“Olmak Ya da Olmamak” Tek Mesele Bu
Makaleler / 16 Ekim 2019 Çarşamba Saat 09:58
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Varlık ve yokluk olgusu üzerinde kurulan bu düzenin içinde var olma tercihini, verdikleri muazzam direnişle tarih sayfalarına yazdıracak olan Kürtler, yokluğu hiçe sayarak var olmak için kocaman yürekleriyle verdikleri direnişle destanlaşıyor.

Tarihin her sayfası Kürtlerin verdiği direniş ve isyanlarla doludur. Hiç bir zaman kendi direnişlerinden ödün vermemiş, hatta gün geçtikçe direnişlerini büyüterek bütün dünyaya örnek olmuş bir halktır. 1925 Şeyh Said, 1937/38′de Seyit Rıza, Dersim isyanı, 1921 Koçgiri isyanı ve daha sayamadığımız isyanlarla başlayıp PKK’nin direnişiyle zirveleşen ve Rojava devrimiyle zafere giden bir yolun yolcularıdır Kürtler.

Son 7 günde Kürtler üzerinde kurulan bir katliam senaryosuyla karşı karşıyayız. Bu katliam senaryoları tarihten kopuk değildir tabi ki. Senaristler ABD ve Rusya, oyuncular Fransa, Türkiye, AB, AP, Çin ve NATO’dur. Senaristler sahneyi kendilerine göre şekillendirerek oyuncuları sahneye çıkartma saati beklendi. Şimdi sahnenin kurulduğu yer ise Ortadoğu’nun en kadim halkı olan Kürtlerin topraklarıdır. Bu sahne her dönemde Kürtlerin alanlarında kurulmuş ve bunun üzerinden emperyalist güçler kendi hedeflerine ulaşmaya çalışmışlar. Bu gün ise aynı sahne yine Kürtlerin bulunduğu alanda kuruldu. Burada emperyalist ve faşist TC’nin unuttuğu ve gözden kaçırdığı şey ise güçlü bir direniş ve o sahnenin yerini değiştirebilecek tek bir gücün olduğu gerçeğiydi. Yani sahnenin yerini değiştirebilecek tek güç olan Kürtler.

Belli ki sahne kurucuları ve oyuncuları bunu hesaba katmamışlar. Tek hesaba kattıkları şey ise Kürt katliamıydı. Senaristler, yani ABD ve Rusya oyunu kendi kuralları içinde oynamaya başladılar. Herkes sahnede ve herkes ezberlediği sözcükleri söylemeye başlıyor. Evet herkes tekerleme gibi tekrarlıyor ezberlediklerini. TC figuran olarak sahneye çıkartılıyor. Rolü Kürtleri katliamdan geçirmek ve bir halkın yokluğu üzerinden kendi var etmeye çalışmasıydı. O sadece bir figurandı ona verilen rol buydu. Figuranların en önemli özelliği ise ihtiyaçlar doğrultusunda sahneye çıkmalarıdır.

Moğolların barbar zihniyetinin türevi olan Türk devleti, iki oyun kurucuları arasında figuranlık görevini yerine getirmek için Rojava’daki Kürtlere saldırıyor. Aslında saldırmıyor katliam yapıyor desek daha yerinde olacaktır. ABD-Rusya-İran arasında gidip gelerek ve her şeyi şantaj politikasına bağlayarak etkinlik kurabilirim anlayışı sonuç vermiyor artık. Nitekim Ankara zirvesinde Putin ve Ruhani’den işittiği azardan çok daha ağırını Amerika başkanı Trump’tan yemiş bulunuyor. Artık şantaj politikasının ve NATO’ya dayanma anlayışının da sonuç vermediği net bir biçimde görülüyor.

Çok açık ki, artık hiç kimse El Nusra ve Müslüman Kardeşler örgütlerinin akıl hocası olan Tayyip Erdoğan ile iş yapmak istemiyor. AKP-MHP faşist yönetiminin bataklığa saplandığını söyleyebiliriz.

Tayyip Erdoğan’ın “Güvenli Bölge Planı” açık bir ‘Kürt Soykırım Planı’ olduğu netleşmiştir. Erdoğan, bu plan kapsamında İdlib’de sıkışmış olan bir milyon DAİŞ ve El Nusracı çeteyi yerleştirebilmek için, burada yaşayan üç milyonluk Kürt toplumu soykırıma uğratmayı amaçlamıştır.  

Barbar TC devleti ve onu destekleyen sözde Ana Muhalefet partisi olan CHP’nin Güvenli Bölge” adı altında Kürtleri katletme senaryoları ise kursaklarında kaldı desek yerinde olacaktır. Çünkü Kürtler bütün dengeleri değiştirecek bir direnişle mucadelesine devam ediyor. Bu direniş karşısında Süper güç dedikleri Rusya ve ABD başta olmak üzere hegemonik güçlerin evdeki hesaplarıda çarşıya uymadı.

Ya da şunu diyebiliriz; Kürtler kendi alanlarında kurulan sahnenin dengesini sarsmış durumda. Şimdi o sahne Kürtlerin elinde istedikleri yere kurabilirler. Ama figuranlık rolünü üstlenen işgalci TC devleti, gittikçe bataklığa saplanıyor. Daha da saplanacak. Kendini senarist olarak görüpte figuran olduğunun bilincinde olmayan bir zihniyetin sonu her zaman bataklık olacağı kesindir.

Bataklığa saplanan ve o bataklıktan nasıl çıkacağını bilmeyen AKP-MHP ve Kürtlerin katliamlarına onay veren CHP’nin bitmişlik sendromunu yaşadıkları ise yaptıkları açıklamalar ve birbirlerine karşı ortaya koydukları tepkilerle de ortaya çıkmış vaziyette. Aynı şekilde dış güçlerin de sahnedeki rolleri değişmiş vaziyettedır. Ve bu dengeyi değiştiren tek güç ise Kürtler olduğu da kesinlik kazanmış durumdadır.

Shakespeare’in dediği gibi “Olmak ya da Olmamak” tek mesele bu. Kürtler tarihin her sayfasında yer aldığı gibi, bu sefer tarihi yazacak olan da Kürtler olacaktır.


Sara GULAN

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html


TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR

ARAMA