Efrin (Rojava) saldırısı ve Kürtler
Makaleler / 01 Şubat 2020 Cumartesi Saat 07:56
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kürtler yüz yıldır bir asimilasyon kıskacındalar.

Asimilasyona direnen Kürtler katliamlara ve saldırılara uğramış, toprağından sürgün edilmiş, cehennem hayatı yaşamış, hayat kendisine zindan edilmiş, Kürdistan bir savaş ülkesi haline getirilmiştir. Yüz yıl önce Kürdistan dört parçaya bölünmüş, Kürtler birbirinden koparılmış, yakın akrabaların arasına bile tel örgüler çekilmiştir. Dört parçadan birinde otonomi ya da özerklik gibi statü kazanma bile Türk devletinin uykularını kaçırmış, rahatsız etmiştir.

Kürdistan'ın dört parçaya bölünmesi emperyalizmin bir planıydı. Bu plan yüz yıl uygulandı ve imkan bulurlarsa bir yüz yıl daha bu planı uygulamak istemekteler. Ancak Kürtlerin ulusal bir önderliğe sahip olmaları, ulusal bilinç ve birliğe ve örgütlülüğe ulaşmaları bölgenin katı ulus devletlerinin Kürt inkarını kırmış, Kürt sorununun çözümünü gümdemleştirmiş, ilgili devletleri, en azından Kürt yoktur diyemez hale getirmiş, Kürdistan'da siyaseten etkisiz hale getirmiş, bitirmiştir. Gelinen aşamada Türk devleti, Kürdistan'da siyaseten tükenmiştir. Kürtlerin ulusal önderlik ve güce sahip olmaları, emperyalizmin yeni dönemde bir yüz yıl daha tavşan kaç tazı yakala siyasetini de etkisizleştirmiştir.

Yüz yıl önce, Kürtlerin ulusal önderlikten, bilinçten ve birlikten yoksun olmalarından nemalınarak, Kürtleri hem böldüler hem de asimile olmalarının önünü açtılar. Kendilerine bağımlı katı ulus  devletler de kendilerine hizmet ettikleri sürece, bunu uygulamaları konusunda her türlü desteği verdiler. Dikkat edilirse, Kürtleri aslında bölgede kurdurulan katı ulus devletleri terbiye etmek için koz olarak görüyorlar. Saddam eğer İngiltere ve Amerika'ya karşı çıkmasaydı, Güney Kürtlerine destek vermeyecekler, tam tersi ezilmeleri konusunda Saddam'a destek verirlerdi, Bakur’da Türk devletine verdikleri destek gibi. 1958'de İngiliz kuklası Kral Faysal'ın Sovyet destekli General Kasım önderliğinde sol subayların ağırlıkta olduğu bir müdahale sonucu yıkılması, Irak'ta Arap milliyetçiliğine dayalı küçük burjuva sol bir sistemin ortaya çıkmasına yol açmıştı.

Irak'ta BAAS partisi milliyetçi olsa da, 1979'e kadar, belli ölçülerde sosyalist ve halkçı bir çizgiye de sahipti. 1970'de Irak/BAAS yönetimiyle belli bir anlaşma yapılarak, Güney'de özerklik ilan ediliyor. Kürtler kendilerini özerklik temelinde yönetiyorlar. Güneyli güçlerin ulusal demokratik bir çizgiye sahip olmamaları günümüze kadar devam eden istikrarsızlığa yol açmış, 1979'da iktidara gelen Saddam ve ekibi, BAAS partisini sosyalist çizgiden uzaklaştırıp, tam bir dikta rejimine gitmiş, Kürtler Türkiye'deki kadar inkar edilmese de ama resmi rakamlara göre binlerce Kürt öldürüldü. Birçok yerde binlerce insanın gömülü olduğu toplu mezarlar bulundu. İnkar etmiyorsun ama katlediyorsun, baskı ve işkence yapıyorsun. Saddam Halepçe'de katliam yaparken, Irak devlet radyosu'nda Kürtçe şarkılar bile söyleniyordu, ama Kürtler özgür değillerdi.

Güneyli güçler, ulusal demokratik ve devrimci bir çizgiye sahip olsalardı, sahip oldukları özerklikle hem Irak'ı demokratikleştirecekler hem de Saddam gibi bir canavarın ortaya çıkmasını engelleyeceklerdi. Özgürlük Hareketi o dönemler Güney’de yönetim olsaydı, bugün bambaşka bir Irak, Kürdistan, Türkiye ve Ortadoğu olacaktı. Kürtlerin en çok inkara uğradığı ve asimile edilmek istendiği ülkenin Türkiye olduğunu unutmayacağız. Bu açıdan kuşkusuz her parçada güçlü olacağız ama en çok Bakur'da güçlü olacağız. Çünkü sorunun en ağırı ve nufusun çoğunluğu Bakur'dadır. Bakur'da demokratik ulus yaşamsal hale gelirse, diğer parçalar da bundan etkilenirler. Tabi ki diğer parçalardaki bir demokratikleşme de Bakur'u bir şekilde etkiler, inkarı kırar.

Kürdistan'ın bir parçasında meydana gelen bir değişiklik diğer parçayı da etkiler ve o parçadaki inkar rejimine darbe vurur, Kürt sorununun çözümünü dayatır. İşte Rojava bu konuda Kürtler için önemli bir dönüm noktası olma niteliğine sahiptir. Türk devleti her seferinde neden Rojava'ya saldırıyor? Çünkü Rojava Kürtleri statü sahibi olursa, sıra Bakur Kürtlerine gelecek ve yüz yıllık inkarı ve Kürtleri Türkleştirme planları bitecek. Rojava ve Efrin saldırılarını bu çerçevede ele almak ve değerlendirmek gerekiyor. Kürtlerin bir parçada statü sahibi olması, diğer parçadaki inkarı bir şekilde darbeler, etkisizleştirir.

Rojava ve diğer parçalarda Kürtlerin statü sahibi olmasını engellerse, Bakur’da daha rahat asimislasyonu hayata geçireceğinin hesabını yapmaktadır. Yoksa kendi Kürtleriyle barışmış bir Türkiye'nin başka parçadaki Kürtlerle ne sorunu olabilir. Hatta elinden gelse bütün parçalardaki Kürtleri bir kaşık suda boğar. Kürtlerin ulusal önderliğe, birliğe ve bilince sahip olmaları, görüldüğü gibi, inkar rejimine ve yüz yıllık tavşan kaç tazı yakala sistemine darbe vurmuştur. Kürtler ulusal temelde ne denli güçlü olurlarsa, inkar sistemi  de o denli bir yıkım yaşayacaktır. İnkar sistemi aslında Kürtlerin ruhunda, zihninde yıkıldı. Türk devletinin askeri olarak saldıları ve operasyonları yapması ve dünyayla her türlü kirli pazarlığa girmesi bu nedenledir.

Yasal zeminde de Kürt belediyelerine kayyumların atanması ve HDP üzerinde görülmedik bir baskı ve sindirmenin olması ve İmralı tecridini böyle değerlendirmek gerekiyor. Kısacası Türk devleti, Kürtleri asimile etme hedefinden vazgeçmemiştir. Kürdistan'ın her yerine saldırılar yapmasının nedeni budur. Özgürlük Hareketi'ne yönelik olarak da yaptığı operasyonları bu çerçevede ele almak gerekiyor. Özgürlük Hareketi aktif olarak var olduğu sürece, Kürtleri asimile edemeyeceğini çok iyi biliyor. Her parçada Kürt Özgürlük Hareketi'ne saldırılar yapmasının nedeni budur. Ancak Türk devletinin, Kürtleri asimile etme şansı yüzde sıfıra inmiştir. Ulusal önderlik ve ulusal birliğin, bilincin olmadığı geçmiş yıllarda bile bunu başaramayan bir inkar sisteminin, şimdiki şartlarda Kürt gerçekliğini ve realitesini kabul etmekten başka seçeneği yoktur. Savaşta, saldırılarda, asimilasyonda daha fazla ısrar etmek, çözüme gelmemek Türkiye'yi bitirir. Gelinen aşamada, Türkiye ya demokratik ulus çizgisine gelir, Kürt sorununu çözer demokratik ve özgür bir ülke olur, ya da sonu Osmanlı gibi olur. Başka seçeneği kalmamıştır...

 

Kemal SÖBE

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html


TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR

ARAMA