18 Haziran 2014 Çarşamba Saat 06:36 // Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi
VEKALET SAVAŞININ YENİ İSMİ: IŞİD - Analiz

Uluslar arası ve bölgesel güçlerin Suriye ve Irak’ta yürütmüş oldukları vekalet savaşı bu sefer farklı bir boyutta tırmandı. İran’ın bölgede Şii Mezhep içinde ki köklü duruşu ABD’nin başını çektiği bloku istemese de Sünni bloka zorlamıştır. ABD’de ya gerçek anlamıyla demokratikleşmeyi esas alarak bölgede ki halkları yanına çekerek yoluna devam edecekti ki ABD’nin emperyal karakterinden kaynaklı bunu yapması mümkündü değildi...

Uluslar arası ve bölgesel güçlerin Suriye ve Irak’ta yürütmüş oldukları vekalet savaşı bu sefer farklı bir boyutta tırmandı. İran’ın bölgede Şii Mezhep içinde ki köklü duruşu ABD’nin başını çektiği bloku istemese de Sünni bloka zorlamıştır. ABD’de ya gerçek anlamıyla demokratikleşmeyi esas alarak bölgede ki halkları yanına çekerek yoluna devam edecekti ki ABD’nin emperyal karakterinden kaynaklı bunu yapması mümkündü değildi. Bunu yapamadığı için önünde ki tek seçenek olan Sünni çizgiye kaymaktı. Zaten  baştan beri Türkiye, Suudi Arabistan, Katar ve bir dönem Mısır gibi Sünni çizgide olan ülkelerle işbirliği içinde bölgede güç olma yoluna gitti.  Suriye’ye yapılan müdahale Sünni ve Şii blokta ki güçler için adeta nihai kozlarını paylaştıkları savaş olacaktı. Suriye ve Rojava toprakları üzerinde yürütülen bu vekalet savaşının son kozu IŞİD adında ki bu çete örgütü oldu. ABD, İsrail, İngiltere, Türkiye, Katar, Suudi Arabistan, İran, Suriye ve Rusya gibi ülkelerin bölgeye hükmetmek için her birinin bir biçimiyle katkı sunum desteklediği ilet bir çete örgütü. Bu tür örgütlerde hiyerarşik bir yapıdan bahsetmek mümkün değildir. Yine hiçbir zaman tek adam yada birkaç adamın hükmedeceği bir yapıda olmazlar. Hatta tek bir devletin yada gücün hükmedeceği bir örgüt yapılanmasına da sahip değillerdir. Bu örgütlere kimin girdiği, kimin çıktığı da çok fazla kontrol altına alınabilir değildir. Onun için herkes bu tür örgütlerin içine sıza bildiği gibi her güçte bu tür örgütlerinin içinde kendilerine bağlı gruplar oluşturabilir. Dahası bu tür çete yapılanmalar istihbarat örgütler tarafında oluşturulmuş  yapılardır. El-Kaide gibi. El-Kaide yapılanmasının bölgede ve dünyaya da birbirlerine karşı nasıl kullanıldığı, bu örgütü bahane ederek Ortadoğu’yu işgal etme hareketini nasıl başlattıkları herkesçe bilinmektedir.

IŞİD ve El-Kaide gibi örgütlere hiçbir güç tümden hükmedemez. Onun için herkes için oldukça tehlikeli yapılanmalardır. Dikkat edilirse IŞİD ve El-Kaide örgütleri uzun süre neredeyse tüm elemanları dışardan getiriliyordu. Bosna, Kosova, Fransa, Belçika, Afganistan, Çeçenistan, Suudi Arabistan, Katar, İsviçre, Amerika, İngiltere v.b dünyanın bir çok ülkesinde sözüm ona Suriye’ye cihada geliyorlar. Yine Irak’ta boşaltılan iki cezaevi, Pakistan ve en son Libya Bingazi’de 1000 kişiden fazla tutuklunun birlikte cezaevinde kaçması v.s bu tür İslami ülkelerdeki cezaevlerin arka arkaya çok sayıda firarların yaşanması tesadüfü şeyler değildir. Ve bu ülkelerden tüm sınırları aşarak bilmedikleri bir coğrafya da savaşa gelmeleri elbette birkaç ay önce oluşturulmuş IŞİD gibi bir örgüttün becerisi olduğu söylenemez. Bu geçişleri bir tarafa koyalım. Peki bir ordunun sahip olmadığı kadar ağır silahlara, tank, havan, uçak savar, füzeler ve dünyanın cephanesini hangi yolla bu topraklara taşıyorlar. Tüm bunları bir tarafa bırakalım peki IŞİD yada El-Kaide gibi örgütlerin amaçları ne? Ve ne yapmak istiyorlar? Öldürme, hırsızlık, tecavüz, vahşice insanların kafalarını kesme, yüzlerce insanı kameralar önünde katletmeyi amaç edinmiş bir örgütten ne beklenir. Gerçekten kendilerinin de dediği gibi bir İslami devlet mi kuracaklar? Katil ruhlu insanlar grubu olan bu kişiler kaç kişiyi ikna edebilirler? Yada kim kaç kişi böyle bir iktidarın himayesinde yaşamak ister? Bu tür sorulara cevap verildiğinde ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılacaktır.

IŞİD’in Arkasında Hangi Güçler Var?

Yani amaçsız ve sadece hırsızlık, talan ve insan katletmek için mi kurulmuş bu örgüt? Elbette değil ve  amaçsızda değiller. Onların esas amaçlarını onlara katılmış ve cihad adına savaşan güçlerinin bildiğini sanmam. Amaçlarını sadece onların arkasında ki güçler biliyor. Ve grupların başında olup çeşitli istihbarat örgütlerine bağlı olan kesimler biliyor. Göründüğü kadarıyla da her devlet bu tür yapılanmalarla karşıtını yok etme yada zayıflatarak iradesini teslim almaya çalışmaktadır. Yani kısacası bu tür örgütler bölgeye hükmetmek isteyen güçlerin vekalet savaşlarının yeni ismi oluyor.

IŞİD çetelerinin Irak’ta ki Musul, Tikrit, Samara v.b Sünnilerin yoğunlukta olduğu bölgeleri işgal etmesi ve savaşı bu Sünni üçgenine taşıması savaşın boyutunu bir başka alana taşımıştır. Bu işgal hareketinin arkasında hangi güçler olabilir? Bunu anlamak için bu işgal hareketin hangi güce ne faydası olabilir ona bakmak gerekir? Birde bu hareketinin başarı şansı var mı yok mu? Ona bakmak gerekiyor. Başta şunu belirtmek gerekiyor ki bu işgal hareketinin başarı şansı yoktur. Uluslar arası ve bölgesel güçlerin paylaşım savaşına sahne olan böylesi bir coğrafya da başarı şansı neredeyse sıfır olan böylesi bir hareketi yapmak hangi aklın ürünü olabilir. Bölgede ki en köklü devletlere karşı savaş açmış böylesi bir örgüt nasıl olurda böylesi stratejik bir hatta yapabilir? Bu tür sorulara doğru cevap vermek için bu tür çete yapılanmaların oluşumunu iyi bilmek gerekiyor. Zaten bu soruların cevapları da bu yapıların oluşum gerçekliğinde gizlidir. Elbette bu işgal hareketinin kazanı ve kaybedeni olacaktır. İşin püf noktası da budur zaten. Bu işte kazançlı kim çıkarsa böylesi bir işgal hareketin arkasında da bu güç vardır. Her şeyden önce IŞİD gibi bölgede ve uluslar arası alanda insan kafalarını kılıçlarıyla kesen, yüzlerce suçsuz ve günahsız kadın, çocuk ve erkeği katleden bu görüntüleri videolara çekmesiyle teşhir olan bu tür yapılanmaların hiçbir meşruluğu olmadığı gibi hiçbir güçte bu tür yapıların bir alanda iktidar olmasını istemezler. Onun için Irak’ta ki Sünnilerin Şiiler karşısında ki isyanı böylesi bir örgüt şemsiyesi altında yapmaları onların en büyük şansızlığıdır.  Onun için başta bu isyan başarısızlığa mahkumdur.

Musul İşgal’in Esas Amacı Neydi?

Bu operasyonun esasında Irak’ta ki Sünni kesime yapılmıştır. Suriye’de ki Sünni kesim iki yıldır devam eden savaşta yeterince törpülendi. Mevcut durumda Şİİ Hilal’i için tehlike arz eden en güçlü Sünni damar olan orta Irak denilen bu üçgendi. Bu kesim hem Suriye’de ki savaşa aktif destek veriyordu. Hem de Irak’ta Şii hükümetin tam oturması önünde ciddi bir engeldi. Ve burada ki potansiyel her zaman için İran için tehlikeli bir potansiyel olmuştur. İşte bu operasyonla bu bölgeye arkasına uluslar arası kamuoyunu da alarak bu Sünni damarı güçten ve takatten düşürerek teslim almayı hedeflemişlerdir. Bu gün belki İŞİD çatısı altında Irak’ta radikal Sünni kesimler geçici zafer kazanmış olabilirler. Ama çok geçmeden ağır hava bombardımanı ve karadan geniş operasyonlarla alan tüm radikal Sünnilerden temizlenmesi uzak bir ihtimal değildir. Zaten Şiilerin en yükse dini mertebesi olan Ayatulla Sistanı Şii Arapları Sünnilere karşı cihada çağırdı bile.

Bu operasyonda kazançlı çıkan İran olmuştur. İran bu operasyondan sonda Irak’ın tamamında tartışmasız güç olmuştur. Bu operasyonun en önemli sonuçlarından biri İran’ı bölgede tartışmasız bir güç haline getirmesidir. Yine olası Kürt ve Şİİ ittifakını giderek daha da güçlendirmiştir. Doğalında Kürtleri ve Şiiler aynı mevziye koymuştur.

İşte Irak’ta ki Maliki hükümeti Kerkük’te ki Irak ordusunu çekerek Kürtlere boşalan yerleri en az kendi Kürdistan sınırlarını koruyun dedi. Öyle birilerinin dediği gibi Kerkük’te de Irak ordusu dağılmış ve kaç değildir. Belki bunlar içerisinde bazı kesimler kaçmış olabilir. Ya da Musul’daki askerler savaşmadan teslim olabilir çünkü buradakiler Sünni kesimdi. Oysa Kerkük’te ki ordu direk Maliki’ye bağlı ve Şii bir orduydu. Maliki Bağdat’ta doğru gelebilecek olan bu tehlikeyi tasfiye etmek için kendi ordusunu Kürdistan’da çekti ve Kürdistan’ı YNK peşmergelerine teslim etti.

Bu Operasyonun Kürtler Açısında Getirisi Nedir?

Şimdiye kadar Rojava devrimini hedeflemiş olan bu çete örgüt. Mevcut durumda Kürtlerin bölgede ki tüm kazanımları hedefleyerek Kürtlerinde aynı cephede birleşmesine sebep teşkil etmiştir. Yıllardır kendi aralarında ulusal güç ittifakını tartışmalarına rağmen bir araya gelmeyen Kürt örgütleri bu operasyonla zorunlu olarak bir araya geleceklerdir. Yine şimdiye kadar Güney Kürdistan coğrafyasına dahil edilmeyen %45’lik toprak parçasının da bu dönemde YNK tarafında kontrol altına alınması Kürtlerin en büyük kazanımı olmuştur. Bunun yanı sıra Kürdistan’ın dört parçasında ki ulusal duyguların daha da canlanması ve böylesi bir durumun diğer parçalar üzerinde ki etkisi daha da büyük olacaktır. YNK kontrol altına aldığı bu bölgeleri Irak hükümetine devretmese YNK Güney Kürdistan’da hakim güç haline gelecektir. Bu durumu fark eden KDP bu tartışmalı bölgelerin Kürdistan coğrafyasına dahil edilmesine karşı çıkacaktır. Nitekim mevcut durumda da Neçirvan Barzani’n yapmış olduğu açıklamada bu bölgelerin silah zoruyla değil siyasi yollarla hal edilmesi gerekir demesi boşuna değildi. yani bu operasyonun en önemli sonuçlardan biri de KDP’nin bölgede ki politikasının iflasıdır. Ulusal çizgi güç kazanmış ve KDP bu çizgiye gelmemekte ısrar ederse kendi kendini tecrit edecektir. Yine güney Kürdistan’da vazgeçilmez güç olmaktan çıkmıştır. Yani  bölgenin iki temel gücü Kürtler ve Şiiler olmuştur. 

IŞİD Türkiye İle Ceylan Pınar Pazarlığında

Türkiye ise neye uğradığını şaşırmıştır. Şimdiye kadar kendi denetiminde olduğunu sandığı IŞİD’in neden Musul’da konsolosluğu bastığı hala anlam vermiş değildir. Daha döne kadar kendi sınırlarında geçirdiği, her türlü lojistik destek verdiği, yaralılarını kendi hastanede tedavi ettiği ve kendi topraklarını üs olarak kullandırdığı bu örgüttün neden böylesi bir tutum içine girdiğini hala anlamış değildir. AKP ve Erdoğan hükümeti kendi kamuoylarında daha da rezil olmamak için altan alta bu örgütle temas içine girmişlerdir. Onlara yakın kaynaklardan aldığımız bilgiye göre IŞİD Erdoğan hükümetinden aldığı esirler karşılığında fidye istememektedir. IŞİD’in esirler karşılığında Erdoğan’dan istediği şey; Urfa’nın Ceylan pınar sınırında büyük bir güç ile Rojava’ya geçmektir. Mevcut durumda IŞİD ile Erdoğan arasında ki pazarlık bu sınır üzerindeki geçişlere dayanmaktadır. aldığımız bilgilere göre onun dışında IŞİD örgütü hiçbir pazarlığı söz konusu bile yapmamaktadır. Bunu Erdoğan kabul edecek mi önümüzde ki günlerde belli olacaktır. Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçimler öncesi yumuşak karnı bu esirlerden bazılarının IŞİD örgütü tarafından öldürülmesidir. Bu durum Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığına mal olabilir. Bu esir durumu da çok uzun süre devam ettirilemez.

Sonuç olarak bu tür örgütlerin içinde bir çok istihbarat örgütüne bağlı kollar söz konusudur. Kim ağır basarsa bu örgüt onlara hizmet edecektir. Onun için bu tür örgütlerin ne zaman ve nerede ne yapacaklarını tahmin etmekte zordur. Kürtlere karşı savaşırken Erdoğan için iyi bir ve desteklenmesi gereken bir örgüttü ama İran ve Esat hakim olunca Türkiye içinde tehlikeli bir örgüt olabiliyor demek.

Yusuf Ziyad

 Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.org - www.navendalekolin.com - www.lekolin.net – www.lekolin.info