30 Eylül 2019 Pazartesi Saat 05:34 // Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi
TC’nin Suriye Politikası Üzerine

Türk devletinin içine girdiği çıkmazı savaş hazırlıkları ile örtmeye çalıştığı gerçeği gün yüzündeyken, varlığını Kürtlerin kazanımlarını yok etme üzerinde yaşatmaya çalışan şövenist Erdoğan-MHP zihniyeti şimdi de Kürtlerin Kuzey ve Doğu Suriye ve Kuzey Suriye’de kazandıkları statüyü işgal etme peşine düşmüştür.

Erdoğan şefliğindeki AKP-MHP iktidarı başından beri Kürt düşmanlığını açık biçimde yapmıştır. Kürtlerin statü kazanmaması için kendi çeteleri olan DAİŞ ve El Nusra güçlerini Kürtlere ve Suriye rejimine saldırttı. DAİŞ ve El Nusra’nın gerilemesi ile birlikte Erdoğan’nın Kuzey ve Doğu Suriye politikası da ters yüz oldu. Ters yüz olan Suriye politikasını sürdürmek için, ‘Kürt koridoruna müsaade etmeyiz’den sonra “Güvenli Bölge” propogandasıyla devam etmeye başladı.

Güvenli Bölge adı altında Kürtlerin özerk sistemini dağıtmaya yönelik işgal harekatları planlanmaktadır. ”Güvenli Bölge”propogandasını yaparak da işgali gündemleştirmektedir. Kuzey ve Doğu Suriye yönelik işgali gündemleştirerek, ABD ve Rusya’dan da destek almayı amaçlamaktaydı ancak işler Erdoğan’ın istediği gibi olmadı ve ters tepti, istediğini alamayınca tehditlere başladı.

Bu tehditler yapılırken bir yandan da sınır bölgelerinde askeri sevkiyatlar arttırıldı. Kuzey ve Doğu Suriye’yi işgal etme planları kapsamında sınır bölgelerinde bulunan illere genelge gönderilerek sağlık çalışanlarının izinleri iptal edilmesi ise işgal planlarının bir parçası olmaktadır. İşgal operasyonuna hazırlanan TC ve soykırımcı Erdoğan iktidarı geçtiğimiz günlerde Sağlık Bakanlığı’na genelge göndererek,“Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye’ye askeri harekat planladığını bildirerek Şanlıurfa ve Mardin’e ilave doktor görevlendirdi. Görevlendirme 20 Eylül-20 Ekim 2019 tarihleri arasını kapsıyor. Bu illerdeki sağlık personelinin izinleri de iptal edildi” yazısı ile birlikte Ankara, İstanbul ve İzmir’in de bulunduğu 16 ilden çok sayıda sağlık çalışanları ve hekimi Urfa ve Mardin’e görevlendirmesi oldukça manidardır.

Erdoğan neyin hesabını yapıyor? Eğer Kuzey ve Doğu Suriye’ye girip rahatlıkla çıkacağını düşünüyorsa büyük yanılgı ve yenilgiyle karşılacağı kesindir. Kuzey ve Doğu Suriye’de yenileceği kesin iken işgal operasyonu hazırlıklarınına son süratla devam ederek, Qamışlo’ya sıfır noktasında bulunan Nusaybin’deki Devlet Hastanesi’nde personelin bütün izinlerini iptal etti. Sadece erkek personellerin çalışma talimatı verdi. Hastenelerin acil servislerinde odalar ayarlandı. Doktarlar ve sağlık çalışanlarının izni ikinci bir emre kadar iptal edildi. Sağlık Bakanlığı’nca görevlendirilen 94 hekimin sadece cerrahi, radyoloji ve acil tıp uzmanlarından oluşturulması TC’nin Kürt kazanımlarına yönelik saldırı hazırlıklarının bir parçasıdır denilebilir.

Amerika’dan güvenli bölge konusunda beklediğini alamayan AKP-MHP faşizmi, şimdilerde asıl amacı olan işgal operasyonu için ABD’den onay almak için kolları sıvamıştır. İhtimal dahilinde düşündüğümüzde, AKP iktidarı ABD’ye taviz vererek Kuzey ve Doğu Suriye üzerinde bir anlaşmaya da giderbilir. Bunu Rusya-TC ittifakı ile işgal edilen Efrin örneğin de gördük. Efrin kirli ittifak sonucu işgal edilerek buraya çeteler yerleştirildi, Efrin halkı katliamdan geçirilerek geri kalanı göç ettirildi. Şimdi ise demografik değişim ile karşı karşıya. Kuzey Suriye ve Fıratın doğusunda yapılmak istenen budur. Ama Fırat’ın doğusu ile Efrin birbirine benzemez. Yerden göğe kadar fark var. Uluslararası faktörler bir kenara Türk ordusu ile başbaşa kalınsa bile durum farklıdır. Bu savaş aylarca hatta yıllarca süren bir savaş olacak çünkü Fırat’ın Doğusu geniş bir alan. Efrin’de stratejik bir karar alındı ve savaş sadece Efrin’le sınırlı tutuldu. Ancak burada öyle olmayacağını iyi görmek gerekir. TC ordusu herhangi bir yere saldırırsa topyekün bir savaşa dönüşeceği kesindir.

ABD, iki tarafı ‘çatıştırmaktan’ ziyade karşılıklı mevzilendirerek kendi çizgisine çekmeye çalışıyor. Topyekün bir savaşın çıkmasını istemeyen ABD Türk devletini görüşmeler kapsamında engellemeye çalışacak. Ancak TC’nin yaptığı hazırlıklara bakılırsa Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik işgal operasyonu başlatmakta ısrarlı. Erdoğan’ın Ama Suni-Arap Kemeri oluşturmak olduğunu bilmeyen de yok. Bu yüzden ilk hedefi Kürtler ve Kürtlerin kazandığı statüdür. Kendini bölgenin hamisi olarak gören faşist Erdoğan’ın amacı tıpkı Baas rejimi dönemindeki gibi Kürtler ve Hristiyanlar gibi diğer azınlık halkların yaşadığı alanlarda ‘Sünni-Arap Kemeri’ oluşturmaktır.

Rönesans felsefesinin siyaset felsefesi açısından en önemli düşünürlerinden olan Nicola Machiavelli’n dediği gibi “İstediğiniz zaman başlatabilirsiniz savaşı; ama ancak gücünüz yettiği zaman sona erdirebilirsiniz. Bu söz tam da İşgalci Erdoğan ve Türk devleti için söylenmiştir. Savaşı başlatmak kolay savaştan nasıl çıkacağı önemli...

 

Sara GULAN

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html