29 Mart 2017 Çarşamba Saat 11:54 // Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi
'OHAL Sürecinde Yapılacak Referandum Türkiye’nin Başını Derde Sokabilir'

Birleşmiş Milletler Kamu İletişimi Dairesi’nin ortaklık kurduğu sivil toplum kuruluşları arasında yer alan The Light Millennium (LM) adlı sivil toplum kuruluşu, 16 Nisan’da yapılacak referandumla Türkiye’nin, imza attığı bazı uluslararası anlaşmaları ihlal edeceği de vurgulandı

The Light Millenium’un kurucusu ve başkanı Bircan Ünver, OHAL şartlarında yapılacak referandum nedeniyle Türkiye’nin imzaladığı birçok Birleşmiş Milletler anlaşmasını çiğnediğini iddia etti.

Ünver, Türkiye’nin referandumla bazı uluslararası sözleşmeleri nasıl ihlal ettiğini kaleme aldığı bir mektupla BM Genel Sekreteri Antonio Gutarres’e iletti.

Mektup, Birleşmiş Milletler’e bağlı diğer organlara ve üye ülkelerle birlikte çok sayıda BM’nin diğer ilişkili birimleriyle, aynı zamanda da TBMM Meclis Başkanı ve Genel Sekreteri’ne eş zamanlı iletildi.

“Türkiye imzaladığı anlaşmaları ihlal ediyor”

Ünver, BM’ye göndermiş olduğu mektupla neyi amaçladığını Amerika’nın Sesi’ne şöyle açıkladı: “OHAL şartları altında yapılacak olan referandum, Türkiye’nin 1945’de BM’ye kurucu üye olarak kabul etmiş olduğu temel ilkeler kadar, ‘Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi’ --özellikle de 2000 yılında imzalanmış olan ‘Binyılın Kalkınma Hedefleri Deklarasyonu’nun’ 2. Dönemi olan ‘BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ndeki’ tüm maddelerin de -- doğrudan veya dolaylı ihlalidir. Bu ihlal, özellikle de ‘Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin’ 16. Maddesi, (Sürdürülebilir kalkınma için barışçıl ve herkesi kucaklayan toplumları teşvik etmek, herkesin adalete erişimini sağlamak, her seviyede etkin, hesap verebilir ve kucaklayıcı kurumlar inşa etmek) maddesinin tamamıyla ihlaldir. Türkiye, imzalamış olduğu 17 maddeden oluşan ‘Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ sözleşmesini, Referandum’ a OHAL altında, demokrasi, hukuk ve insan haklarının askıya alınmış olduğu koşullarda gitmesiyle ihlal etmiştir.”

“Türkiye uluslararası mahkemelerde yargılanabilir”

Kaleme aldığı mektubu BM Genel Sekreteri ve gerekli organlarla paylaştığını ifade eden Ünver, OHAL şartlarında yapılan referandum sonrası Türkiye’nin, gerek yurt içinden gerekse BM bünyesinden olası bir yasal şikayet sonucu uluslararası mahkemelerde yargılanabileceğini öne sürdü. Ünver şöyle devam etti, “İçinde bulunduğumuz gün itibariyle görünen o ki OHAL referandumdan önce kaldırılmayacak. Hatta üç ay daha uzatılacak. O durumda, zaten bir şekilde çoğunluk ‘Evet’ çıkarsa, olağanüstü hal resmen süreklilik kazanmış olacaktır. Bu durumda referandumun sonucu ne olursa olsun, Türkiye, özellikle BM ve de AB nezdinde imzalamış olduğu tüm demokratik ve sivil haklar anlaşmalarına ters düşmüş olacaktır.” Ünver, mektubuyla, OHAL altında yapılmış bir referandum olması itibariyle sonucun iptalinde uluslararası mahkemelerin kapısını açabileceğine, mahkemelerce sonucun geçersiz sayılabileceği tehlikesine dikkat çekmek istediğini ifade etti.

“Türk halkını tehdit eden bu durumu tarihsel sorumluluk anlayışım yüzünden BM’ye bildirdim”

“The Light Millennium” sivil toplum kuruluşunun 2005 yılından beri, Birleşmiş Milletler çatısında üye olarak çalıştığını belirten Ünver,“BM programlarına katılan en düzenli ve aktif kuruluşuz. Aynı zamanda BM-STK konferansları çerçevesinde programlar üretip, planlama komitelerinde yer alıyoruz. BM programlarını, gönüllülük kategorisinde ve imkanlarımız ölçüsünde, Türk-Amerikan toplumuna ulaştıran ve paylaşan tek STK’yız. Her yıl 6 delege ile BM’de temsil edilme kapasitemiz var. Her yıl sonu, faaliyetlerimizi BM’ye raporla bildiriyoruz. O raporun değerlendirilmesi sonucu, bir sonraki yıla üyelik ve delegasyon atamalarımız onaylanıyor. Bu noktada, şahsen ve LM adına, göndermiş olduğum mektubu tarihsel bir sorumluluk bilinciyle ve LM bünyesinden aldığım destekle kaleme aldım. Çünkü, en başta ifade ettiğim gibi BM, sonuç olarak en güçlü küresel düzeyde devletler organizasyonudur. Türk halkının ve ülkenin geleceğini tehdit etmekte olan bu durumu bir STK kurucu başkanı ve BM baş temsilcisi olarak gerekli yerlere bildirdim. Somut verilerden yola çıktım. OHAL altındaki referandumun getirmiş ve getirmekte olduğu tehditleri bu çerçevede, dikkatlerine sunmanın elzem olduğu düşüncesiyle hareket ettim ve gerekli organlara bildirdim,” dedi.

‘Erdoğan’ın hanedanlığını ilan etme çabası’

Ünver, yazdığı mektupta yer alan Türkiye’de referandum süreciyle ilgili endişelerini de şöyle açıkladı, “ Özü ve getiriliş ve uygulama usulleriyle bu bir referandum değildir. Çünkü referandum iki temel seçenekten ve tek bir sorudan oluşur. Burada, dayatılmış olan ise tek seçenek, tüm mevcut anayasa maddeleri, 18 maddeye bağlanmıştır ve soru seçeneği olarak da, ‘hayır’ adeta söz de vardır. Kabul edin, evet deyin, yoksa terörist ilan edilirsiniz, ülkede savaş çıkar, işinizden olursunuz, hapse girersiniz tehdit gibi korkutmaları gündeme gelmektedir. O nedenle, 16 Nisan referandumu, sivil darbenin resmileştirilip sürekli kılınması için de uydurulmuş bir kalıptır. Kanaatimce diğer kritik değerde önemli olan bir nokta ise söz konusu referandum, AKP ve CHP veya herhangi bir muhalefet lideri arasında ki siyasi bir mücadele değildir. Söz konusu referandum, Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik laik yapısını değiştirip parlamenter sisteme veda, Erdoğan’ın da hanedanlığını ilan etme çabasıdır. “ dedi.

‘Tüm ülkeler, Türkiye’nin demokratik yapısının korunmasına destek vermeli’

Bu şartlarda BM bünyesinde çalışan bir sivil toplum örgütü olarak sessiz kalamayacaklarını belirten Ünver sözlerini şöyle sürdürdü, “İşte bu noktada, BM’ye yazmış olduğum mektuba acil gereklilik öne çıkıyor. Franklin D. Roosevelt, ‘Dünyanın bir köşesinde barış tehlikeye girdiği zaman tüm dünyada barış tehdit altındadır’ demişti. Yine Roosevelt’ten ‘Korkulacak şey, korkunun kendisidir’ sözünden de ilham ile bir STK temsilcisi olarak da, BM ve BM’ye tüm üye ülkeler, imzalamış oldukları ‘Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinde’ ve demokratik ve insan haklarında samimi iseler, o noktada, Türkiye’nin demokratik yapısının korunmasının gözetilmesine destek vermesi gerektiğini düşündüm. Özellikle Türkiye gibi Ortadoğu ve dünyanın merkezinde ve İslam dünyasında tek laik, demokratik sistemi olan ve nüfusunun yüzde 95’i Müslüman olan bir ülkede, tek adamlığa, orta çağa adımına göz yumulur ise, o zaman daha çok IŞİD’ ler ortaya çıkacaktır. Roosevelt’ in söylemiş olduğu gibi tüm yeryüzünde barış ve insanlık tehdit altında olacaktır. Sessiz kalmak da bir sorumluluktur. Sessiz kalıp onaylamakta. Bizde bu duruma sessiz kalmayıp bu mektubu Birleşmiş Milletlerin gerekli organlarına ilettik “ dedi.

Voice of America

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html