Türk Devletinin Sürekli Kabuk Patlatan Yarası İdlib
Makaleler / 25 Ağustos 2019 Pazar Saat 05:56
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Türk Devleti, Suriye’deki halkların devrimini baltalama hayalleri doğrultusunda Rusya ile anlaşmalar yapmış bu anlaşmalar sonucu Suriye’nin İdlib kentinde 12 gözlem noktası kurmuştu.

Türk Devleti, Suriye’deki halkların devrimini baltalama hayalleri doğrultusunda Rusya ile anlaşmalar yapmış bu anlaşmalar sonucu  Suriye’nin İdlib kentinde 12 gözlem noktası kurmuştu. Bu gözlem noktalarındaki temel amaç bölgeye sükuneti getirip, çatışmasızlık bölgesi yaratmaktı. İdlib’de birçok rejim muhalifi silahlı grup bulunuyor, bunlar HTŞ adında bir çatı oluşumu altında birleştirilmişti. Türkiye’nin bölgede konuşlandırılmaya izin verilmesi burada bulunan grupların Rusya’nın çıkarlarına saldırmaması ve rejimi tehdit edecek herhangi bir saldırıya girişilmeme şartıyla kabul edilmişti. Bununla ilişkili Türk Devleti ve Rusya ilişkilerinde iyiye doğru gitme emareleri nüksetmişti. S-400 füze sistemi almaya kadar ilerleyen bu ilişkiler, başladığı noktada tekrar karıştı.

Rusya ve Suriye rejim güçleri İdlib’e hava destekli yoğun operasyonlar gerçekleştiriyor. Bu durum Türk Devleti için elbetteki tehdittir. Türk Devleti o grupların orda bulunması sayesinde şu anda Suriye’de kalabiliyor. Kendisine bağlı, eğitip donattığı ve sonrada sahaya sürdüğü gruplara saldırı doğrudan Türk Devletine saldırıdır. Bu saldırıların son bulması adına geçtiğimiz günlerde 24 saat sürmeyen bir ateşkes imzalanmıştı. Ateşkes bölgede yeni gelişmelerin olduğu yönünde bazı görüşler ortaya çıkarmıştı ancak o görüşler mevcut dünya durumundan uzak hayalci görüşler olarak yerinde kala kaldı. Tabi bu görüşmelerin herhangi bir yeni gelişmeye kapı aralamayacağını  ve yine orta doğudaki siyasi karmaşa nedeniyle bi ihtimal anlaşma sağlanmıştır fikirleride kaleme döküldü. İdlib Türk devleti’nin ikinci proxy savaşı deneyimi oldu ve görünen o ki son da olacak.

 

Söz konusu bölge hemen dünyadaki bütün hegemon ülkelerin bulunmak ve söz sahibi olmak istediği bir bölge özelliğindedir. Hem zenginliği ve hem de Akdeniz’e yakınlığı ile İdlib konumu gereği bölgedeki politika da ve yürütülecek stratejilerde önem arz eden bir şehir. Bölgede söz sahibi olmak isteyen her ülke, İdlib’deki karmaşaya bir şekilde karışma eğilimi göstermiştir. Kimi açık açık kimi kapalı kapılar ardında bölge üzerine etkide bulunmak istemiştir. Türkiye, böylesi bir konuma sahip bir kentte, Rusya ve İran’ın  desteklediği Suriye Rejim’ine muhalif grupları koruma gibi bir eğilim gösterdi. 

 

İdlib’deki son gelişmelerde Türk Devleti destekli HTŞ grupları Rusya ve Rejim’in hava saldırıları ile ağır kayıplar veriyor, HTŞ gruplarının Efrin’den İdlib’e gönderdiği destek konvoyuda savaş uçakları tarafından vuruldu ve konvoy tümden imha edildi. Diğer taraftan Suriye Rejimi Han Şeyhun bölgesine operasyon düzenledi ve bununla birlikte Morek’teki gözlem noktası kuşatma altına alındı. Ayrıca Türk Devleti’nin gruplara destek amaçlı gönderdiği TSK konvoyuda hedef alınmış ve konvoyda 3 kişinin öldürüldüğü söylenmişti. Bunun üzerine Türk tarafı kınayıp Rusya’dan bir açıklama bekledi ve Rusya Devlet Başkanı Putin; ‘‘İdlib'in %90'ı teröristler tarafından kontrol ediliyor. Suriye ordusunun İdlib'i geri almak için yaptığı operasyonları bütün gücümüzle destekliyoruz.’’ Şeklinde bir açıklama yaptı.

 

Rusya’nın bu operasyonlarda ortaya koyduğu tavır ile Türk Devleti’ni gözden çıkardığını beklemek yakın bi ihtimal gibi dursada İdlib’de farklı dolapların döndüğünü söylemek pek abes kaçmaz. Rusya Tayyip Erdoğan’ı AB ve ABD’ye karşı elinde bir koz olarak tutmak isteyebilir. Bunu bulunduğu alanlardaki Türkiye etkisini asgarî düzeye indirgeyerek gerçekleştirmek isteyecektir. Geçtiğimiz hafta Türk Devleti Efrin’den göç eden sivil halkın bulunduğu Til Rifat bölgesine yoğun top atışları gerçekleştiriyordu ve bu bölge üzerine de bazı planlamaların yapıldığı bazı kaynaklarda geçiyordu. Yani o bölge üzerine yapılan hesaplar şu yönlü; İdlib’in büyük bir kısmı HTŞ’den temizlenecek ve bu bölgelerden çıkarılan gruplar Til Rifat’a ya da Rusya ve Suriye Rejiminin kabul ettiği bir bölgede konumlandırılacaklar. Tabi bunun doğru olmama ihtimalide bulunuyor, içinde bulunduğumuz süreci topluca göz önüne alıp kısa-öz bir cümlede bu durumu izah etmeye yönelirsek Suriye’nin hatta Rusya’nın bölgedeki Özerk Yönetim güçlerini karşısına almak istemeyeceği ve karşısına alarak tamamen ABD’ye yöneltmeyeceği açıktır. Türk Devleti mevcut durumda herhangi bir devlete sırtını dönebilecek bir pozisyona sahip değil. Yukarı tükürse bıyık, aşağı tükürse sakal deyim’i süreç doğrultusunda Türk Devleti’nin mevcut ilerleyiş biçimi için özettir.

 

İdlib’den Sonrası

Han Şeyhun beldesinin Rejim güçleri tarafından ele geçirilmesi ile birlikte İdlib’deki en stratejik beldeyi kaybeden HTŞ gruplarının bölgede tutunması zor. Ki bazı yerel kaynaklarda grupların yavaş yavaş İdlib’den kaçtığı ve Türk sınırlarına dayandığı belirtiliyor. Rusya ve Rejim bölgeye doğru hareket eden TSK ve HTŞ gruplarına ait konvoyu hava saldırıları ile engelliyor. AB kanadından saldırıları durdurma çağrısı yapıldı ancak Rus Ordusu’nun hava desteğiyle yapılan operasyon devam ediyor. Türk Devleti bu operasyonun durdurulması için bazı girişimlerde bulunsa da henüz bölgedeki operasyon gücünü tatmin edebilir bir taviz sunabilmiş değil.

Bu operasyonun, İdlib’in tamamen temizlenmesi ile sonuçlanması durumunda Türk Ordusunun bulunduğu Bab-Cerablus ve Efrin bölgeleride ateş hattına girmiş olacak. Suriye kanadında bu yönlü fısıltılar var ancak bu operasyonları gerçekleştirmesine Rusya izin verirmi bilinmez. Zira bu Türk Devleti’nin Dünya’da ve içerdeki prestijini aşırı sarsacak bir durumdur. Bu prestij sarsılmasının da bölgede gelişen 3. Dünya Savaşı’nın yeni boyutlarını yaşatabilecek ağırlıkta olacağı görülüyor. Bu durum elbetteki Türk Devleti’ni sıkıştırır ve Türk Devleti bu sıkışıklığı aşma girişimleri olarak diplomasi trafiğini arttırır. Dışişleri, İstihbarat Yetkililerinin gerek Rusya gerek Rejim ile gerçekleştirdiği görüşmelerden sonuç çıkmadı ve son radde olarak tavizci tüccar Türk Devleti Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan, Rusya devlet başkanı Vladimir Putin ile görüşme gerçekleştirmek için Rusya’ya hareket edecek. Görüşmenin içeriği elbetteki İdlib’dir ancak Tayyip Erdoğan’ın verebileceği tavizler nereleri ve neleri kapsıyor orası muamma.


Fırat ALİ

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html


TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.