PKK Karşıtlığı ve Siyasal İslam Gerçeği -3-
Dizi Yazı / 04 Haziran 2010 Cuma Saat 15:14
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Üçüncü yazı dizimizde Siyasal İslam’ın doğrudan organik bağlarını ve Kürdistan’daki toplumsal tabakalardaki etki alanlarını işlemeye çalışacağız.

(Saraylarda Ağlayan İrade)

Üçüncü yazı dizimizde Siyasal İslam’ın doğrudan organik bağlarını ve Kürdistan’daki toplumsal tabakalardaki etki alanlarını işlemeye çalışacağız. Konunun detaylı incelenme gereğinden her dizide bir alanı incelemek durumunda kalıyoruz ama işin gerçeğinde bir birlerinden koparılmayan gerçeklerin tümünün PKK ve Özgürlük Hareketi'ne karşı Kürdistan toplumunu ordulaştırmaya çalıştığı ve savaşın önemli bir kısmını bu 'orduyla' verildiğidir. Elbette Kürdistan toplumunu kendi kendisine karşı sosyal ordu haline getirilme mücadelesinin Kürtleri mi bitireceği yada gerçekte bu alt-üst oluşta Türkiye'nin dahi ordusuz kalacağını bize tarih tarif edecektir.

 

Devletin Siyasal İslamı Kürt toplumu içerisinde kurumsallaştırılmaya çalıştığı, yaklaşık 1800'lerin sonlarından itibaren Kürdistan’da yaygınlaşan Nakşîliği irdelemek gerekirse peşin bir suçlamayla bunun tabanını red edilmemesi gerektiği kanısındayım. Asıl olan toplumun kendini ifade ettiği her kurumun yine toplumun kendisine karşı ordulaştırmaya çalışıldığı gerçeğidir. Cumhuriyet Tarihi ve Kürtlerin son yüz yıl İsyanları iyi incelenirse devletin tarikatların içerisinde devrimci katliamı yaptığı anlaşılacaktır. Zaten Palu'nun, Bingöl'ün, Bitlisin, Adıyaman’ın ve Hatta Erzurum’un bu günkü durumlarına bakılırsa katliamın boyutları anlaşılacaktır. Nakşî tarikatının yer yer devletle çatışır durumdayken Saîdé Kürdî'nin esareti bu isyanların esaretini sembolize etmektedir. Ağrı İsyanı sonrasında devletin 'beton' tanımlaması Kürt Ulusal Direnişlerine verilen mesaj neyse Saîdé Kürdî'nin esaretli vefatı Kürt-İslam devrimcileri için aynı anlamı ifade etmektedir. Gerek Şeyh Saît gerekse Kurdî'nin bu gün mezarlarının bile olmaması tarikat oyunlarını görmeyen her Kürde sorulabilecek bir soru Kürt İslam Hareketi'nin neden dikili bir mezar taşı bile yok? Sorular çoğaltıla bilinir: Neden Saîdé Kürdî'nin fotoğrafları Kürdistan Newroz kutlamalarında suç? Ya da Kutsal kitap Kuran-î Kerim dahi Kürtler için barış için havaya kaldırıldığında neden yasak?

 

Cevaplarımızı AKP'nin pratik örnekleriyle verebiliriz Kürt Müslümanlara bir mezar bile çok, çünkü ancak Türkleşerek dua edebilir, hissedebilir bir Kürt. Newrozda (Batmanda) Kürdî'nin fotoğrafları yasak çünkü Kürdî Kürdî değil Nûrsî olarak Gülen cemaatinin Kürtlere karşı kullanılan bir silah olarak serbest onun dışındaki her alanda yasak. Kuran bile yasak çünkü AKP barış isteyen hak isteyen (Amed'te Mele Muhyeddin tutuklanması gibi) Kuranı modernist kapitalizmin savaş istemine ters görüyor.

 

2007 genel seçimlerde Batmanda Adıyaman ve Siirt şeyhleri üzerinden toplantılar yapan AKP bir çok yurtsever aileyi dahi sahtekarca aldatmıştı. Ancak bunda DTP'nin neredeyse karşıtlık yapmayacak ve kısmen desteklediği AKP politikasının da payı vardır. Özcesi tarikatlar ilişkisinde cumhuriyet tarihi boyunca Siyasal İslam, devlete ve Türklüğe itaat eden tarikatlar yaratılmaya  çalışmış ve giderek içleri boşaltılarak kendine organik bir alan haline getirmiştir.

 

Devletin ve sermayeci güçlerin Kürtlere karşı son halkası ve platformu olan AKP ayrıca DYP'den boşalan korucu çevreleri, CHP'den boşalan Atatürkçü kesimlerinde kırıntılarını kendisinde toplama hedefindedir. 29 Mart seçimlerinde aslında Colemérg (Hakkâri) gibi yerlerde Kürt aşiretlerinden ciddi bir darbe yesede rantçı aileler ve aşiret çevreleriyle halen daha kirli ilişkiler içerisindedir. Kuzeyde kendilerini Kürt partileri diye tanıtan partilerin Güney teşvikli AKP destekleri yetmiyormuş gibi özellikle sınır hatlarındaki bazı aileler ve aşiretle sırtlarını Güneye dayayarak AKP'yi desteklemektedirler örneğin sınırın sıfır noktasındaki Rûbarok (Derecik) Beldesinde yerel seçimler döneminde AKP adayının halka ''eğer oylarınızı bize vermezseniz Diyanayı size haram ederim'' tehdidi dikkat çekicidir. Rubarok ve Diyana hattı PDK'nin denetiminde sayılır, PDK'nin kontrol noktalarıyla Kürt halkını tehdit etmenin mantığı nedir?

 

AKP'nin Kürdistan’da yaymaya çalıştığı ve partisinde yer verdiği bir diğer kesim ise sermaye adacıkları haline getirmeye çalıştığı tüccar, bey ve bunlara ideolojik öncülük eden eski 'Kürt Devrimcileridir'. Bu profil aynı zamanda Güney Kürdistan’a biçilen misyona en yakın profil olarak durmaktadır. Sadece Güney Kürdistan’a biçilen misyon değil bundan sonra PKK'ye karşı verilecek çoklu (çok boyutlu) savaşta yeni dönemin profili olarakta ortaya çıkacaktır. İşin gerçeği ve acı olan tarafı HAK-PAR'ın KADEP'in ve PDK'nin AKP'yi desteklemesinin önemli bir umut kaynağı olarak bu profil durmaktadır. Kuzeydeki partilerin desteği karın tokluğuna bir yalakalığı ifade ederken PDK ise iki gram diplomasiyi TC'yle geliştirme adına tonlarca Kürdü buna sarf etmekte ve harcamaktadır.

 

Elbette yazı dizimizin üçüncüsüne kadar ele aldığımız ilişkilenmelerin birde dış güçler gerçeği vardır. Kürt partilerin, şahsiyetlerinin saraylarda iradesiz lüks karşılanmasında (karşılanan) Kürtler ne kadar iradesiz ise Türk siyasetinde de AKP Türkiye'de dış güçlerin oluşturduğu iradesizliği idare etme platformu oluşuyla o kadar iradesizliği temsil etmektedir. Belki de bu güçleri bu kadar birbirlerine yakınlaştıran iradesizliğin, dış güçlere dayanmanın amansız kader ortaklığıdır!

 

Ozan erdem

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net - www.lekolin.info

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.