12 Şubat 2018 Pazartesi Saat 09:01 // Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi
Tarihsel Kötülükler Çöplüğü Olarak Mit/1

Anarşistlerin ‘her devlet katildir’ biçiminde güzel bir sloganları var

Bu aynı zamanda bir kolektif kötülük aracı olan devlet ve sınıflı uygarlık gerçeğinin en yalın biçimde ifadeye kavuşturulmasıdır. Devletlerin oluşum, gelişim ve kurumsallaşma tarihleri aynı zamanda kolektif biçimde işlenen cinayet ve kötülükler tarihidir. Sömürü, yasak, baskı ve tahakküm ilişkileri devleti zorunlu kılar. Devlet denilen zor aygıtı olmadan tüm bunların gerçekleşmesi imkânsızdır. Devlet ise ordu, polis ve İstihbarattan oluşan silahlı bürokrasi İle makam-mevki ve kariyeri için ruhunu şeytana bile satmaya hazır yozlaşmış bürokratların teşkil etiği sivil bürokrasiden meydana gelir.  Bu nedenle nitelikleri ne olursa olsun ordular, istihbarat teşkilatları, sorgu evleri, mahkemeler ve hapishaneler devletlerin en yalın-çıplak halini teşkil ederler. Devlet olarak örgütlendirilen zor aygıtının en yalın ve çıplak yüzünü oluştururlar. Hukuk vb. düzenlemeler ise bu gerçekliği örtme işlevi görürler. Devletler kurulduktan sonra ilk olarak ordularını ve istihbarat teşkilatlarını oluştururlar. Daha doğrusu istiparat teşkilatları ve ordular örgütlendirilip-şekillendikleri oranda devlet denilen zor aygıtı açığa çıkmaya başlar. Diğer kurumsallamalar bunları takip eder. Tümü bir araya geldiğinde ise devlet denilen ve kusursuz işleyen zor aygıtı şekillenir. Zaten çarpık olan ve insan doğasına aykırılık arz eden bu gelişim diyalektiği Türkiye’de daha da çarpık bir hal alır, seyir izler. Türk egemenlik tarihinin İlk gelişiminden günümüze kadar toplumun militarize edilmesi, her şeye bunun yön vermesi temel yasadır. Asya bozkırlarındaki zor koşullar bunda beli düzeyde rol oynamıştır. Yaşamak için asker olmak, askeri tarzda örgütlenmeyi zorunlu kılmıştır. Bu durumun tarihsel sürece yayılması toplumsal şekillenmeye etkide bulunmuştur. Bunun sonucu bir yandan toplum aşırı derece de militarize olurken,  diğer yandan toplumsal pek çok özelliğinin gelişimini frenlemiştir. Böylece zamanla askerlik ve askeri özelikler toplumsal karakter halini almıştır. Asker toplum, asker millet söylemi bu zeminde yükselmiştir. Bu durum Osmanlıdan-günümüze kadar militarizmin gitikçe kimliğe dönüşmesine neden olmuştur. Osmanlı imparatorluğu askeri birer birim olarak örgütlenmiş, aşiret boyları üzerinde yükselir. Süreklileşen tarzda Asya’dan gelen göçlerle güçlenerek bir imparatorluğa dönüşür. İmparatorluğun büyüme ve genişleme diyalektiğide göç yoluyla gelen silahlı grupların sınır boylarına yerleştirilmesine dayanır. Bu gelişim diyalektiği ile Osmanlının kendisi  önemli oranda toplumu militarize eden ve egemenliğindeki alanları birer kışlaya dönüştüren bir niteliğe sahiptir. Cumhuriyet ise kurucuları, kuran irade, kurumsallaşma felsefesi ve uygulamaları itibariyle militarist bir karakterde inşa edilmiştir. Kurucu irade olan Kuvayı milliye’yi oluşturanların tamamına yakını Osmanlı subayıdır. Geriye kalanlar ise teşkilatı mahsusa üyesidirler. Tümünün ideolojik-kültürel şekillenme kodları ikinci Mahmut’un oluşturduğu ‘mektebi Harbiye’ yâda ‘mektebiye tıbbiye’ zeminine dayanmaktadır. Ya bu kurumların mezunu, yâda buralarda mezun olanların eğitiminde geçmişlerdir.  Cumhuriyet kurucularının tümü asker kökenlidir. Tamamına yakını kışlalarda kimlik-kişilik bulmuşlardır. Bu yönüyle Cumhuriyet ordu ve istibarat tarafında kurulup-kurumsallaşmıştır. Bu nedenle cumhuriyetin ordusu, istibaratı tanımı yerine ordunun cumhuriyeti tanımı daha uygun düşmektedir. Ordunun bünyesinde veya ondan bağımsız olarak ortaya çıkan istiparat örgütleri ise her daim sistemin özü ve ruhunu teşkil etmişlerdir. Osmanlı’da devlete ait istiparat örgütünün yansıra özelleşmiş tarzda kişilere bağlı oluşturulan ve çalışma yürüten istihbarat örgütleri de önemli birer rol oynamışalardır. Özelikle çürüme ve yıkılış sürecinde bu tarzdaki örgütlemeler toplumu sarıp-sarmalamışlardır. Yerin kulağı var söylemi bu durumun halk dilindeki ifadelendirilmesidir. Teşkilatı mahsusa, yani günümüz Türkçesi ile özel teşkilat ise; Osmanlı’nın sömürü, kan, kıyım ve alçaklıkla örülü tarihin en acımasız, oluşumu ve varlığı hiçbir yasa ile denetlenmeyen yıkıcı örgütlenmesidir. Teşkilatı mahsusa’nın sahneye çıkması, oluşum ve gelişim tarihi aynı zamanda Türk egemenlerinin, halklara karşı komplo- entrika, hile-kumpas geliştirmede zirveleşme tarihçesidir. Bu yapı bir cellatlar topluluğu olarak gelişiminden-yıkılışına kadar her zaman özgürlükler düşmanı bir merkez rolü oynamıştır. Osmanlı sınırları içinde farklı düşünen, yaşamak isteyenleri yok eden bir makine işlevi görmüştür. Bu nedenle Teşkilat-i Mahsus’a Osmanlı tarihi boyunca hayat bulmuş Zülme dair tüm kötülüklerin kurumsallaşarak 20 yy eşiğine taşınmasıdır. Sonrasında bu yapıdan  kopanların, yâda esinlenenlerin oluşturduğu daha küçük çaplı oluşunlar olan Mim, Karakol vb. örgütlenmeler ise 20 yy başındaki Jitem’i ve MİT’idirler.  Türk devlet geleneğinde istibarat örgütlenmesinin tarih boyunca yaratığı birikim en acımasız, en alçakça uygulamalar biçiminde teşkilatı mahsusa da somutlaşır. Bu durum sadece o güne kadarki bir kötülüğün birikimi, mirası olarak kalmaz. Aynı zamanda geleceğe de yön verir. Çünkü Osmanlının yıkılışı ile ordu, polis ve sivil bürokrasi kesintiye uğramıştır. Devlet yıkıldığında bu yapılar da dağılmış ve ortadan kalkmışlardır. Fakat istihbarat ve kısmen küçük rütbeli subayları Kuvayı millîye içinde yer alan ordu tam dağılıp ortadan kalkmamıştır. Bu aparatlar aracılığıyla tarihsel birikim ve acımasız gelenek Cumhuriyetin bünyesine taşınmıştır.  Cumhuriyetin üzerinde yükseldiği zemine dönüşmüştür. Teşkilatı mahsusa artıkları ve düşük rütbeli subayların kuvayi milliye de bir araya gelmeleri yeni cumhuriyetin ve devletin karakterini belirlemiştir. Cumhuriyet bu kadrolara dayalı olarak gelişmiş, kurumsallaşmış ve militarist bir şekillenmeye kavuşmuştur.  Türk egemenlik tarihinde şekillenen militarist karakter cumhuriyetle birlikte ordu ve istiparat teşkilatında faşizan bir niteliğe bürünmüştür.   Bunun sonucu ordu sürekli zülüm üreten bir merkez işlevi görmüş, istiparat teşkilatı ise her dönem tarihsel kötülüklerin çöplüğü olmuştur.                                                                             

Can Toprak

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html