01 Ekim 2013 Salı Saat 06:44 // Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi
ROJ HACK FETULLAH GÜLEN’İN KONUŞMA TUTANAKLARINI ELE GEÇİRDİ

“Mübah mıdır? Günah mıdır? İslamiyette yeri var mıdır? İslamda düşmanını yenmek için her türlü hileye başvurulabileceği belirtilmektedir.”

“Mübah mıdır? Günah mıdır? İslamiyette yeri var mıdır? İslamda düşmanını yenmek için her türlü hileye başvurulabileceği belirtilmektedir.”

ABD’nin kontrolündeki Fetullah Gülen’in, Pensilvanya’daki karargahında-Haziran başlarında  ‘Hizmet’ olarak ismi geçen Türkiye’deki “Yeşil Gladio” elemanları ile yaptığı bir toplantının konuşma tutanakları, Roj hack’in gerçekleştirdiği sanal bir operasyonla ele geçirildi.

İçlerinde istihbaratçılar, polisler, bürokratlar, gazeteciler, iş adamları ve akademisyenlerin bulunduğu “Hizmet” isimli “Yeşil Glado” elemanları ile Fetullah Gülen’in konuşma tutanaklarını yorumsuz olduğu gibi yayınlıyoruz.

KONUŞMA TUTANAKLARIN  ÇÖZÜMÜ

Hoca Efendi: Bütün her kes hoş geldi. Buraya kadar yorulup geldiniz, Allah razı oldun, Allah bütün zahmetleri, acıları, gönülde kalmış mübarek ancak ulaşılmamış amaçları bilendir, görendir. Şüphesiz insana en iyi yardımcı olandır. Elinden tutup zirvelere çıkarandır, yeri geldiğinde göklere çıkaran, yeri geldiğinde kendi katına çıkarandır. Çektiğiniz acılar bu nedenle mübarektir, daha iyi bir ahiret için büyük sevaptır. Buraya kadar gelirken çektiğiniz zahmetler de öyle.

Ne zamandır böyle bir şey düşünüyorduk. Aslında geçmiş yıllarda çok deneyimli arkadaşlar vardı burada. Yurt dışında eğitimlerini yüksek başarı ve özveri ile bitirdiler. Ancak Türkiye'de devletin ve hükümetin siyasi duruşu değişince bunlar da duruma karşı pozisyon aldılar. Çok farklı şeylere bulaştılar. O nedenle burada her türlü çalışmayı yürütecek bir ekibe şiddetle ihtiyacımız var.

Bugünkü cemaatimizde çeşitli yerlerden gelen arkadaşlarımız var. Türkiye’den, Kuzey Irak’tan, Suriye’den, Avrupa’dan... Çeşitli alanlardan... Siyasetçi, gazeteci, iş adamı, diplomat, yazar ve akademisyen...

Biz ülkemizin muhafazası, yükselişi, birliği ve kaybettiklerini tekrar bulabilmesi için ta buralara kadar gelmiş, buralarda, özlemler içinde, gurbet elde, acılar çekerek, ölümün nereden gelip ne zaman alacağını bilmeden, bir daha vatanımızı, topraklarımızı, Peygamber yatağını, döşeğini görüp görmeyeceğimizi bilmeden canhıraş uğraşırken, o topraklarda bereket ve zenginlik içinde kalıp da durumun ne olduğunu değerlendiremeyen, gözden geçiremeyen, bunun için kendinde takat dahi bulamayan yol arkadaşlarımız nedeniyle Allah biliyor çok acı çekiyoruz.

İki dakika şöyle, bir dur. Etrafına bak. Ekranlardan dünyaya bakıyorlar, bütün bir dünya, sen de bak. Yıkılan ülkeler, iktidarlar, saltanatlar, krallıklar, firavunlar, diktatörler, zalimler... Yıkılan memleketler, şehirler, evler, ocaklar... Dünya bir yıkılış süreci yaşıyor. Bir dünya da izliyor.

Hiç mi ders çıkaran yok? Hiç mi yoğunlaşan yok! İstediğin kadar yaş ol, dalları seni sarmaşık misali sarıp sarmalamış kuru ağaçlar yanarken sen yanmayabilir misin? Hz. İbrahim değilsin ki, Allah “ey ateş yakma, ey alev bahçe ol” desin. Memleket ateist dolu, sokaklar mini etekli kadınlarla gark olmuş, memleketin dört bir tarafında resmi ve resmiyetsiz kerhaneler var, bir vücut pis hastalıklarla dolmuş, taşmış. Bu ateşin yakmayacağı kadar mübarek mi sanıyorsun kendini? Neye güveniyorsun ki, etrafına bakmadan, kendine bir çeki düzen vermeden, bu ateşi içeriden de harlayacak olan maddeleri ateşten korumadan, böyle hızını alamayan dört nala koşan at gibi, at gözlüğü de takmış demiyorum ama böyle ateşe sürüklenir gibi gitmek nedendir?

İşte Taksim olaylarını görüyorsunuz. Evet, Allah yukarıda, ben de Türkiye’den böyle bir tablo beklemiyordum. Ama oldu. Ne oldu, sen bir akademisyensin, içeride yatan generallerin dahi böyle zevk içinde izlediği, dört bir taraftan yardım gönderdiği, daha dün hiç birimize zerre yaşam imkanı bırakmamış bu mahlukları böyle coşturan bu Taksim nedir? Bütün sol örgütlerini, ellerine geçirdikleri ne varsa alıp meydana, diğerlerinin yanına çeken nedir? Uluslararası boyutu nedir? Aslında halk İsrail’in bu işin neresinde olduğunu merak ediyor? Bunları nasıl bertaraf etmek mümkün? Ellerinde içki şişeleriyle Camilere giren, ayakkabıları ile Allahın evini adeta ayaklar altına alan... Haçlı seferi mi bu? Bir grup, efendim sözüm ona ağaçları önemseyen, yeşilci, yasadışı örgütler ile arasına mesafe koyuyor. Aslında polis ile arasına koyduğu mesafe de sol örgütlerinden oluşuyor, ellerinde molotoflar, sopalar, kilit taşları, ateş... Sol örgütler kaybetse kendi de kaybetmiş demektir, böyle değerlendiriyor ki kendisi mevzi arkasına, geri cepheye yerleşiyor. Düşünebiliyor musunuz, ağaçlar geri cephe olmuş. Polis dağıttı ama bitmedi daha. Umutlarının son saniyesine kadar deneyecekler. Uluslararası destek tamam, eksiksiz.

Z... …..: Hükümetin politikalarında sakatlıklar var. Biliyorsunuz, hükümet Recep Tayyip Erdoğan’ın karakterini almış. Haliyle politikadaki sakatlıklar ondan kaynaklanıyor. Hırsları, kinleri, inançları, bağlılıkları, yetişme tarzı, içinde kaldığı süreç ve topluluklardan kaptıkları... AK Parti de biraz ona mahkum, onun dışında onları toparlayabilecek biri yok. Aslında onları biraraya getiren iyi değil de zamana uyan özellikleri vardı. Sertlik yapardı, doğru itirazlar bile olsa bu sertlik nedeniyle zarar veremiyordu. Hükümet, buyurduğunuz  gibi ülkeye yaklaşan ve her tarafı kasıp kavuran ateşi dışarıda tutacak önlemlerden bir şey anlamıyor gibi duruyor. Uslup çok yanlış. İtici. Birlikte çalışılacak, yol yürünecek biri gibi durmuyor, o imajı vermiyor.

Hoca Efendi: AK Parti bizim elimizde, bizzat yönettiğimiz bir kurum. Gördünüz işte ne kadar üçkağıtçı, düzenbaz, yalancı, dalavereci varsa üşüştü. O yüzden bu partiyi esas almayın arkadaşlar. Bugün bunu destekledik, yarın baktık çürüdü yeni birşeyi destekleriz. Onun içinden yeni bir hareketi ortaya çıkarırız. Asıl bizim olan cemaatimizin gücüdür, Örneğin PKK ''oy vermeyin'' dediği zaman BDP oy alabiliyor mu? Birkaç bin tane oy alsın. İşte sizin de gücünüz ''AK Partiye oy vermeyin'' dediği zaman durum bu olmalı.

M... … …: Efendim ben süreçlerin doğru değerlendirildiği kanaatinde değilim. Bakınız Suriye’de savaş başladığı zaman hangi noktada idik? Hiç birimiz Hükümetin karşısına sert bir şekilde geçip “orda dur, bu işe karışma” demedik. Hâlâ da demiyoruz. Başımıza nelerin geleceğini bilmiyorduk, şimdi de gelecek için bir şey diyemiyoruz. On gündür buradayım, gelip giden insanlara bakıyorum, bu insanlarla, bu gruplarla bırakalım bölgeyi yönlendirmeyi, ülkeyi bile kurtaramayız. Evet, okullar sayesinde mübarek bir iş yapıyoruz, iş adamlarımızı düzinelerce, iş sahasının her alanında Hizmet’ten iş adamları var, iyi kazanıyorlar ve müslüman zenginlerimiz önemli bir noktaya geldi. Hatta sevindirici olanı, bu iş adamlarımız artık üretime yöneliyorlar. Üretim konusunda verilen devlet destekleri onları bu konuda cezbediyor. Ama siyasal anlamda, ideolojik anlamda çevremizdekiler sağa sola takılmaktan kurtulamıyorlar, başka güçlerin rahatlıkla yedeğine düşüyorlar. Suriye’de iyi bir hamle yapılamamasının sebebi bu beyinsel durumda yatıyor. Bu gidişle her şey çıkmaza dönüşüyor. Bu çatışma getirir. Suriye’de örgüt Türkiye’den daha yetenekli davrandı. Hem askeri anlamda, hem diplomatik sahada, hem de halk ile ilişkilerde.

Z… … …: Örgüt şimdi Suriye’de Kürtlerin yaşadığı yerlerde özerklik ilan edebilir. Bunun koşullarını oluşturmaya çalışacak.

S… … …: Buna göz yummak, tepkisiz kalmak Türkiye’yi uçurumun eşiğine getirebilir.

 Hoca Efendi: Tepkisiz kalmayacağız. İngilizlerin bir sözü var bilirsiniz. “İyi bir köpeğiniz varsa kendiniz havlamayın” deniyor. Para ve Allah adına çıkarlarımız için savaşabilecekleri Suriye’de örgütün karşısına çıkartırız. Bunun planlamasını yapıyoruz. Hizmet, sınır tarafında bu işleri organize edecek. Cemaatimizin bütün kolları bu çalışmada seferber olmalı.

Z… … …:Suriye’de bizim kotrolümüzde el parti ve azadi partisi var.

Hoca Efendi: Bunları destekleriz, PYD karşısında  bir güç haline getiririz. Bir taraftan da Peşmergenin özellikle petrol bölgelerini denetime almasının koşullarını yaratmalıyız. Suriye’de KDP’nin denetimindeki Kürt bölgesi bizim bölgesel çıkarlarımıza ters değil. Suriye’de çok yönlü hareket etmeliyiz aksi halde örgütün başarılı olmasına zemin sunarız.

A… … …: KDP tarafındaki sınır kapısının açık olması örgüte destek mahiyetinde.

Hoca Efendi: Kuzey Irak’tan örgüte kesinlikle hiç bir şey geçmemeli. Bu kapıyı KDP’ye kapattırmalısınız. Kapıdan cephane, erzak gidiyorsa örgütü ne yaparsanız yapın yenemezsiniz.

Bu konuyu geçelim.

S… … …: Son günlerde gündemde olan bir konu var. Gazetelerde cemaatimiz ile hükümet arasında ciddi sorunlar olduğu yazıyor.

Hoca Efendi: Takip ediyorum. Hükümet içindeki bazı bakanlar buraya kadar geldiler. Konuştuk. Kemalistlerin ve tabii örgütün karalama propagandaları bunlar. Hükümetle aramızı kalıcı şekilde kırmaya dönüktür. Hükümet bir yürütmedir, elbetteki işine karışamayız, ancak dışarıdan fikirlerimizi beyan ederiz. Eleştirdiğimizde “işte birbirlerine girdiler” diyorlar. Eleştirmediğimizde yürütmenin hatalarına ortak olacağız. Buraya gelip gidiyorlar, sonra farklı şekilde yansıtmalar, bir sürü tahrifatlarla başka yöne çekmeler oluyor. Gazetelerde, internette yazılıp çizildi. Vay efendim Hoca Efendi Başbakan’a hakaret etti. Kendimizi bunlardan sakınmak için dikkat ediyoruz. Fazla kalabalık gruplarla böyle münazarlar, toplantılar yapmıyorum. Geldiler mi daha dar, 2­3 kişilik... Oturacak koltuk bile yok içeride. Maksat kiminle ne konuştuğumuzu bilmek, fazla yayılmasının önüne geçmek. İnsanlar kötü amaçları için kullanıyor: “Ne de olsa 20 kişiyiz, kimin sızdırdığını, çarpıttığını nereden bilecekler” diyorlar, Allahtan da korkma, iyi bir ahiret gayeleri de olmayınca böyle oluyor.

Hoca Efendi: Buyurun.

Z... … …: Biliyorsunuz, geçen yıl Suriye’deki kentlere el konulduktan hemen sonra örgütün askeri gücü Hakkari’de geniş bir alana hakimiyet kurdu. “Vur, kal” taktiği adı verilen bu eylem aslında planlı bir çalışmanın başlangıcıydı. Bir taraftan Türkiye’nin Suriye’de olası bir müdahalesini durdurmak için, bir taraftan da Ortadoğu’da sistemler yıkılırken buna hazırlıklı olmak ve Kürt topraklarına el koymak amacını taşıyordu.

S… …. …: Affınıza sığınıyorum, Öcalan’ın ideolojik çizgisi ABD’yi bölgeden attıracak bir proje, yarın belki İran bile müdahaleye uğramadan önce bu çizgiye çekilir. Suriye’de çatışmadan, en azından katliamlara uğramadan bunu başardılar, Suriye’yi bir çizgiye çektiler. İran’da da başarabilirler. Bu durumda ABD ve İsrail Ortadoğu’da daha az söz sahibi olacaktır. ABD bunu istemez ki.

Hoca Efendi: Akıllı olun, zeki olun, ABD neden AK Parti iktidarını destekledi?  ABD için sürekli sonuçsuz bir savaşla Türkiye ile savaşan bir PKK daha iyi durur. Açık söyleyeyim ki biz çok yanlış bir noktada durduğumuz için bizim ile ittifak halinde görünen güçleri objektif olarak değerlendiremiyoruz, Türkiye’de durum bu. ABD’nin bu konuda PKK’yı ya da Öcalan’ı ne kadar tehlikeli gördüğünü anlıyoruz. Ama Türkiye bunu görmüyor. ABD bizden yana PKK’yı vursa ne ala, ABD çok iyi oluyor, dünyadaki günahların ortağı değil, İsrail’in jandarması değil, farklı bir şey oluyor.

Z… … …: PKK en fazla Türkiye içinde güçlü. Devletleşmeyi de bıraktı. Şimdi  demokratikleşmeyi esas alıyor. Bir de tüm Ortadoğuyu hedefliyor. Çünkü Kürtler tüm Ortadoğuda parçalanmış. İran, Irak, Suriye ve Türkiye'de Arapların, Türklerin ve Farsların ikna olmaları, barışı kabul etmeleri gerekiyor. Bu halklar bu aşamaya geldiğinde zaten ABD için bu coğrafyalar tamamen işgale kapanmış olacak. İdeolojik zemin işte bunu yaratıyor. O nedenle ABD, İngiltere ve İsrail PKK’nın kırılması için her türlü yöntemi uyguluyor. Ortadoğu'da PKK artık tehlikeli bir noktaya gelmiştir.

Hoca Efendi: Biz ne yapabiliriz? Bu topluma Hz. Muhammed’in bakışını, duruşunu, anlayışını nasıl getirebiliriz? Peygamberler Kenti Diyarbakır deniliyor ama bir örgüt orada oyların yüzde yetmişini alıyor. Gençlerimiz ile, kadınlarımız ile, çocuklarımız ile neden bir araya gelemiyoruz? Onca dersane açıldı, okullar açıldı, kitaplar yığıldı. Hz. Muhammed’in Kutlu Doğum Haftasında yapılan mitinglere bakın. Sözde Hizbullah orada güçlü. Dev mitingler. Peki ama neden seçimlere yansımıyor bu? O müslüman oyları nereye gidiyor? AK Partiye gidiyor mu?

T... … …: Hizbullah o mitinglere İstanbul’dan Hakkari’ye kadar ne kadar adamı varsa getirtiyor, bütün Türkiye’deki kitlesi odur.

Hoca Efendi: Diyarbakır dediniz de... Diyarbakır’da kadınlarla çok güzel, çok verimli toplantılar gerçekleştirdik. Bir kadın olarak onları günlerce dinledim. Sorunlarını dinledim. Hizmet’e inanmış, onun etrafında bir araya gelen kadınların çoğu Diyarbakır’da Kürt değil. Kürt olanların da önemli bir bölümü Zaza. Oradaki kadrolarımızda erkeklerin de önemli kısmı Zaza.

Z… … …:

Hoca Efendi: Bölgede Hizmet’in kazanma imkanlar daha fazla, öyle maddi imkanlarla kıyaslanamaz. Hazreti Peygamberin bir sözünü verseniz ellerine, avuçlarına dolu dolu verseniz, gönüllerini aydınlatsanız, gül bahçelerinden gelen o Muhammedi (S.A.V.) güllerin kokusunu alabilseler aslında en büyük kazanımı yapacaksınız ama, yapamıyorsunuz.

A... … …: Birçok kişi bölgedeki faaliyetlerin arkasında Hizmet’in olduğunu düşünüyor.

Hoca Efendi: Kimin ne düşündüğü çok önemli değil. Bazıları hizmeti yasadışı-derin devlet olarak değerlendiriyor. Biz hizmet olarak dış güçlerin Doğu ve Güneydoğu üzerindeki amaç ve gayelerini boşa çıkaracak çalışmaları yürütüyoruz.

Z… … …: Mevcut düzenin bozulması devletimizin 30, 50 ve 100 yıllık planlamalarını bozar.

Hoca Efendi: Demek ki hep üzerinde durduğumuz gibi, başımıza bela olmuş bir örgüt ile karşı karşıyayız. PKK’nın ideolojik bir kimliği var. Buradaki zenginliklere sahip çıkacağı bize yedirmeyeceği ortada. Dünyadaki güçlerin hareketliliğinin askeri ve siyasi olarak tek anlamı budur. Esas olan budur. Bütün hareketler dünya üzerindeki zenginliklerin ne zaman, nerede, nasıl ve kimler tarafından tüketileceği ile ilgilidir. Bunun ardındaki felaket kimsenin umurunda değildir.

A… … …: PKK gibi bir örgütün elindeki toprakların da, zenginliklerin de, canlı ve cansız varlıklar adeta işkence çekiyor.

Z… … …: Bu varlıkları bu işkenceden kurtarmamız için ne yol varsa o yolu takip etmemiz sorumluluğumuz gereğidir.

T… … …: O halde mübah mıdır, günah mıdır sorusuna böyle bakmamız  gerekir. 

Hoca Efendi: Mübah mıdır? Günah mıdır? İslamiyette yeri var mıdır? İslamda düşmanını yenmek için her türlü hileye başvurulabileceği belirtilmektedir. Renk değiştirme, kendini başka türlü gösterme, bazen fazlasıyla güçlü görünme, bazen kendini çok güçsüz düşmüş gibi gösterme vesaire vesaire. Yalan söylemek, düşmanı aldatmak, kandırmak ve ardından vurucu darbeyi vurmak tarihten beri hep var olagelmiştir.

Doğu ve Güneydoğu’da yapacağınız herşey zamana eşdeğerdir. Buralar Türk devletinin sömürgesidir nihayetinde. Aslında sömürülen topraklarda Ulusal veya Sınıfsal Kurtuluş Savaşları'nın başlamasının pek bir anlamı yoktur. Önemli olan savaşın ne kadar uzayacağı da değildir. Sömürgeci güç için sömürülen toprakların kaç yıl sonra gereksiz hale geleceği önemlidir. Buna göre eğer sömürülen topraklardaki şey örneğin petrol ise, petrolün kaç yıl sonra biteceği önemlidir. Çünkü sömürünün temelinde yer altı ve yer üstü kaynaklarının zenginliği yatar. O halde sömürülecek olan petrol şayet 10 yıllık rezerve sahipse, Ulusal Kurtuluş Savaşının en az 10 yıl uzatılması gerekmektedir. On yıl sonra savaşın kimin lehinde bittiği önemsizdir. Zaten zenginliği sömürülen toprakların her iki tarafa da artık bir yararı olmayacaktır. Sömürgeci güç için sömürge topraklarda daha fazla kalmak sadece daha fazla gider anlamına geleceğinden, sömürü işlemi bittikten sonra şayet savaş durumu varsa en hızlı şekilde çekilmek çok daha yararlıdır.

Güneydoğu Anadolu Bölgesinde en çok Elazığ bölgesindeki madenler işletilmektedir. Elazığ'ın kimlik açısından eskiden Kürtlerin nüfusunun yoğun olduğu bir il olduğunu biliyoruz. Günümüzde ise Türk Milliyetçilerinin kalesi gibidir. Bu durum madenlerin rahatlıkla işletilebilmesi içinde yeterince koşul sağlamaktadır. Dolayısıyla bölgedeki bu kimlik değişiminin manuel olması ihtimali yüksektir. Zaten geçmiş yıllardaki hükümet politikalarına baktığımızda İsmet İnönü döneminden Bülent Ecevit dönemine kadar Elazığ ile ilgili değişik stratejik hedeflerin belirlendiği ve bu hedeflerin zamanla gerçekleştirildiğini görüyoruz. Türk Milliyetçiliği için özellikle Elazığ'ın seçildiğini görüyoruz. Yine Batman ilinde bugün islami kimlikli nüfusun yoğunluğu, Kürtçe dergi, gazete ve kitap okuyan kesimin yok denecek kadar azlığı ve şehrin neredeyse liberal duruşu dikkat çekicidir.

Müslüman bir ülke olsak da biz de sömürgeci bir gücüz. Biz derken ülkemizi kastediyorum, Allah bunu bize nasip etmedi elhamdülillah. Bugün adına Kürdistan denilen topraklar zenginliği ve coğrafik konumu itibariyle Türkiye, İran, Irak ve Suriye arasında dörde bölünerek sömürülmektedir. Bu işgal aynı zamanda bugünkü Avrupa Birliği ve Arap Birliği onayı ile meşrulaştırılmıştır. Araplar için işgalci iki gücün Irak ve Suriye olması önemlidir.

A… … …: Cemaatimize bağlı şirketlerimizi Doğu ve Güneydoğuya yönlendirmek, bu zenginlikleri Türkiye’ye taşımak boynumuzun borcudur.

Z... … …: Ulusal çıkarlarımızın farkındaysak eğer ideolojik olarak farklı yerde dursak da aslında Hizmet’in Kürtlerden müteşekkil hareketini rahatlıkla yönetebiliriz. Kürtlere TRT 6 gibi bir imkanın verilmesini ilk siz istediniz. Kuzey Irak’ta Kürt bayrağı dalgalanırken okullarımızı, kurumlarımızı açtık ve o bayrak altında, biz de Kürdistan’da farklı bir güç olabiliriz, Kürtlerden müteşekkil bir Hizmet hareketi olabiliriz. Asıl bu şekilde PKK’ya ideolojik alternatif olabiliriz. Yoksa Kürtlerin ulusal çıkarlarına, haklarına karşı çıkarak bence sadece ulusal çıkar ve millet bilincine ulaşmamış Kürtleri çekebiliriz.

S… … …: Kerkük ve Musul meselesi büyük bir sorun olarak önümüze tekrar çıkacak. Buraların Kuzey Irak’a bağlanmaması için Barzani ile petrol anlaşmaları yapıldı. Kuzey Irak’ın Türkiye tarafından himaye edileceği sözü verildi. Yumuşak bir yol ile Kerkük ve Musul’un Arap bölgesi olarak kalması bizim için stratejik önemdedir.

Z… … …: Kerkük Kürtlerin eline geçecekse bu eşittir alarm zilleri çalıyor. O halde Amerika da, Avrupa da, Arap Birliği de uzaktan seyrettiği şeye artık birebir muhatap olmak zorunda kalacaktır. Bizler açısından da Kerküklü bir Kürdistan çok tehlikelidir. Hangi Kürtlerin elinde olursa olsun fark etmez. Sonuçta güçlü bir Kürt eninde sonunda daha fazlasını isteyecektir.

Hoca Efendi: Bakmayın öyle Barzani’nin Kerkük konusunda ahkam kestiğine. Sanırım artık Kerkük ve Musul’dan vazgeçtiler. Kerkük ve Musul’suz Kürdistan’a razı oldular. ABD ne derse o da öyle olur. ABD istese maaşlarını bile keser. Bu saatten sonra Barzani’nin bizim desteğimiz dışında ayakta kalması artık zor görünüyor. Şunu herkes çok iyi biliyor: KDP’de, YNK’de PKK’sız bir hiçtir. Türk devleti KDP’yi PKK’dan dolayı adam yerine koyuyor. Bunu onlarda çok iyi biliyorlar. O yüzden ne PKK’nın büyümesini, ne de tamamen bitmesini istemiyorlar.

Ara verelim, daha sonra devam ederiz.

 Ancak diyalogları yazmanız ciddi bir zaaf oluşturuyor. Bakınız burada konuştuklarımız önemli değil. Ama diyaloglarınızda konuştuklarınız yaptıklarınızı gösteriyor. İşte o büyük sorun olabilir. Konuştuklarımız önemli değil, fikirlerimiz, amaçlarımız olabilir.

Aradan sonra…

Hoca Efendi: Buradaki toplantımızın bir amacı da önümüzdeki seçimlerdir. 2009 seçimlerinde DTP(BDP) tarafından ele geçirilen belediyelerin tekrar ellerinden alınması bizim en önemli çalışmamız olmalıdır. Böyle bir başarı örgütün aynı zamanda meşrulaşma, siyasallaşma ve aşırı derecede kitleselleşme faaliyetleriyle birlikte ekonomik gücünü de zayıflatır. Tecrite alır.

Doğu ve Güneydoğu için özel bir Seçim Çalışma Grubu çıkarılacak, bu grup kendi içinde komisyonlara ayrılacak, bu komisyonun görevi BDP’nin oy aldığı yerlerde oy oranlarını düşürmek olacak.

Oylarını düşürmek için en iyi yöntemleri bulun. Rakibinizin en zayıf yönlerini tespit edin ve kullanın. BDP’nin belirledikleri adaylar hakkında dedikodular yayarak halk içinde tartıştırın. Adayların geçmişleri hakkında spekülasyonlar yayın. Kadınları toplayın, evlerde, camilerde, her yerde. Yemekli, kahveli, çay saatleri vs vs. Hutbe kültürünü yayın. Her yeri camiye çevirin.

Bir de halkın nerelerde alışveriş yapacağına siz karar verin. Yavaş yavaş halkı cemaatimiz dışı alışveriş merkezlerinden uzaklaştırın. Kendi merkezlerinizi yayın. Her alanda sizin sermayeniz olsun.

Birincil amacınız örgütün ilerlemesini yavaşlatmaktır, direnişin süresini uzatmaktır. Devlet ise her yıl “bu yıl bitiririm” diye önüne hedef koyar, o ayrı. Bizim zeminimiz olmasa onu da yapamaz. Bu iş tıpkı hastalıkla mücadele gibi. Mikrop önce hızla vücudu ele geçirir. İlaç önce bu hızı yavaşlatır, sonra bu ilerlemeyi tamamen durdurur ve düşüş ondan sonra başlar. Düşüş başladı mı sıfıra kadar indirir artık.

Karşınızdaki ideolojik, ekonomik, siyasi, kültürel, tarihi ve askeri güç ne kadar güçlü ve köklü görünüyorsa görünsün, fark etmez. Her şeyin bir zayıf karnı vardır.

Her gücün zayıf karnı demokrasidir. Demokrasi varsa senin gibi yetenekli biri çıkarak demokratik koşullardan yararlanır ve seçimle iktidara gelir. Onu destekleyecek olan kitle ise zayıflarına ve çıkarlarına seslenilen kitledir. O halde her gücün zırhı da eğitimli kitledir. Eğitimli kitlenin demokrasisi ise ne kadar gelişkin olursa olsun açık yaratacağına, tersine işleyişin sorunsuz gerçekleşmesini sağlar.

Geçmişten iyi ders çıkarmak bizim işimiz. Kendi hatalarımızı da, düşmanın hatalarını da iyi derecede bilmemiz gerekir. Yoksa düşman kendi hatasından ders çıkararak daha önce kazandığımız bir noktada kazanır ki, bu daha kötü olur.

Bölgede etkili olmak istiyorsanız örgüt kadrolarının ve BDP’lilerin zayıf noktalarını tespit etmelisiniz. Yönetimde kim kime karşı, kim yükselmek istiyor, kim yönetime girmek istediği halde giremedi. Böyle kişiler varsa şirketlerden teklif göndertin, farklı işlere yönelimlerini sağlayın. Böylece seçim süreçlerinde ilerleme sağlayamazlar.

Z… … …: Önemli olan birinin hata yapması, diğerinin de iyi yararlanması.

Hoca Efendi: Evet, bunu kavramak önemli.

A… … …: Efendim!

Hoca Efendi: Buyurun…

A… … …: Çözüm süreci….

Hoca Efendi: Çözüm konusunda acele etmeyin. İşleri mümkün olduğu kadar yavaştan alın. Her an filler ile vezirler yer değiştirebilir.

A… … …: Evet efendim.

Z... … …: Affınıza sığınıyorum, ama bir Türk olarak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti benim halkıma aynı şeyleri yapsaydı Allah bilir daha fazlasını yapardım. Hele ki İslamın doğru bulduğu yöntemleri de uygulasaydım çok daha farklı bir şey olurdu. Bir saniye müsade edin, Hatay’da meydana gelen patlamanın PKK tarafından yapılmadığını nasıl saniyesinde anladık? Neden bu işin Araplardan geldiğini anladık?

Hoca Efendi: Hangi süreçlerde neyin olacağını, kime havale edileceğini belirleme gücündeyiz.

Kaldığımız yerden devam edelim…

Seçimlerde bölgelerde kötü adam çıkarmaları kadar önemli bir şey olamaz. Yolsuzluklara bulaşanları desteklemelisiniz. Kendi müfettişlik organları yok zaten. Siz de denetim yapmazsınız. Bırakın yesinler. Bakın, yiyen adam zararlı değildir, bir metre kaldırım yapan ve bir saat eğitim verdiren adam zararlıdır. Hayatın her alanında bulunacaksınız. Kaliteli iş yapabilecek adamlar küstüreceksiniz. Herkes bunun en yukarıdaki, tepedeki adamlardan kaynaklandığını düşünecek. Kalitesiz iş yapan, emret komutanım tiplemeleri, alayın askerleri gibi karakterlere karışmayacaksınız. Bu da bu psikolojiyi daha çok doğrulatacak. Böylece küsen ve giden adam “bak işte bu adam kalitesiz olduğu halde emret komutanım dediği için herşeyi yönetiyor” diye düşünecek ve matematikteki doğrulama gibi, sonucu alacaktır.

Dernekleri, belediyeleri ekonomik olarak darboğazda bırakacaksınız, işlerini tıkatacaksınız. Ekonomik olarak kurumları canlandırabilecekleri üretimlerden uzak durmalıdırlar. Tarım alanları ve köylüden uzak durmalıdırlar.

Seçimlerde hileler her yerde aynı olmayacak. Dikkat çeker. insanlar seçim sonrası birçok duyumdan söz edecek. Ama yöntemler o kadar çok olacak ki herkes bunları bir dedikodu olarak algılayacak. Yükselmesini istediğimiz adamı bazen kısa süreli içeri de atabilirsiniz. Bazen de dışlamamız gereken adamı böyle kısa süreli atarsınız içeriye. Yani yöntem karışık uygulanacak. Aksi halde yöntem bir fikir verir ve her zaman tersini uygulayarak da doğru yola çıkmak mümkündür.

Geniş anlamda ise hayatın her alanı ile ilgilenen kurumsallaşmalara gitmemelerini içeriden engellemelisiniz. Şu an kaç kategoride kurumlaştıklarını biliyor musunuz. Daha fazla kurumlaşmalara gitmelerine izin vermeyin. Bunlar böyle kalmalı. Yeni alanlar olursa kapatılmalı. Ama öyle yasalarla, baskılarla değil. Yozlaştırarak. Kapattırarak.

Herkes her tarafa uzanabilmeli. Bu yasasızlıkla mümkün. Ee zaten yasasız. O halde içine girip içerden bunu hep aşındırmak lazım. Düşünün böylece yılda her yerde en az bin kişi küstürülür.

Allah Ademoğlunu yaratırken bir sürü de zaafiyet vermiştir. Yemek ve cinsiyet zaafiyetleri dışında birçok zaafiyet vermiştir. Üstün gelmek, birşeyi hakimiyeti altına almak, bulunduğu yerden bir başka üst yere geçmek de doğru kullanılmadığında zaafiyettir. Böyle birçok zaafiyet sayılabilir. Bir topluma istemediği şeyleri yaptırmanın yolları da bazen böyle zaafiyetlerden yararlanmaktan geçer.

Çalışan iş yapan BDP’lileri illegal işlere bulaştırın daha sonra da içeriye alın. Adamlarımızı bu şekilde onların yerine yerleştirin. Ama çok dikkatli davranmak gerekir. BDP'nin olumsuz ne kadar şeyleri varsa, ne kadar anti-demokratik uygulamaları varsa bunları basına vereceksiniz.  Bunlardan çekinmeyin. Çekineceğiniz yönetici kimdir, işi bittikten sonra çıkıp hala yoğunlaştırıcı şeyler yapan, okuyan, tartışan, yazan, eleştiren, araştıran yöneticidir.

Lekolin.Org Haber Merkezi

Navenda Lêkolînên Stratejîk a Kurdistanê

www.navendalekolin.com www.lekolin.org-www.lekolin.net - www.lekolin.info