek herhangi bir faaliyete rastlamadık.

Her fırsatta bahsedilen hastanelerden herhangi birtanesi en çok ihtiyaç duyulan bölgelere henüz uğrayabilmiş değil. Yapılan hastaneler ihtiyaç üzeri ve geleceğe yatırım olarak değil, sadece yaptık demek için yapılmış. 1999 Gölcük depreminde insanların hastane bahçelerinde kendi kendilerini tedavi ettikleri  görüntüleri çeken basın Sivrice’de hastane olmadığını hiçbir biçimde dile getirip bir duyarlılık oluşturmadı.

Nüfusu 2018 yılı TÜİK verilerine göre 10.710 olan ve Depremin merkez üssü olan Elazığ’ın Sivrice ilçesinde Hastane yok. Sivrice’ye en yakın hastane Medical Park 25.9 kilometre, ‘şehir hastanesi' ise Elazığ merkeze 13 kilometre uzaklıkta.

Vali’nin deprem esnasında Süleyman Soylu’ya dönüp “Kamuoyundaki algı çok iyi” şeklindeki ifadeler kazara açık unutulan mikrofon sayesinde “Bakanlarımız Çalışıyor” algısının finali oldu. Süleyman Soylu ve diğer bakanlar için nerede yaprak kımıldasa oradalar şeklinde algılar yaratılıyordu ancak bu gerçekleşen olaydan sonra esas amacın algı yaratmak olduğu, çalışmak adına herhangi bir somut verinin elde edilmediği artık herkes tarafından bilinen bir durum. Yani sürekli kullandıkları seyahat kelimesi gerçek anlamıyla seyahatten ibaret. Gezmeye gidiyorlar, çalışmaya değil.

Ki zaten Cumhurbaşkanı Erdoğan, açık unutulan mikrofonun ortaya çıkardığı gerçeklikten haberi olmayacak ki cenazede “Cezayir, Gambiya ve Senegal seyahetlerimiz var” şeklinde “çalışıyoruz” algısını devam ettirmeye çabaladı. Ancak o seyahatlerden herhangi bir sonucun çıkmayacağı daha şimdiden belli. Baş propagandacı Erdoğan üzerinden geçinebileceği bir propaganda aracı bulamayınca işi yine “Sabret, sen müslümansın”a da getirmeyi ihmal etmedi. Tabi Müslümanlık da Erdoğan için en vazgeçilmez bir propaganda aracı olurken toplumumuzada sürekli hatırlatılması gereken bir konu. Mazallah unutabilirler müslüman olduklarını!

Depremden sonra daha önce örneğini Van’da yaşadığımız türden bir faşistlik ile de karşılaştık. Depremden sonra internet üzerinden ülkede en çok aratılan soru “Elazığ Kürtmü?” olmuş. İnsanlıkta açlığın Afrikası olan ülke Türkiye’de  bunlar normal değilmi?

20 yıldan fazladır Türkiye’li yurttaşlardan Deprem Vergisi adı altında toplanan ve 2011 yılında toplanan miktarın 40 Milyar Tl olduğu belirtilen vergi paralarının Depreme karşı önlem dışında rant olarak kullanıldığı, çetelere yatırıldığı ve “İtibardan Tasarruf Olmaz” klasiğinin topluma nasıl yansıdığını gösterdi. Fay hatlarının üzerinde olan Türkiye’de depreme karşı tedbirlerin alınması gerekirken bu tedbirlerin alınması için halktan alınan para tarikatlara, çetelere ve yandaşların ceplerine gitmiş.

Bir diğer önemli nokta olarak deprem uzmanlarının yaptığı açıklamalar oldu. Elazığ depreminin beklenen bir deprem olduğu ve tahmin edilen bölgede gerçekleştiği bir takım uzman tarafından dile getirildi. Kimileri daha önce depreme karşı projeler hazırladığını ve bu projeleri TUBİTAK başta olmak üzere ilgili kurumlara ilettiklerini ancak projelerin sudan ucuz sebeplerle reddedildiğini belirtti. Devlet yetkilileri gerçekleşeceğini bir kaç ay hatta yıl öncesinden bildiği deprem için yaptığı hazırlık neydi? Depreme karşı herhangi bir hazırlık yapmayan hükümet deprem parasını niye topluyor? Toplum her haliyle iktidarın kurbanı olmaya devam ediyor! Rant uğruna değiştirilen coğrafyalar, sürüklenilen savaşlar ile can almaya doymayan AKP-MHP iktidarı ihmallerinden manevralar ile sıvışma uğraşında! Erdoğan depremden sonra; Bizler her şeyden önce Müslümanız. Kadere inanırız. Sabrımız imanımızın bir gereği. Bu süreci imanınızın gereği olarak bu süreci sabırla atlatıyorsunuz. Dedi. Deprem doğal afettir buna diyecek birşey yok. Peki depreme karşı tedbiri almayan hükümet bu halk’ın hükümeti olabilirmi?

Kızılay Başkanı Kerem Kınık’ın, deprem olduğunu duyar duymaz telefon üzerinden para toplamak için attığı mesaj ne oluyor? Geçmiş olsun dilekleri değil, baş sağlığı değil, bölgeye ulaşıp ihtiyaç tespiti yapmak değil direkt para toplamak için mesaj yazmak en değme fırsatçılık iken depremdeki ihmaller üzerinden hükümeti eleştirenler için krizden faydalanıyorlar diyen kesimlere Kerem Kınık’ın kaybolan Milyarlarca TL’yi bulan deprem vergilerinin baş sorumlusu olduğunu hatırlatalım. Deprem Vergileri ile “İTİBAR” geliştirenlerin ilk aklına geleceği şey yiyebileceği daha fazla paradan başka birşey olamaz tabi. Herşey “İTİBAR” için.

Neredeyse her depremde tekrarlanan yapılarımız depreme dayanıklı değil analizleri ve sonrasında nereden geldiği belli olmayan kişilerin ortaya koyduğu birtakım projeler bütün haber kanallarını işgal ediyor. Buna hükümettekiler de dahil. Kentsel Dönüşüm ile çevre ve doğanın korunacağını ayrıca başta deprem olmak üzere gelişecek olan doğal afetlere yönelik tedbirlerin alınacağı biçiminde sunulan projelerin de hepten rant’a dönüştüğünü bu vesile ile görmüş olduk! Kentsel dönüşüme harcanan para toplumun cebinden çıktı. Daha sonra toplumun kendi cebinden çıkan paralar ile yapılan yapıtlar topluma katbekat fazla fiyatla tekrar satıldı.

Tarikatlara ve savaşlara, ailelere ve yakınlarına yatırımlar yapan devlet’in topluma yarar sağlayacak herhangi bir yatırımının olmadığını aksine bir verirken 10 aldığını gördük. Savaş için sınırlarda biten zararlı otlar olarak şarkıcı ve oyuncu müsveddeleri, savaşlara şiirler, şarkılar dizen beyin felçliler depremlerde yapabilecek birşey bulamamış olacaklar ki baş sağlığı dileyerek geçişiyorlar. Yani şöyle; savaşlar hepimizin, acılar sadece sizin. Her fırsatta iktidara yaranabilme uğraşına girişen çete grubu birleştirmeye değil ayrıştırmaya kalem oynatıyorlar.

İktidarın tekeline giren sözde toplumun sesi olma emelleri ile kurulan TRT, depremin ardından çok sayıda kişinin sorduğu "deprem vergilerine ne oldu" sorusunun canlı yayında gündeme getirilmesini hazmedemedi. TRT, büyük bir acının yaşandığı bir günde bile yandaşlığından taviz vermedi.

Bunun yanı sıra RTÜK’de, başlattığı inceleme ile deprem üzerinden yapılan eleştiriler ve tepkileri haber yapan kanallara ceza yağdırmakla doğrudan sansür uyguladı.


Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html