10 Eylül 2019 Salı Saat 09:17 // Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi
Uygarlığın Çürümüş Yüzüne Karşı Anlamlı Bir Yaşam ve Özgür Bir Toplum Gerçeğini Yaratmak

Uygarlığın çürümüş yüzü olan kapitalizm, yerel demokrasinin yükselişe geçtiği Avrupa şehirlerinde tüm değerleri sinsice gasp ederek iktidara gelmiştir.

Aristokrat feodallerin halklar karşısında büyük kaybetme korkusu ile halkların büyük devrime cesaret edememeleri arasındaki boşluğu iyi gören kapitalist kesim bu durumu fırsat bulup çıkış yapmıştır. 400 yılı aşkın bir süredir sürekli kendini yayma ve sistemini küreselleştirmek istemektedir. Ancak önceden belirlediğimiz gibi bu sistem uygarlığın yeni ve genç yüzü değil aksine çürümüş yüzüdür. Bu sistemin kurumlarının ise yeniyi yaratacağı insanlığı refaha çıkaracağını sanmak insanlığın büyük bir gafleti olmuştur.  Tüm dünya savaşlarından yaşamını yitiren insan sayısı son yüzyıl kadar olmamıştır. Savaşın hem tüm dünyaya yayılması hem de doğaya karşı acımasızlaşması bu çürümüş yüzün en büyük başarısı olmuştur.  Hem birbirlerine karşı yürüttükleri savaş hem halklara ve doğaya karşı yürüttükleri savaş ile ölüm üzerinden kasalarını doldurmaktalar. Bir taraftan kazançlarını arttırırken diğer taraftan kurdukları kurumlar ile kendilerini medeniyetin zirvesi olarak lanse etmekteler. Bu kurumlar ile insanın huzurunu vaat ederken, oluşturdukları hukuk ile insanlık değerlerinde çıtanın zirvesinde olduklarını iddia etmekteler.

BM, AP, AYM, AB Hukuku, Ulus devletler vb. birçok kurum ve kuruluş örgütlendirilmiş, legal- illegal birçok lobi ile halklar hakkında karar almaktalar. Bu kararları alırken iç muhalefet ile karşılaşmamak için bireysel, özgürlük ve azınlık haklarını devlet hukukuna bağlayıp iç kamuoyunun ağzına bir parmak bal çalmaktalar. Özellikle içte paralı köleliği yüksek tutarak dışa duyarsız bir iç muhalefet açığa çıkarmışlardır. Bir taraftan örgütleme özgürlüğü verirken diğer taraftan örgütlenen bu yapının eylem alanlarını kısıtlamaktalar. Yani bedenin olabilir ancak bu beden enerjisiz, ruhsuz olmalıdır mesajı vermekteler. Toplum karşıtı bir ideoloji ile oluşturulan doyumsuz bireyci karakterler ile model oluşturup toplum birey dengesini bozarak her türlü saldırıya, manipüleye açık ve savunmasız birey ve toplum gerçeğini yaratmaları büyük planın bir parçası olmaktadır. Ortadoğu eksenli gelişen hegomonik iktidar bu vebayı Avrupa’ya devrederken toplumcu iç dinamiği felç ederek ve kara çarşafa sararak gitmiştir. Avrupa’da ise yerel demokrasinin örgütlendiği ve güçlenmeye başladığı bir dönemde bu veba ile tanışmış ve zaman ilerledikçe veba kansere dönüşmüştür. Eski çağlarda vebaya çare bulunmasa bile vebalılara karşı tedbir alınırdı. Ortadoğu’da bu veba saray ve çevresi ile sınırlı iken, merkezden uzak çevreler de kendileri gibi ve özgürce yaşayabiliyorlardı. Ancak yeni dönemde veba yayılarak ayakta kalmaktadır. Artık merkez çevre ayrımı yapmakta zorlaşmıştır. İktidarın girmediği hiçbir beden kalmamıştır, bireyciliğin zehirlemediği tek bir beden bulamayız. Kendinin bu vebadan kurtarabilenler ise ya deli ya dahi olmaktalar ki ikisi de bu zehirlenmiş toplumda küçümsenmekte, hor görülmekte veya anormal olarak tanımlanmaktalar. Gerçeği ve hakikati savunanlara farklı sıfatlar yükleyerek sözleri, yaşamları, mücadeleleri ve duruşlarını anlamsızlaştırılmak istenmektedir. Ya teslimiyet ya da nihilizm seçenekleri dışında hiçbir seçenek sunmamaktadır. Kadın ve gençlik bireysel özgürlük yalanı ile takatsiz bırakılırken, sistem karşıtı güçler ise büyük çıkışlar yapamadığı gibi, sistem sınırlarını kıracak duruşun için de olmadıkları gibi, sistemin yaşam biçimi ve ideolojisinden kopamamaktalar. Sistem içinde debelenerek direnişi geliştirdikleri yanılgısı içindedirler. Bu ise mevcut enerjinin sistemden çıkışa değil de sisteme eklemlenmesine neden olmaktadır. Özellikle sistem karşıtı güçlerin sistem dışı arayışlarının yoğunlaştığı ve sistemde yaşanan kaosun derinleştiği bir süreçte sistemden köklü kopuşa cesaret etmek büyük devrimlerin başlangıcı olacaktır.

Mevcut dünya gerçeği, sistemin yaşadığı tıkanıklık, halkların refah bir yaşam ve özgürlük arayışının açığa çıkardığı bilinç ve toplumsal dinamizm, bilim, teknik ve iletişimde yaşanan büyük gelişmeler toplumcu bir paradigma ve devrime cesaret edecek büyük insanların varlığı ile çok kısa sürede devrimci dinamiği bir araya getirebilecek koşulları yaratmıştır. Bu durumu gören, yorumlayan ve bu durumun gereklerine göre hareket eden enternasyonalist gençlerin Rojava’ya yönlerini vermesi, dünyanın birçok yerinden ve farklı halklardan devrimcilerin Kürdistan’ın bu parçasına akması tam da böylesi bir süreçte çok anlamlı olmaktadır. Geleneği ve karakteri enternasyonal olan Kürt özgürlük hareketi ilk çıkışı böylesi bir oluşuma hep açık iken, hareket partileşme sürecini de bu realiteye dayandırmak istemiştir. Önder APO Kürt gerçeği üzerinden evrensel hakikate ulaşmayı hedeflerken bu iki olgunun birbirini tamamlayan madalyonun iki ayrı yüzü olarak görmüş, anlamlı bir yaşam ve özgür bir toplum gerçeğini yaratmak için mücadele gerçeğini yerel ve evrensel değerler üzerine örmüştür.

Rojava’da yaşanan halklar devrimi böylesi bir gerçeğin mirası ile var olurken, alternatif yaşamı her yönü ile mirasa uygun inşa etmek istemektedir. Mirasa ve devrimci geleneğe uygun yürütülen devrimci mücadele ve yeniden inşa çalışmaları bütün sistem karşıtı güçlerin dikkatini çekerken, ortak mücadele ruhu da yaratmaktadır. 19-20.yüzyılın Devrimcilerinin ve 68 gençliğinin yarattığı ortak ruh Rojava da yaşar ve mücadele ederken, umutların merkezi de olmuştur. Yani 21. Yy’da devrimi getirecek demokratik, ekolojik kadın özgürlükçü toplum paradigması, devrime cesaret eden birçok devrimcinin ilgi odağı olmuştur. Liberal bireyci model ve artistlerin bile özendiği ve yaşamlarını konu aldığı, eserlerine konu ettiği yeni devrimci karakterler yani APOCU kadın ve erkekler umutsuzluğun ve maneviyatın yok olduğu bir çağda umut ve maneviyatın merkezi olması, yaşadıkları devrim inancının bir sonucu olmaktadır. Sadece Kürt halkına karşı duydukları sorumluluk duygusundan değil tarihe ve tüm topluma karşı besledikleri sorumluluk duygusu ile hareket eden bu insanlar farklı bir dünyanın mümkün olduğunu yaşamlarında, savaşlarında, günlük ilişkilerinde ve yeni yaşamın inşasında somut olarak göstermektedirler. Tüm dünyanın devrimci, ilerici ve enternasyonal gençlerin bu sese ses vermesi gerekir, çünkü bu hareket dünya devrimini amaçlarken, halkları binlerce yılın vebası olan iktidar ve devlet olgularından kurtarmak gerçek özgür yaşamı inşayı herkes için istemekte ve mücadelesini vermekteler. Herkesin herkes için, herkesin ekoloji için mücadele ettiği bir toplum bu hareket ile var olacaktır. Yeter ki uzanan bu ele yoldaşça sarılalım, açığa çıkan değerleri ve kazanımların herkese ait olduğunu bilelim. 

 

Baran ŞAHİN

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html