05 Kasım 2018 Pazartesi Saat 11:15 // Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi
Ortadoğu’da Savaş ve Yükselen Özgür Kadın Mücadelesi

Bugün Ortadoğu’da ataerkil ve kapitalist sistemin yapısal sorunlarından kaynağını alan büyük bir 3. Dünya savaşı yaşanmaktadır.

Bugün Ortadoğu’da ataerkil ve kapitalist sistemin yapısal sorunlarından kaynağını alan büyük bir 3. Dünya savaşı yaşanmaktadır.  Bu savaş  durumu her ne kadar güncel bir sorun gibi görünse de özünde başta kadının ve dolayısıyla yarattığı değerlerin zor ve hile kullanılarak başkalaşıma uğratılmasıyla başlayan sömürü sisteminden kaynaklanan sorunlardır. Kadın üzerinde şiddeti ilk deneyimleyen erkeğin giderek tüm toplum üzerinde zoru uygulayan egemene dönüşmesiyle ortaya çıkan kriz halidir.

Kadın etrafında ilk toplumsallaşmanın ve ilk uygarlığın geliştiği Ortadoğu’da bu gün iki çizgi kıyasıya mücadele etmektedir. Bunlardan birincisi;  Kürt kadının öncülüğünde Kürt Özgürlük mücadelesinin esas aldığı demokratik uygarlık çizgisi, diğeri ise Hegemonyacılığa dayanan AKP-MHP’de  somut ifadesini bulan ataerkil-sömürücü kapitalist uygarlık çizgisidir. Türkiye ve Kürdistan’da AKP’nin   uyguladığı özel savaş yöntemleri, faşizm ve  hedeflediği iktidar yapılanması, kadına biçtiği toplumsal konum itibariyle beş bin yıllık ataerkil ve sömürü sisteminin katışıksız temsilcisi durumundadır. Son iki yüz yıldır dünya kadın hareketinin sorgulayıp temellerini sarstığı;  Özgür Kürt Kadın hareketinin ortadan kaldırmayı hedeflediği erkek egemen aile yapılanmasının ve toplumsal sisteminin bir temsilcisi olarak öç alma hareketine dönüşmüş durumdadır. Egemen ataerkil sistemi sarsan, ona kafa tutan her harekete ve yapılanmaya Dehak’tan, Firavunlardan, DAİŞ’ten mirası devr alan  ve  tüm acımasız faşizmin savaş yöntemleriyle  AKP, Kürt kadınlarına ve halkına  saldırmaktadır. Ortadoğu’da özgür, eşit ve hakça bir yaşamın umut kaynağı olan Kürt kadınlarını özellikle hedeflemesi bilinçlidir, tam da bu sebeptendir. Çünkü Kürt kadınları geliştirdikleri mücadele düzeyiyle, özgürlükten taviz vermeyen öz savunma çizgisiyle yerleşik tüm değerleri, tanımlamaları, yapılanmaları alt- üst etmekte, tüm dünya kadınlarına  özgürlüğün mücadeleyle mümkün olduğu umudunu direnişleriyle ortaya koyamaktadırlar. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlük paradigmasıyla yeni bir yaşamın doğuşunun inşasının öncülüğü  yapılarak, özgürlük  felsefesini aşılamaktadırlar.

Tüm bu sebeplerden  dolayı AKP’nin  savaş alanını Kürdistan’a kaydırması anlaşılır olmaktadır. Ataerkil ve sömürücü egemen sistem değerlerini hedefleyen Özgür Kürt Kadın hareketinin mücadelesi nedeniyledir, tesadüfi değildir. AKP  bir vahşet ve faşizm örgütü gibi diğer yerleşim bölgelerinde biat etmeyi dayatırken, Kürdistan parçalarını başta kuzey  ve Rojava  Kürdistanı, özelde tümden Kürtsüzleştirme yani demografyayı değiştirmeyi hedeflemektedir. AKP  uyguladığı vahşi  soykırım savaş politikaları, katliamlar, göçertmeler ve tutuklamalar ile “toplum kırım” uygulamaktadır. Geliştirilen kadın mücadelesinin açığa çıkardığı bir kadın gerçekliği vardır. “Özgür Kürt kadını olmayacaksınız dayatılan köle Kürt kadını olacaksınız” uygulamaları ile geliştirilen konsept temelinde yönelen AKP’nin eril faşist zihniyetidir. Buna karşı  direniş tutumlarıyla  örgütlü kadın mücadelesini geliştirmek elbetteki bedelsiz olmamaktadır. Bundandır ki  Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit derinleştirilmiş, mücadele eden kadınlara ve Demokratik siyaset  alanına soykırımla ve faşizmle  yönelmiştir.

Direniş ve örgütlü mücadele ile özgürlük  kazanılacaktır. Toplumda en fazla mücadele eden  kadınlar, çocuklar katliamla yüz yüz kalınmaktadır. Kadınların şahsında teslim alma, planı faşizmin en onursuzca dayatılma hali olmaktadır. İki seçenek gibi duran şey özünde tek seçenekten ibarettir; teslim olmadır. Örgütlü kadın mücadelesinden vazgeçindir.  Esas direnişi, özgür kadın  mücadelesini  hemen şimdi tüm Türkiyeli kadınlar birlikte daha da büyütmelidir. Faşizme ve erkek egemen zihniyete karşı evrensel çapta örgütlü kadın mücadelesini geliştirerek anti kapitalist kadın cephesini örgütlemek gereklidir. Şu bir hakikattir; AKP’nin faşizan erkek egemen politikalarına en büyük cevabı, soykırım siyasetine  yanıtı güçlü direnişin mücadelesini Kürt kadınları geliştirmektedirler. Bugün  büyük bir umutla kadın devriminin  adımlarını örerek ve taşıyarak örgütlülüğü ile egemenlerin en büyük korkusu olmuştur. Bundandır ki örgütlü kadının iradesine ve demokratik siyaset alanına yüklenmektedir.

AKP-MHP’nin bu milliyetçi, dinci ,cinsiyetçi politikalar sonucunda erkekler, çocuklar ve yaşlılar katledilirken, kadınlar  tecavüzle, tacizle, şiddet sarmalı ile “köleleştiriliyor” ve özgürlük duruşuna yönelim olmaktadır. Şiddeti ve savaşı erkeğin asli işi olarak gören  AKP’nin DAİŞ  zihniyetli  Erdoğan ve şürekâsı ve  kadın düşmanı iktidar gerçeği,  kadını bedeni ve emeği sömürülen cinsel bir obje olarak ele  aldığı gibi öldürülmesi, katledilmesi gereken bir tehlike olarak da görmektedir.17 yıllık AKP iktidarı boyunca kadınlar katledildi. Öldürüldü. Soykırım siyaseti en fazla da özgürlük isteyen Kürt kadınlarına uygulanmak istendi. Bu nedenle özgürlük isteyen bir halkı katlederken, kadını her türlü hizmetine koşturmak için köle  yapmayı sadece bir siyaset olarak  değil, “faşizmi örgütlemenin,  özel  savaş  planı olarak devrede tutmaktadır.” 21. yy’ın ilk çeyreğinde barbarlık dönemine has bu pratikler özünde ataerkil ve sömürücü kapitalist sistemi yeniden restore etmek ve iktidarın ömrünü  uzatmak amaçlıdır. AKP bugün ataerkil-sömürücü sistemin iktidarını sürdürmek, her şeyi  tek tipleştirip kendine benzeştirmek için aynı zamanda dini bir araç olarak da maalesef kullanmaktadır.

AKP’nin  Kürt kadınını özellikle hedeflemesi kuşkusuz sebepsiz değildir. Kürt kadınının özgürlük iddiası,  örgütlülüğü ve mücadele tarzı yerleşik egemen sistemi temellerinden sarsar niteliktedir. Çünkü Kürt kadın mücadelesi; kadın özgürlüğü ve dolayısıyla toplum özgürlüğü için büyük bir özgürlük çığlığı ve örgütlü mücadelesi konumundadır.  Zor ve şiddetin her türlü yöntemi kullanılarak çoraklaştırılan dünyamızda yaşam sunan bu  kadın özgürlük mücadelesi ve çığlığı gün geçtikçe daha fazla  büyüdüğü sürece egemen tüm sistemlerin temelden sarsılacağı ve dağılmayı yaşayacağı hiç kuşku götürmez bir hakikat olmaktadır.  AKP’nin faşizan devleti ve özel savaş  yönetiminin, Kürt Kadını ve Kürdistan’ın  parçalarını, özelde de Kuzey ve Rojava kazanımlarını   hedeflemesi, kadın mücadelesinin böylesi bir umut ve özgürlük hareketi olmasındandır. Çünkü farkında olduğu bir gerçek var; “Rojava devrimi bir kadın devrimidir.” AKP’nin çeteci iktidarının gücü yetmeyecektir Rojava kadın devrimini boğmaya!

Kürt kadını, kendine çizilen yazgıya rıza göstermeyen, başkaldıran mücadeleci tutumu nedeniyle AKP’nin temsil ettiği zihniyet için büyük korku kaynağıdır. Şiddetin en yoğunlaşmış uygulamalarına maruz kalan Kürt kadınları teslimiyet ve köle olmanın dışında direniş ve özgür yaşam seçeneğinin bugün dört parça kürdistan’da mümkün olduğunu, geliştirdikleri öz savunma çizgisinde ortaya koymaktadırlar. AKP nin Kürt halkına ve Kürt kadınına  büyük öfkesi bundandır. AKP bu nedenle cariye- köle kadın pazarlarını yeniden canlandırarak tarihin gidişatını değiştirmek istemekte, ataerkil sistemi yeniden “görkemli” günlerine kavuşturmayı hedeflemektedir. Oysa Kürt kadınları, büyük bedeller ödeyerek, kırk yıllık mücadele deneyiminden öğrenmiştir ki özgürlükten öte tüm yaşamlar kölecedir, yaşanmaya değer değildir. Yaşamın dolayısıyla özgürlüğün kendisi her an eylem halinde olmayı ve sınırlara, zincirlere takılmadan kendini gerçekleştirmeyi ifade etmektedir. Bu düşünceyle gün olmuş ihanete teslim olmamak için uçurumlarda kanatlanmış, gün olmuş her türlü geriliğe ve sömürüye karşı bedenini canlı bomba yapıp düşmanın orta yerinde patlatmış, özgürlük aşkıyla ateş topuna dönüşüp alev alev yanmış. Kürt kadın hareketinin bu kısa tarihi büyük bedeller ve emeklerle özgür yaşamı tırnakla, dişle yaratma mücadelesinin tarihidir. Sakinelerden Berivanlara, Beritanlara; Zilanlardan Semalar, Viyanlara uzanan bu zengin kadın mirasının son halkası  Efrin direnişinde Avesta Xaburlar temsil etmektedir.

Bu mücadele deneyimi açığa çıkardı ki şiddet ve erkek terörüyle mücadele etmenin en etkili yolu özgürlük iddiasını büyütmek, örgütlenmek ve yaşam kadar vazgeçilmez olan öz-savunma   çizgisini de daha kapsam kazandırarak  geliştirmektir. Zulüm edenin karşısında susmak, zulme rıza göstermektir, ona ortak olmaktır.  Bu nedenle tüm kadınların ve ezilenlerin AKP’nin her türlü zoruna ve şiddetine karşı örgütlenmesi ve özgürlüğümüz ve kendimiz olmak için hayatidir. Özgür Yaşam erkek zalimin insafına bırakılmayacak kadar değerlidir. AKP iktidarı döneminde  kadına ilişkin  sistematik şiddet toplumda kurumsallaşmıştır. Şiddet meşrulaşmıştır. Şiddet uygulayan erkek, AKP tarafından korumaya alınmıştır. Yine  şiddet yargı alanında  yasalar adı altında kılıfına uydurulmuştur. Aynı şekilde kullanılan diğer yöntem cinsiyetçiliktir. Binlerce yıldır kadını, bu yöntemle eve hapsedip sömürülme devam ettirilmek istenmektedir. Kadın özgürlük mücadelesi yürütenler olarak bunu  reddediyoruz. Aynı şekilde  dincilik de kullanılan diğer bir yöntemdir, işte bu gün Türkiye’de   ve Ortadoğu’da  yapılan da budur. AKP  nin soykırımcı rejimi bunu  kullanmaktadır. AKP  bir çete devletidir.  AKP’nin gerçek İslam’la bir ilgisi hiçbir şekilde  yoktur. Tamamen küresel sermayenin çıkarlarına göre uygulanan politikalardır. Bilimcilik de bütün bunları perdelemek için kullanılmaktadır. AKP’nin laikliği de sadece sözde kalmaktadır. Bugün Türkiye'de Diyanet adeta devletle birbirine yapışık durumdadır. Devlet, diyanet vasıtasıyla dini kendi politik çıkarlarının aracı olarak kullanıyor. Bugüne kadar Türkiye'de toplumsal sorunlara karşı, milliyetçi-ulusalcı gelenek ve anlayış hakimdir. Bunun temsiliyetini de AKP ,MHP ve CHP yapmaktadır. MHP ve CHP arasında bazı farklar olsa da özünde aynı anlayışı temsil etmektedir. Milliyetçilik İttihat ve Terakki'den gelmedir, Günümüze kadar da devam etmektedir. AKP ve MHP öncülüğünde tekli sistemin  faşizmi kurumsallaştırılmak istenmektedir. Bunun karşısında kazanacak örgütlü kadın mücadelesidir. Özgürlük iddiasında olan Kürt kadınlarının öncülük çizgisidir. Özgürlük çizgisidir. Bu duruş Kürt Halk Önderi üzerindeki tecriti de kıracaktır. Özgürlük Kazanacak, kadınlar kazanacak!

Zerin RUKEN

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html